SON YAPRAK, 31 ARALIK

 

Takvim yapraklarıyla birlikte savruldu yine koskoca bir yıl ve yine bitmek üzere. Ayaydın, umut dolu yeni bir yıla çeyrek kala yaşadığımız şu günler bana çok ilginç gelmiştir. Neden kutlamalar yapılıyor, neden insanların güle oynaya körpe bir yıla hazırlık yaptıklarına anlam veremiyorum. Zaman pervasızca uçup giderken ömrümüzün üstünden.
Yabancıların Noel bayramı, kendilerince kutlamaları, ayinleri vs, vs.. Peki bizler, yabancıların bayramını , onların kendi gelenekleriyle kutlamak kendi değerlerimize yakışıyor mu ? Üstelik o kadar benimsendi ki, kendi bayramımız niteliğine büründü.
Osmanlı Türk Tarihinde, yüzyıllardır süregelen gelenek ve göreneklerimizde Noel terimlerini içeren bir cümle dahi yok. Kaldı ki bunun kutlamasını yapalım. Hani bir yerde anlayabiliyorum; Biz Anadolu insanları yıllarca bağrı yanık yaşamış, acılarla yoğrulmuşuz. Elbette eğlenmeyi, mutlu olmayı hak ediyoruz. Ama neden Aralığın son gecesini 1 ocak gününe bağlayan ilk saatlerini tercih ediyoruz. Eğlenebilmek için koskoca 363 gece varken.
Daha bir ay öncesinden sokaklar mağazalar cıvıl cıvıl, albenisi yüksek olan kıyafetler ve hediyelerle doldurulmuş. Üstelik her yer çam ağaçlarıyla süslenmiş, Noel baba kılığında ki canlı mankenler. Yüksek müzik eşliğinde adım adım insanları çekiyor. Hediye sektörüne ve eğlence mekânlarına ödenen primler. Farkında mıyız, aslında yabancı kültürüne ve yaşantılarına bile bile, oynaya oynaya prim ödediğimizin farkında mıyız?

Hani bir deyim vardır ; ' Konuşsam tesiri yok, Sussam gönlüm razı değil.' Bu cümleler söz olup dile geldiğinde bazı insanlar, ahkâm cümle olarak nitelendiriyor. Üstelik çağımızın deyimiyle ' SOSYETE' dediğimiz kişiler karşı çıkıyor bu düşüncelere. Tebessümle baktığım bir konu, çünkü çağımız öyle değişmiş ki sosyete kelimesi gerçek anlamını kaybetmiş. Sosyete; En az iki üniversite bitiren, kültürlü, ilim irfan sahiplerine denilir. Günümüzde ise; arabası, evi, köşkleri - yalıları olan ve şatafatlı giyinen herkese sosyete deniliyor.

Türk Tarihi ve Müslüman Âleminde Noel ( yeni yıl ) kutlaması diye bir kutlama yoktur. Ve Noel yabancı bir kelimedir, Bizim anadilimiz Türkçe ve kendi öz dilimize sahip çıkmak adına ; ' Noel ' yerine, ' Yeni Yıl ' denilmesini tercih edenlerdenim. Çevremde konuşanları da mümkün mertebe uyarmaya çalışırım. Mutlu Yıllar dilemek çok doğal, insanoğlu için haklı bir dilek. Ama kültürümüzde, özümüzde olmadığı için eğlencelerle hatta mesajlarla dahi kutlanmasına şahsen karşıyım.
Yabancılara özenerek, kendi manevi değerlerimizi yitirdiğimizin farkında mıyız acaba? Üstelik onların tek amacı bu.

Cennet Vatanımızı ve kendi Türk benliğimizi yabancılaşmaya terk etmeye hiçbirimiz taraftar değiliz, Öyleyse neden onların yaşantılarına, dillerine, giyimlerine özeniyoruz?

Haydi ey özenti gençlik titre ve kendine gel, senin güvenle yaşaman için bu topraklara canını feda etmiş atalarını düşün onların kemiklerini sızlatma, vatan kimliğini ve benliğini yabancılara teslim etme herşeye rağmen yinede yabancılaşma hevesindeysen sana onların diliyle yani senin anlayacağın dilde sana mutlu Noeller...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.