Gadir-i Hum nedir; Halifelik kimin hakkıdır? Gadir-i Hum Bayramınız Mübarek Olsun!

20 Eylül 2016, 09:12
Gadir-i Hum nedir; Halifelik kimin hakkıdır? Gadir-i Hum Bayramınız Mübarek Olsun!
Nurullah Çavuşoğlu
Bugün İslam dünyasının pek bilinmeyen ama aslında en bilinmesi gereken mevzusu olan Halifelik bahsine değineceğim, belki de haddim olmayarak ama Türkiye'nin ve İslam Aleminin geldiği noktada söyleyeceklerimin, insanımızda oluşan zihin bulanıklığının giderilmesi bakımından önemli şeyler olabileceğini düşündüğüm için cesaret ve cüret ettim. Az sonra kuracağım cümleyi kesinlikle bir taasub içerisinde söylemediğimin bilinmesini isterim. Tamamen az sonra izah edeceğim ilmi ve tarihi dayanaklara istinaden rahatlıkla söyleyebilirim ki; İslam dünyasının Hulefai Raşidin'i falan yoktur. Halifelik yalnızca İmam Ali'de, Ondan sonra gelen İmamlarda (12 İmam) kalmıştır ve 12 İmamdan sonra da Onların döneminde de Halifeyim diyen çok büyük bir hata yapmış kendisine ait olmayan ve asla sahip olamayacağı bir makamı işgal ettiğini zannetmiştir.

İddialı cümleleri ardarda kurup sizi yormamak adına izahlarla birlikte gitmeyi yeğliyorum. Halife nedir? Halife, Allah'ın ve de Rasulullah Efendimiz (asv)'ın yeryüzündeki temsilcisidir ve vekalet edenidir, bizim inancımıza göre. Biz halk olarak karar veremediğimiz hususları Halifeden sorar ve O'nun cevabını doğru kabul ederiz. Zira Halifelik bizim inancımıza göre Halifeye bizzat Allah tarafından verilmiştir. Ne demek Allah'ın bizzat halifelik vermesi? Ehli Beyt'in gözbebeği ve lideri, insanlığın kurtarıcısı Allah'ın Habibi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (sav) Veda Haccı sonrasında Gadir-i Hum denilen bölgede, Allah'ın kendisinden sonra halife olarak Ali Efendimizi seçtiğini bizzat söylemiştir. Üstelik onbinlerce sahabenin tanıklığında bu ilan gerçekleşmiştir. 

Üstelik bu ilanı Şia kaynaklarında okumadım ben, Sünni kaynaklarından okudum. Her ne kadar konuyu yeterince derinlemesine ele almamış olsada sünni kaynaklar, en azından Veda Haccı dönüşü Peygamber (as) Efendimizin "Ben kimin mevlası (Sahibi ve Efendisi) isem Ali onun mevlasıdır" buyurduğunu tam bir ittifakla kabul etmişlerdir. Hakim Tırmizi, Buhari, Müslim gibi en sağlam kaynaklar olarak kabul edilen sünni kaynaklar başta olmak üzere 200'den fazla kaynakta bu Hadisi Şerif aynen böyle geçmektedir ve diğer kaynakların hepsi de bu hadisi şerif böylece geçmektedir. Lakin bazı internet siteleri mevlası sözünün yanına "dost" kelimesini parantez içinde yazarak bir algı oyununa yönelmektedir ve ben bunu Muaviye denen köpeğe Hazret diyen anlayışın kasıtlı olarak yaptığını düşünmekteyim. Oysa ki; "Mevla" ne demek hepimiz biliriz; Mevla bizim Allah'a atfettiğimiz bir isim ya da sıfattır. Elbette içinde dost manasını da barındırıyor olabilir ama çok açık ortadadır ki mevla; Melik ve Malik anlamında yani sultan efendi ve sahip  anlamında kullanılmıştır. Kaldı ki bizzat Allah'ın ayetle sevmeyi Müslüman olan herkese farz kıldığı Hz. Ali için böyle bir ilana da lüzum yoktur. Yani Ali'yi dost edinmenizi tavsiye ediyorum demiyor, emir kipi ile ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır diyor Peygamberimiz.

