Endişeye mahal yok; FETÖ bitecek yeni bir METÖ falan da hortlamayacak!

13 Ağustos 2016, 13:59
Endişeye mahal yok; FETÖ bitecek yeni bir METÖ falan da hortlamayacak!

Terhisime bir ay kala ve bir an önce bizzat orada olup siyasetin ve basın dünyasının tozunu yerinde yutmak için sabırsızlandığım şu günlerde, öncelikle Bursa'dan selam ve saygılar göndererek başlamak istiyorum yazıma. Geçtiğimiz günlerde, bu güne dek öngörülerinin tamamına yakınına çıktığının tanığı olduğum ve öğrencilik yıllarımdan itibaren, birlikte mesai paylaştığım Nurullah Çavuşoğlu'nun kaleminden yayına giren "Daha FETÖ bitmeden, birileri METÖ mü kuruluyor yoksa?" başlıklı makalesindeki katıldığım bir çok yönü olmasıyla birlikte itirazım olan ve aynı düşünceyi paylaşmadığım hususları dile getirmek için, bu yazıyı acilen kaleme almaya ve yayınlanmasını sağlamaya ihtiyaç duydum. Aslında başka bir yazım vardı daha önce hazırladığım ama aciliyetine binaen bu yazıya öncelik verilmesini rica ediyorum Vedat Orhan kardeşimden. 

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Nurullah Çavuşoğlu'nun bahse konu yazısında bahsettiği Nakşibendilik ve türevleri ile ilgili sözlerine kesinlikle katılıyorum ve Nakşibendilik ve türevi cemaatlerin içindeki bazı kesimlerin aptalca bir mantıkla, ellerini ovuşturarak paralelden boşalan yeri doldurmak için heves içerisinde olduğunun elbette bende farkındayım. Ayrıca Çavuşoğlu'nun bahsettiği, Uşak'taki Menzil yapılanmasının gerçekleştirdiği pek çok yolsuzluk ve usulsüzlüğe getirdiği eleştirilere kesinlikle katıldığımı belirtmekte isterim. Özellikle Uşak'taki Sağlık Müdürlüğünde kokmuş et skandalı başta olmak üzere pek çok iş ya da icraat da Menzil yapılanmasına rant sağlamak maksadıyla insan sağlığı ile oynamak dahil, akla hayale gelmeyecek inanılır gibi olmayan usulsüzlük ve yolsuzluğa imza atıldığına bizzat tanığım, Gerek Sağlık Müdürlüğünde ve gerekse de Belediye'de, Menzil cemaatinin çıkarları için yapılan usulsüzlük ve yolsuzlukları ve kadrolaşma faaliyetlerini bizzat ortaya çıkarmış ve pek çok haberin altında bizzat imzası olan bir gazeteci olarak, Çavuşoğlu'nun endişelerinin yersiz olmadığını söyleyebilirim. Yine aynı yazısında, tarih boyu Türklüğe ve Türk Milletine ihanetleri çok açık seçik ortada olan İngilizlerce kurulmuş ve Türk topraklarında gözü olan Milletlerin kontrolünde hareket ettiğine inandığım Nakşibendilik ile ilgili eleştirilerinin de tümünün altına hiç çekinmeden imzamı attığımı belirtmek isterim. 
 
Peki Mustafa, senin Çavuşoğlu'na katılmadığın noktalar neresi ya da öngörü ve fikirlerin yazının neresinde Çavuşoğlu ile ayrışıyor, sorusuna şimdi yanıt vereceğim. Bir önce yazdığım son iki yazımda sizlere bahsetmiştim Cahan ile münasebetlerimizi. Bu yüzden o kısmı geçerek konuya giriyorum. Hatırlayacağınız üzere 17/25 Aralık sonrası paralel operasyonun neden çok yavaş ilerlediğine ve hükümetin halkı inandıramadığına ilişkin şahsımla birlikte verdiği bir mülakatta Nurullah Çavuşoğlu; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın paralelle mücadeledeki samimiyetinden emin olamamakla birlikte samimiyse bile yalnız bırakıldığını düşündüğünü söylemişti. Özellikle dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın kesinlikle samimi davranmadığını düşündüğünü belirterek, bunun bir yansıması olarak da gerek Belediye Başkanı Nurullah Cahan'ın, gerek Ak Parti İl Başkanı Servet Kuş'un ve gerekse dönemin Valisi Seddar Yavuz'un paralel operasyona bırakınız katkı sunmayı, tam tersine çalışmaları yavaşlattıklarını düşündüğünü söylemişti. Hatta Servet Kuş ve eşiyle ilgili bir takım dedikodular olduğunu ve Belediyedeki paralel yapının olduğu gibi yerinde durduğunu ve yolsuzluk iddialarının Cahan tarafından bırakınız araştırılmasını örtbas edildiğini düşündüğünü bile söylemişti. 

