banner407

Uşak Eğitim İş'in 24 Kasım Mesajı: 'Öğretmenliğin İtibarı Kalmadı!'
Eğitim İş Uşak Şube Başkanı Barlas İbrahim Batur yaptığı 24 Kasım Öğretmenler Günü açıklamasında öğretmenlerin çektiği zorlukları anlattı. Batur sitem dolu mesajında "öğretmenliğin itibarı kalmadı" dedi.

İşte Batur'un Öğretmenler Günü mesajı:

"Büyük Önder Atatürk’ün 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul etmesinin 84’üncü bu anlamlı günün öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmasının ise 32’inci yılında Başöğretmenimiz Atatürk’ü saygıyla anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz.

Bugün,“devlet eğitimden elini çeksin” diyerek, her fırsatta eğitimi özelleştirmeye, bilimsel-laik özünden kopartıp dinselleştirmeye ve öğretim birliğini kaldırmaya çalışan bir anlayış iş başındadır. Cumhuriyet ve laiklik ilkeleriyle kavgalı olan bu anlayış, eğitimi kamu hizmeti olmaktan çıkartıp, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının iş güvencesini elinden alarak “kölelik” düzenini kurmaya çalışmaktadır. Bu nedenle 700 binin üzerindeki eğitim emekçisi bu yıl da çözüme kavuşturulmayan sorunlar nedeniyle umutsuz bir bekleyiş içerisinde Öğretmenler gününü kutlamaktadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik ve sosyal statüsü en üst sıralarda olan öğretmenler, AKP iktidarı döneminde, itibarsızlaştırılmaya çalışılmış, açlık sınırına yakın bir ücrete mahkum edilmiştir. Dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı, Kasım 2012’de 3.492 TL olarak açıklanırken, bugün eğitim çalışanları ortalama 1750 TL almaktadır. Başbakan ve onun işletmeci Milli Eğitim Bakanı ise her fırsatta öğretmenleri aşağılamış, yaptıkları işi küçümsemiştir. Bakan Dinçer göreve gelir gelmez öğretmenlerin 3 ay tatil yaptıklarını, ilköğretim öğretmenlerinin yıllık 870 saatlerini okulda geçirdiklerini ve bu rakamın OECD ortalamasının 312 saat altında olduğunu iddia etmiş, öğretmenlerimizin emeğini değersizleştirmeye çalışmıştır. Aynı şekilde Başbakan, öğretmenlerin aldığı ücretin fazlalığından, çalışma saatlerinin de azlığından şikayet ederek, öğretmenlere ne kadar değer verdiklerini göstermişlerdir.

Oysa, Türkiye‘deki öğretmenler, OECD ülkeleri ile kıyaslandığında, toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları açısından oldukça geri durumdadır. OECD‘nin “Bir Bakışta Eğitim Raporu 2012”ye göre Türkiye‘deki öğretmenler, diğer ülkelerdeki öğretmenlere göre çok daha fazla çalışmaktadır. Ülkemizde öğretmenin yıllık zorunlu çalışma süresi 1816 saat iken, OECD ülkelerinde, bu süre ortalama 1675 saattir. Türkiye’de öğretmenler, OECD ortalamasından her yıl yaklaşık 140 saat daha fazla çalışmakta; söz konusu fazla çalışmaya karşılık, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha düşük ücret almaktadır. Türkiye’deki öğretmenler daha çok çalışmalarına rağmen, Avrupalı meslektaşlarının yaklaşık dörtte biri kadar maaş almaktadır.

OECD Ülkelerinde Öğretmenlerin Toplam Zorunlu Çalışma Saatleri

İskoçya 1365
İspanya 1425
Portekiz 1456
Çek Cumhuriyeti 1696
Hollanda 1659
Danimarka 1680
Almanya 1793
İzlanda 1800
İsveç 1767
Türkiye 1816
OECD Ortalaması 1675
Kaynak: OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporu,

