banner407

ÇOCUĞUNUZUN AŞILARI TAM MI?

Önemli bir savaş sırasında Japon bir komutan askerlerinin sayısının düşmanlarınkine kıyasla çok daha az olmasına rağmen saldırıya geçmeye karar verir. Ordusunun kazanacağına olan güveni tamdır. Ancak, askerleri zafer konusunda oldukça kaygılıdır. Komutan zekice bir plan yapar. Savaş alanına doğru ilerlerken, yol kenarındaki bir tapınakta durup hep birlikte dua ederler. Daha sonra komutan cebinden bozuk para çıkararak; “şimdi yazı-tura atacağız. Eğer tura gelirse, biz kazanacağız, ama eğer yazı gelirse kaybedeceğiz, kaderimiz böylece ortaya çıkacak.” der.


Bozuk parayı havaya atar ve herkes sabırsızca paranın yere düşmesini bekler. Tura gelmiştir. Askerler çok sevinirler; kendilerine olan güvenlerini toplamışlardır. Bu coşkuyla düşmana saldırır ve savaşı kazanırlar. Bir süre sonra yüzbaşı komutanının yanına gelerek onun kehanetini takdir edercesine; “Kimse kaderi değiştiremez” der. Bunun üzerine haklısın der komutan iki tarafı da tura olan parayı göstererek.

 

Bir topluma, bir insana güven aşılayabilmek onu hayata bağlamak demektir aslında. En aşılmaz engelleri aşmak, en zor işlerin üstesinden gelmek hep kendine güven esasına dayanır. İnanmak başarmanın yarısı ise özgüven kapıları aralamak demektir. Kolay da değildir öyle kazanılması. Özgüvenli olmak öyle bilinen 3 aylık kurslara da tabi değildir. Sonradan da kazanılabilir ancak hayatın her anı önemlidir. Anne karnından bebekliğe; ergenlikten yetişkinliğe kadar… Anne ve babanın çocuğa yaklaşımından başlar her şey... Genetik yanı yok mudur özgüvenli olabilmenin? Elbette var; anne baba ne kadar özgüven sahibi ise çocuk da bundan yüzde 30,40 civarında etkileniyor. Ama iyi yetiştirilen bir çocuk ailesel talihsizliğini kırabiliyor. En önemli çağ bebeklik ve çocukluk çağı. Özellikle çocuğuna karşı tutucu, hiçbir şey yapmasına müsaade etmeyen aileler çocuklarının özgüven gelişimlerine akıl almaz zararlar veriyorlar. Çocuk için bir kendi başına sandalyeye çıkıp oturmak, kendi kendine yemek yemek büyük bir iş ve başarıdır. Şayet bunları yapma eylemi içersinde iken gereği dışında müdahale ederseniz çocuğunuza kötülük yapmış olursunuz. Aman etraf pislenmesin, aman düşüp ağlamasın yaklaşımı doğru bir yöntem değildir. Onunla konuşmak, onu dinlemek, onun yaptıklarına saygı duymak ve gerektiğinde ödüllendirmek ise isabetli bir davranış olacaktır.

 

Peki, işlerin iyi gitmediğini nasıl anlarız? Özgüven eksikliği olan çocuk toplu oyunlara, toplu hareketlere katılmak istemez. Daha da büyüdüğünde “ben yapamam, ben beceremem” diyecektir muhtemelen. Geçmişte yaşadığı bir travma da bu süreci etkileyecektir. O yüzden ailenin güven ortamı son derece önemlidir. Şiddete maruz kalan, annesine şiddet uygulanan çocuklarda da etkilenmeler olacaktır.

 

Çocuğa özgüven aşılamak da uzun bir maratondur. Ona değer verdiğinizi hissettirmeniz lazım. Dinlerken gözlerinin içine bakın ve koca dünyasında yalnız olmadığını hissettirin. Görevler verin ve ödüllendirin. Ama çocuğunuza hiçbir zaman olduğundan fazlasını vermeyin. Aşırı özgüven çocukları ilerde daha büyük hayal kırıklarına uğratacaktır ve daha büyük yıkımlara neden olabilmesi muhtemeldir.

 

Evlatlarınıza değer verin ve başka hiçbir çocuktan eksik görmeyin. Gerekli olan özgüveni aşılayın. Yoksa çocuğunuzun ilerdeki her yanlış hamlesine ve kararına siz sebep olmuş olacaksınız. Tutucu ve mükkemmelliyetçi bir şekilde çok terbiyeli bir çocuk yetiştirebilirsiniz ama bu çocuğa yapılan büyük bir kötülüktür. Mühim olan ise özgüveni aşılarken terbiyeyi muhafaza etmektir. Gıkını çıkarmayan, dışarı çıkmayan, arkadaşları olmayan bir çocuğun kötü alışkanlıklı olmaması zaten beklenen bir durumdur. Bu dengeyi kurabilmek esas olandır.

 

Çocukların her biri biriciktir ve her birinin hayatı ve geleceği değerlidir. İnsanlık adına da önemlidir. Dosdoğru yetiştirilen her çocuğun da insanlık tarihine çığır açmanın ve sorunların çözümünün vesilesi olacağı unutulmamalıdır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.