Aşk’ın halleri

                                                                                                  

 

              Sun dem’i-felek zulmünü pervâneye yeğdir

                 Bin şem’ ile ölmek bu gam-ı hecr-i muhâlden

 

 

Pervaneler aşkın tarifidir…aşk ateşi önce ma’şuk kalbini yakar sonra aşık gönlüne bulaşır…sevilen kişi bir alevdir,cezp edicidir,aşık o alevi görünce dayanamaz…yaklaşır,yaklaştıkça ateşi fark eder,daha çok yaklaşır ve acıyı hisseder…pervane de böyledir…nazlı nazlı yanan mum onun şirin’idir,leyla’sıdır…ve o döner durur mumun etrafında…döndükçe vuslata ermek ister,döndükçe daha çok ister yanmayı ve her dönüşünde biraz daha yakınlaşır sevdiğine…aşık korkmayandır,sakınmayandır ya hani en sonunda kavuşmak ister tamamıyle…bu hasret bitsin artık der…ve dokunur pervane sevdiğine…ilk önce kuvvetli bir acı hisseder fakat korkmaz daha çok ister sevdiğini…ve sevdiğine kavuşur sonunda ama bu vuslat onun ölümü olur…düşen her kar tanesi feleğin gözyaşlarını andırır,sanki kar yağdığında zalim felek ağlamadadır…işte o gözyaşları pervanenin sevdiği mumun üstüne düşer…artık pervanenin aşkından yanacağı,etrafında delicesine döneceği mum sönmüştür…pervane öyle çaresiz kalmıştır ki aşkın mahrumiyeti ile…bu çaresi olmayan ayrılığın acısı onu aşkın ateşiyle binlerce kez yanarak ölmekten daha çok öldürmüştür…yağan her kar tanesi onun uzayan ızdırabı olmuştur…

ferda..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.