İmam Rabbani'nin Coğrafyamıza Attığı Fitne Tohumları, Yahudi Barzani Ailesi Eliyle Halit Bağdadi Önderliğinde Nasıl Yeşertildi?

04 Eylül 2015, 07:47
İmam Rabbani'nin Coğrafyamıza Attığı Fitne Tohumları, Yahudi Barzani Ailesi Eliyle Halit Bağdadi Önderliğinde Nasıl Yeşertildi?
İmam Rabbani lakabını kendine yakıştıran Sirhindi'nin Mektubatındaki İslam dışı safsatalardan tutun da, Uydurma menkıbe ve rüyalarla Nakşibendiliğin Milleti nasıl aldattığını delilleri ile orataya koyacağım bu yazıda, Halit Bağdadi'nin Yahudi Barzani Ailesini nasıl hangi mantık ve ihanet planı içerisinde önce Nakşibendileştirdiğini sonra da kürtleştirerek Kürt kökenli vatandaşlarımızın içine O'nlardan gibi sokup , İsrail ajanlığı yaptırdığını, İngiliz-İsrail ortak yapımı planlar ile Kürtleri nasıl Türk Milletinden koparmaya yönelik hareket ettiklerini, Barzani aracılığı ile kaşınan Kürtçülük akımının nasıl da aslında İsrail çıkarlarına hizmet ettiğini, yani Kürt kardeşlerimizin İngiliz ortaklı Nakşibendiler ve Barzani ailesi eliyle nasıl İsrail çıkarları için bilmeden kullanıldığını gözler önüne sereceğiz.

İmam Ali, ardından İmam-ı Hasan ve İmam Hüseyin ile başlayan ve 12 İmam Efendilerimizle yüzyıllardır perde arkasında sürdürülen, sırf O'nlara hak olarak Allah tarafından bahşedilen İmamet ve Hilafet hakkını, teslim etmeyip gasp etmek üzerine kurulan Ebu Süfyan, Oğlu Muaviye ve O'nun oğlu Yezit ile zirveye taşınan, sonra gizliden gizliye derine çekilerek devam eden bir savaşın tezahürü olarak oluşturulan ve günümüzde de bu misyonu icra ettiği bilinen, bidatlerle dolu Nakşibendi tarikatının nasıl kurulduğunu, tarikatı kuran kişilerin mesleklerinin ve tasavvufi derinliklerinin ne olduğunu sizlere izah edeceğim.

Yazımızın bu bölümünde okunmuş ekmek ve okunmuş şeker yemek, okunmuş çorba ya da okunmuş su içmek gibi tasavvuf tarihinde ya da Peygamberin (as) hayatında asla bulunmayan, ancak büyücülerin yöntemlerinde bulunan bidatler başta olmak üzere, Hristiyanlıktaki Papaza gidip günahını itiraf ederek günah çıkartmak ile nerede ise moda mod aynı olan Şeyh sarığına tutunup tövbe almak, yine Hristiyanlıktaki vaftizin bir değişik tezahürü gibi duran Şeyhin memleketinde üstelik soğuk su ile gusül abdesti almak, Budizm'de benzerlerini gördüğümüz eşin ile dünya kelamı konuşmaksızın o gece ayrı yatmak gibi daha girişinde bir çok bidatı tabilerine dayatan Nakşibendilik tarikatının kuruluşunu ve kuran kişilerin kimliğini kısaca ele alarak tarihsel seyrini işleyip günümüze bağlamaya çalışacağım. 

Elbette ki yazımızın sonuna geldiğimizde, günümüzdeki bu tarikatların sözde şeyhlerinin ve müritlerinin durumuna da hem yerel hem de genel anlamda bakma imkanını sizlere sunacağım. Daha girişinde İslam'la, maneviyatla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir çok bidat'ı size işleterek kendine mürit edinen sözde Şeyhler, size hiç bir tarikatte olmadığı bir biçimde sessiz zikir telkin eder. Sessiz derken dilini damağına yapıştırmak sureti ile içinden manasında, yoksa dilin dudağın kıpırdayıp en azından kendi nefsin duyacak şekilde yapılan zikrullah, elbetteki Allah'ın emir buyurduğu, hatta 54 Farz'ın birinicisi olan ama milletimizden saklanan en önemli ibadet biçimlerinden birisidir. Ama Nakşibendilikte zikrullah ibadeti amacından saptırıldığı gibi, İslam'da yeri olmayan bir şekle büründürülerek sulandırılmıştır. Yine vird dediğimiz günlük yapılan zikirleri de Nakşiliğin diğer tarikatlerden farklıdır. Bütün tarikatlerde ilk tarif edilen vird Lailahe ilallah zikridir. Oysa sadece Nakşibendilikte direk olarak "Allah" zikri telkin edilir. Oysa diğer tüm tarikatlerde "Allah" zikri Kelime-i Tevhid'ten bir sonraki aşamada tarif edilir. Fakirin fukaranın hakkı olan ve kurumsal kimliği olan hiç bir grup ya da zümrenin toplayarak; okul, cami dernek vs. hizmetleri için kullanma hakkı dinimizde bulunmayan zekat müessesini de Nakşibendilik ve O'nun uzantısı olan Kürt ayaklanmalarının bir çoğunda aktif rol aldığı bilinen ve gökten ilham alarak kitap yazdığını iddia eden, kendini Peygamber dışında herşey  ilan eden Said Nursi'nin başı çektiği Nurculuk, Süleymancılık ve taraftarlarının kendisinin mesih olduğunu iddia ettiği Fethullah Gülen'in başında bulunduğu Fethullahçılık gibi akımlar sulandırmıştır. Fakirin fukaranın hakkı olan zekatları toplayıp, sözde cami, okul, yurt vs. yapımında kullanmışlardır. Bu zekatların toplanması, harcanması sırasında türlü şaibeler olduğu gerçeğini bir kenara bırakalım, zekat adında toplanan bu para ya da mallar asla zekat sayılamaz. Zira zekat; sadece fakirlerin hakkıdır ve zekat ile cami dahi yapılamaz ya da zekatı hiç bir tüzel kişilik toplayamaz. 