Maksadım yalnızca o konuşmayı hatırlatmak değil, aynı zamanda yazımda farklı pencerelerden bakma imkanını sizlere sunmak. Yine aynı konuşmasında Çavuşoğlu; Hasan Sabbah örneğini vererek, Cumhurbaşkanı boşa Sabbah benzetmesi yapmıyor bu Fetullah Gülen'e demişti hiç unutmuyorum. Sabbah'ın adamlarının da intihar eylemleri yaparak, çok sayıda kişinin ölümüne sebep olacak terör faaliyetleri yürüttüğünü, Sabbah'ın da devrin hükümdarının en yakınına adam yerleştirmeyi başardığını ve Hükümdarın en güvendiği adamlarının bile Sabbah'ın adamları çıktığını hatırlatmıştı. Yani Tayyip Erdoğan'ın da en güvendiği ve en yakınındaki isimlerin "Devrin Sabbah'ının Adamı" olabileceğini ima etmişti. Yine o konuşmasında Cahan'la, Ali Erdoğan'ın anlaşmış olduklarını hatırlatarak, ne Cahan kafasına göre Ali Erdoğan ile anlaşabilir Menzile sormadan nede Ali Erdoğan Cahan'la anlaşabilir Fetullah'a sormadan. Bana göre bu anlaşma yukarıdaki bir anlaşmanın neticesinde Uşak'ta da gerçekleşebilmiştir demişti. Elbette o zamanda bu sözleri bir tahmin ya da öngörü idi bugünde hala öngörü olarak hafızamda durmakta. Ama Sayın Çavuşoğlu'nun bu öngörülerini doğru kabul edecek olursak yani Cahan Ali Erdoğan anlaşmasının ki seçimlere bir hafta kala ilan edilmişti hatırlarsanız, o halde bu anlaşma Gülen Menzil anlaşmasının bir tezahürü de elbette olabilirdi. 
 
Şimdi bu röportajda Çavuşoğlu'nun ortaya koyduğu gerçeklere ve bilgilere dayalı teori ya da öngörüleri ışığında devam edecek olursak, Tayyip Erdoğan'ın, bu röportajdan sadece bir kaç ay sonra, Davutoğlu'nu görevden aldığı ve gerekçe söylemediği gerçeğini ve Davutoğlu'nun paralel operasyonda Erdoğan'ı yalnız bıraktığı için görevden alınmış olabileceğine yönelik yorumların, ulusal çapta da yapıldığını düşünürsek, Erdoğan'ın aslında samimi olduğunu görebiliriz. Elbette ki Erdoğan'ın samimiyetine güvenebilmek için tek dayanağım bu değil. Erdoğan artık BOP işini rafa kaldırmış gibi görünüyor ve Rusya Suriye ekseninde dış politika üretmek derdinde olduğunu ortaya koyar nitelikte bir takım somut adımlar atıyor buda bir hakikat. Rus uçağının düşürülmesi hadisesinden haberinin olmadığını söyleyip özür dileyen Erdoğan'ın, hiç bir gerekçe söylemeden palas pandıras görevden aldığı eski Başbakan Davutoğlu'nun Rus uçağı düştüğü esnada yaptığı kabadayıvari, ortamı gerecek nitelikteki açıklamalarını da hatırlarsak, pazılın parçalarını yavaş yavaş birleştirilmiş oluruz diye düşünmekteyim. Bu gün paralel operasyonun süper bir hız kazandığı gerçeğini görmezden gelemeyiz ki, bu hususta Çavuşoğlu bile memnuniyetini defaatle ifade etti ve artık 17/25 Aralık sonrası gibi görmüyor süreci ve artık paralel operasyona tiyatro demiyor ve bu sefer bence oda inanıyor operasyonun ciddiyetine. Zaten bunu hem Facebook hesabından hem de sitemizden yaptığı açıklamalarla da açıkça dile getiriyor malumunuz. 
 