Türkiye`de eğitim sisteminin yıllardır çözülmeyen sorunları, öğretmenleri diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla olumsuz etkilemektedir. Siyasi iktidarın apar topar hayata geçirdiği 4+4+4 eğitim sistemi nedeniyle 30 bini sınıf öğretmeni olmak üzere, 68 bin öğretmen norm fazlası durumuna düşmüştür. Okulların açılmasına rağmen görev yerleri belli olmayan binlerce öğretmen, Bakanlık tarafından kendi istekleri dışında görevlendirilmekte, yıllarca görev yaptıkları okullarından ve öğrencilerinden uzaklaştırılarak branş değişikliğine zorlanmaktadır. Branşlarını değiştiren 10-15 yıllık sınıf öğretmenleri yeni alanlarına uyum sağlayamamaktan şikayet etmektedir. Öğretmenlerin mağduriyeti sadece bununla sınırlı kalmamış özür grubu atamalarının yılda bir kez yapılması yaşanan sorunları daha da derinleştirmiştir.

4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte öğretmenlerin çalışma yükü daha da ağırlaşırken, öğretmenler okullarda çok sayıda angarya işi yapmak zorunda bırakılmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrenci velileri ve öğrencilerin şikayetlerini dinlemek üzere kurmuş olduğu Alo 147 hattı, Bakanlığın öğretmenleri itibarsızlaştırma ve haklarında soruşturma açma kanalı olarak kullanmaktadır. Alo 147 hattına öğretmenlerimiz hakkında her gün yüzlerce isimsiz şikayet ulaşmakta ve bu şikayetler idareler tarafından ciddiye alınarak soruşturma işlemleri başlatılmaktadır. Savunma hakları ellerinde alınan öğretmenler ve okul idarecileri üzerinde baskı oluşturularak daha itaatkar olmaya zorlanmaktadır. Ayrıca hattın hizmete girmesiyle birlikte öğretmene yönelik şiddet olayları da artmıştır.

Öte yandan, 300 binin üzerinde öğretmen adayı atama beklerken, ataması yapılmadığı gerekçesiyle intihar eden işsiz öğretmenlerin sayısı ne yazık artmaktadır. Durum böyleyken, Milli Eğitim Bakanı`nın ataması yapılmayan işsiz öğretmenleri "yem bekleyen güvercinler" olarak nitelemesi vahimdir.

AKP’nin 10 yıllık iktidarı döneminde eğitim fakültelerinin sayısı 63’ten 97’ye ulaşırken nitelikli öğretmen yetiştirme politikaları terk edilmiş, öğretmenlik mesleğinin standartları düşürülmüştür. Bu eğitim fakülteleri arasından köklü birkaç fakülte dışında 4+4+4 eğitim sistemine yönelik görüş dahi bildirilmemiştir. Sözkonusu fakültelerden yetişecek öğretmenlerin bilimsel, cumhuriyetçi eğitimin sorumluluğunu alamayacakları açıktır.

Öğretmenler Günü nedeniyle, iktidar sahipleri, hamaset kokan, duygu sömürüsü yapan, sözüm ona öğretmenliği ve eğitimi yücelten pek çok söz söyleyeceklerdir. Bizler, eğitim çalışanları olarak, artık bu boş sözlere karnımızın tok olduğunu söylemek istiyoruz!

Eğitim-İş olarak;
Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını, 
Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmasını, 
Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmesini, 
Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmasını, 
Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmesini, 
Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmesini, 
Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmasını, 
Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz!

Bu öğretmenler gününde Başöğretmen Atatürk’ü ve Cumhuriyet’in ışığını taşıyan bütün öğretmenleri saygı ve minnetle anıyor, tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kasım erdal 6 yıl önce

utanmasanız öğretmen evinden çıkmadan maaş isteyeceksiniz.
siz nasıl bir millettensiniz?
İTİBARI YİTİTTİREN KİM ACABA ?**

Avatar
senem 6 yıl önce

Tüm sorunlarımızı dile getirdiğiniz için teşekkürler.Bu arada KASIM ERDAL isimli arkadaş sana söylenecek tek bir sözüm olacak "yazıklar olsun".Seni yetiştiren tüm öğretmenlerinin yazdığın yazıyı okumasını isterdim.

Avatar
kasım erdal 6 yıl önce

senem hanım beni yetiştiren öğretmenler her zaman insanlarla iç içe idi
hala da öyle

şimdiki öğretmenler öğrencilere acaba ne veriyo verseler herkes dershanede olmaz
bir gün beraber öğretmenevine gidelim bir lokale çıkalım öğretmenlerini gör okey