Bahattin Buhari Yada namı Değer Şah Nakşibendi Bir Cellattır. Nakşi Şeyhler Osmanlı'nın Çöküşünü Hazırlamışlardır.

Say say bitiremeyeceğimiz bidatlerle içi dolu olan bu sözde tarikatın kuruluşuna gelmeden önce Ehl-i Beyt ile Ebu Süfyan (Emevi) ailesinin yüz yıllar öncesine dayanan kavgasının bir tezahürü olarak bu akımın ve benzeri akımların ortaya çıktığını, Allah'ın muradı olan Mehdiyet projesini önlemek için İngilizlerin ve Haçlı Dünyası ile beraber olan Yahudilerin bir tezgahı olarak bu akımların, Hristiyanlık ve Yahudilikteki ve yine Budizm'deki bir takım mistik argümanlardan yararlanılarak; Kabala, Cifir, Cin ilmi gibi bir takım ilimlerden yararlanılarak, Mehdiyete karşı çaktırmadan sureti Hakk'tan gözükerek bir savaş vermek üzere ortaya çıkartıldıklarını da hemen belirteyim. Asıl mesleğinin cellatlık olduğu tarihi vesikalarla sabit olan; bakınız altı yıl boyunca Çağatay Hanı Halil'e cellatlık yaptığını Prof. Dr. Necdet Tosun, "Bahaeddin Buhari" isimli eserinde vesikaları ile birlikte ortaya koymaktadır ki; Tosun nakşibendiliğe hiç bir önyargısı olmaksızın yaklaşan ve ihtisas konusu haline getiren bir öğretim görevlisidir. Kazan Hanının yanında cellatlık vazifesi icra ettiği, konuyu gündem etmiş bir çok tarihçi tarafından da kabul gören (hatta Cübbeli bir sohbetinde bu durumu kabul etmiş, ama kısasa kısas gereği bunu yaptığını söylemiştir. Biz de zaten kafasına göre kelle uçurmuş demedik, ölüm fermanlarının infaz işini yapmış dedik, cellat dedik Sayın Cübbeli ama; Çağatay Hanı Halil'in gaddar ve zalim bir hükümdar olduğu da tarihi bir hakikattır) Muhammed Bahaeddin Buhari adıyla bilinen ama Nakşibendi lakabı ile ünlenen zatın, Şeyhi tarafından dergahtan kovulmuş, daha sonra uydurma bir rüya ile kendisine post verildiğini iddia etmiş birisi olduğunu, kendisine karşı çıkan Seyyid Emir Külal Hazretlerinin müritleri ile de çetin bir savaşa tutuştuğunu ve onlarcasının katline fetva verdiğini de sanırım yazımın önceki bölümlerinde aktarmıştım. Bahaeddin Buhari'nin uydurma rüya, uydurma menkıbeler ve uyduruk silsileler ile meşru hale getirmeye çaılştığı tarikatın büyümesi ise İmam Rabbani namı ile tanınan Ahmet Sirhindi ve O'nun akabinde de Halit Bağdadi isimli sözde büyük kutuplar ile beraber gerçekleşmiştir. Özellikle Halit Bağdadi döneminde Osmanlı padişahlarına yakınlaşan bu tarikatın müntesipleri, saray eşrafını etkisi altına aldıkları sürece, padişahlara İngiliz'in istediği ülkelere saldırılmasını ve fetih adı altında işgaller gerçekleştirilmesini sağlamışlardır. Yine Nakşibendi etkisinde kalan padişahlar, uyduruk rüyalar ile zaman zaman Devletin bakası için şart gibi gösterip, sözde maslahat hasıl olunca uydurulan fetvalar ile  kendi öz evlatlarına ya da kardeşlerine kıymalarına bile meydan vermişlerdir. Yavuz ile başlayan Nakşibendi aşkı Kanuni Sultan Süleyman ile ivme kazanmış, 2. Mahmut ve Vahdettin'de zirve yapmıştır. Zaman zaman kesintiye uğrasa da Osmanlı Padişahlarının Yavuz'dan sonraki pek çoğu Nakşi Şeyhlerinin etkisinde kalmış ve malesef O'nların etkisi ile verilen yanlış kararlar neticesinde Osmanlı Devletimizi çöküşe götüren süreç yaşanmıştır. Çöküş ve düşman işgali sırasında da Nakşibendi Şeyhleri yine üzerlerine düşeni fazlası ile yapmış, Padişah Vahdettin'i etki altına alarak hatta İstanbul Hükümeti aracılığı ile zaman zaman devre dışı bırakarak işgal sürecini İngilizlerin istediği gibi hazırlamışlardır. Hatta "İngiliz askerleri Allah'ın Askerleridir, sakın O'nlarla savaşılmasın" gibi, yine "Kuvva-i Milliyeciler asidirler, öldürülmeleri vaciptir" gibi, Kurtuluş Mücadelesinin önlenmesi durdurulması bu mücadeleyi yürüttüğü bilinen insanların öldürülmesi için gerekli fetvaları bile hiç çekinmeden verebilmişlerdir. Bahsi geçen ihanet fetvalarının altına atılan imzalara bakınız; bir tane Mevlevi, bir tane Kadiri ya da bir tek Yesevi bulamazsınız. Sadece Nakşibedilik ve türevlerinin hocaları, şeyhleri vs. Kurtuluş mücadelesine karşı verilen fetvalara imza koymuştur. Yani tarih boyu İngilizlerin lehine hareket eden Nakşiler işgal süresince de yine İngilizlerin ve Haçlı dünyasının borusunu öttürerek, görevlerini en iyi şekilde yerine getirmişlerdir. Yine Atatürk'ün Cumhuriyet sonrası bastırdığı isyanların tamamını da Nakşi Şeyhler İngiliz desteği ve kontrolünde çıkartmışlardır. 

