İçişleri Bakanı Haklı; Kabahat Kimsenin Değil, Kabahat Buz Gibi Türk Milletinin!

14 Mart 2016, 12:06
İçişleri Bakanı Haklı; Kabahat Kimsenin Değil, Kabahat Buz Gibi Türk Milletinin!
Nurullah Çavuşoğlu
 Türkiye'nin Güneydoğu ve Doğusunda hatta, bizzat BOP Eşbaşkanıyım diye arzı endam eden Recep Tayyip Erdoğan tarafından, BOP'un yıldızı olacağı çağ atlayacağı iddia edilen Diyarbakır'ında, bırakınız mal emniyetini, can emniyeti ve namus emniyeti bile günlerdir sağlanamıyor. İnsanlar göçe mecbur edilmiş. Sur'u temizledik diye zafer çığlıkları, kahramanlık naraları atılıyor. Ülkenin başkentinde ay geçmiyor ki yeni bombalar patlamasın. Binlerce insanımız, ölümle burun buruna geliyor, yüzlercesi ölüyor, yüzlercesi sakat kalıyor veya tedavi görmek zorunda kalacak şekilde yaralar alıyor. Biz ise her seferinde ölü sayısını tartışıyoruz ya da hangi terör örgütünün işi olduğu teorilerinde bulunuyor, ayrıca beddua ediyoruz, kınıyor lanetliyoruz. Tabi buda sadece ilk gün oluyor. Ertesi gün herkes yine eğlencesinde, günlük meşakkatinde hayatına devam ediyor. Sıra bize ne zaman gelecek? Sorusunu sormuyor, Sorumluların hesaba çekilip çekilmediğine dahi bakmıyoruz. Zaten suçun hiç sahibi olmuyor. Kimse sahip çıkmazsa bu koca koca suçlara biz milletçe kendimizi suçlamalıyız? Bu gidişe dur demeliyiz ama demiyoruz. Söyler misiniz? O şanlı tarihin sahibi Milletin biz olduğumuzdan ya da bizim hala o şanlı tarihin sahibi Türk Milletinin evlatları olduğumuzdan emin miyiz?

Burası güya Türk'lerin ülkesi, Atatürk bu ülkeyi kurmuş ve Türk'lerin ülkesi anlamında adını da Türkiye Cumhuriyeti Devleti koymuş. Ama hepimiz biliyoruz ki, oy verdiğimiz partileri Türk'ler yönetmiyor. Hepimiz biliyoruz ki bizi Türk'lerden fazla; ABD,İsrail, İngiltere adı neyse dünya ülkelerinin başındaki insanlar yönetiyor. Düşünün bir kere Suudi Arabistan bile bizim ülkemizin yönetiminde bizden daha fazla söz sahibi. Düşünün ki; Erbakan diye bir adam geldi bu ülkede, kendi partisinin parasını iç etmek suçundan hüküm giydi. Biz bu adamı Başbakan yapmıştıkta bu adam Kaddafi'den bile çadırında zılgıt yedi, biz bunu bile sinemize çekmiştik. Demem o ki şimdilerde BOP'un bir üflemeyle yıktığı çadır Devletinin ucube kıyafetli sözde yöneticisi bile, bizim ülkemizde bizden fazla söz sahibi olmuştu. Bizim doğalgazımız var ama çıkartmayız, mavi akım projesine imza atıp Rus'a kendimizi mecbur ederiz. Amerika'ya yaranmak için petrolümüzü çıkartmadığımız yetmezmiş gibi fuel oilli kalorifer icat edip yakıtımızı bile petrolden kulllanmayı teşvik edip Amerika'ya yaranırız. Gayri Safi Milli Hasılamız oranında para basmamız yani büyüdüğümüz oranda emisyonu genişletmemiz gerekirken, biz kendi para basma hakkımızı Merkez Bankası'na güya özerklik vermek sureti ile global tefecilere bağışlarız. Bizim basmamız gerektiği halde basmadığımız oranda parayı, ABD Merkez Bankası karşılıksız basar ve tanesini 80 cente mal ettiği kağıt banknotlarını bize 100 dolar olarak yutturuverir ve biz üstüne üstlük borç aldığımız bu paraya seviniriz ama gelirimizin %41'ini faiz gidelerinin götürdüğünün farkına bile varmayız. Kendi Merkez Bankamız'da basmamız gereken parayı basmayıp, Amerikan Merkez Bankası FED'in basıp bize borç verdiği bu paraları, yani Türkiye'de dolaşımda bulunan dövizi, ABD'ye geri göndersek yeminle söylüyorum ya başka bir dünya ülkesine satmak zorundadır ya da kalorifer kazanında yakmak zorundadır. Zira bu para karşılıksız olarak basılıp bizim emeğimize ve ürettiğimiz katma değere karşılık olarak bizim piyasamıza sürülmüştür. ABD Aynı parayı kendi piyasasına sürse enflasyon yapacağı için asla kendi iç piyasasında kullanamaz. Demem o ki adamlar kağıdı matbaada boyayıp bize para diye üstelik faizle borç olarak satmaktadır. Borç alan emir alır ilkesi gereğince de, siyasetçileri borç aldığı ülkelerden yada global tefecilerden sürekli emir alır. Başbakanlarımız çıkar bankalara kazandırdıkları para ile övünür. Milleti bankalar fakrı zarurete itmiştir, bu durum milletin bile umurunda olmaz. Herkes hala banka kuyruğunda kredi çekebilmek için binbir takla atmaktadır. Kimse de arkadaş biz o kadar üretiyoruz emek veriyoruz neden bu büyümeye mukabil emeğimize mukabil basılması gereken para basılmaz demez. 

