banner407
CHP olağan kongre tiyatrosu İnce’nin yıldızını parlatıp Cumhurbaşkanlığı adaylığı için adı geçen iki isim olan Eskişehir’in saygın Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i ve Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ı olası aktörlüklerinden etmek, her iki isimin kendisine rakip olma olasılığının şimdiden önüne geçmek, hatta Büyükerşen’in karizmayı bir miktar çizmek için tertiplenmiş galiba. Baksanıza, kongrenin üzerinden günler geçti hala Sayın Büyükerşen eleştiriliyor hem de ne eleştiriler ne eleştiriler? Kimisi Genel Başkan yalakası diyor kimisi muhalefetin direncini kırmakla suçluyor adamcağızı üstelik çok önemli isimler ağır hakaretler ederek, gerekli gereksiz açıklama yaparak Büyükerşen’i eleştirme boyutuna taşıyor işi. Siyasetin nadir ürettiği çalışkan ve dürüst bir karaktere sahip olan Sayın Büyükerşen’i kabul etmeliyim ki linç etmeyi başardılar ve artık bu yazıyı milyonlar okumayacağına göre Büyükerşen’in üzerindeki bu linç kampanyasını üzerinden silkeleyip yeniden motivasyon ve siyasal sempati toplama şansı kalmadı gibi bir şey diyebiliriz. Çünkü CHP Tabanının hepsi nefret etmiş ve eleştirmiş algısını çok iyi yerleştirdiler.

Peki kim Sayın Büyükerşen’in karizmayı niçin çizdi? Aslının olup olmadığını bilmediğimiz ve sanki baştan ayağa tertip gibi görünen bir mizansen de CHP’nin yarattığı bir yıldızı milletin gözünden düşürmeyi beceren bu insanlar kim biliyor musunuz? İnanılır gibi değil kendi yıldızlarına kıyanlar sözde Cumhuriyet Halk Partililer. Ben hep söylüyorum CHP’lilerin en büyük problemi kendi ellerindeki değerlerin kadrini kendileri bilmiyorlar. Siz hiç Sayın Büyükerşen’i rakip partinin yöneticilerinin hedef tahtası edecek derece de eleştirdiğine rastladınız mı? Büyükerşen’e muhakkak CHP’nin katkıları vardır ve ben kendisinin bu katkılara nankörlük edebilecek karekterde birisi olduğunu sanmıyorum ayrıca böyle bir nankörlük ya da vefasızlık belirtisi görmedik pek üzerinde. Eskişehir’de verdiği hizmetler ile hem ülke eğitimine ciddi katkı sunan hem de mükemmel olmasa da güzel bir şehircilik örneği verdiği söyleniyor yazılıp çiziliyor ki bende inkar etmiyorum. Ama Büyükerşen CHP’ye gelmeden önce de geldikten sonra da kendisine ve partisine değer katmış bir insandır. Kendine değer katmış insanların değerini bile düşürebiliyorlar, düşürmeye çalışabiliyorlar ne yazık ki. CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı için Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarındaki işaretlemelerine de bakıldığında ve kulislere şöyle bir göz atıldığında iki isim öne çıkıyor. Birisi Suriye başta olmak üzere coğrafyamızdaki pek çok ülke ile bizi bir edebilecek, ekibi olan tanınmış Atatürkçü ama aynı zamanda dindar bir İsim Cumhurbaşkanı adayımız olacak derken tarif ettiği isim olarak kulislerde konuşulan Prof. Dr. Haydar Baş, ikincisi de hepinizin malumu olduğu gibi Sayın Yılmaz Büyükerşen. CHP Kurultayı ile Prof. Baş’ın ilgisi ne? Demeyin lütfen birazdan izah edeceğim. Bildiğiniz üzere CHP’nin bir bölümü ile Prof. Dr. Haydar Baş’ın son eseri Hoş Geldin Atatürk kitabına kurumsal bazda olmasa da kişisel bazda ciddi destekler geldi ve eserin tanıtımına ciddi katkılar sundular eser için getirdikleri haklı övgüler ve Prof. Baş’ın şahsından ve eserinden sitayişle bahseden son derece olumlu açıklamalara imza atan çok insan oldu CHP çevrelerinden. Kaldı ki CHP’de yönetim kademelerinde bulunmuş önemli ve etkin pek çok ismin kitabı edinip övgü ile bahsettiğine de bütün Uşak tanık. CHP çevreleri Prof. Baş’ın muhafazakar kimliğine rağmen Hoş Geldin Atatürk eserini ortaya koyarak Atatürk’e sahip çıkmasından memnuniyet duydu. CHP’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in de aralarında bulunduğu ki manşet resmini Büyükerşen’in Hoş geldin Atatürk eserine getirdiği övgü dolu sözler ve Prof. Baş’a tebrikler ve teşekkürler eşliğinde gerçekleştirdiği kibar açıklamasının yayınlandığı haftalar önce yayınlanan bir haberden aldım neyse Büyükerşen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Sayın Handan Topraklı hanımefendi dahil pek çok CHP’li belediye başkanı hatta sayıları az olsa da cesaretleri çok olan CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel gibi bazı milletvekilleri yine sol fraksiyonun en önemli kalemlerinden Uğur Dündar, Can Ataklı, Erol Mütercimler ve Ümit Zileli gibi tanınmış pek çok gazetecinin de Prof. Baş’a yönelik perdelemeyi kısmen yırtarak Prof. Dr. Haydar Baş’ı onurlandıracak açıklamalar da bulunarak hakkını teslim ettiler. Oda Tv ve Cumhuriyet gibi bazı yayın organları da bu açıklamaları manşetten yayınlayarak Prof. Baş’ın ve eserinin tanıtımına katkı sundular. Özetle CHP ile Halk Tv ile Prof. Baş ve ekibinin ciddi bir yakınlaşma süreci geçirmiştik. CHP Tabanının da çok olumlu tepkiler verdiği haberlerin paylaşımlarına yapılan yorumlardan hissedilebilmişti. Yani CHP tabanı ilk defa sağ tandaslı ya da muhafazakar kesimden bir grup ile yakınlaşmaya olumlu refleks vermişti. Yani Sayın Baş’ın yaptığı çalışmalar CHP Tabanında da çok ciddi takdir toplamıştı. Bu gelişmelerin Sayın Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Adayı tarifi ile de bir ilgisi var mı? Elbette bilemiyorum. Ama insan düşünce ve gelişmelere halkın ya da partililerin verdiği olumlu refleksleri görünce neden olmasın demekten kendisini alamıyor. Kaldı ki sosyal paylaşım sitelerinde pek çok CHP’li benim iki adayım var Haydar Baş diğeri Yılmaz Büyükerşen diye paylaşımlarda bulunmuştu.

Şimdi art niyetli gerçeklerle yüzleşmekten kaçınan birileri anlaşıldı senin derdin yine Haydar Baş reklamı yapmak diyecek ama cidden bu önyargıdan kurtulmayan bizim ne söylemek istediğimizi anlayamaz ya da anlamakta zorlanır. Elbette ben iki isime de çok saygı duyuyorum ikisinin de ülkenin önemli kademelerinde görev almalarını isterim. Lakin Sayın Baş elbette ki Cumhurbaşkanlığı Adaylığı için tercih edeceğim isimdir. Çünkü Büyükerşen ile mi yoksa Prof. Baş’la mı Milliyetçi yada sağ kesimden oy alabiliriz sizce? Bence sorunun cevabı hepimizce malum. Prof. Baş ile kazanma olasılığımız Büyükerşen’in adaylığı halinde kazanma olasılığımızdan kesinlikle fazla. Nasıl olsa kazanınca hangisi Cumhurbaşkanı olsa diğerini de önemser ve birbirilerinden muhakkak istifade ederler. Hangisi kazansa diğerine hak ettiği itibarı verir hangisi kazansa fark etmez yani. Kaldı ki Sayın Baş’ı tanıyor ve özelliklerini yakinen biliyor olmasa Büyükerşen’in CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olması fikrini destekleyebilirdim. Erdoğan’ın karşısına gerçekten millete kolay mal edip çabucak sevdirebileceği insanlarla çıkmazsa Cumhuriyet Halk Partisi zaten Erdoğan’a teslim etmek maksatlı tiyatro oynuyor demektir. Neyse sözün başına dönelim Büyükerşen’in Cumhurbaşkanı Adaylığı için adı geçiyor ya meğer Muharrem İnce’nin de canı istermiş Cumhurbaşkanı Adayı olmayı, inanılır gibi değil ama gerçek. Oysa kendisi Hayır kampanyaları sırasında çıktığı Halk TV’ye Genel Başkanlık dâhil hiçbir makama talip değilim diye sözler vermişti. Demek yalanmış. İnce Cumhurbaşkanı Adayı olabilmek için önündeki iki engel olarak Yılmaz Büyükerşen’i ve Prof. Baş’ı görmüş olacak ki ikisine saldırdı hem de hiç çaktırmadan. Sayın Baş bilindiği üzere siyasete girdiği tarihten bu yana hem Cumhuriyetin hem de CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi gerektiğini savunagelir, ve yeri geldikçe Atatürk’ün gösterdiği çizgiden çok saptığımızdan bahisle ikaz eder bütün Türkiye’yi özetle kuruluş ayarları dedin mi akla Prof. Baş gelir (burada son bir yıldır kuruluş ayarları vurgusunu yapan Ümit Kocasakal ve Uğur Dündar gibi isimlerin hakkını da teslim etmiş olalım, ancak bir siyasi parti genel başkanı sıfatıyla ve sadece son bir yıldır değil siyaset sahnesine çıktığı günden beri kurucu felsefe vurgusu yapan isim Prof. Baş olduğu için ister istemez kuruluş ayarları dediğinde akla ilk Prof. Baş gelir. Tıpkı vatandaşlık maaşı ya da ev hanımı maaşı dendiğinde asgari ücret konusu mevzubahis edildiğinde akla ilk gelenin Prof. Baş olduğu gibi…) Taban da değilse bile yukarıda yani Ankara ve İstanbul siyasi kulislerinde Baş’ın bu söylemleri sürekli duyulmaktadır aşağıdaki halka çok yansıtmasalar duyurmasalar da hepsi bilir kurucu ayarlar denilince akla Prof. Baş’ın geldiğini zaten kurucu ayara geçmenin en önemli anahtar ismi de Prof. Dr. Haydar Baş’tır oda bir ayrı konu. Neticesi itibarı ile Sayın İnce; Nagehan Alçı gibi ne idüğü belirsiz diye tarif edilen Rasim Ozan Kütahyalı ile olan ilişkisi gazetecilik başarılarından daha çok konuşulan bir sözde gazeteciye verdiği mülakatta kuruluş ayarlarına 1923’e dönmek gibi bir niyetim yok diyerek Prof. Baş’ın söylemine karşı duran ABD ve İsrail gibi Devletlere el sallıyor beni seçin lütfen demeye getiriyor. Ne ABD’nin nede İsrail’in artık seçenek şansı ya da hakkının kalmadığını bilmeden ABD’den icazet aparabilmek için Sezgin Tanrıkulu’nu yanına alıp ben Kürtçülük yapıyor demesinler diye Kürt meselesine sırtımı çevirecek değilim diyerek yeni bir fitne tohumu ekmeyi hedefler gibi açıklamalar yapıyor. Kılıçdaroğlu beceremedi Batı çıkarlarına hizmet etmeyi ben daha iyi becerebilirim der gibi saçma sapan halkta hiç karşılığı olmayan söylemler geliştiriyor. Halktaki karşılığının bir önemi yok çünkü medyayı yönlendiren çevrelerde ve Saray etrafındaki karşılığı önemseniyor İnce’nin açıklamalarında. İnce aslında çaktırmadan Erdoğan’a yardım et bana CHP’yi alayım seni BAŞKAN yapayım demektedir. CHP’yi dağılma noktasına getirecek kadar tansiyonu yükselten ve sürekli gergin açıklamalar yaparak parti içi çekişmeyi medya önünde haksız bir şekilde üstelik ahlaklı olmayan FETÖ’ye has yöntemler ile tüm iyi niyetli ikazlara kulak tıkayarak partisine zarar veren birisi başka ne hedefliyor olabilir sizce? Neymiş efendim Köy Enstitülerine dönülmezmiş neymiş efendim köyde genç kalmamışmış. Neden kalmamış köyde genç? onu sorgulasana be adam. Desene köye ve köylüye daha fazla destek verilmeli aksi takdirde köylerimiz boşalacak köylere yeniden köy enstitüleri sağlık ocakları hatta okullar kurulmalı desene. Desene Atatürk’ün kurduğu mantıktan vazgeçtiğiniz bütün alanlarda çuvalladınız lütfen dönün desene ve projelerini söylesene be adam. Adam gibi ekibini bile takdim edemiyorsun bir araya getirip çıkmış ahkam kesiveriyorsun bize ağlama dövüvereyim nevinden yetmiyor kuruluş ayarlarına söz söylüyorsun. Köy Enstitülerine dil uzatıp küçümsüyorsun, küşat küstah davcranışlar ile gözlerini pertleterek parmağını sallayarak genel Başkanına ağır ağır sözler sarfediyorsun. 1923’e kuruluş felsefesine dönmezmiş Sayın İnce…

Dönmezsen dönme Sayın İnce sen bilirsin dönmezsen dönme CHP’liler CHP’yi kuruluş ayarlarına getirmeye mecbur eder hepinizi göreceksin. Sen dönmezsen hala CHP’yi yıpratma pahasına Genel Başkanına ağır hakaretler saydırmaya devam edersen, sen haddini hududunu bilmeyip azarlar gibi konuştuğun CHP’nin medarı iftiharı bir insana siyasi linç girişiminde bulunursan sırf ileride rakibim olup karşıma çıkmasın diye. Bu CHP senin bu oyununu şimdi görmese de görür birkaç güne ve Vallahi seni affetmez söyleyeyim ateşle oynuyorsun, yeri gelmişken ikaz edeyim istedim. Gerçi okuyacağını hiç sanmıyorum tenezzül buyurmazsın bilirim. 

Düşünsenize adam hem partisine hem de Cumhuriyete savaş açmış adeta. 1923’e yani Atatürk’ün istediği yönetim biçimine dönemem diyor yetmiyor Köy Enstitüleri projelerini küçümsüyor, Cumhuriyet sana 1923’e dön demiyor ki Cumhuriyet sana yüzünü Atatürk devrimlerine dön diyor. 

Sizce bir devrimci babası yaşındaki tecrübesizliği (divan başkanlığı anlamında söylüyorum) sebebiyle yanlış yönlendirildiği için ne olup bittiğini bile belki anlamakta güçlük çeken memlekete millete partisine emek vermiş hizmet etmiş sevilen bir insana sesini yükselterek azarlar gibi konuşabilir mi? Sizce bir devrimci üyesi bulunduğu bir partinin Genel Başkanına üstelik çoğunluğu kendisine destek veren Kürt delege ağırlığından bahisle yüklenip kendi genel başkanına hain demeye getirir mi emin olmadan? Devrimci insan hiç Genel Başkanı ile konuşmadan Ona danışmadan O’nun hakkında yargıya varır ve bu haklı ya da haksız olduğundan emin olmadığımız yargılarını basın önünde deklare eder mi? Kılıçdaroğlu bunları hak etti mi? Derseniz Hayır diyemem şimdi Onu savunamam sizlere ama defalarca eleştirdim kendisini parti üyesiyken de değilken de bir kez hakaret kabul edilebilecek haddini aşmış denilebilecek şeyler söylemedim üstelik gazeteci idim. Ben gazeteci iken bir Genel Başkan hakkında ne söylediğime bu kadar titiz davranıp dikkat ederken kendisinin Cumhurbaşkanı adayı yapılabileceği hayallerinden kâbusla uyanacağına emin olduğum Sayın İnce neden dikkat etmez. Neden Partisinin kurumsal kimliğine zarar verecek boyuta taşır eleştirilerini. Ne diyor Erdoğan Toprak bile Kılıçdaroğlu’nun üzerinden CHP’yi linç etmek ve dağıtmak istiyor bu açıklamaları yapanlar diyor İnceden göndermeler ile. Bu ikaza muhatap olan insanı Cumhurbaşkanı Adayı mı yaparmış CHP hiç. Bahçeli’nin ağzına uyarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday yapma cehaletini gösterenler bir cehalet daha yapmaz herhalde diyorum ama belli mi olur? Ali Erdoğan’a rozet takan Özkan Yalım’ı bu kadar şımartan Bekaroğlu gibi ne idüğü belirsiz Atatürk aleyhtarlarına kadın kontenjanından PM’ye sokan Kılıçdaroğlu bunu da yapar mı yapar? Diyor içimden başka bir ses. Ama şaka bir tarafa bu kadar komik bir hayale inanabileni hiç görmemiştim. Madem Cumhurbaşkanı olmak istiyorsan partini kollayıp büyütsen ya. Sen kaç dönemdir Yalova’dan Milletvekilisin Yalova’yı tuluk çıkarmanı beklemiyoruz da partinin oy oranını yarı yarıya artırdığını söyleyebilir misin? Partinin oyunu artırdığını söyleyebilir misin peki? Memleketine hizmet gitmesine vesile olabilirdin pekâlâ ve eğer vesile olsaydın emin ol memleketindeki CHP oyları artardı. Kendi memleketini uçuramamış insanların milletvekilliğinden daha yüksek makamlara göz dikebilmesi ne hazin tecelli değil mi? Ne hazin tecelli değil mi gündüz fenerle adam arayanın hesabı hepimiz ülkemizi ve bizi kurtaracak bir lider arıyoruz karanlıkta ve karanlığın sebebi bizzat aydınlandığımızı sandığımız medyanın ta kendisi. Sayın Büyükerşen’i savunan bir tek yazı okumadım? Ne kadar büyük bir vefasızlık örneği. O kadar gazeteci var yazar var biri de demiyor ki yahu arkadaş bu adam hata yaptıysa bile bu kadar üzerine gidilip linç edilmez ki? Biri de yahu ayıp oluyor Büyükerşen gibi adama bu siyasi linçi reva görmeyin demedi. Hani sol cenahın doğruyu savunması gereken entellektüelleri sanatçı ya da yazarları hiç kimse yok. İnanın çok üzüldüm Sayın Büyükerşen’in o muameleyi görmesine. Tecrübeli bir siyasetçi olarak Sayın Büyükerşen’den bende beklemezdim demiş dün birisi yahu ne tecrübesi adam ömründe ilk kez divan başkanı oluyor hem bu divan dediğin öyle ayda yılda bir toplanan bir şey değil. Orada Divan Başkanı yapılan isim kim olursa olsun sadece sembolik olarak o makamda oturmalıdır ve zaten ne zaman, hangi durumda ne yapılması gerektiğini bile CHP’nin, devletin YSK’nın memurları biliyor olmalı ve nasıl uygulanacağını da divan başkanına hatırlatmalı. Bir itiraz ya da aksilik  durumunda yine partinin ya da devletin memur ettiği ve görevlendirdiği kişiler duruma müdahale edip kanunları yönetmelikleri adı neyse hatırlatarak divan başkanına yön göstermeli yardım etmelidir. Açıklamayı da Divan Başkanı değil Devletin ya da Partinin görevlisi yapar. Dolayısıyla Büyükerşen buz gibi de bir tuzağa düşürülüp, önceden tezgâhlanmış bir hatayı kendisine işleterek suçlu konumuna düşürülmüş olabilir. Tabii burası komplo teorisine giriyor. Ancak konuyla ilgili sohbet ettiğim avukat arkadaşım Güven Özkan, tüzüğü bilmesi sebebiyle olay anında ekran karşısında yanlış yapıldığını fark edip, bunlar Büyükerşen’i uyarsalar ya, neden bile bile bu hatayı işletiyorlar” diye yırtındığını, ancak elinden bir şey gelmediği için Büyükerşen adına üzüldüğünü, Büyükerşen’in kendi yakınlarına ve o anda görevli kılınan kişilere aşırı güvenmenin bedeli ödedi, demesi üzerine pekâlâ bu yaşanan üzücü olayların bir düzmece olabileceğine ihtimal verebiliriz. Gerçi düzmece olmasa da fark etmez; neticede sonucu hiç etkilememiş ve bir şekilde dönülmüş olan bir hatayı ya da eksikliği abartarak siyasi linç girişimine dökülmesi affedilebilir bir durum değildir. Şartlar ne olursa olsun kürsüde divan başkanı muhatap alınarak, eleştirilemez. İş gerçekten o boyuta taşınmışsa salonu terk etme yöntemi seçilebilir ki inanın bu çok daha etkilidir. Sonucu itibariyle