Gelelim yeniden İmam Rabbani lakaplı Ahmet Sirhindi'ye; öncelikle şunu belirteyim ki, Nakşibendi şeyhlerinin tamamına yakını, meşruiyet kazanabilmek içn kendilerine makamlar ihdas edegelmişlerdir (Gavs, Kutup, Müceddid, Seyda Hoca Efendi Hazretleri gibi) ve her zaman isimlerinin yerine künyelerinin kullanılmasını tenbihlemişlerdir. Kendi kendini bin yılın müceddidi ilan eden ve Mektubat-ı Rabbani isimli sözde eserinde haşa ki sahabenin makamını dahi mana da aştığını iddia edebilecek kadar ileri gitmiş bir isim olan, Ekber Şah'ın döneminde yaşamış ve Kelime-i Şehadet'e haşa "Ekber Allah'ın halifesidir" ibaresinin eklemesini sağlamış, İslamdan ziyade Hinduizmin ritüellerini öne çıkartan bir din vaaz etmiş olmasıyla ünlenen, kendi döneminin gerçek ulemaları ve tasavvuf erbabının mücadele verdiği Sirhindi ya da Rabbani, Nakşibendi ekolünde yepyeni çığırlar açan, uydurma menkıbeleri ile kendisine uluhiyyet addeden bir zat olarak karşımıza çıkmakta. Sirhindi'nin kendi sözde eserlerindeki safsatalarından örnekler vereceğim bu bölümde.

Rabbani Kendisini Makamca Sahabeden Bile Üstün Gösterirken, Peygamber'den Haşa Cennet Müjdesi Aldığını da İddia Etmiştir.

Mektubat-ı Rabbani isimli kitabında Ahmet Sirhindi sadece kendisinin tanık olduğu, gördüğünü iddia ettiği bir rüyayı söyle anlatıyor: "Yatağımda uzanmış yatıyordum. Gözlerimi kapamıştım. Yatağımın üzerine bir başkasının gelip oturduğunu hissettim, bir de ne göreyim; yatağıma gelen, Peygamberimizdir(s.a.v.). Buyurdu ki: " Senin için icazet yazmağa geldim. Hiç kimseye böyle bir icazet yazmadım. Gördüm ki , o icazetnamenin metninde bu dünyâya ait büyük lütuflar yazılıydı. Arkasında da öbür dünyaya ait, çok inayetler yazmışlardı." Sirhindi'den önce ya da sonra Nakşibendilik harici hiç bir tarikatın şeyhi böyle kendi gördükleri sözde rüyaları eserlerine yazmamışlar, insanlara maharetmiş gibi sunmamışlardır. Kaldı ki hiç bir şeyhte bu şekilde icazet aldığı iddiasında bulunmamıştır. İcazet rüyada değil zahir de verilir ve Peygamber (as) haşa icazet vermeye gelmez varsa sizi yetiştiren şeyhiniz liyakat ve icazet sahibi bir şeyhiniz sizin layıkıyla yetiştiğinizi düşünürse icazet verir. Ama canlı canlı sağken verir rüyada değil. Bu rüyaya inanabileceğimizi düşünüp kitaplarına aktaracak kadar eşkelü cühela olan bir insanın sahabenin makamını geçtim demesi gayet doğal gerçi. Zira adam Peygamber'in (as) kendisine yazdığı özel icazette ahiretine de nimetler yazdığını belirtiyor. Düşünün HAŞA adamın Cenneti zaten garanti bir de türlü nimetleri vaad ediyor adama Peygamber (as), Peki sahabe içinden kaç kişi sağlığında Cennetle Müjdelendi sorusuna eminim hepiniz aynı cevabı verdiniz. Sadece 10 kişinin cennetle müjdelendiği kaynaklarda rivayet edilir. Aşare-i Mübeşşere denilen bu 10 kişiye de böyle bir müjde verildiğini yalanlayanlar bile olagelmiştir. Neyse, düşünün 124 bin hatta daha fazla sahabeden sadece 10'u sağlığında Cennetle müjdelenmiş, birde İmam Rabbani denilen zat. Yani buda demek oluyor ki adam sahabeden üstünüm demekte haklı. İnsan şımarırsa sapıtır, sapıtırsa aklını zaman zaman oynatır ve kendini kaf dağında görebilir.

İmam Rabbani Lakaplı Sirhindi Allahu Teala'nın Tecellisini Haşa, Kadının Cinsel Organında Gördüğünü Kitaplarına Yazabilmiştir.