Madem bizzat Rasulullah Efendimiz (as) halifeliği İmam Ali'ye verdi, o halde bunu Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer vs sahabenin büyükleri bilmiyor muydu? Evet biliyorlardı. Peki o halde neden o makama başkalarının oturmasına göz yumdular? Bir kere şunu söyleyeyim ki; Hz. Ali göz yummasa şayet hiç kimse göz yummazdı, yumamazdı; emin olun. Hz. Ali Efendimiz; Peygamber (AS)'ın vefatının ardından yine Peygamberin vasiyeti gereği defin işleri ile meşguldü. Bu sırada Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Ebu Ubayde ve Ensar'dan (yani Medinelilerden) bir grup sahabe, kendi aralarında gerçekleşen bir sözde seçimle beraber; Hz. Ebubekir'i güya halife tayin etmişlerdir bu durum Kütüb-i Sitte'de hilafet bahsinde detaylıca anlatılmaktadır, dileyen Google'dan sorgulayarak bile gerçeğe erişebilir. Sözde seçim dedim çünkü Muhacir'den yalnızca Üç kişinin olduğu ve Ensarın sadece bir kısmının hazır bulunduğu yani halkın büyük çoğunluğunun haberinin bile olmadığı bir seçim sözde seçimdir. Oysa ki Halife; Gadir-i Hum gününde, bizzat Allah tarafından Hz. Ali olarak nasp edilmiş ve Rasulullah Efendimiz (as) tarafından da ilan edilmişti. Yani kimsenin ama hiç kimsenin reyi ile halife seçme hakkı yoktu. Müslümansak ve Rasulullah'a inanmışsak seçime götürmeden Ali'yi halife ilan etmeliydik, illaki seçim oluyorsa da hiç değilse Hz. Ali'nin seçime götürülen adaylar arasında yer alması gerekiyordu. 

Ama malesef büyük bir gaflet örneği gösteren sahabenin bir kısmı böylesi talihsiz bir karara kendi aralarında imza atmıştı. Daha sonra da bu işi bütün sahabeye ilan ederek ortalığı adeta fitneye boğmuşlardı. Hatta Hz. Ali Efendimizin, Hz. Ömer Efendimiz durumu kendisine anlattığında; "yazıklar olsun size, daha Rasullah'ın naaşı yerde iken ve ben defin işleri ile uğraşırken siz nelerle uğraşmışsınız" diye sitem ettiğini, bizzat Hz. Ömer'den naklediyor yine sünni kaynaklar (Kütüb-i Sitte dahil 200'den fazla sünni hadis kaynağı bu gerçekleri bütün açıklığı ile yazar aslında). Malesef 6 ay boyunca çalkantılı dönemler yaşanmış ve sonrasında Hz. Fatıma Annemizin vefatının ardından İmam Ali Efendimizin de Ebu Bekir'in melikliğine razı olduğu kaynaklarda bahsetmektedir. Dikkat ederseniz melikliğine dedim çünkü Hz. Ali Efendimizin; Hz. Ebu Bekir dahil hiç kimseyi, halife kabul edip ona biat etme şansı yok. Çünkü Halife kendisidir ve Allah'ın kendisine verdiği bir vazifeyi ya da hakkı Hz. Ali Efendimiz asla paylaşamaz.  

