Paralelciler devlet içine yerleşirken ve açılımlar yapılırken iktidarda CHP vardı sanırım!

10 Kasım 2016, 10:35
Paralelciler devlet içine yerleşirken ve açılımlar yapılırken iktidarda CHP vardı sanırım!
Nurullah Çavuşoğlu
Son günlerin ana gündemini siyasi aktörlerden ziyade, devlet görevlileri belirliyor; bu cümleyi söyleyebilecek noktaya gelmişse Türkiye, gerçekten de problem var demektir. Hele ki bu devlet görevlilerinin tamamen siyasilerin güdümünde bir takım işler yaptığına insanların çoğunluğuna yakını inanma noktasına geliyor ya da getiriliyorsa burada daha büyük bir problem var demektir. Öncelikle ilk cümlemi biraz açalım. Bildiğiniz gibi, 15 Temmuz hadisesi, PKK ve IŞİD'le mücadele, FETÖ-PDY soruşturması, HDP'lilerin gözaltına alınması, bu fillerin tamamını siyasiler değil kolluk güçleri ve adli birimlerde kanunların yetkilendirdiği devlet görevlilerimiz yürütüyor ve ülkenin ana gündemini bu soruşturma ya da mücadeleler belirliyor.

Peki bunun sakıncası ne? Yani ana gündemi siyaset adamları değil de devlet görevlileri belirleyince ne gibi bir problem olduğunu görüyoruz ya da ne gibi bir problem çıkabileceğini düşünüyoruz? Sorularına kısace yanıt vereyim önce. Şayet adli birimlerimiz ve kolluk birimlerimiz bir operasyon yürütüyor ve bu operasyonda neredeyse her sülaleden bir kaç kişi cezaevine gidiyor veya işinden oluyorsa, yani operasyonun boyutu bu kadar büyükse, bu örgüt bu kadar büyürken yargı ne iş yapıyordu? Ya da kolluk kuvvetlerimiz neden paralelcilere ve PKK'ya bu kadar çok göz yumdu üstelik bunca zaman? Elbette ki siyasi iktidarın ihtirasları sebebiyle inisiyatif aldık sorumluluk bizim diyerek halkı yanlış bilgilendirmesi ve gerçekleri halktan gizlemesi bu örgütlerin bu kadar güçlenmesini sağladı. Ben savcılarımızın, valilerimizin, askerimizin, polisimizin hiç suçu yok bütün suç siyasi iktidarındır demiyorum elbet.

Elbette başta muhalefet partilerinde siyaset yapan siyasiler olmak üzere, kamu görevlileri, yetkililer, ilgililer, bilim adamları, aydınlar, ticaret erbabı, esnaf, işçi hepimizin bu olayların meydana gelmesinde payı var kabahati var. En az suçlu sade vatandaş elbette ama hiç suçlu değilsek mücadelede yetersiz kaldık milletçe. Hepimiz bu iki hain örgütlerin varlığından ya menfaat temin etmeye gittik, ya korktuk çekindik, ya gerçek yüzlerini görmek istemeyip kendimizi aldattık. Ama neticede hepimiz her iki konuda da az çok kabahatliyiz. Lakin biz rey verdik milletçe siyaset kurumuna güvendik. Üstelik tek parti bulundurmadık mecliste en az üç siyasi parti bulundurduk. İktidar hata yaparsa muhalefet kör mü? Kaçırır mı fırsatı hemen millete duyurur. Biz de o vakit tedbir alırız demişsek, devletimizin savcısı var, polisi var, askeri var gerek görseler mutlaka tedbir alırlar ya da almıyorlarsa bir bildikleri vardır demişsek, siyasilerimizin tavsiye ettiği öve öve bitiremediği ajanları hoca belleyip ardına insanımız düşüp gitmişse, çilenin çoğunu neden biz çekiyoruz sade vatandaş olarak? Neden asıl sorumlular ve siyasiler bedel ödemezken bedeli Türk Milleti ödüyor daha çok?

Neyse konumuza dönecek olursak bir ülkede ana gündemi kolluk kuvvetleri oluşturuyorsa ve siyasiler ne olup bittiğini izahta zorlanıyorsa o ülke polis devleti olma yönünde ciddi bir eğilim kazanmış demektir ki bunu polisler dahil hiç bir Türk evladı istemez herhalde. Ayrıca bir ülkede insanlar iftiraya uğrayabileceklerinden endişe içerisinde, dolandırıcıların hesabına olmayan suçundan ve savcılıktan kurtulmak için servet değerinde paralar yatırabilecek bir psikolojiye ve ruh haline bürünmüşse ve yargıya polise askere güven zedelenme noktasına getirilmişse ya da getirilmek isteniyorsa, o ülkedeki siyaset kurumu yargı kurumlarını etkisi altına almaya çalışıyor demektir ki; bu durum beraberinde milletin devletine güvensizliğini getirir. Peki kim neden yargı kurumlarını kendi etkisinde tutmak ister? Elbette ki suçlular ya da suçluyu koruyanlar, bu sorunun daha mantıklı bir cevabı olabilir mi sizce? Siyasilerin yargıya baskısı artık o kadar açık seçik konuşulur hale gelmiş ki aman ya Rabbi? Devletimizin bekasını istiyorsak şayet bu kadar töhmet altında bırakmamalıyız ve bu kadar töhmet altında bırakılmasına müsade etmemeliyiz. 