Çavuşoğlu'nun dile getirdiği ve kendince haklı olduğu endişesi Menzil ya da başka bir grubun paralelcilerden boşaltılan kurumlara ya da siyasi makamlara yerleştirilmesi. Ama bence böyle bir endişeye mahal yok. Çünkü Erdoğan bu tehlikenin de eminim farkındadır ve bahsi geçen bütün grupları olması gereken mecraya çekerek siyasetten ve devlet idaresinden yavaş yavaş el çektirecektir diye düşünüyorum. Elbette ki oy kaygısı ya da farklı politik kaygılar göz önünde bulundurulduğunda savaş açmasını beklemek doğru olmayabilir. Ama görünen o ki Erdoğan müsaade etse bile bundan sonra Türk Devletinin yetkilileri ve Millet başka bir cemaatin siyasallaşarak Devlet yönetiminde söz sahibi olmasına müsaade etmeyecek. Kaldı ki Erdoğan böyle bir riski yeniden alacak bir politikacı değildir diye düşünüyorum ve Nakşibendilik ile açıktan savaş açmasa bile Nakşibendilere eskisi gibi yüz vermeyeceğini düşünüyorum. Bence acele etmeden toleranslı davranarak bir şans daha vermek zorundayız. 

Elbette ki ne Cahan, nede Ak Partinin Uşak bazındaki politikacıları, bu tolerans fırsatını imza attıkları pek çok usulsüz iş ve despotça davranışları ile kaçırdı. Ama bence Ak Parti Sayın Erdoğan'a topyekün kulak verirse bu sıkıntıdan ülkeyi kurtararak salimen seçimlere götürebilir ülkemizi. Demokrasinin önemini anlamamız ve idrak etmemiz ayrıca birbirimize olan ihtiyacın farkına varmamız ve birbirimize daha tahammülkar davranıp, artık hakaretamiz sözlerle birbirimizi eleştirmekten kaçınmamız gerektiğini, sanırım hem milletimiz hem de özellikle siyasilerimiz anlamıştır. Bundan böyle bana sorarsanız her hâlükârda güzel günlere yelken açacağız ve ümitvar olmalıyız. Zaten üç lider üçü bir araya geldiğinde bile milletin sadece %2.5 gibi sığ bir kesimini toplayabiliyor. Milleti meydanlara dökmek için oluşan bu çok müsait ve olumlu şartlara rağmen, milyonları bütün Türkiye'de meydana dökemediğini görmüştür sanırım. Yani aslında siyasilerimizin millet nazarındaki kredi limiteleri neredeyse yok olmuş ve bence demokrasiye düşkünlüğü ortada da olsa bu aktörlerle yürüyecek sanal bir demokrasiyi milletimizin istemediği de aşikar olmuştur diye düşünüyorum.  Yani Millet artık cemaatlerin yetiştirdiği tiyatrocuları değil kendi yetiştirdiği öz evlatlarını görmek istiyor siyaset sahnesinde. Politikacı değil saiyasetçi görmek istiyor. Yalanları değil doğruları dinlemek duymak istiyor.
 