Türk'lerin madenleri, denizleri,sahilleri, emeği, ne varsa değerli olan her şeyi hatta en güzel meyve ve sebzeleri bile Avrupa'ya Amerika'ya Rusya'ya adı neyse adeta zorla peşkeş çekilir onların hizmetine verilir. Türk'ün yiyemediği Antalya'nın en kaliteli narinciyesini Avrupa'lı yer, İsrail'li yer, Avrupa'lı yer. Üstelik neredeyse orada Türkiye'dekinden de ucuzdur. Zira orada az taşeron görür Türk mamullleri ve bize oranla düşük vergiler ödedikleri için enerji ve kira gibi giderleri bize oranla daha düşük olduğu için ve en önemlisi maliyetsiz sıfır maliyetle para sahibi oldukları için Avrupa'da satanlar, Türkiye'den daha ucuza Türk malını satabilmektedir. Ordu'nun fındığının en güzelini de ABD yer, Fındığın en kalitelisi  bizde yetişir. Dünyada en çok fındık üreten ülke bizizdir. Ama fındık borsası bizim elimzde değil ecnebilerin elindedir. Fiyatlarını ejnebiler belirler. Antalya'daki turistik beldelerde, Türk'ten fazla ejnebi eğlenir, ejnebilere oteller Türk'ten daha ucuza verilir. Yurdumuzun en güzel manzaralarında boğaz manzarası yada sahil kenarları gibi bölgelerinde Türk'ten fazla ejnebiler oturur. Türk derinin ve tekstil mamullerinin en kalitelisini üretir ama Türk'ten fazla ABD'li giyer, Rus giyer Türk Ürünü kumaş yada deriden yapılan kıyafeti. Yeryüzünün en lezzetli balıkları Türk'ün karasularında avlanır ve Türk'ler avlar, ama balığımızın en iyisini de yine Türkiye'de değil İsviçre'de, Danimarka'da yiyebilirsiniz.

