Nasıl bir medeniyet tasavvuru Türkiye ve Türk Milleti için çıkış olur?

Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu ile FETÖ ile mücadeleden Kılıçdaroğlu'nun 'Adalet Yürüyüşü'ne; ülke gündemini ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'Milli Ekonomi Modeli'ndeki çözümleri konuştuk.

17 Haziran 2017 Cumartesi 18:34
Nasıl bir medeniyet tasavvuru Türkiye ve Türk Milleti için çıkış olur?

Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu'nun katıldığı, Vedat Orhan'ın sunduğu, Uşak Haber Merkezi stüdyosunda yapılan programda ülke gündemine dair değerlendirmeler yapılırken; sorunların nasıl çözüleceğine dair öneriler konuşuldu.

İlk olarak son günlerde ülke gündeminin ana konusu haline gelen; CHP Milletvekili Enis Berberboğlu'nun tutuklanmasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı Ankara'dan İstanbul'a Adalet Yürüyüşü hakkında değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu; FETÖ soruşturmalarına yönelik düşüncelerini de aktardı. Çavuşoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Öncelikle şunu söylemek isterim; bizim yürüyenlerle meselemiz yok, "yürütenlerle" mücadele etmek gerekiyor. Bu yürüyüş Berberoğlu'nun tuutklanmasının ardından buna tepki olarak başlaması yerine, Kılıçdaroğlu'nun defalarca kendisi söylediği, AKP içinde ByLock kullananların neden ortaya çıkarılıp gerek siyaset sahnesinden uzaklaştırılması gerekse adli soruşturma geçirilmesinin sağlanması için, yani FETÖ'nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması için başlattığı bir yürüyüş olması gerekirdi, diye düşünüyorum. Tabii ki sadece AKP içinde değil CHP'de dahil hangi siyasi partide varsa ortaya çıkarılması yönünde bir çalışma olması gerekirdi. Yani, CHP iktidarda olsaydı "FETÖ soruşturması nasıl yürütülürdü?" sorusunun cevabı anlatılmalı.

Ben AKP'nin FETÖ soruşturması konusunda samimi olduğuna başında beri, 17-25 Aralık'tan beri inanmıyorum ve bunu o zamandan beri söylüyorum zaten. Çünkü boğazına kadar FETÖ'ya batmış bir parti. Dolayısıyla samimi olması beklenemez. Bundan dolayı FETÖ soruşturmasında siyasi etki olmadığı da aşikar. Zaten aksini kabul etsem, bize atılmış iftirayı da kabul etmiş olurum. Bizim, kurulduğu günden beri FETÖ ile mücadele eden gazetemiz FETÖ'den kapanıyorsa, bu siyasi etkidendir. Ki bunun amacı da bizi FETÖ'cü ilan etmek değil, gazetenin maddi değeri, malvarlığı ve aylık getirisini bitirerek, bizi zor durumda bırakmak.

Artık sorun çıkarmak ya da sorunu tespit etmek yerine çözüm üretmek ve bunu paylaşmak; bir medeniyet tasavvuru ortaya koymak gerekir, diyen Çavuşoğlu, bu yöndeki öneri ve değerlendirmelerini Prof. Dr. Haydar Baş'ın kitaplaştırarak herkesin istifadesine sunduğu bir ekonomik model olan Milli Ekonomi Modeli'ne dayanarak anlattı. Daha sonra detaylıca Milli Ekonomi Modeli'ni anlatmak istediğini söyleyen Çavuşoğlu, kısaca modelden ve çözümden bahsetti.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu bu modelin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, cumhuriyeti kurduktan sonra İzmir İktisat Kongresi'nde ortaya koyduğu ve Türkiye'yi kuruluşunda ekonomik olarak rahatlatan sistemin, bugüne uyarlanmış hali olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Milli Ekonomi Modeli'nden bir kaç örnek paylaştı.

Mevcut ekonomik sistem olan kapitalizm, Hristiyan dünyasının ortaya çıkardığı ve kendi inançlarına göre tasarladığı bir modeldir. Onların inancına göre, Tanrı fakirdir; bundan dolayı diyorlar ki "kaynak sınırlı" ve insan ihtiyaçları sınırsız. Ama, Müslüman ve Türk inanç ve geleneklerine göre tasarlanan Milli Ekonomi Modeli diyor ki "kaynaklar sınırsız, aksine ihtiyaçlar sınır, sınırsız olan insanın ihtirasları, açgözlülüğü." Güneş, rüzgar, toprak, hava, madenler, görüp görebileceğimiz her şey birer kaynakken ve en önemlisi insan başlıbaşına bir kaynakken, nasıl sınırlı olması beklenebilir? Pekii ya ihtiyaçların sınırlı olduğu yalanı? İnsan ne kadar yemek yiyebilir, ne kadar su içebilir, kaç tane evde oturabilir? Sınırsız olan ihtiyaç değil, daha fazla olmasını isteyen ihtiraslarıdır.