Yine Allah'tan aldığı ilhamları kitaba dönüştürdüğünü iddia ettiği kitaplarında Sirhindi, kendisinden habersiz hiç kimsenin hidayet bulamayacağını bile iddia edebilecek kadar ileriye gitmiştir. Tarih boyu hiç bir evliya ya da alim sağlığında kendisine bir uluhiyyet addetmemişken ve kendi nefsine paye çıkartmamışken Sirhindi ya da Rabbani, kendisini bin yılın müceddidi olarakta tanıtabilmiştir. Aynı Rabbani, yazmaya elim varmıyor ama yazmak zorundayım mektubatındaki bir mektubun da Haşa "Ben Allahu Teala'nın kadının fecrinde yani cinsel organında tecelli ettiğini gördüm" diyebilecek kadar sapıklaşabilmiştir. Rabbani denen zatın sapıklıkları say say bitmez, ben asıl Halid-i Bağdadi isimli kendisine lakap olarak Celaleddini Rumi'nin de lakabı olan Mevlana lakabını takarak meşruiyet kazanmaya çalışan, Yahudi Barzani ailesinin Nakşi olmasını sağlayarak Kürt kökenli Osmanlı vatandaşlarının akıllarını ilk karıştıran ve Osmanlı'ya karşı yüzyıllarca sürecek olan Kürt ayaklanmalarının tohumlarını atan, Kürtleri kendi devletlerini kurma hayli ile İngiliz lehine kışkırtması ile tanınan, şahsı sizlere tanıtmak ve anlatmak istiyorum. Dilerseniz Halit Bağdadi denen zatı bir sonraki yazımızda ele alalım. Artık sözde tarikatın tarihsel seyrinde günümüze doğru çok yaklaştık. Halit Bağdadi ile beraber Barzanileri ve Kurtuluş Harbi öncesi ve sonrası Nakşibendilerin durumunu anlatmaya da başlamış olacağız Esenkalın...


          

banner278

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 38 yorum mevcut

    • rt 6 ay önce yorumlandı

      yavuz sultan selim han ile başladı diyorsunuz nakşibendi aşkı fakat osmanlının en fazla ilerlemeside onunla başlamadımı demekki doğru aşkmış siz yanılıyorsunuz

    • ziyaretçi 64 1 yıl önce yorumlandı

      hem osmanlı yı hem selçuklu yu yıktılar şimdi de osmanlıya dönüşü savunuyorlar. bunların hepsinin ortak yönü de atatürk düşmanı olmaları. ne çelişki değil mi?
      ilim bilim den uzak sadece dinimizi kullanıp çok iyi gelir elde eden bu din tacirleri. yüce dinimizi her türlü pis işlerine alet eden bu kişiler acaba öteki tarafta nasıl hesap verecekler.

    • teşekkürler 1 yıl önce yorumlandı

      yazınızda bahsedilen konuları biraz araştırınca haklı olduğunuza şahitlik ettim. bu yazı dizisini, okumam benim açımdan çok faydalı oldu ve teşekkürü size borç bildim.

    • nurullah 1 yıl önce yorumlandı

      aAllah ssizi bu naksibendi tarikatiyla if ice eylesin sizde bu kapida bu hak olan kapidan terbiye ve edelman gormenizi nasip etsin ilminiz varsa onu dogru kullanmayi nasip etsin ,,, ever siz dogruysaniz ki degilsiniz Allah bizi affetsin yok ever bu yok dogruysa ki dogru Allah sizi affetsin ,,,

    • mnc @m.orhan 1 yıl önce yorumlandı

      bu yazar zamanında pensilvanya ile yazıyordu onlar hırlayıp zırladılar ama boyaları ortaya çıktı şimdide nakşilerin çıkacak bekleyin lan ingiliz nakşi köpekler

    • m.orhan 1 yıl önce yorumlandı

      sende gram akl yok kimlere dul uzattiginin farkinda farkinda olmayan zir cahilsin.amacina ulastiginide soyliyebilirim.senin yazilarini okuyupta dogru ssnsn birsuru aptal var baksana.tovbe kapisi acik unutma acemi

    • uğur 1 yıl önce yorumlandı

      yazar kardeşime tavsiyem hiç bir kınayıcının kınamasından çekinmeden, tehditlere aldırmadan doğruları yazmaya devam etmesidir. yazılarının tamamı doğrudur birilerinin hoşuna gitmeyebilir elbette hakkın dile getirilmesi ama birilerince de dile getirilmelidir.

    • YsF 1 yıl önce yorumlandı

      bu adam bence evrim teorisinin kanıtı... yaziklar olsun bu söylediklerinin hesabını er yasa geç misliyle vereceksin

    • Recep Özdemir 1 yıl önce yorumlandı

      sen tam bir gerizekalı . din islam tarıkat düşman ı sın.

    • ŞAHİN ÇİÇEK 1 yıl önce yorumlandı

      yazıyı okuma gereği bile duymuyorum.
      başlığından ne kadar kalitesiz bir yazı olduğu belli. diyeceksiniz ki neden okuma gereği duymadan yorum yapıyorsun? çünkü bir yemeğin bozuk olduğunu anlamak için tamamını yemek gerekmiyor.
      imamı rabbani gibi zirvelerdeki bir alime fitne tohumu attı demek en hafif bir ifade ile saygısızlıktır. lütfen kelimeleri seçerek kullanın. imamı rabbani hakkında biraz araştırma yapmak gerekir ki "müceddid- bir islam alimi olduğu bilinsin. imamı gazali gibi imamı rabbani de dev bir şahsiyettir. acaba bu makalenin yazarı imamı rabbani'ye dil uzatacak kadar dini bilgiye sahip mi? bırakın o kadar dini bilgiye sahip olmayı -eğer sahip olsa idi saygısızca bir başlık atmazdı- acaba bu şahsiyetin ederi ne kadar?