Dünyanın en zeki insanları Türk'lerden çıkar ama beyin göçünün en çok yaşandığı ülkelerin başında yine Türkiye gelir. NASA'nın başında, Mercedes'in başında, Nokia'nın, Samsung'un, Motorola'nın başında hep Türk dahiler vardır. En iyi Mimar vede Mühendis Türk'lerden çıkar ama O Türk'ler, Türkiye'den ziyade Avrupa ülkelerinde çalışır. Zira Türk'ler iyinin kadrini bilmez iyiye para kazandırmaz.Örnekleri çoğlatmak mümkün ama sanıyorum yeterli bizim okuyucularımız zeki insanlardır gerisini kendisi de getirir. Şöyle bir düşününce Dünya gemisi Türk'ün sırtında gitmektedir deseniz yeridir.Ama Türk'ün bırakın dünyanın yönetiminde söz sahibi olmasını, Türk kendi ülkesinin yönetiminde dahi söz sahibi değildir. Zaten oy verdiği partinin ABD ile anlaşması için dua eder kimisi. Neden der sorarsın ABD ile anlaşırsa iktidara geliriz der. Zaten kahir ekseriyası bunu bile yapmaz Amerika hangi partiyi destekliyorsa Ona oy verir. Neden bu partiye oy verdin sorusuna yanıtı ise nettir. Çünkü o kazanacak. Nereden bildin kazanacağını? Sorusuna yanıtı da yine bir o kadar net vede cüretkardır. Çünkü Amerika o partiyi istiyor. Bizim ülkede Amerika kimi isterse o iktidara gelir. Bende akıllı bir insanım kazanacak partiye oy veririm deyiverir bir çoğumuız. Hay aklımıza turp suyu....


Size şunu samimiyetle söylüyorum ki Türk'ün Türk'ten başka düşmanı yok. Dikkat edin Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur derler hep, ben tam tersini söyledim. Türk'ün Türk'ten başka düşmanı yoktur. Neden diye sormadınız umarım. Çünkü yukarıdaki paragraf her şeyi ışıtıyor aslında ama ben kendi yaşamımdan örnekler vererek pekiştimek istiyorum.

Yıl 1999 o tarihte ben 25 yaşlarında hayatı anlamaya çalışan siyaseti seven yakından ilgilenen birisiyim. Beni o tarihlerden beri tanıyanlar hatırlayacaktır. Ali Erdoğan ve Armağan Yılmaz dahil. Ben pek çok kimseye seçimlerden çok önce ANASOL M Kurulacağını söyledim ve sakın bu üç partiye oy vermeyin dedim. Bunun pek çok tanığı vardır. Özellikle teyzemin eşi olan Mustafa Yıldız'ın IŞIK Mahallesindeki evinde gerçekleşen ve Ali Erdoğan'ın da katıldığı bir toplantıda bizzat Armağan Yılmaz ve Ali Erdoğan'ın yüzüne bunu yani ANASOL M kuracaklarını, hatta APO'yu affedip asmayacaklarını bile söylemişliğim vardır ve bu konu kendilerinden özellikle sorulabilir. Hatırlamıyoruz diyemeyeceklerdir, çünkü o tartışmayı unutma şansları yok eğer gerçekten iş bilir siyasetçilerse tabi.Tabi ki o tarihte Armağan bey asla bu tezimi kabul etmemiş, masaya yumruğumu vurmazsam namerdim demişti. Malesef haklı çıkmıştım ve ANASOL M hükümeti ile Türk Milletinin anasından emdiği süt adeta burnundan getirilmişti. Millete koalisyonlarla bu işin olmayacağı aşılanmak için, her türlü tiyatro oynanmış ve her türlü dalavere çevrilmişti. O kadar ki milyonlarca insan Cumhurbaşkanının anayasa kitapçığını fırlatmasından dolayı, ABD Dolarının ertesi günü iki katına çıktığı yalanına bile inandırılmıştı. Ecevit ile Bahçeli arasında çıkartılan bir kriz neticesinde, insanlar fakirleştirilmiş ve Türk Milleti bunun olağan olduğuna inandırılmıştı. Nihayet milleti bezdirdikten sonra Rahmetli Ecevit gidişatı farketmiş ve hemen ilk iş Hüsamettin Özkan'dan ve İsmail Cem'den kurtulmuştu. Hatırlarsanız o tarihlerde bu iki ismin adı Fetullah Gülen ile sık sık anılırdı. Her neyse Ecevit merhum uyanıp bu iki ismi partisinin yönetiminden ve hükümetten uzaklaştırıp, Kemal Derviş''i de gönderdikten sonra ekonominin başına Masum Türker hocayı, Dışişlerine de Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel hocayı getirmişti. Bu revizyon hükümette çok olumlu etki bırakmıştı ve tam da ekonomi ve diğer siyasi olaylarda bir düzelme kaydedilmeye başlanmıştı ki, MHP Lideri 3 Kasım da seçime gidebiliriz diye haykırdı yine bir çadırdan. Aslında Bahçeli MHP'nin de DSP'nin de toparlanma sürecine girdiği o dönemde seçime gitmeliyiz diyerek o zaman yeni kurulan ve arkasına ABD Uşağı medyanın iyi bir rüzgar verdiği AKP'nin yada başka bir deyişle Tayyip Erdoğan'ın önünü açmıştı. Zira 3 yıllık karnesi çok kötü olan ANAP, DSP, ve MHP tamda toparlanma sürecine girmişken hükümeti yıkıp ülkeyi seçime mecbur ederek, adeta milleti tek başına iktidar sevdası ile AKP'ye oy vermeye mecbur etmişti biz yedik.