Belki madenlerin sınırlı olduğuna dair eleştri gelebilir, ama unutulan şey şudur: madenler belli zamanlarda oluşan katmanlar neticesinde ortaya çıkmaktadır. Bugün petrol çıkan bir yerde yarın petrol bittiğinde; farklı bir ülkede farklı bir yerde oluşumunu tamamlayarak yine ortaya çıkacaktır. Keza, dünyanın bir yerinde petrol madeni varken, bir yerinde bor, bir yerinde kömür vs vardır. Dolayısıyla bunu da sınırlamak mümkün değildir.

Bu temelden çıkan Milli Ekonomi Modeli'ne göre ne asgari ücreti 5000 lira yapmak, ne her vatandaşa vatandaşlık maaşı vermek imkansız değil, hatta çok da kolaydır.

Milli Ekonomi Modeli'ni diğer modellerden ayıran en önemli yönlerinden birisi de tüketime dayalı olmasıdır. Kapitalist sistemler üretimi öne çıkarmaktadır fakat üretileni tüketici talep etmezse, almaz ya da alamazsa ne önemi olacak üretimin? Bu yüzden Milli Ekonomi Modeli tüketime, üretimle aynı oranda değer verip, vatandaşı tüketime teşvik edecek çözümler sunar. Bunun bir örneği nakit olarak verilmeyen ve ilgili ayda kullanılmak üzere kullanma zorunluluğu olan vatandaşlık maaşıdır. Vatandaş aldığı maaşla ekonomiyi canladıracak, bir taraftan üretici kazanırken ve döngü sağlanırken; bir taraftan da bu zorunlu harcamadan dolayı devlet aldığı vergiyle bu maaşın maliyetini de çıkarmış olacak. 

Milli Ekonomi Modeli'nin buna benzer çok sayıda kaynak ve çözümü içerdiğini söyleyen Nurullah Çavuşoğlu, detaylı bir şekilde modeli anlatacağını da sözlerine ekledi. Your Website Title


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • Sığ olunca mı desem sığır olunca mı @Vatandaş Rıza 4 ay önce yorumlandı

      bi kere kesinlikle videoyu izlememişsin adam tek tek izah etmiş. i̇kincisi sen katrilyon dolarlik madenleri gavura peşkeş çekenlere oy verdikçe daha çok sürünüruz.üçüncüsü işçilığın sebep olacagı maliyet kişi başı yaklaşık 3500 lira ama akaryakıt verilerinin maliyetini azaltıyor bu sistem elektirikteki doğalgazdaki vs vergileri azaltarak işletmecinin maliyetini minimize ediyor sonra da o devletin vazgectigi gelirlerin bir kısmını işçi ücretine zam olarak yansıtması isteniyor işverenden. yani zannettiğin maliyet artışına sebep olmuyor asgari ücretin artirilişi ama sığ bakınca yada sığır olunca anlamak zor tabi. kaldi ki ben eminim sen videoyu izlemeden baliklama atlamışsın olaya. senin gibi kendini akıllı zanneden vatandaş rızalar oldukça daha çok eşek eder biner bize amerikası israili.

    • Vatandaş Rıza 4 ay önce yorumlandı

      bir defa asgari ücret devletin ödediği bir ücret değil. asgari ücretin 5 bin tl olması devletin işine gelir çünkü sgk pirim ve gelir vergisinden devlet daha fazla kazanmış olur. diyelim ki asgari ücret 1500 den 5 bin tl oldu benim fırınım var 5 kişi çalışıyor aylık 11 bin tl olan işçi maliyetim 30 bin tl yi geçecek. yani ekmek başına düşen maliyetim artacak ben ne yapacağım ekmeğe maliyet oranında zam yapacağım. ekmek ne olacak 2,5 yada 3 tl çünkü işçilik pahalı. düşünün şimdi en temel gıda ekmeğe bu şekilde zam gelirse diğer üretilen şeyleri siz düşünün her şeyin maliyeti arttığı için fiyatı yükselecek. asgari ücret 5 bin tl olacak ama her şeyde artan işçilik zam oranında artacak. o zaman ne anladım ben bu işten. biraz mantıklı düşünün beyninizi çalıştırın öyle asgari ücret 5 bin tl olsun ile olmuyor. 900 den 1300 e çıktı da bütün patronlar ayağa kalktı nasıl ödeyeceğiz zam yapmadan diye devlet teşvik verdi biz kısmını ödedi bir zaman. hadi bunu yayınlayın da göreyim

    
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner363

    banner366