    • nisa karabıyık 1 yıl önce yorumlandı

      orhan kardeşim bu konuda bilgisi olayan kardeşlerimizi yanlış yönlendirmemeniz için bilgim dahilinde reddiyelerime devam edeceğim

    • nisa karabıyık 1 yıl önce yorumlandı

      i̇mamı rabbani mürşidine kafasında takılan soruları mektupla sorardı 1. mektubunda bu tarikat edeplerine dair işlere devamım sırasında, yüce Allah'ın zâhi̇r ismine bir zuhur yeri olma şerefine erdim; hem de tam manası ile, her şeyden ayrı bir manada o kadar ki: bütün eşyada, tek tek bu tecelliyi gördüm, özellikle kadınların kisvesinde hatta ayrı ayrı her yanlarında bu kadınlar zümresine o kadar ram oldum ki: anlatamam. bu ram olma işinde çaresiz bir duruma düştüm hâsılı: su gibi eridim; bu kadınların elinde eriyip aktım. anlattığım manada bir tecelli her yemekte ve içmekte, her giyim işinde başka başka oluyordu. lezzetli mükellef bir yemek sofrasında (veya yenen şeyin kendisinde) bulduğum lezzeti, başkasında bulamadım. bu değişiklikler, tatlı su ile tuzlu beyninde oluyordu: belki de her şeyde.. her şeyin tadı, başkalarından ayrı olarak, kendi değişik derecelerine göre kemal hususiyetleri arasındaydı. o kadar ki: bu tecellilerin özelliklerini yazı ile anlatmak mümkün değildir..."

    • EROL 1 yıl önce yorumlandı

      barzani ve ingilizler sanırım zamanda yolculuk yapmayı öğrenmiş, ne kadar saçma bir yazı, adı geçen şahıslar ve olaylar arasında asırlar farklar var. azıcık aklı olan bunu rahatlıkla görebilir..

    • sadık gündüz 1 yıl önce yorumlandı

      yazı diziniz gerçekten de son derece doyurucu bilgilerle dolu. gerçekleri görmemizi sağladığınız için teşekkürler. günümüze yaklaştıkça daha ilgimi çeker hale geliyor yazınız.

    • eleştirilemeyen sadece Allah (cc)'dır @ali 1 yıl önce yorumlandı

      bana bak ali bey yazarın eleştirilerini haksız bulabilirsin. nereyi haksız buldunsa ortaya koyabilir hatta sen de yazarı eleştirebilirsin. ama imam rabbaniyi eleştirilemez bulman zaten zihniyetini ortaya koyuyor. o kadar ki, peygamberler bile hata edebilir eleştirilebilir diye biliyoruz biz. Allahtan başka hata yapmayan belki hz muhammed olabilir. bir çok peygamberi zişan efendilerimizin az da olsa hata edebildiklerini bizzat Allah beyan buyurmuştur. yusuf'un züleyhanın musallatından kurtuluşunun bile Allahın yardımı ile olduğunu beyan etmiştir ayette. yine musa ile hızır kıssasında Allah musanın sabırsızlığı sebebi ile hata yaptığını beyan buyurmuştur. hatta peygamberimiz as. ya musa az daha sabretseydin de daha çok hikmet ve sır öğrenseydik ya diye söylenerek şaka yapmıştır kuranın bu ayetleri okunurken. imam rabbani dediğimiz zatın evliya olduğundan bile emin değiliz. evliya deniyor ki bu yazılanlara bakılırsa bence de evliya değil. ama olsa bile hata yapabilir. neden eleştirilmesin

    • murat @u.n.sen 1 yıl önce yorumlandı

      muaviyeye yezide taraftarlarına(rabbani nakşibendi vs)kaç yüzyıl olursa olsun batıla batıl demek haktır.asıl siz insanmısınız

    • uşşakk 1 yıl önce yorumlandı

      İftira en büyük günahlardandır. “Her kim bir şahsın berî olduğu kelamı, onu dünyada küçük düşürmek için insanlar arasında yaymaya çalışırsa, Cenab-ı Hak sözünü isbat edinceye kadar onu cehennemde hapseder.”

      “Her kim bir müminde bulunmayan şeyleri insanlar arasında konuşursa Allah azımüşşan onu, Cehennem ehhinin (kendilerinden çıkan) pislikleri içinde iskan eder, taki söylediği sözlerden çıka, halbuki çıkıcı değildir” hadis-i şerifleri bu günahın çirkinliğini ve cezasının ağırlığını ifade etmektedir.