O halde Hz. Ebu Bekir Hz. Ömer ve Hz. Osman Hazreti Ali Efendimize haksızlık etmiş olmuyorlar mı? El cevap kesinlike evet, ayrıca bu haksızlık sadece İmam Ali'ye değil aslında bütün İslam alemine hatta insanlığa karşı işlenmiştir.Peki ama nasıl olur böyle büyük sahabeler böyle büyük bir hataya düşerler? İşte burası mukadderat diyebiliriz. Yani kader gereği böyle davranmış olabilirler diyebiliriz, zira bu davranışın gerçekten de hiç bir mantıklı izahı yok. Peki o zaman Muaviye'den farkları yok muydu bu sahabelerin? Tabi ki de bunu söyleyemeyiz. Çünkü her şeyden önce Hz. Ebubekir de, Hz. Ömer ve de Hz. Osman da Hazreti Ali'nin özel dostlarıydı. Aralarında çok özel yakınlıklar vardı ve Ebu Bekir ve Ömer Peygamber (as)in kayın pederleri, Osman ve Ali de damatları idi (Bir farkla ki Fatıma Anamız Hazreti Ali Efendimize nasip olmuştu) 

Demem o ki; bu insanların her biri ayrı bir zirve ve bizim onların dünyalarına girme şansımız yok. Ayrıca Hazreti Ali Efendimiz bu insanlarla savaşmamıştır ama Muaviye ile savaşmıştır. Yani onun melikliğine de rıza göstermemiştir. Kaldı ki Muaviye kendini çoktan 4. Halife olarak atamıştır ve cahil bir topluluğa kabul ettirmiştir bunu. Hazreti Ali Efendimiz ve sonrasında gelen İmam Efendilerimiz ise tamamen Allah'ın muradının ne olduğunu anlamaya çalışmışlar ve bu muradın gerçekleşmesi için mücadele vermeyi Saltanat kavgası vermeye yeğlemişlerdir.

Peki o zaman bu mezhep imamlarımızda mı görmedi bu gerçekleri? Elcevap gördüler. Çok az insan bilir ama bizim mezhep imamımız olarak adı geçen İmamı Azam Ebu Hanefi hazretleri, Hazreti Hüseyin Efendimizden sonraki üç İmamı da görmüş (İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır ve İmam Caferi Sadık) ve üçüne de biat etmiştir. Ayrıca İmam Caferi Sadık Efendimiz ile birlikte Emevi'ye karşı mücadele vermiş, Emevi (Muaviye'nin kurduğu sözde İslam Devleti) ile verdiği mücadele sonucu Emevi Devletinin yıkılmasında ciddi pay sahibi olmuştur. Yani Muaviye zihniyeti ile savaşmış ve Ehli Beyt taraftarı olmuştur, hemde açık açık. Daha sonra Abbasilerin kurduğu devlet de sözünü tutmayıp İmamı Caferi Sadık'a tavır alınca, Ebu Hanefi Hazretleri Abbasilere de siyasi savaş açmıştır. Nihayetinde Abbasiler Ebu Hanefi'ye Adalet Bakanlığı teklif etmişler kabul etmeyince de Abbasi Halifesinin emrine itaatsizlik suçundan tutuklayıp cezaevine atmışlardır. Zaten de Ebu Hanefi'yi cezaevinde katletmişlerdir. Yani demem o ki Mezhep İmamımız İmamı Azam ömrünce Ehli Beyt davası uğruna savaşmış ve yine Ehli Beyt İmamları uğruna şehit düşmüştür. Kaldı ki asla Mezhep İmamlığı vs iddiasında bulunmamıştır sağlığında. Nasıl olurda sizce yıkılması için mücadele verdiği Emevi Devletini meşru kabul etmiş olabilir.

Hanefilik Mezhebinin Ebu Hanefinin Ölümünden yıllar sonra talebelerince kurulduğu bilinnmektedir. Yine tıpkı İmamı Azam lakabı verilen Ebu Hanefi gibi, İmamı Şafi ve İmam Ahmet Bin Hanbel de yani 4 Hak Mezhep diye dayatılan sünni mezheplerin kurucusu olan kişilerde, sağlıklarında asla böyle (Mezhep İmamlığı vs gibi) iddialarda bulunmadıkları gibi her fırsatta Ehli Beyt'e olan bağlılıklarını ilan edegelmiş olan büyük alimlerimizdir. İmam Şafi nin de İmam Ahmet Bin Hanbelinde Ali'yi sevmek Şialıksa bizlerde Şiayız dedikleri pek çok sünni kaynakta bahsedilmektedir. Bir dipnot; bütün Mezhepler (4 Mezhebin hepside) Mezhep İmamlarının ölümlerinden yıllar sonra kurulmuştur. Bu bağlamda aslında Halifelik ile İmamet ayrılmaz bir bütün olmasına rağmen Muaviye ve sonrasında Ehli Beyt İmamlarına rağmen Halifelik taslayan Devlet reisleri malesef olagelmiştir. Ancak hiç birisi de asla meşruiyetlerini kabul ettirememişler, İslam aleminin tümünü kendilerine ram edememiş, cihanşümül bir halifelik kabul ettirememişlerdir.

