Hep eleştirecek değiliz ya; bu sefer de alkışlıyoruz ve övüyoruz!

22 Kasım 2016, 19:41
Hep eleştirecek değiliz ya; bu sefer de alkışlıyoruz ve övüyoruz!
Bildiğiniz üzere köşe yazılarımızın hemen tamamına yakınını eleştiriye ayırdık son günlerde. Son yıllarda politika sahnesinde alkışlanabilecek tarzda davranışlar ya da politik çıkışlar o kadar azaldı ki ve siyasilerimizin eleştiriye değer o kadar büyük hataları oldu ki, alkışa ya da övgüye sütun ayıramadık desek yeridir. Uşak Haber Merkezi ekibi olarak öteden beri objektif, gördüğümüzü söyleyip, sıklıkla eleştirdiğimiz politikacıların iyi yaptığı şeyleri de ortaya koyarak destekler nitelikli yazılar da kaleme almaktayız. Uzun süredir alkış imkanı veren davranışlar olmuyordu, çünkü politika dünyasında ülkemizin politikacılar tarafından getirildiği uçurum hepimizin malumu ve uçurumun kenarında olduğumuzu başta Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere siyasilerin önemli bir kesimi ve Türk Milleti kabul ediyor ve hepimiz ülkemizin, milletimizin geleceği için endişe içerisindeyiz son günlerde.

Ülkemizde ve sınırlarımızda gerçek içler acısı hayat hikayeleri yaşanır oldu, ülkemiz bölünme tehditi ile burun buruna geldi, bazı şehirlerimiz boşaltıldı, kimine günlerce bomba yağdırdı terör örgütleri, işsizlik, ahlaki çöküntü, kültürel erozyon almış başını gitmiş ve üstelik çok ciddi bir örtülü ekonomik kriz yaşıyoruz. Bunca olan bitene rağmen zaman zaman umut veren gelişmeler de yaşanmıyor değil. Zaten bu olumlu gelişmeler ümitlendirmese emin olun insanın eli yazı yazmaya bile gitmiyor. Eleştiresin bile gelmiyor zaman zaman, ama mecbur hissedip kendimizi yazıyoruz bir şeyler.

Ama aylar sonra ilk defa bir yazıyı bu kadar istekli ve iştahla yazdığımı en başta belirteyim ve konumuza girelim. Geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bir konuşma yapan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerçekten tam da Türkiye'nin Cumhurbaşkanına yakışan bir konuşmaya imza attı ve Birleşmiş Milletler üyesi ülkelere, gazeteci tabiri ile çok iyi çaktı. Erdoğan'ın 14 yıdır neden bu sözleri sarfetmediğini, bunca yıl neden susup, şimdi çaktığı ülkelerin politikalarına ve ütopik hayallerine ortaklık ettiğini sorgulamazsak yani geçmiş yağmura kepenek çekmezsek Ordu yöresinin tabiri ile, Erdoğan'ın yaptığı bu konuşmanın heyecan ve umut verici bir konuşma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sayın Erdoğan; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada; IŞİD terör örgütü başta olmak üzere pek çok terör örgütüne Batı ülkelerinin açıkça destek verdiğini bildiğimizi ve bu yardımlar kesilmediği ve Türkiye'nin terörle mücadelede başarıyı bulamaması halinde Avrupa ülkelerinin de aynı terör tehditi ile karşı karşıya kalabileceğini hatırlattı. Batı ülkelerine "çocukların öldüğü bir dünyada hiç kimse masum değildir" diye haykıran Erdoğan; başından beri anlamlandıramadığım Suriye politikasına ilişkin de bazı şeyler söyledi tasvip etmeyeceğim ama yine de terörle, özellikle IŞİD ile ilgili sözleri beni şahsen mutlu etti, ümitlendirdi ve alkışladım diyebilirim. Sayın Cumhurbaşkanımız,Türkiye'nin; FETÖ ve IŞİD başta olmak üzere terör örgütleri ile mücadelede yalnız bırakıldığını da söyleyerek, Batılı ülkelere terörle mücadele konusunda birlik olunması gerekliliğinin mesajını verdi. Bende şahsen konuşmasının bir bölümüne katılmamakla birlikte bazı bölümlerini alkışlayarak destek yazısı yazmaya karar verdim dinlerken. Zira takdiri ve desteği hakeden başka bir davranışı da gün içinde Sayın Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar sergilemişti. Akar, Bir Ermeni Milletvekilinin iddialarının kendisine sorulması üzerine öfekelendi ve bu küstah Milletvekiline adeta ayar verdiği bir konuşmaya imza attı. 