      İnsanların herhangi birisi için, kendisine layık olmayan sözleri konuşmanın neticesi böyle kötü olursa, haklarında: “Dikkat edin, muhakkak Allah’ın evliyası onlar üzerine bir korku yoktur, Onlar mahzun olmayacaklardır.”(Yunus 62) buyrulan Evliya-i Kiram hezeratı için, iftiranın netice vereceği şiddetli azabı takdir etmek, çok zor değildir.
      Cenab-ı Hak Musa A.S’a şöyle vahyetmiştir: “Ey Musa! Her kim benim bir veli kuluma ihanet ederse, benimle muharebeye kalkışmış sayılır ve bana düşm

    • cahil sensin asıl @ALİ TEMEL 1 yıl önce yorumlandı

      senin o imam rabbani gibi büyük zat dediğin ne demiş bak. karının bilmem nesinde gördüm Allahı demiş haşa, aklı fikri orda olunca.senin o büyük zat dediğin ne demiş bak. peygamber efendimiz gedli rüyama bana icazet yazdı ve yazdığı icazette ahirete dair nimetler de verdi bana demiş yani ben sahabelerden bile üstünüm demiş. bizde bir söz vardır kıçın açıkta kalmıştır derler. yazar bütün gerekçeleri ile nakşiliğin ingiliz çıkarlarına hizmet ettiğini anlatmış. tarihi gelişmelerle söyledikleri büyük bir uyum sağlıyor. bizde büyük bilirdik nakşi yolu büyüklerini ama demek sahtekarlarmış, ben hiç bir yol intisablı değilim ama her yola eşit muhabbette idim. şu son bir yıla gelene dek. son bir yılda nakşilerin en mal olduğunu gerek araştırmalarım da gerek belediye ve uşaktaki gelişmelerden, gerekse uhm de çıkan yazılar sayesinde öğrenmiş oldum. anlaşılan odur ki nakşilik demek yalancılık, büyücülük ve hırsızlık demektir.

    • u.n.sen 1 yıl önce yorumlandı

      i̇mam rabbaniyi elestirecekk kadar insanmisinizkide kac yuz yil sonra ortaligi bulandirmak icin laf uretmeyin

    • samet ertürk @ali 1 yıl önce yorumlandı

      haydee şimdi de hadisi şeriflerde peygamberimiz bahsetti bu adamı diyeceksiniz anlaşılan. peygamberimizin bahsettiği deccalden önce çıkacak deccal uşakları olarak bahsedilmiş olabilir bence. koca peygamberin ağzında senin şeyhinin isminin ne işi var. bi taraflarından menkıbe uyduran hocanın, bi taraflarından hadis uyduruan talebeleri olr derler adama.

    • ali 1 yıl önce yorumlandı

      senindinden diyanetten haberin var mi hadisi serifte ismi gecen bir zati nelerle itham ediyosun

    • kurban kesmek lazım bunları islama 1 yıl önce yorumlandı

      bunlar giydikleri şalvarın giydikleri cübbenin taktıkları sarıgın adını islam koyup aslında müslüman bile olmayan kimselerdir cesaretin için twbrik ederim vedat bey sevdim gözü karalığını

    • nadir 1 yıl önce yorumlandı

      birçok cahil insan körü körüne kendine bile faydası olmayan cüppeyle hocalık taslayan islamı cüppeye indirgeyip sıkıştıran zavallı bir o kadarda hain olanların arkasından gidiyor. Allah cc. hidayet nasip eylesin diyeceğim ama hidayet dilemek bile onlara çok kalpleri mühürlenmişler gerçeği görselerde inanmazlar.

    • ALİ TEMEL 1 yıl önce yorumlandı

      hakikaten insanımız cahil yazar denen şahıs ehli sünnetin yaşatılması için ömrü boyunca sapık fırkalarla uğraşan imamı rabbani gibi büyük zata böyle kötü ithamlarda bulunabiliyor.ve bizim cahil insanımızda bunu destekliyor.ey yazar denen şahıs zaten şuan ki türkiyede gündeme gelmek kolay bu yazı dizisinde olduğu gibi bunu yapan insan hiç mi düşünmüyor öleceğini ve hesaba çekileceğini bu zatların ehli beyti kötülediği 1000 sene sonra mı ortaya çıktı.araştırdığın şeyin hiç bir kaydı şuan ki türkiye tarihinin bilinmeyen ve bilinmesini istenilmeyen tarihi gibi buradaki amaç insanlari yanlış bilgilendirmek Allah hidayet nasip eylesin

    • gerçekler 1 yıl önce yorumlandı

      eline kalemine yüreğine sağlık sayenizde mandacı ve inliz ajanlkarını öğreniyoruz

    • tuğrul 1 yıl önce yorumlandı

      on numara bir yazı daha bu haber merkezinde ulusal gazeteler ayarında köşe yazarları görmek uşak adına çok sevindirici.

    • enteresan @sibel özüdoğru 1 yıl önce yorumlandı

      okumadım kitap bende var diyorsun adamın söylediğine göre yorum yapıyorsun önce oku evindeki kitabı ondan sonra sapıklık falan var yaz.önce bi oku oku oku

    • şero 1 yıl önce yorumlandı

      meymenet kalmamış sıfatında vedat orhan

    • günümüzdeki uzantıları 1 yıl önce yorumlandı

      yazı dizinizi hararetle takip ediyorum ve günümüze yaklaştıkça heyecanım artıyor. 18.yüzyıla kadar geldi yazı. günümüze az kaldı. ama asıl uşaktaki başta belediyede nakşilerin çevirdiği dolapları, tümsiadın çevirdiklerini, sofaş'ın gıda işlerindeki yolsuz işleri, çerezci kamil özkulun alavere dalavereleri, divan temizlikin, nakış gıdanın vb'nin menzilden torpili ile belediye deki çevirdiği yolsuz işleri yazacaksınız diye umut edenlerdenim. işte o zaman kopacak asıl küçük kıyamet :)):):):)

    • Ercüment Güler 1 yıl önce yorumlandı

      yazarı yaptığı araştırmadan ve bu araştırmalarını cesurca halkın anlayacağı dilde ifade ederek kaleme aldığı için tebrik ederim. gerçekten bu site sayesinde çok aydınlatıcı yazılar okuma imkanı buluyoruz. umuyorum bu ödün vermez dik duruşunuzdan taviz vermeden devam ederseniz gazeteciliğe iki yıldır çok yakın tskipçinizim ve her tavsiye ettiğim arkadaşım zaten okuyoruz deyince ayrıca memnun oluyorum. keşke tüm uzak gibi türkiyede de okusalar sizden haberdar olup.bu genç ekibi ve nurullah beyi ayrı ayrı kutluyor gözlerinizden öpüyorum sizi.