Bu ikazlarımı yapıp kendimce vicdanımı rahatlattıktan sonra asıl konuya gireceğim ve hiç uzatmadan bağlayacağım. Söyleyin Allah aşkına, ABD askerleri Türk askerinin başına çuval geçirirken iktidar da kim vardı? Bütün dünyanın hatta ABD'nin bile terör örgütü olduğunu kabul ettiği eli kanlı eşkiyaların kurduğu bir terör örgütüne Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk hangi siyasi partinin oluşturduğu kabinenin Başbakanı öfekli unsurlar dedi. Habur'dan içeri kırmızı halılarla PKK'lıların alınması talimatını hangi hükümetin Başbakanı vermişti. BOP Eşbaşkanı hangi siyasi partinin Genel Başkanı idi? Paralel terör örügtü, darbe yapabilecek güce hangi iktidar sayesinde erişti. Hangi iktidarın dönemi idi o şaşalı milyonlarca liralık devasa bütçelerin harcandığı Türkçe Olimpiyatların düzenlendiği dönem. Hangi iktidar HDP ile ortak pek çok çalışmaya imza attı ve PKK'ya meşruiyet kazandıran iktidar hangi partinin iktidarı idi? Soruları çoğlatmaya lüzum yok cevap çok açık değil mi?

Peki bunlar olurken CHP ne iş yaptı? Diye sorarsanız açık söylüyorum ben de CHP'nin yeterli muhalefet edemediğini ve bu hususta sınıfta kaldığını düşünüyorum. Ayrıca gerek paralelcilere gerekse HDP'lilere (gerçi ikiside aynı kapıya çıkıyor ya) neyse iki gruba da Sayın Kılıçdaroğlu'nun mesafesi bence olması gerektiğinden daha yakındı. Ama bu demek değildir ki CHP, HDP ya da paralelle birlikte hareket ediyor. Az önce anlattım, siz biliyorsunuz kimlerin ortaklaşa işler çevirdiğini! CHP ya da Kılıçdaroğlu'nun Sezgin Tanrıkulu büyük bir hatasıdır, Gürsel Tekin ya da Tekin Bingöl de ha keza öyle. Hatta bana göre Eren Erdem de Ekmeleddin İhsanoğlu da çok büyük hatadır tıpkı Uşak'taki Ali Erdoğan vakasının da büyük bir hata olduğu gibi. Ha derseniz ki bu kadar çok hata olabilir mi? Buz gibi bir ihanet değilmi CHP'ye? Hayır bu CHP'den çok kendi politik hayatına ihanet! Çünkü ortada kanunsuz bir iş olmadığı gibi kanunsuzlara ya da kanunsuzluğa ortak olma durumu da söz konusu değil. Ortaklık edenler düşünsün. Kılıçdaroğlu politik hatalarının bedelini politik olarak ödedi, ödüyor. Gerek parti içinde gerekse parti dışında çok ağır eleştirilere maruz kaldı. Ama eleştiri iftiraya dönüşmemeli, hakarete dönüşmemeli, politik nezaket ve dürüstlük içerisinde kalmalı. Kılıçdaroğlu'nun yanlış politik hamleleri sebebiyle de olsa CHP'yi HDP ile ya da paralelle yanyana göstermeye çalışmak gerçekten vicdansızlık olur. Böyle kaç tane kurumumuz kaldı elimizde. Siyaset sahnesinde kurumsallığını hala koruyabilen tek parti CHP çok şükür. Ne AKP'de kaldı kurumsallıktan eser ne MHP'de, MHP diye bir parti de kaldı mı? O da ayrı bir konu. Demem o ki CHP'nin üzerine bu yaftayı yapıştırmaya kalkışmak gerçeketen ülkesinin iyiliğini düşünen insanların harcı değildir. Gerçekten memleketini düşünen Allah'tan korkup iftiradan çekinen hiç kimse CHP'ye bunları yakıştıramaz; yakıştıramamalı!

CHP'yi de Kılıçdaroğlu'nu da eleştirelim, hatta en fazla beklentimiz olan parti olduğu için milletçe hep birlikte en fazla CHP'yi ve Kılıçdaroğlu'nu eleştirelim. Ama insaf dairesinden taşmadan iftiraya, hakaret, küçük düşürücü haksız ithamlara gitmeden eleştirelim. Kılıçdaroğlu zaten son derece demokrat ve eleştirilere açık bir insan bunu kimse inkar edemez. Ben şahsen defalarca bu sütunlarda kendisine ağır eleştiriler getirdim, bakın yine getirebiliyorum. Hiç değilse despot değil, hiç değilse üyesine diğer siyasi liderlere oranla çok daha saygılı birisi, hiç değilse ön seçimin yapıldığı tek parti CHP hala. Hiç değilse ihanetinden somut somut net net emin değiliz.