Ermeni Milletvekilinin hem sözde Ermeni Soykırımına yönelik iddialarını yanıtlayan hem de Halep'teki Türk Askerinin varlığı sebebiyle dile getirdiği rahatsızlıklarına tepkisini ortaya koyan Akar; "Bütün dünya kabul etmiş olsa, dünyayı yalan yanlış bilgilerle inandırmış olsanız dahi Ermeni Soykırımı yalanının gerçek olduğu anlamına gelmez" dedi. "16 yüzyılda Galile dünya dönüyor dediğinde, bütün dünya, dönmüyor diyordu. Bu hiç bir zaman dünyanın döndüğü gerçeğini değiştirmedi. Dolayısıyla bütün ülkeler ‘Soykırım var’ dese dahi, soykırım olmadığı gerçeğini değiştiremez”  şeklinde değerlendirmeler de bulunarak Ermeni Soykırımı iddialarını yanıtlayan Akar, ayrıca Irak'ta ve Suriye'deki Türk Ordusu'nun varlığının asla bu ülkelerin toprak bütünlüklerini tehdit eder nitelikte sürdürülmediğini belirterek; "Türk Ordusu Halep'te tek kurşun sıkmamıştır. Ordumuza bu iftirayı atanlar yalancıdır, iftiracıdır. Bu yapılan ahlaksızlık ve terbiyesizliktir" dedi. Bana sorarsanız son günlerde iyice bunalan Türk Milleti'ne bir moral niteliği de taşıyan Genelkurmay Başkanımızın bu konuşması da tıpkı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşması gibi alkışlamaya değerdi ve desteklenmeliydi.

Türkiye politika dünyasında alkışlanacak davranışlardan bir tanesi de Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı sıfatıyla tanıdığımız, Türkiye'nin dünya çapında tanınmış bilim adamlarından birisi olan ve Milli Ekonomi Modeli isimli tezinin, "National Economic Model" adı ile Dünya iktisat literatürüne geçtiği, özellikle Şangay Birliği ülkelerinin yöneticileri arasında önemli bir konumunun ve itibarının olduğunu bildiğimiz, Rusya'nın, Çin Devlet Başkanı'ndan sonra Duma Meclisi'ne kabul edip Milli Ekonomi Modeli tezini Duma Meclisi'nde anlatmasını sağladığı, ülkemizin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden ve liderlerden birisi olan Prof. Dr. Haydar Baş'ın geçtiğimiz günlerde evinin önündeki güvenlikçilere ve ailesinden bazı isimlere bıçaklı, satırlı saldırı düzenlendi ve malesef iki kişi yaralandı. Emniyet güçlerinin adeta koruyup kollayarak faillerin hem insanlara saldırmasını hem de sonra kaçmasını sağladığı, tamamen provakasyon kokan, perde gerisinde başka maksatların gizli olduğu aslında çok açıkça ortada olan saldırıların ardından Prof. Dr. Haydar Baş'ın vakur tavrı, O'nun nasıl bir Devlet Adamı olduğunu ortaya koyar nitelikteydi. Baş'ın, Trabzon'da olmasına rağmen telefonla duruma müdahale ederek, saldırının hemen ardından saldrının gerçekleştirildiği evin önüne gelen yüzlerce partiliyi sakinleştirdiğini ve saldırıyı gerçekleştirenlerin aleyhinde konuşmak yerine daha anlayışlı ve müsamahakar açıklamalara imza atmış olması, siyasi bir çıkara dönüştürebilme şansını teperek büyük bir vakar ile bu provakasyon kokan saldırıyı atlatmış olması gerçekten de alkışlamaya değerdi ve bu hareketi sebebiyle Sayın Baş'ı alkışlıyorum. Gerçekten de pek az kişi yaşadığı saldırıya, yakınlarının yaralanmış olmasına rağmen böyle vakur tepkiler verebilir. Ancak Prof. Dr. Haydar Baş çok az kimsenin sergileyebileceği bir olgunluk örneği sergileyerek ülkemizin içinden geçtiği şu zor günlerde kişisel ya da siyasi hesaplarını bir kenara bırakarak son derece olgun bir tavır ve beyefendice bir uslup ile yapılan saldırıyı bertaraf etmeyi başarmıştır ve çevresindekilerin bu provakasyona alet olarak hukuk dışına çıkmalarını önlemiştir. 