    • vedat orhana 1 yıl önce yorumlandı

      bana bak vedat mısın? nesin, ya sus yazma artık yada ben seni susturacağım.kıçından uydurup uydurup büyük Allah dostlarına gavslarımıza iftira düzüyorsun. insanların kafasını karıştıryorsun, sana inanıp bu yolu terkeden yada muhabbeti kesilen tanıdıklarım var. bu insanları islamdan soğutmanın vebalini nasıl ödeyeceksin düşün.bizim yolumuz öyle bir yoldur ki Allah için cellatlık bile yapılabilir, sen anlamazsın bunu. halit bin velid kaç kafir öldürdü katil mi oldu? kimse kalmadıysa ben celladın olurum haberin olsun. bırak bu yazı dizisini yazmayı.

    • nakşilerin tek bildiği cevap yalan iftira 1 yıl önce yorumlandı

      uhm belediyede hırsızlık var ihalelerde yolsuzluk var diyor nakşiler yalan iftira diyor.uhm belediye köpek öldürdü diyor,nakşiler yalan iftira deyip geçiyor.uhm belediye uşak trafiğini felç etti diyor nakşiler yalan iftira deyip geçiyor. uhm belediye fakir fukaranın yardım paketini menzilcilerin yurduna boşalttı diyor,nakşiler yalan iftira diyor.uhm nurullah cahan ile akpartililerin çoğu küs diyor, nakşiler yalan iftira diyor, uhm belediyeyi alirıza çümen yönetiyor diyor,nakşiler yalan iftira deyip geçiyor,uhm utaşın beton santrali ruhsatsız,devlet arazisini işgal ettiler diyor,nakşiler yalan iftira diyor. uhm belediyede personel huzursuz diyor,nakşiler yalan iftira diyor. uhm nakşilik uydurma ve batıl bir tarikattır diyor,nakşiler yalan iftira diyor.uhm nakşi şeyhleri hep türklere ihanet etmiştir kürtçüdür diyor,nakşiler yalan iftira diyor.uhm okunmuş ekmeklere ne okuyorsunuz diyor?nakşiler yalan iftira diyor.anlaşılan nakşiler başka cevap bilmiyor. ama uşak halkı gerçekleri görüyor.

    • cellat olsa ne olur 1 yıl önce yorumlandı

      cübbeli hocaefendi cevabında belirtiyor yazar efendi. kazan hanı halille beraber şeriat hükümlerini icra etmiştir şahı nakşibendi diyor.şeriat hükümlerinde kısas varsa yapılmıştır diyor.asılması gerekiyorsa asmıştır diyor. senin nazarında kısası yapan cellat mı ey yazar? ayıp değil mi? hem sonra ne olmuş cellatlık etmişse şeriat gereği Allah için cellatlık yaptıysa evliya olamaz mı? Allah eşkiyaları bile evliya etmiştir tarihte çok örneği vardır bunun. dinin ahkamını bilmezsin tasavvufu bilmezsin yazarsın. gelelim rabbani hazretlerine Allahın tecellilerini gördüm kadının cinsel organında diyor mübarek, Allahın tecellisini çiçekte böcekte her yerde görür evliyalar. senin bu büyük evliyaların işlerine aklın ermez. sen evliyaya savaş açmış sapıtmışsın yakındır zevalin demedi deme yazar efendi. uyma sen bu derin devletin adamlarına uyma bunların niyeti başka. sen ayrıl bu derin çavuşoğlundan ne sayın çavuşoğlusu derin çavuşoğlu o.ama Allah belasını verecek o itin göreceksin sen uyma ona.

    • uşşaki 1 yıl önce yorumlandı

      nakşibendiliğin büyücülük olduğunu, menzildeki zatın büyü yaparak cinlerle insanları etkisi altına aldığını, cinlerle rüyalara tasarruf ettiğini yıllar evvel manisada uşşakişeyhi mehmet hocam bize anlatmıştı.yalnız ben işin vehametinin bu denli olduğunu bilmiyordum. gerçekten büyük ihanetmiş, Allah beni korumuş bir dönem nerede ise bende oradan tövbe almaya niyetlenmiş sonra uşşaki yoluna mehmet hocaya bağlanmıştım.yazıdakilerin doğruluğuna kaniyim. çünkü bütün meşreplerde zikir seslidir nakşilikte sessizdir. bütün meşrepler de yol hazreti ali de biter nakşilikte hz.ebu bekir de biter. hiç bir tarikatte okunmuş çorba yada ekmek yoktur sadece nakşilerde vardır. bütün meşrepler vatan sevgisini işler millet sevgisini işler ama nakşilik ümmetçilik der. yani tarikatlerin hepsi ile aslında temel meselelerde ayrılırlar. yazara teşekkür ederim. atatürk bunları boşa kesmemiş. zaten uşaktaki nakşilere bir baksan her şey ortada.belediyeye cahan ve ekibine bak kamil özkula bak nakşiliği tanırsın.

