İmam Ali'yi sevmek imanın; O'nun yolunda gitmek ilmin gereğidir!

24 Ekim 2016, 09:15
İmam Ali'yi sevmek imanın; O'nun yolunda gitmek ilmin gereğidir!
Nurullah Çavuşoğlu
'Ali'yi sevmek iman, O'na düşmanlık ve buğz ise nifak (münafıklık) alametidir' 'Ali’yi seven, beni sevmiştir. Ona düşmanlık, bana düşmanlıktır. Onu inciten beni incitmiştir. Beni inciten de elbette Allah’ı incitmiş olur.' gibi pek çok Hadis-i Şerifte hakkı bizzat Rasulullah Efendimiz (sav) tarafından teslim edilen ilim şehrinin kapısı ve şah-ı merdan (mertler şahı) diye de bildiğimiz Hazreti Ali Efendimizi (as) ve sonrasında gelen 12 İmam Efendilerimizi bizden gizleyenlere atfen yazdığım bu yazıyı beğenilerinize sunuyorum.

Ehli Beyti sevmek Allah'ın, ayetle (Şura:23) üzerimize farz kıldığı bir iman gerekliliğidir. Her kim ki Allah'a ve Rasulu'ne (sav) iman ediyorsa, Allah'ı, Rasulunu ve Ehli Beytini sevmek zorundadır. Münafıklığın en önemli göstergesi olarak kabul edilmiştir; İmam Ali düşmanlığı... Yani sahabe İmam Ali'yi sevmeyeni münafık kabul etmiştir ki gereği budur. Peygamber Efendimiz (sav) sık sık Ali'yi seven mümindir sevmeyen münafıktır, anlamına gelen hadisler sarf etmiştir. Dileyen sünni dünyanın en önemli ve en sağlam hadis külliyatı diye tarif ettiği Kütüb-i Sitte'de Ehli Beyt ve İmam Ali bahsine bakarak işin önemini ve mahiyetini daha iyi kavrayabilir. Elbette ki imani kaygısı ve ahiret endişesi olanlar için bu tavsiyem. Yoksa "biz kör körüne menfaatimiz doğrultusunda gideriz; Şeyhimiz ne derse biz onu esas kabul ederiz; İmam Ali'ye kılıç çeken Muaviye'ye bile Hazret diyenlerdeniz" diyorsanız; yani ölçünüz Kur'an ve sünnet değilse araştırmaya lüzum yok.

Cübbeyi giyer gelir; hani şu düğmesini İngiliz kraliyet ailesinin hediye ettiği gururla söylenen cübbe var ya, hani şu içine kırk hokkabazlık sakladıkları daha sonra cübbesiz görüntüleri yayınlanınca ortaya dökülen cübbeden bahsediyorum, hani olmazsa olmaz gibi dayatılan, hani Peygamber'e hakaret eder gibi bu devirde bu coğrafyada bu milletin içinde yaşasa kesin giyerdi dedikleri cübbe yok mu canım? Onu giyer gelir bir sakallı; daha önce Yahudi kanalı diye çattığı kanalların stüdyolarından anlatır ballandıra ballandıra, Muaviye'yi, keyfinize göre uyarladığı İslam'ı, siz de koyun gibi dinler doğru kabul edersiniz olur biter. Yani sizin kaynak araştırma lüksünüz yok nasılsa, sizin kaynağınız yanmaz kefen satarak din istismarı ile ticaretin dibine vuran, adını bile unutmuş bir şeyhin önünde elpençe duran, kadın tüccarlığından tutuklu iken Fetullah Gülen'i rüyasında kendisine dua buyururken gördüğünü söyleyen ve ardından "dua zuhur etti serbest kaldım" diyen, yani Fetullah Gülen'in duası beni çıkardı demeye getiren, cezevi sonrası Rasim'e laf döndürmüyorum diye söze başlayıp, hocaefendi ehli sünnet uleması alimdir diye itiraf buyuran (not: 17/25 Aralık sonrası), aynı konuşmasında şeyhinin de kendisi ile ilgili hüsni şahadetinin olduğunu söyleyen ve şeyhini Fetullah'a söz söyletmediğini ballandıra ballandıra anlatan, hangi alanda ihtisasısının olduğunu bile bilmediğimiz, kendisini görünce hocadan ziyade tiyatrocunun cübbe giydirilmiş sakal bıraktırılmış halini andıran bir soytarı sizin kaynağınız olmuşsa; kaynağa ne hacet!

Okunmuş çorba içiyor okunmuş şeker yiyorsan hala bu devirde, hala bu devirde sarığa tutunup tevbe ederek cennete gideceğine inanıp her haltı bir paraya yiyebiliyorsan, hala bu devirde cübbe ile sarıkla dolaşmayanı müslümandan saymıyorsan sana kaynak gerekmez, sen gerçekten kaynaklar menba'ını bulmuşsun demektir. 