Bu arada Prof. Dr. Haydar Baş'ı büyük bir nezaket örneği gösterip, telefonla arayan ve Baş'a olaydan dolayı yaşadığı üzüntüyü belirterek geçmiş olsun dileğinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bir alkışı haketmiştir kanaatimce. Düşünsenize ülkemizin geçirdiği şu zor günlerde politikacılarımızdan centilmenlik ya da incelik görmeye pekte alışık olmadığımız bir dönemde, Sayın Kılıçdaroğlu sonuç itibarı ile siyasi rakibi sayılabilecek bir ismi arayıp geçmiş olsun dileklerini ileterek saldırıyı kınadığını dile getiriyor. Kim ne derse desin bu davranışta alkışlanası bir davranıştır ve ben bu davranışı sebebiyle Sayın Kılıçdaroğlu'nu da tebrik ediyor alkışlıyorum. 

Siyaset dünyamızda ve ülkemizi temsil noktasında bulunan isimlerin bu türden hareketlerinin ve çıkışlarının devamının gelmesi ve alkışlayacağımız tarzda davranışların artması temennisi ile hoşçakalın diyorum.


          


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • Uygar Aslan 11 ay önce yorumlandı

      prof.dr.haydar baş ilahiyatçı olmasına rağmen koyu atatürkçü ve son derece modern birisidir ve gerçekten aydın bir insandır. kendisini televizyonlardan tanırdım ayrıca memleketi akçaabatta katü eğitim bilimleri enstitüsünde okuduğum sırada memleketinde çok saygın birisi olduğunu gördüm ve trabzon havaallanında karşılaştık ve tanuıışıp kısa sohbet etme imkanı bulmuştum çok entellektüel birisi. evinin önündeki saldırıyı şimdi yazınızda okudum ve kendisine geçmiş olsun diyorum kendisine buradan ve yaralılara acil şifalar diliyorum. bu arada yazınızda erdoğanı övmeniz hiçte hoşuma gitmedi çünkü bop eşbaşkanlığı yapmış yıllarca ab kapısında milleti süründürmüş bir adamın şimdi batıyı eleştirmesinin hiç bir mantığı yok. aslında kendi kendisini yalanlamış oluyor erdoğan. bu yüzden de övgüye değer bir durum yok politika bu işte yalan dolan.

    • Yunus çelik 11 ay önce yorumlandı

      sayın yüce gerçekten tebrik ederim eleştirilerle birlikte olumlu gelişmeleride yazmışsınız işte objektiflik budur daha önceki yazılarınızdaki haklılığınıza inanmakla birlikte bu yazınızda gerçekten takdirlik olmuş

    • Fahri Cengiz 11 ay önce yorumlandı

      uşak haber merkezini işte bu dobralığı ve delikanlılığı yüzünden seviyorum. objektif kimin işine yarayacağı yada siyasi rant düşünülmeden yazabiliyor yazarlar ve çavuşoğlu engel olmuyor tebrikler.

    
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner363

    banner366