Hatta günümüzde Mısır'dan ithal ettiğimizi sandığımız 4 parmak ya da Rabia işaretinin çıkış noktası o tarihtedir ve Muaviye'nin kendisini 4. Halife olduğunu göstermek maksatlı 4. Muaviye diye türetilmiştir. Yani Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman'ın durumu ile Muaviye'nin oğlu Yezid'in ve onlardan sonra Halifelik rüyası görüp bu iddiayı sürdürenlerin durumu elbetteki çok farklıdır. Bize düşen bu noktada Hz. Ali ve Hz. Ebubekir, Ömer ve Osman Efendilerimizin kendi hesaplarını kendi aralarında görmelerini yeğlemek ve onların arasına girmeye kalkmamaktır. Düşünsenize iki iyi dost birbirine güceniyor da biz sıradan iki dostun bile aralarına giremiyoruz. Bu insanlar üstelik her konuda zirve insanlar. Doğrulukta zirve, sadakatte zirve temizlikte zirve edepte zirve adalette zirve olmuş insanlar. Yani son derece kemal bulmuş insanlar ve bunların arasında en kemal bulmuşu da hiç şüphesiz Hazreti Ali ve hepsinin üzerinde Rasulullah Efendimiz (as) var, üstelik çok samimi dostlukları var. Bu yüzden biz o dünyaya girmeyelim. Ama Hazreti Ali'ye kılıç çekme bedbahtlığını göstermiş, defalarca öldürmeye kalkmış ve Ehli Beyt ailesine pek çok kötülük yapmış bir fasık olan Muaviye'ye de Hazret deme gafletini göstermeyelim; o takdirde bize Hz. Ebubekir de gücenir, Hz. Ömer de; Peygamber Efendimiz (as) zaten gücenir. Ehli Beyt'i sevmeyi bizlere farz kılan, ona dost olana dost olmayı, düşman olana düşman olmayı da yine üzerimize bir farz kılan Allahu Teala'da gücenir.

Peki madem Allah bizzat Halife tayin etti İmamı Ali'yi, İmam Ali neden yada nasıl yenildi? 12 İmam Efendilerimizin dönemlerinde neler yaşanmıştı? Yavuz Sultan Selim'in Mısır'dan alıp geldiği halifelik nasıl bir halifelikti? Abdülhamit'in, Yavuz'un, Said Nursi'nin ya da günümüz dünyasında Fetullah'ın talip olduğu Halifelik makamı Muaviye'nin ürettiği ya da uydurduğu sanal halifelik miydi? İmam Ali başta olmak üzere Ehli Beyt İmamları ne için Halifelik kavgasını terkedip kendi planlarını uygulamaya koymuşlardı? Türk Milletinin Ehli Beyt ile dolayısıyla da İslamla tanışması nasıl olmuşur?Türk'lerin Müslüman olduktan sonrasındaki Ehli Beyt sevgisinin sebebi nedir? Atatürk'ün Halifelik yada hilafet hakkındaki tutumu nedir? Ehli Beyt yolundaki Atatürk kimler tarafından hangi maksatla haşa dinsiz ilan edilmiştir? Nakşibendilik Muaviye ve Yezit ekolünün devamı mıdır? Nakşibendilerin Muaviye ve Yezit sevgilerinin sebepleri nelerdir? Tüm bu soruların cevabını bir sonraki yazımda ele alacağım. Zira bu konu; üç yazıda ancak anlatılabilecek gibi görünüyor.