2002 yılında yine bendeniz, o dönem Mehmet Alpkaya'nın ortağı Hüseyin Tiryakioğlu'nun kardeşi Bilal Tiryakioğlu ile, yine Alpkaya'nın organize ettiğini bildiğim bir ortaklık içerisine girmiş ve ortak avukatlık bürosu işletmekte olan AKP Gençlik Kolları kurucu Merkez İlçe Başkanı olan Nurullah Cahan'ın bürosuna giderek, AKP'nin Yahudi çıkarlarını gözetmek ve Türkiye'nin de sınırlarından toprak alan bir Yahudi Devletinin kurulması için kurulan bir ABD Projesi olduğunu söylemiş ve kendisini ikaz etmiştim. Ancak malesef Nurullah Cahan o yılarda beni anlamaktan çok uzak olduğunu bizzat kendisi beyan ederek, bana seni Genel Başkan Yardımcılarımızla görüştürelim bu sorulara ve söylediklerine ancak onlar cevap verebilir teklifini getirmişti. Yine aynı dönem Avukat İsmail Vural'a Özcan Şahin isimli tanıdığımızın dükkanında Mehmet Gün ve Mehmet Altay'ın avukatlık bürolarında, pek çok AK Parti yönetimindeki arkadaşım yada tanıdığıma evimde yada Onların evinde misafirlik esnasında benzeri ikazlarda bulunmuşluğum vardır. Ama beni dinlemediler ve netice AKP İktidara gelmişti. İsimlerini verdiğim yada vermediğim o dönem beni tanıyan herkes, benim AKP'nin bugün yaptıklarını yapacağını daha o tarihlerde haber verdiğimi muhakkak hatırlayacaklardır. Demem oki 2002'den beri ne öngörmüşsem de tek tek çıkmakta. Şimdi sen nasıl öngördün? Bütün bunları sorusuna yanıt vereyim. Yemin ederim ki benim sizlerden hiç bir ayrıcalığım yada farklı özelliğim yok. Sadece elimi vicdanıma koyuyor, gerçekten yapılmak isteneni iyi gözlemliyorum o kadar. Kaldı ki bu öngörüler tek bana ait değildi elbette. Gerek Uşak'ta gerekse Ulusal çapta benim bu endişelerimi paylaşan o dönem de pek çok insan vardı. Pek çok insan benim gibi öngörüyordu zaten. Yani bu öngörülerde bulunmak öyle çok önemsenecek şeyler de değildi.25-30 yaşlarında az buçuk zeka sahibi ve olayları iyi analiz edebilen herkes elini vicdanına koyduğunda bu öngörüleri yapabiliyordu pekala.