    • sibel özüdoğru 1 yıl önce yorumlandı

      yazıyı okuduktan sonra google hazretlerine bi sordum durumu. cübbeli cevap vermiş şah nakşibendinin cellatlık yaptığını doğrulamış ama şeriatın hükmünü uyguladı demiş. kısasa kısas gerektiğinde o uygulamış demiş. birde üstelik peygamber de yaptı oda mı cellat deyivermiş haşa. bunlar iyice haddini aştı peygamberin (as) kısasa kısas diye adam öldürdüğü iftirasını bile atabilmiş. hele ki imam rabbaninin kadının bilmem neresinde Allahı gördüğü iddiasına verdiği ceavp daha ilginç yalan iftira demiyor. Allahın tecellisini görmüş o mübarek diyor. hay ben onun gibi mübareğin şu rezalete bak ya hepimizin evinin kitaplığını süsleyen mektubatı rabbani oysa nasıl sapıklıklarla doluymuş okumadık süs koyduk adamın ismi rabbani olunca bi halt sanmıştık ama değilmiş baksanıza. yani cübbelinin cevaplarını duymasam diyecektim ki yazar iftira ediyordur.ama cübbeli de ikrar edince inanmaktan başka çare kalmadı bu nakşibendilik müslümanlık bile değil demekki Allah belanızı versin.

    • atatürkün muhammed diyauddin hz yazdığı mektubun sonu 1 yıl önce yorumlandı

      birkaç güne kadar garbî anadolu ve rumeli?nin bilcümle vilâyâtından gelmekte olan murahhaslarla da umûmî bir kongre sivas?ta akdolunacaktır. cenâb-ı hakk?ın avn u inâyeti ve peygamber-i zîşânımız?ın feyz u şefaati ile umûm milletimizin bir noktada müttahid olduğunu ve hukukunu muhafaza ve müdafaaya kadir olduğunu cihâna göstereceğiz

      karîben meclis-i meb?usânımızı açtırmak ve millete müstenid kuvvetli bir hükümeti mevki-i iktidâra geçirerek selâmet-i vatanı te?min eylemek müyesser olacaktır.

      muhabbet ve hürmetlerimin kabulünü ricâ ve o havâlideki bilcümle vatandaşlarıma selâmlar ithâf eylerim efendim hazretleri.

      sâbık üçüncü ordu müfettişi

      mustafa kemâl

      nutuktan alıntı

    • mustafa 1 yıl önce yorumlandı

      bu sebeple milletimizin mevcûdiyetini ve vahdetini bütün cihâna göstermek ve hukukumuzun ?indi ve şahsi kararlarla imhasına müsaade edemeyeceğimizi anlatmak maksadıyla senâverleri resmî makâm ve sıfatımdan tecerrüd ederek milletin içinde ve milletle beraber çalışmaktan başka çare göremedim ve derhal askerlikten istifâ ettim.

      vekâyi-i elîme te?sîriyle her tarafta teşekkül eden millî ve vatanî cem?iyetlerin murahhaslarından mürekkeb olmak üzere erzurum?da in?ikâd eden bir kongre ile

      ? şarkî anadolu müdafaa-yı hukûk cem?iyeti ? teşekkül etti ve vahdet-i milliyemizi dahil ve hârice karşı temsil eylemek üzere bir hey?et-i temsiliye kabul edildi. bu hususâta dair beyânnâme ve nizâmnâmelerden zât-ı ulyânıza takdîm ediyorum. zât-ı fâdılâneleri cem?iyetimizin en muhterem a?zâsından bulunduğunuz cihetle istihsâl-i maksad-i mukaddes için cümlece müsellem olan himmet ve gayretlerinin teşkîlâtımızın o havâlice tesri?i husûlüne ve muzır düşman telkinâtının izâlesine masrûf olacağına mutmainim.

    • mustafa çalışır 1 yıl önce yorumlandı

      atatürk ün muhammed diyauddin hz gönderdiği mektup
      kurtuluş savaşında ehli tasavvufun hem maddi ham manevi büyük emekleri var.....

      norşinli meşâyih-i i̇zâmdan şeyh diyauddin efendi hazretlerine

      fazîletlu efendim, zât-ı fâdılânelerinizin harb-ı umûmî?nin imtidâdınca osmanlı ordusuna îfâ eylemiş olduğunuz hidemât-ı bergüzîdelerine ve makâm-ı muallâ-yı hilâfet ve saltanata göstermiş olduğunuz ravâbıt-ı kalbiyelerine yakından muttali? bulunuyorum. bu sebeple zât-ı âlinize kalben pek büyük hürmetim vardır.

      bugün makâm-ı hilâfetin, saltanât-ı osmâniye?nin ve vatan-ı mukaddesimizin düşmanlarımız tarafından nasıl rencide edilmekte ve vilâyât-ı şarkiyemizin ermeniler?e hediye edilmesinde ısrar olunmakta olduğu ma?lûm-ı ârifâneleridir.

      millete istinad etmeyen i̇stanbul?daki hükümet-i merkeziye bütün bu düşman taaddileri karşısında âciz ve nâçîz kalarak hukûk-ı millet ve memleketi müdafaa edememekte olduğu tahakkuk etmiştir.

    TÜM YORUMLAR
    banner317
    TÜMÜ Yazarlar
    Özel Haber
    Son Yorumlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner275

    banner316

    Haberler Haberler