Zilhicce'nin 18. günü her yıl Gadiri Hum Bayramı olarak kutlanır. O günde Ehli Beytin hakkının bizzat Allah tarafından teslim edilmesinin ve Rasulullah Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) tarafından bütün sahabenin toplanarak ilan edilmesinin yıl dönümü müslümanların bayramı olarak kabul edilir ve kutlanır. Ancak günümüzde malesef bu bayram Muaviye kalıntılarınca Sünni Aleme unutturulmuştur bu yüzden de Alevi yada Şiaların bayramı olarak zannedilmektedir. Özetle demek istiyorum ki Gadiri Hum aslında Sünni Aleminde, Şia Aleminin de bayramıdır. Zira Sünni Alemde Ehli Beyti baş tacı edegelmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin yani tüm İslam Aleminin Gadiri Hum Bayramını da kutlarım.


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 20 yorum mevcut

    • Mealci 13 ay önce yorumlandı

      hz ali ebubekire sonra ömer'e sonra da osman'a biat etti mi?
      kaç yıl 26 yıl.
      şii kafa 26 sene sünni kardeşlerine çatmasın hz ali'nin yaptığını yapsın ümmet arasında fitne kendiliğinden kalkar zaten.
      amma bu şii kafa asla öyle bir şey yapmaz üst akıl buna izin vermez.

    • Uşşaki 13 ay önce yorumlandı

      sayın yazar yazdığınız bu yazı objektiflikten uzak bir yazıdır. kendi̇ni̇zi̇n alevi̇ görüşlü bi̇ri̇ olduğunuz bu yazidan belli̇ oluyor. sahabe efendi̇leri̇mi̇ze karşi "gaflete düşmüşler" sözünüz bunu açığa vuruyor. hz.ali efendimiz hz. peygamber vefat ettikten sonra hz. ebu bekir ve hz. ömer'in sürekli yanındaydı. halifeliği isteseydi onlara karşı gelir mücadele ederdi. siz böyle demekle haşa ona korkaklık isnad etmiş oluyorsunuz. ayrıca kesin olarak hz.peygamber hz. ali'yi halife olarak bıraksaydı bu tüm sahabiler tarafından dile getirilirdi. veda haccında yüz bin sahabinin olduğuna dair rivayetler var söylediğiniz hadisi sizin gibi anlayan neredeyse hiçbir sahabi yok. hülefai raşidin de var osmanlı sultanları halifedir de bunları ikide bir gündeme taşımaya gerek yoktur. vesselam...

    • Ehli Beyt Sevdalısı bir Sünni 13 ay önce yorumlandı

      "ey ehl-i beyt! Allah sizen her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler." (ahzab suresi 33).
      de ki: ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, ehli beytimi sevmenizden başka hiç bir ücret istemiyorum.” kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.(şura suresi 23. ayet)
      demekki kuranda geçen bu ayetler ışığında ehli beyt bizzat Allah tarafından tertemiz kılınmış kimselerdir ve ehlibeyti sevmek farzdır kardeşim. sayın çavuşoğlunu tebrik ederken bu ilaveleri getireyim istedim.

    • emevi borazancısısın galiba @çomak 1 yıl önce yorumlandı

      1400 sene önce olan olaylar zamanaşımınamı ugradıki irdelenmesi seni rahatsız etti.peygamber efendimiz veda haccından dönüşte yaptıgı veda hutbesini 100 binin üzerinde sahabi dinledi lakin cenazesinde 17 sahabi vardı bunun sebebini araştırmayalımmı.sen nereden okuyorsun islam tarihini müslüman ise kaynağın söylede bizde istifade edelim ama zannetmiyorum. senin ağız ingiliz sömürge bakanlığının icat ettigi islamın savunucusu sözde müslüman, gerçekte ermeni veya yahudi menşeili ingiliz uşağı şeyhlerin ağzına benziyor