AKP İktidara geldi ama Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilme hakkı bulunmadığı için Başbakan olması problemli olacaktı. Bu yüzden Abdullah Gül Başbakan oldu. Hatırlayın akaryakıta üstüste zam yapmışlardı ve Abdullah Gül bizzat şu açıklamayı yapmıştı. 1 Litre benzin 1 dolara denk olana dek zamlar sürecek. Sonra da 1 dolarda sabitlenecek ve dolar kaç para ediyorsa benzinde o paradan satılacak demişti. Şimdi benzin kaç dolar pardon? AKP Geldiğinde 1 Litre benzin 1 dolar bile değildi. Her neyse Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilme engelini kim kaldırdı acaba dersiniz. Elbetteki bu yiğitliği ana muhalefet partisi lideri Deniz Baykal yapıvermişti biz yine yedik. Yani hepimiz Baykal'ın samimi olduğunu sandık. Bir müddet sonra Kılıçdaroğlu diye bir milletvekili çıktı, meclis kürsüsüne ve ellerinde belgeler ile kükredi ispat etmezsem namerdim edersen namertsin derken, Kılıçdaroğlu'nun Dengir Mir Mehmet Fırat gibi bir kaç kelle almasına müsade edildi. Ya belgeleri kim vermişti dersiniz? (sakın ciameat olmasın) Her neyse bir kaç yolsuzluk ortaya çıkarttı diye adamı Başbakanlığa layık görmeye başladık. Tutmuştu Kılıçdaroğlu projesi ve Sayın Baykal'ın kaseti de tam bu zamana denk geldi, Deniz Baykal giderken Pensilivanya'ya selam söyledi hepimiz bunu yedik. Üstelik AKP Kurucusu Dengir Mir Mehmet Fırat daha sonra HDP'li oluvermişti ve yeniden vekil seçilivermişti biz bunu da yedik. Hiç kimse garipsemedi. Hiç bir AKP'li bu HDP'linin bizim partide işi neymiş demedi. Kaldı ki Dengir Mir Fırat'ın kimin torunu olduğunu bilmeyen AKP'li yoktu.

2002'den beri AKP ne zaman bunalsa sıkışsa ya CHP yetişti imdadına ya MHP, ama biz yine de Onları muhalefet partileri belledik ve AKP'yi bitirmek için kah Kılıçdaroğlu'na, kah Bahçeli'ye destek verdik omuz verdik. ABD askerimizin başına çuval geçirir geçirmez AKP Hükümeti, ABD Bizim müttefikimiz dedi biz bu nasıl bir müttefikliktir? demedik. AKP Genel Başkanı ben BOP Eşbaşkanıyım dedi. Biz buda ne demek oluyor? demedik. 30 yıldır bizimle canhiraş mücadele vermiş onbinlerimizi şehit verme sebebimiz olmuş PKK Gibi eli kanlı bir örgütün sözde davası uğruna Irak'ın kuzeyine gidip, askerimize hain pusular kurmuş, askerimize kurşun sıkmış hainleri, kahraman gibi karşıladı hükümet hatta yetmedi çadır mahkemelerde affetti biz ne oluyor orada? Demedik. Madenlerimizi 2023'e kadar açamıyoruz Atatürk Lozan'da satmış diye utanmadan iftira edenler ne kadar yer altı madenimiz varsa 2023 gelmeden yabancıya peşkeş çekti biz seyrettik. Avrupa'nın rezervi en büyük altın madeni kentimizden çıktı, biz bunu İsrail çıkarlarına hizmet eden yabancı firmaların ülkemizden kentimizden çıkartıp gitmesine göz yumduk. Daha yalakalık yardakçılık ettik. Milletvekillerimizin kimisi benzin sattı, kimisi yükünü tırları ile çekti, kimisi avukatlığını yaptı. Biz bu da ne demek oluyor arkadaş? Demedik. Tarım bitti, hayvancılık bitti, sanayi bitti, asayiş bitti derken aslında insanlık bitti, bizi biz bile kaybettik benliğimizden bile olduk ama hala uyanmadık. Tüm bu saydıklarım olurken muhalefette bizim oylarımızla Kılıçdaroğlu ve Bahçeli vardı ve iktidar bunca olana rağmen bırakın değişmeyi gücünden bile bir şey kaybetmedi. Şimdi bana söyler misiniz? İç İşleri Bakanı neden istifa etmiyor? Diye niçin sorup duruyorsunuz. Sizce İç İşleri Bakanı bizim kabahatimiz yok demekte haksız mı? Siz İç İşleri Bakanının yerinde olsanız böyle derin gaflet uykusunda bir milleti yönetseniz hiç istifa eder miydiniz? 