Ya ihanetinden ve ihanet edenerle birlikteliğinden emin olduklarımız?


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 5 yorum mevcut

    • gurbetci usakli 11 ay önce yorumlandı

      sayin cavus oglu agam pasam sende biliyosun usakta ali erdogan meselesini lafi geveleme bu kilicdar oglunun bilgisi degil usak chp teskilatinin bu soruyu o zaman kilicdar oglunun kulagina kim fisildadiyasa onlari bul cevabini verirler sende biliyosun usak halkinin yeri geldiginde adama oy verdigini bu eskidende boyleydi usak chp yonetimi kilicdar ogluna ali erdogani onerdi olay bu degilki kilicdar oglu ali erdogani nerden tanir nerden bilir ben chp kokenli bir aileden geliyorum en buyuk hata kilicdar oglunun chp genel baskani olmasidir cocuklarima degil torunlarimda vasiyetimdir kilicdar oglu oldugu surece chpeye oy yok turkiyede chp gorusunde olanlarin dusuncesi yuzde eli boyledir kilicdar oglu fransaya geldi liyonda salonda otuz kisi ya vardi ya yoktu dusun partili partisiz herkezin nefretini kazandi yazik halen daha savunuyosun yine idda edioyorum kilicdar oglunun dusuncesi hdp boslugunu doldurmak foto yandaslarinin verecegi cuzi oydadir gozu bu chp kilicdar ogluyla bitti

    • harıbo 11 ay önce yorumlandı

      bu sıte ne kadar cok mızlarsa turkıye o kadar dogru yoldadır demektır :-) cırrrrrr cavus cırrrrrrrr :-)))

    • gurbetci usakli 11 ay önce yorumlandı

      sayin cavusoglu seni anlamak mumkun degil nerde var chp bitmis birdahaki secimde gercek chp yi sevenlerin oyu degil dusuncesi hdp nin bosaltigi boslugu doldurmak oradan gelicek bir iki puan oy artisi birde fetoden yana biraz tavir koyup bir iki puan oyda oyle alir gunu kurtarir sende kabul et turkiye gerceginde chp misyonunu yitirdi bunu sende biliyosun hala chp yi aklama pesindesin cikarin ne biraz gercekleri gor su son gunlerde kilcdaroglunun aciklamalari bir ihanet belgesidir bunun uzerine birseyler yaz yuregin varsa ki var bir usakli olarak biliyoruz millet de gercekleri okusun sagilar sayin cavusogllu

    • İnşaatcı 11 ay önce yorumlandı

      ben izniniz olursa bir şey sormak isterim. sol deyince dünyada ne anlaşılır? nedir sol ve solculuk? türkiyede'deki solculuk anlayışı ne kadar örtüşüyor dünya ile? sol, emekçinin, işçinin, memurun, çiftçinin kısacası garibanın, haklarının aranması noktasında mücadelenin verildiği partiler olması gerekirken, ne hikmetse türkiyede elit tabakanın, sahil kenarlarının partisi konumunda. bence sol 180 derece dönüş yapmalı. özellikle solun hitap etmesi gereken kitlenin yaşadığı kırsal kesimde müslüman nüfus, yüzde 90 ların üzerinde. bu kesim bir dönem baş örtüsü yüzünden zulümler yaşamadı mı? ikna odaları oluşturulmadı mı? oğlunu, eşini vatan borcu namus borcu, orası peygamber ocağı deyip askere yolladı, yemin törenlerine, ordu evlerine alınmadı mı? düşünebiliyor musunuz, kendini solcu nitelendiren biri, cuma namazına gidenleri acımasızca eleştirebiliyor, bunu da solculukla bağdaştırıyor. aga biz anadolu doluyuz. kimse kusura bakmasın inanç, vatan ve kimlik değerlerine bağlıyız.

    • erdem 11 ay önce yorumlandı

      bravo sayın çavuşoğlu sizden başka bu gerçekleri dile getirebilen kalmadı. kıliçdaroğlu chp ye zarar vermek için ne gerekirse yapıyor gibi bence. chp kılıçdaroğlu ndan kurulmadıkça eren erdem, sezgin tanrıkulu vb isimlerden kurtulamaz onlardan kurtulmadığı sürecede bu fırsatçılara fırsat verilir ve chp yıpratılır. i̇şe bakki suçları işleyen akp ama hedef tahtasına oturtulmak istenen chp.şuda bir hakikatki kılıçdaroğlunun seçimle gelen seçimle gider sözü ihanet boyutunda bir hatadır ve asla hdp lilerin yargılanmasına karışılmamalıdır bence.

    
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner363

    banner366