Gelelim tekrar konumuza; altını çizerek belirtiyorum ki Ehli Beyti sevmek farzdır. Nasıl namaz farz ise, oruç farz ise en az bu farzlar kadar Ehli Beyti sevmekte farzdır ve Ehli Beyti sevmeyen İman dairesine giremez! Rasullulah Efendimiz (sav) Ehli Beytin başıdır ve birincisidir ve Ehli Beytin bütün fertleri yani İmam Ali, Hazreti Fatıma (Annemiz), İmam Hasan ve İmam Hüseyin Efendilerimiz (as) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)'i baş tacı edegelmişlerdir ve incinmemesi için ne mümkünse yapmışlardır. Elbet kolay değil bir Peygamber'le birlikte yaşamak, düşünsenize; olağan üstü halleri olan, sezgileri çok güçlü, nezaket ve zerafet abidesi bir insan, insan ama insanlığın uğruna yaratıldığı bir insan. Allahu Teala'nın "habibim" diyecek kadar önemsediği ve sevdiği bir insan. Kısaca her sahada zirve ve her sahada en mükemmel insan aynı zamanda en mükemmel öğretmen ve de mürşit yani yol gösterici...

Bir an düşünsenize küçüklüğünüzden itibaren O'nunla aynı çatı altında yaşıyorsunuz, aynı sofraya diz kırıp oturuyorsunuz, aynı şeylere sevinip gülerken aynı şeylere hüzünleniyorsunuz. Bazı şeyleri önceden bilmeniz ve de duymanız icab ediyor. O'nun için daha Hazreti Hüseyin küçükken onun ileride genç yaşta, haksız yere katledileceğini üstelik bunu huzuru ve mutluluğu için çırpındığınız İslam topluluğunun içinden çıkanların yapacağını biliyorsunuz yıllar önce. Düşünsenize evladınızın ya da kardeşinizin ileride suçsuz yere öldürüleceğini bilerek yaşamak. O bilinç ve duygu ile onu sevmek ve o bilinç ve duygu ile üzerine titremek, nasıl bir tarifsiz acı olsa gerek. Gelecekten haber vermesin bize demez misiniz? Ya vermek zorunda bırakıyorsa Allah? Ya bunların söylenmesi, paylaşılması gerekiyorsa? Düşünsenize İlmi ledün dahil bütün ilimlerin şehri Peygamber (asv) kimbilir ne sırlara vakıfmıştır? Ya da kimbilir dimağındakinin göğsündekinin ne kadarını açabilmiştir insanlığa... insanlık Ehli Beyti ne kadar dinlemişse o kadar!  Ama O, peygamberlik gibi kutlu bir görevi üzerine almış, evlatlarının yüzünün asılmasına bile tahammül edemeyen Muhammed Mustafa (sav) görevinin icabı bunu öğreniyor ve yine görevinin icabı nesilden nesile aktarılsın da Müslümanlara yol göstersin bu sözlerim diye, üzüleceklerini bile bile ailesine söylüyor. Ailesi de müslümanlara anlatıyor bir kısmını.

Düşünsenize bir bakınca hüznün evi gibi Peygamber (as)'in evi ama huzurun, neşenin, saadetin etrafa saçıldığı başka bir ev yeryüzünde inşa edilmemiştir, eminiz. Tam bir teslimiyet hali yaşıyorlar; yani Allah'ın her verdiğinden ya da vermedğinden razılar, her şeyin kendileri için hayır olduğunun farkındalar ve sekinet, selamet içerisinde yaşamayı da sürdürüyorlar. İnsanlara sevgi ve muhabbet saçmayı örnek insan olmayı da asla bir kenara bırakmıyorlar. Söylediklerinden ilimler deryası çıkartmışız ya söylemedikleri, ya dile getiremedikleri? Sözü uzatıp sizi yormayalım; demem o ki Kur'an-ı Kerim'i de Peygamber Efendimizi (sav) de sünnetini de ancak Ehli Beytten öğrenebiliriz.

En iyi Ehli Beyt tanır Peygamber'i, niye kızıp neyden hoşnut olacağını da en iyi bilen Ehli Beyt'tir. Kaldı ki Ehli Beyte bizzat Allah kefil olmuş, onları tertemiz kıldığını beyan buyurmuştur. Madem İslam'ı tanımak için Kur'an'ı okumak şart, sünnetteki uygulmalarına bakmak şart; o halde Ehli Beyt'i esas almak şart demektir. Düşünsenize Kuran'ı ayetler inerken bile Peygamber'in dizinin dibinde oturan, ne zaman, neden, hangi gereklilik sonucu indiğini bile bilen ve direk Peygamberden anlamını ve hikmetini dinleyen Ehli Beytten daha iyi kim anlamış olabilir ya da kim Peygamber Efendimizin sünnetlerini bize Peygamber mektebinden mezun olmuş, uygulamalı olarak Peygamberin hayatını harfiyyen hayatına geçirmiş olan Ehli Beytten daha iyi aktarabilir?