Sayın Cumhurbaşkanımızın Muaviye'nin kendisinin dördüncü halife olduğunu, yani Hazreti Osman'dan sonraki halife olduğunu ilan için kullandığı bir işaret olarak bildiğimiz ve günümüzde adını Rabia işareti yaparak BOP esnasında Ortadoğu'da kullanılan dört parmak işaretini yapmış olması, bana göre de hiç de tasvip edilecek bir davranış değildir. Bunu söylemek durumundayım. Yani Esat ile ve Putin ile anlaşmak istiyorsanız ve samimiyseniz bu türden işaretlerden kaçınmalısınız. Ayrıca o işaret siyasi bir işarettir kabul edilse de edilmese de ve ülkenin Cumhurbaşkanı'nın gelinen bu noktada, kendini siyasetten izole ederek Cumhurbaşkanı gibi davranması elzemdir ve zaruridir diye düşünmekteyim. İktidarı muhalefeti ile bütün politikacılara eşit davranan ve Devletin zirvesinde olduğunun farkında o sorumluluk bilinciyle davranan bir Erdoğan, ülkemizi bu düştüğü badireden kurtarabilir. Daha doğrusu ülkeimizi bu düştüğü badireden kurtaracak kadroların işbaşına gelmesine öncülük ederek bu güne dek yaptığı hataları affettirme imkanı bulabilir.

Bu arada Rabbim ve Milletim beni affetsin duasında samimi olduğuna inanarak duasına da her ne kadar Çavuşoğlu amin demese de bende şahsen "amin" diyorum. Hatasız kul olmaz bakın ben bile Cahan'ı bir köşe yazımda övme gafletine düşmüştüm seçilmeden önce ve özür diledim. Ne yapabilirim ki; şans tanıdık ama o şansı kullanamadı. Allah'tan biz ilk altı ay içinde sınırlı ve kerhen de olsa şartlara bağlı olarak Cahan'a verdiğimiz desteğin hata olduğunu fark ettik ve hemen geri adım attık da suç ortağı olmadık. Ama sizde takdir edersiniz ki; Fetullah Gülen kendini gizleyebilmek hususunda, Cahan'a göre çok daha kabiliyetli ve ülke yönetimi ile belediye yönetimi arasında karlı dağlar gibi farklar var. 

Son cümle olarak Allah bizlere doğruyu buldursun ve doğruda birlik olmamızı sağlasın diye dua ederek herkese saygılar gönderiyorum.



          

banner278

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 7 yorum mevcut

    • Delican 4 ay önce yorumlandı

      amin

    • kesin ve net 4 ay önce yorumlandı

      cahan ve uğur çanlı dinlenme tesisleri için eşyalarınızı toplayın.tatile çıkıyorsunuz

    • üniversiteye bakılsın 4 ay önce yorumlandı

      buradaki badem neden halen görevde?

    • Genclik kol... 4 ay önce yorumlandı

      sirada menzilciler var ...

    • bunu kim koruyor? 4 ay önce yorumlandı

      bu badem bıyığı kim neden koruyor? şimdi bir insan ben gülenci değilim derken etrafına gülenci kim var kim yok topluyorsa bunun izahı nedir peki? atamalara bir bakılsın, her şey ortada. bu badem bıyık kendi kendine hallenip ankaraya benim kurumumda parelel yoktur diye rapor göndermedi mi? peki o kadar personeli neden açığa aldı? gülen cemaatine hakaret ediyor diye soruşturma açtırdığı kişiye şimdi gelmiş sen paralelsin diye açığa alıp soruşturma açıyor. bu nasıl bir kişilik. bu neden korunuyor? bunu koruyan da paralelci olmaz mı?

    • badem bıyık 4 ay önce yorumlandı

      her yerde bu badem bıyığın tanzanya da paralel kankaları ile fotoları dönüyor, olmadık insanlar yüksek mevkilerde göz altına alınıyor lakin bu badem bıyık kalkıp paralel mi değil mi diye komisyon kuruyor bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. bunun aldığı personele bir bakılsın yanındakiler yardımcıları falan gülen cemaatinden mi değil mi?

    • alaattin 4 ay önce yorumlandı

      hatanında bir sınırı vardır. bile bile körü körüne fetoyla kol kola herşeyi ortak yap fetoyu her konuda büyüt besle,her kurumu fetoya teslim et,yediğin içtiğin ayrı gitmesin vs vs. ondan sonrada çık kandırıldıuk de.ulan sen çocukmusun devletmi yönetiyorsun.dedem o ki bu hata değil buz gibi ihanettir.

    TÜM YORUMLAR
    banner317
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner275

    banner316

    Haberler Haberler