Hiç olmamış, hatta fabrikası bile kurulmamış uçakla oy isteyen ve bu yalanları bilindiği halde seçilen bir Başbakanımız var. Eşbaşkanı olduğu BOP'un Türkiye'de ve Ortadoğu'da bu sorunlara sebep olduğunu söyleyip 13 yıl müttefiki olduğu ABD'ye bugün çakan bir Cumhurbaşkanımız var. PKK Silahları gömerken bu günlere hazırlanırken, biz seyrettik diyen, APO'nun itibarını PKK'lılardan fazla düşünüp savunan, bir Hükümet sözcümüz var. Mecliste birbirlerini yumrukladığı görüntüleri facesinde hiç utanmadan yayınlayan milletvekillerimiz var.  Şu halimize bakın ki Türkiye Yanıyor, biz sadece kınamakla yada beddua etmekle yetiniyoruz. Dünya Milletleri bize ne diyordur sizce. Acaba neresi ile gülüyordur halimize. Oysa biz dünya milletlerinin aman uyanmasın diye ninni söylediği ve yıldığı yegane milletiz. Oysa biz Dünyaya huzur gelecekse sadece bu milletten gelir diye tüm dünya mazlumlarının dört gözle uyanmasını beklediği bir milletiz. Tabi ki kendimize gelip Atatürk'ün mirası üzerinde oturan Türk Milleti olduğumuzu bir hatırlarsak yeniden bir dünya inşa edebiliriz. Aksi takdirde Türk Milleti gerçekten batıyor. Fikirlerini çok önemsediğim bir büyüğüme ait bir sözle bitirmek istiyorum yazımı, Türk Milleti Batarsa Kainat Batar.Kendine gel Türk Milleti....


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 4 yorum mevcut

    • Kadriye Güleçyüz 1 yıl önce yorumlandı

      nurullah bey yazılarınızı takdir ile okuyor konuşmalarınızı hayranlıkla takip ediyoruz uşaklılar olarak ve sitenizi gerçekten beğeniyoruz. helal olsun size lütfen sizde yorulmayın yılmayın. şu kadarını söyleyeyim türkiyeyi bilmem ama uşak halkı sayenizde uyanışa geçti bence. bence uşak halkı sizi anlamaya başladı.

    • Para basmak 1 yıl önce yorumlandı

      yillar oncesinde basilmasi gereken para miktarinin cok cok ustunde para basildiqi icin ulke yillarca enfilasyon ile boqustu ondan sonrada millete bunu para basma enflasyon olur diye yuttturuldu.

    • NİHAL 1 yıl önce yorumlandı

      siz kafayı yimişsinğiz ne ayaksınız kardeşim siz devletmisiniz bu ne cesaret atatürk düşmanı bu şerefsizler ile chp den tik yok si̇z baz bağiriyorsunuz bence kendi̇ni̇ze di̇kkat edi̇n

    • merkez 1 yıl önce yorumlandı

      uzun ama güzel bir yazı olmuş.umarım bu yazıyı sonuna kadar okuyan insan sayısı çok olur ve etrafını da uyarır.
      türk milleti de umarım uyanır uyandırılmayı beklemeden.

    
    TÜMÜ Yazarlar
    banner359
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner360