İnsanoğlu hep mutlu olmanın peşindedir.Mutlu ve özgür bir biçimde, huzur ve barış içinde yaşamanın yollarını arar.Tarih boyunca yaşamış tüm insanlık bu duygular içinde yaşamıştır. Günümüz insanları ise  bu istek, arzularına kavuşmak için, kah baş döndüren teknoloji ile günlük hayatımızı kolaylaştırıp onunla mutlu olmanın yollarını aramış, kah kendi beyinlerini uyuşturucu gibi maddelerle uyuşturmakta  veya  bir nevi beyin yıkayan hayal dünyasında ki tv dizilerini takip etmekte, veyahut internet ismi verilen sanal dünyada bir mutluluk aramakta.

İnsanlık tarihinin en buhranlı zamanlarında bile görülmemiş sıra dışı davranışlar, bu devirde hemen her bakılan yerde gözle görülür hale gelmiştir.Gün geçmiyor ki; haber kaynaklarından sayısız intihar haberleri, hatta cinnet geçiren eşine, çocuklarına kıydıktan sonra,kendini öldüren insanların acı haberlerini duymayalım. Yada maalesef kendi yakınlarının hayatlarında bunlarla karşılaşan bir çok insan var tanıdığımız.Mutluluğun peşinde olup,  mutsuz dünyaya veda eden yığınla insan topluluğuna dönen bir kara tablo ile içiçe yaşıyoruz adeta, bu devirde.

Parayla, konfor ve lüks bir hayatı yaşayıp mutlu olunduğunu zannederek mutluluğu parada arayan hatta, sırf bu yüzden, kısa yoldan zengin olmanın peşinde olan, emeksiz ve tecrübe kazanmadan, alın terinin değerini anlamadan, çok zengin olma hayaliyle yaşayan,bir  gençlik yetişiyor. Bu gençliği yetiştiren ebeveyinlerin  en çok kullandıkları söz  ‘’Ben çektim O çekmesin’’dir. İşte bu ruh hali emeğin kutsallığını ve değerini anlamayan, bilmeyen bir gençliğin yetişmesinde etken oluyor.Hayatla mücadele etmek yerine kısa zamanda zengin olmanın yollarını arayan gençlerimiz maalesef bunu yaptıklarında  suç işlemeyi, ahlak dışı hareketleri, zengin olma uğruna mübah görür hale gelmiştir. Böylece gençlerimiz, kendilerinden ödün vermiş olurlar ve her olayda kendi kişiliklerinin bir nebze de olsa değişmesine göz yummuş olurlar. Gençlerimiz, karakter ve şahsiyet kazanacakları yaşlarda boş işlerle yada sınav sistemine dayalı bir eğitim sisteminde eğitim ve öğretim aldıkları için maalesef bencil, sevgiden uzak, kalp dünyasına yerleşen bir çok hastalık ile karşı karşıya geliyor.

Bu gençlik nereye gidiyor deyip şikayetlenip, onları hem yanlış eğitim ve öğretimle yetiştiren yetkililerimizin, bununla kalmayıp, gençleri kazanmak yerine onları dışlar hale geldikleri görülmekte.Gençleri anlayamamaları ve onları bu buhrandan, zilletten kurtarmak yerine onları hayatın çarklarında yalnız bırakmaları sonucu, gençleri karakteri oturmamış olarak yapayalnız bırakıyorlar. Bizler böyle yaparak,  gençliği  sevgiden uzak, güzel ahlak nedir bilmeden, kötü ahlak sahibi olduklarının farkına varmadan, sayısız kalp bozuklukları ile hayatlarını sürdürmelerine adeta göz yumuyor ve onları hem mutsuz hemde insani duygulardan mahrum yaşamalarına olanak sağlamış oluyoruz.

 Oysa ki bizler Türk Milleti olarak güzel ahlak dini olan İslam dinine mensubuz.Ne kadar çirkin ve kötü olan ahlaksızlığı red eden, hep güzel ahlak ile yaşamayı tavsiye ve emir eden dinimizi hem tam manasıyla anlayamıyor ve yaşayamıyoruz.Peygamber Efendimiz (SAV)  hayatı boyunca  İslam dininin güzel ahlaklı yaşayarak anlamalarını ve hayata geçirmelerini öğrettiği Ehl-i Beyti ve Ashabı ile asrı saadeti yaşamış ve yaşatmıştır.Bu devirde benim kanaatimce biz İslam dininin vecibelerini tam manasıyla yerine getirmediğimiz gibi mana ve önemini kavrayamadan yaşadığımız için iki cihanda mutluluk veren dinimizi tam manasıyla yaşayamadığımızı düşünüyorum.Oysa ki güzel ahlakla yetişen insan yalandan, riyadan, kibirden, kinden, nefret ve hasetlik gibi bir çok kalp hastalıktan kurtuluş reçetesinin  sadece İslam dininde bulduğunu asrı saadette yaşayan insanlar bize göstermişlerdir.Başta Peygamber Efendimizi, Ehli Beytini ve Ashabının hayatlarına geçirdikleri güzel ahlakı öğrenmek ve yaşamaktan başka yolu yok mutluluğun.

 Mutsuz bir toplumda yaşadığımız herkes tarafından aşikardır.Öncelikle bunu kabul etmek gerekip ve mutlu olmanın doğru yollarını aramamız gerekmekte.Mutsuzluğumuzda etken olan faktörleri önce kendi yaşantımızda tespit edip, kabullenip ve bunu kendi vicdanımızda, adaletlice muhasebe ederek başlamamız gerektiğini, nasıl bir metot izlememiz gerektiğini  yazı dizimin diğer bölümünde, dilimin döndüğünce değinmek istiyorum.Yazı  dizimin devamında görüşmek üzere Allah’a emanet ederken, çok sevdiğim bir dua ile vedalaşmak istiyorum.Mevlam hepimizin kalbine mutluluk damlacıklarını her daim damlatsın.Esen kalın….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yorum 5 yıl önce

güzel yazı.kimse yazmadığından güzel yazı.

Avatar
yagmur akar 5 yıl önce

gayet süper olmuş emegine saglık

Avatar
hgfyukgvjh 4 yıl önce

oylar mhp yada chp vercekse hiç verilmesin

Avatar
ege kzı @yorum 4 yıl önce

çok doğru

Avatar
serife peker 4 yıl önce

eline saglik güzel bir yazi olmuş .

Avatar
Ömer atak 2 yıl önce

helalin var halilim güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.!!!!!