    • İslam hukukcusu 1 yıl önce yorumlandı

      darbe sonrası oluşan milli birlik ve baraberliğe yapılan saldırılardan biridir bu yazı.abdülhamide laf atmalar mini etekli kadının tekmelenmesi bu berabetliğe vurulmak istenen darbedir.uyanınık olun prim vermeyin zira gözlerin görmediği kulakların işitmediği bir savaş yürütüyoruz( ayrıca bi önceki uzun ve konuyla ilgili bilgilendirici yorumumu yayınlamayan site yönetimini kımıyorum )

    • çomak 1 yıl önce yorumlandı

      hz peygamberin defin işlemleri vefatının 2. günü yapılmıştır.çünki müslümanları temsil edecek halifenin seçimi hz.alininde bulunduğu mecliste oy birliği ile yapılmıştır. defin işlemlerine gelince cenazenin yıkanması hz.peygamberin vasiyeti gereği hz.ali tarafından yıkanmıştır.çünki hz.muhammede akrabalık açısından en yakın erkek sahabi hz.ali idi. bu günde bir cenazenin yıkanması işlemi esasen varsa erkek için baba,oğul,erkek kardeşe düşer. yoksa en yakın erkek akraba ya bu görev düşer. kadınlarda olduğu gibi erkeklerdede mahremiyet derecesi vardır. cenazenin defnedilmesi işlemlerinde bütün sahabiler orada idi.aksini yazmak ve söylemek ya islam tarihini bilmemek yada bilerek hainlik etmektir.

    • çomak 1 yıl önce yorumlandı

      işin bu memleketin bu milletin içine yeni bir nifak saçmakmı. kalkıp 1400 yıl öncesi hakkında ahkam kesmek neyin adına kimin adına. yazıklar olsun bu düşüncede olan insan müsvettelerine. hz.ali güya defin yapıyormuşta diğer sahabiler gidip aralarında iş karıştırmışmış.bu cüce aklınla kimi kimleri inandıracaksın. tarihi önce oku,islam tarihini iyi oku ondan sonra edebinle yaz. kimki hzali hz.ömer,hz.ebubekir,hz.osman adını kullanarak tarafgirlik yaparak bu ümmetin içine nifak atıyorsa Allah onun bu dünyasını ve ahiretini helak eylesin.

    • ikmalettin yardan @Aptalsınız 1 yıl önce yorumlandı

      terbiye yoksunu, seviyesiz insanlara yorum yaptırmayın...

    • yanlış çıkarım yapmayın @mesut 1 yıl önce yorumlandı

      dostum sen olayı yanlış anlamışsın, halifelik yok diye bişi yok. halifelik makamı zaten var, ama maka olarak var, o makama, tabiri caizse o koltuğa oturacak kimse yok. taaa ki mehdiye kadar. atatürkün yaptığı da şu: mehdi gelene kadar halifeliği, kimse ben halifeyim diye zıplamasın düşüncesiyle, sahibi yani mehdi gelince alsın diye meclisin şahsına veriyor

    • mesut 1 yıl önce yorumlandı

      saçmalamışsın. halifelik yoktuda ataturk neden halifelifi kaldırdı. kanun çıkardı. ataturk olmayan bir şeyle gundemmi oluşturdu!!! gulunç olmuşsun

    • Aptalsınız @ikmalettin yardan 1 yıl önce yorumlandı

      şu anlatılanların hangisinde şii kaynaklarından alıntı var Allah aşkına. nurullah beyin yazısında verdiği bilgilerin tamamı sünni kaynaklarından alınmış bilgiler. bu hadisleri buharide tırmızide riyazüs salihinde vs bulabilirsin. ne demek öyle o salt alevi kaynakları falan. amacınız çok açık siz hakkı doğruyu aramıyorsunuz ve art niyetlisiniz.yoksa sizdemi muaviye ailesi gibi hazreti aliye haset etmektesiniz? ben şahsen çok aydınlandım bu yazıdan insanların zihnini bulandırdığınız yeter artık. bu anlatılanlar buz gibi hakikattir. bu hakikatleri hiç çekinmeden dile getiren sayın çavuşoğlunu tebrik ve takdir ediyorum.