Madem Allahu Teala ayetle Ehli Beyti sevmeyi emretmiş bizlere, madem Gadir-i Hum'da Ali'ye halifelik ve imamet açıkça, bizzat Peygamber tarafından ilan edilmiş ve bunun Allah'ın kararı ve nasbı ile ilan edildiğini beyan buyurmuş, o halde nedir bu içinizdeki bitmeyen Muaviye, Yezit sevgisi? Nedir bu içinizideki cahiliye özenci, nedir bu içinizdeki insanları köle etme sevgisi, özgürlükleri kısıtlamaktaki maksadınız nedir? Nedir yeşille, doğa ile alıp veremediğiniz, nedir bu küçük dağları ben yarattım havalarınız? Hani Ehli Beyt sevginiz nerede müslümansanız? Müslümansanız dünyayı neden güzelleştirme gayreti içerisinde değilsiniz? Müslümansanız insanları özgürlüklerine kavuşturmak için gayret etmek zorunda değil misiniz? Müslümansanız insanların iyiliği için, dünyanın çağ atlaması çağdaşlaşması için uğraşmak zorunda değil misiniz? Müslümansanız zulme neden ortak oluyorsunuz? Akan insan kanına neden rıza gösteriyor, savaş tamtamcılığı yapıyorsunuz müslümansanız?

Madem müslümansınız neden şia sünni, alevi sünni Kürt-Türk diye ayrıştırıp bölmek derdindesiniz milletinizi? Müslümansanız "Vatan sevgisi imandandır" Hadisi Şerifi gereği vatanınızı sevmek zorunda değil misiniz? Müslümansanız mensubu bulunduğunuz milletten neden memnun ve razı değilsiniz? Müslümansanız neden gururla ve onurla Türküz diyemiyor, cahiliye Araplarına özeniyor, onlar gibi giyiniyor onlar gibi düşünüyorsunuz? Müslümansanız neden Muaviye'yi hazret diye yutturmaya çalışacağınıza Ehli beyt'in hakkını Ehli Beyt'e teslim etmiyorsunuz? Müslümansanız; Müslüman Türk Milletine ait altın, petrol, bor, nikel, civa doğalgaz gibi saymakla bitiremeyceğimiz maden kaynaklarımızın, akarsularımızın, limanlarımızın, devletimizin kamu teşekküllerinin ecnebiye adeta peşkeş çekilmesine nasıl rıza gösterirsiniz? Müslümansanız sabi çocukların ırzına geçilmesini nasıl sinenize çekebilirsiniz? Müslümansanız kadınlarınızın etinin sağda solda satılmasına ve zinanın suç olmaktan çıkartılmasına nasıl ses çıkarmayabilrsiniz? Müslümansanız kasaplarınızda domuz etinin işi ne?

Müslümansanız İslam'ın yok olmasını önleyen, Kurtuluş Mücadelesini veren Türk Milletinin ATA ünvanı verdiği, Ehli Beyt sevgisini, Türk Milletine ve vatanına olan sevgi ve sadakatini açıkça defalarca dile getiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e dil uzatılmasına nasıl göz yumabilirsiniz? Müslümansanız Atatürk'e ve Ehli Beyt'e dil uzatan Muaviye'ye ve Şeyh Said gibi Said Nursi gibi İskililip Atıf gibi hainlere hazret diyen bir zihniyetle nasıl bir arada yaşayıp onlara selam verebilirsiniz? Neyse söz uzar gider, müslüman değilseniz zaten problem yok okumasanız da olur, düşünmeseniz de... Ama az ahiretinizi düşünüyorsanız, az insafınız varsa söylediğim pencereden bir düşünün ve gelin bozulmaya yüz tutmuş birliğimizi yeniden sağlayalım. Yeniden kardeş olduğumuzu hatırlayalım, yeniden Ehli Beytin çizgisine yani Atatürk'ün çizgisine dönelim ve bir daha sapmayalım diyerek sözümün burasını bağlıyorum.

Yazı sanki biraz başlıktaki amacından saptı gibi oldu ama meram da anlaşıldı diye düşünüyorum. "Hasılı kelam; Ali'siz olmaz ne iman, ne de ilim irfan" diyelim ve noktayı koymuş olalım. Bir sonraki yazımda buluşmak dileği ile eviniz Ehli Beyt'in evi gibi sevgi ile huzurla dolsun...


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner363

    banner366