partinin kurultay delegelerinin üst yönetiminin, il başkanlarının hatta neredeyse ekranlar ve internet aracılığıyla bütün Türkiye’nin gözü önünde kendisinden yaşça büyük olduğu gibi parti büyüğü olarak da sayılmayı hak eden bir büyükşehir belediye başkanına, üstelik divan başkanlığı görevini ifa etmeye çalıştığı sırada azarlama hakkını vermez. Zaten divan heyetinin dibine kadar sokularak divan başkanı ile senli benli konuşulmaz. Divan başkanı seçim bitene dek Genel Başkan olan isim demektir! Divan başkanını azarlayan hatır için emaneten Genel Başkanlık koltuğuna oturan insanı azarlamış olur ki bu çok ayıptır. Divan Başkanı o salonun en önemli misafiridir. En önemli diyorum Çünkü Genel Başkan tekrar Genel Başkanlığa adaysa Divan Başkanı Genel Başkan adayından daha önemli olacağına göre o an için salonun en önemli misafiridir ve şeref konuğudur salondakilerin. CHP’nin şeref konuğu muamelesi görmesi gereken bir ismi zaten Büyükerşen hiç değilse Eskişehir’de yaptıkları bütün Türkiye’nin malumudur ve kimse inkâr edemez CHP’ye renk ve değer kattığını. Kime sorsam İnce mi daha faydalı partisine Büyükerşen mi? Diye, malum klik hariç neredeyse herkes Büyükerşen’in ismini verir. Elinizi vicdanınıza koyup düşünün lütfen CHP’liler İnce sizin çocuğunuz ise Büyükerşen kimin çocuğu? Büyükerşen sizin çocuğunuz ise nasıl olurda diğer çocuğunuz, onu sırf kendisine rakip olma olasılığı var diye böyle linç etmeye kalkışabilir medya önünde. İnce’yi İnce yapan altına seçim otobüsü tahsis edip serbest kürsü konuşmasına müsaade eden, onu çoğu kez ön seçim telaşına bile sokmayıp kontenjan veren insana İnce’nin gösterdiği vefasızlığa bakar mısınız? Ya Büyükerşen’e yaptığı vefasızlık örneği. Adam adama bazen hiçbir şey demez sadece yüzünü ekşiterek ayıp ayıp der geçer ya hani. Hani keşke küfretseydin de böyle demeseydin diyesin gelir ya işte sana o ruh halini yaşatmak istiyorum sayın İnce ve ben yüzümü sana ekşiterek ayıp ayıp diyorum!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muharrem 9 ay önce

''mü'minleri bırakıp da kafirlerin dostluğuyla (onur) duyanlar, şeref ve itibarı onların yanında mı arıyorlar? i̇yi bilin ki şeref ve itibar bütünüyle Allah'a aittir.'' nisa/139

Avatar
Vatandaş 10 ay önce

bu yazıyı hiç okumamalıydım vakit kaybı lütfen gerçek yazılar haberler yazsanız. hayalleriniz sizi batırıyor.

Avatar
hüseyin 10 ay önce

yaşanan olaylar irdelenerek yazılmış bir yazı tebrik ederim.yazdıklarınıza katılamamak mümkün değil. büyükerşen divan başkanı olarak hata yapmıştır ama bu onun bugüne kadar yaptıklarını değiştirmez.kaldı ki madem divandan iyi biliniyor neden kurultayın usulüne uygun olarak devam edilmesi için mücadele edilmiyor.ben 49 imza için tüzük gereği neyse onun yapılmasını istiyorum deme hakkınız var sonuna kadar var.ayrıca 49 imza çözülmeden neden seçime geçilmesine evet diyorsunuz.madem tüzüğe uyulacak o zaman bu imza işinin çözülmesi gerekmez mi.yine kurultay ve kongre gündemi bellidir ve gündem bu kurallar göre uygulanır.bunlara uyulmamasının sonucu da bellidir.sanki bu kurultayda birileri tarafından mağdur yaratılma istendi.tabi bu kişisel bir fikir.işin en ilginç tarafının ise tüzüğe uygun olmayan işlem ve taleplerin genel başkan yardımcıları tarafından sanki uygunmuş gibi televizyon ekranların söylenmesi.