    • alaattin 1 yıl önce yorumlandı

      dikkat edilirse imam ali imam hasan imam hüseyin imam zeynalabidin vs. denilir.yani imam halife sultan vs onlardır.hemde bu Allahın emri peygamberin tebliğidir bundan gayrı hepsi nefsi şahsi secimdir.

    • Emirhan 1 yıl önce yorumlandı

      bayramınızı tebrik eder,çalışmalarınızda da muvaffakiyyetler dilerim.cenab-ı imam ali̇as ve masum evlatlari as şefaaçileriniz/miz olsunlar...

    • tarihçi 1 yıl önce yorumlandı

      çok cesur bi yazı nurullah bey nedense doğruları tarafsız bir şekilde söylediğiniz de sizi belli bir gruba ait kılanlar var tarafsız olduğunuz için teşekkür ederiz yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz

    • ikmalettin yardan 1 yıl önce yorumlandı

      yazı objektif değil sayın çavuşoğlu!
      konuyu iki tarafın da kaynaklarından araştırarak yorumlamak gerekir. salt alevi kaynakları böyle diyor ama ya karşı görüşler? o zaman bambaşka bir şey çıkar ortaya...

    • Ali er 1 yıl önce yorumlandı

      devamını bekliyoruz çok teşekkürler

    • devamında 1 yıl önce yorumlandı

      Hz. Ali’nin imamet ilanından sonra henüz insanlar dağılmadan Maide suresi 3. ayet nazil oldu: “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim.” (Maide, 3)
      Resulullah (sav), “Allah-u Ekber! Din kemale erdirildi. Nimet tamamlandı. Yüce Allah benim risaletime, Ali’nin velayetine razı oldu” buyurdu.
      Yani Hz. Ali’nin imametinin bilinmesi ile İslam dini tamamlanmıştır. Ve bu Allah’ın emridir.

    • Maide 67. ayetinin nazil olmasından sonra irad edilen bu hutbe göstermektedir ki, Hz. Ali’nin halife oluşu bizzat Allah’ın emri iledir. Bu hutbenin altı yerinde imamlığın Hz. Ali’nin olduğu belirtilmiştir. 1 yıl önce yorumlandı

      sünni ulemadan hafız ebu cafer muhammed b. cerir-i taberi, el velayetu fi turuk-ı hadis-il gadir” adlı kitabında gadir hadisini, zeyd b. erkamdan şöyle rivayet ediyor: resulullah (sav) veda haccından dönerken öğle vaktinin sıcağında gadir-i hum denen yerde durdu. büyük gölgelikler kurulmasını emretti. gölgelikler kurulduktan sonra, herkesin cemaat namazı için toplanmasını buyurdu. cemaat namazı için toplandık; Allah resulü (sav) bizlere bir hutbe okuyarak şöyle buyurdu: Allah-u teala bana şu ayeti nazil etti: ey resul! sana indirileni tebliğ et. eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun ve Allah seni insanlardan koruyacaktır.” (maide, 67)
      cebrail, bana burada rabbimin şu emrini bütün herkese iletmemi emrettiğini bildirdi: ali b. ebu talib benim kardeşim, vasim ve halifem, benden sonra imamdır.” ben de size tebliğ ediyorum, ben her kimin mevlâsı isem, bu ali (as) de onun mevlâsıdır. bu Allah tarafından bana bildirilmiştir.”

    • ahmet 1 yıl önce yorumlandı

      öğretici bir yazı olmuş.devamını bekliyoruz.

    • uşaklı 1 yıl önce yorumlandı

      sayın çavuşoğlu sen bu bilgileri nerden edindin Allah aşkına bu tamamen alevilerin bir öngörüsü osmanlı sultanlarının hepside islamın halifesidir 1924 te hilafetin kaldırılmasına kadarda böyle olmuştur lütfen tarih bilgini gerçeğinden öğren araştır ve ondan sonra gazetecilik yap yoksa sadece soytarı olursun

    TÜM YORUMLAR
    
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner363

    banner366