Durmuş Yılmaz, Bakın Hangi Yahudi (Masonik) Örgütün Üyesi Çıktı! İşte Belgesi!

MHP'nin Cemaatçi (paralel) adayı Durmuş Yılmaz sadece cemaatçi değilmiş. Aynı zamanda Yahudi Irkının üstünlüğünü Dünyaya kabul ettirmek için kurulan Masonik bir örgütlenme olan CFR'nin de üyesi imiş. AKP'nin Merkez Bankası Başkanlığı vazifesini, ANASOL-M Hükümetinin önce getirip sonra ülke ekonomisinin altını oyduğunu Bülent Ecevit'in farketmesiyle beraber kovaladığı ve Masum Türker'in Ekonomi Bakanlığı'na getirildiği tarihte ekonomi politikalarını sonlardığı, Kemal Derviş politikalarının devamını sağlayarak sürdüren Durmuş Yılmaz, 17 Aralık sonrası Tayyip Erdoğan ile anlamsız bir sürtüşmeye girerek emekli olmuştu. Tayyip Erdoğan ile gerçekleşen danışıklı dövüş olduğunu düşündüğüm sürtüşmenin ardından, yine şimdilerde Cemaatin Gül'ü olarak ismi zikredilen Abdullah Gül'e, Başdanışmanlık yapma vazifesi verilen Durmuş Yılmaz'a bu kez de MHP Uşak Milletvekili olma vazifesi verilmiş. Sakın Durmuş Yılmaz'a dokunan ve O'nu vazgeçilmez kılan, yani emekli olduktan sonra bile önemli mevkilerde bulunmasını sağlayan sihirli değnek "CFR" olmasın. Sakın Durmuş Yılmaz bu örgütün verdiği vazifeleri icra ettirmek üzere, MHP Uşak Milletvekili yapılmış olmasın. Ülkücüler bu duruma ne der bilmem, bu onların takdiridir. Ama ben bu duruma pek hoş şeyler diyemeyeceğim, kimse kusura bakmasın. MHP gibi kendisine bütün dünyadaki Türk'leri aynı çatı altında toplama utkusunu şiar edinmiş, İslam Ahlakını ve Türklük gurur ve şuurunu yaşatmayı vazife bilmiş bir partinin, Masonik örgütlerde üstelik sıradan değil Yönetim Kurulu üyeliği bulunan kişilerin, Milletvekili yapılmasına kim hoş şeyler söyleyebilir ki?

10 Ekim 2015 Cumartesi 09:46
Durmuş Yılmaz, Bakın Hangi Yahudi (Masonik) Örgütün Üyesi Çıktı! İşte Belgesi!
 Basit bir okul müdürünün bile, türlü testlerden geçirip AKP'li olduğuna emin olmadan atamasını gerçekleştirmeyen, Uşak başta olmak üzere tüm Türkiye'de ülkücü ya da Atatürkçü olarak bilinen Devlet memurlarına, okul müdürlerine hatta hademelere varıncaya değin, çok ciddi bir kıyım gerçekleştirdiği bilinen AKP Hükümeti'nin, Merkez Bankası Başkanlığı gibi çok önemli (Türkiye'de 1 tane oluyor) bir makama atadığı ve yıllarca Kemal Derviş politikaları ile Merkez Bankası'nın yönetildiğini ve AKP'nin Kemal Derviş politikalarını uygulamayı terketmesi üzerine ekonominin kötüye gittiğini kendi ağzı ile defalarca televizyonlarda itiraf eden Durmuş Yılmaz ile ilgili Uşak halkı da, Türk Milleti de çok az şey biliyor diye daha önce de defalarca söylemiştim. Gün geçtikçe adeta haklılığım tescillenilircesine Durmuş Yılmaz Bey hakkında yeni bilgiler kamuoyunun gündemine düşmeye devam ediyor. 

Gerek geçtiğimiz seçimlerde, gerekse bu seçimlerde cemaatin televizyonları olarak bilinen; Samanyolu, Bugün TV gibi televizyonların kendisine ardına dek açılan kameraları aracılığı ile yine kendisinin propagandasını yapma imkanı bulan ve katıldığı TV programları ya da söyleşilerde sürekli Kemal Derviş politikalarını, Adam Smith ve Keynes'i methetmekten başka hiç bir şey söylemeyen, cemaat aleyhinde tek beyanı ya da MHP ile ilgili tek olumlu beyanı bulunmayan, bazı ülkücülerin "Milli Görüşçü" diye tarif ettiği MHP Milletvekili Durmuş Yılmaz'ın; CFR Üyesi olup olmadığı yönündeki çelişkili ifadelere son noktayı, Alternatif programından Türkiye'nin yakınen tanıdığı ünlü araştırmacı Gazeteci Sebahattin Önkibar koydu. Evet Durmuş Yılmaz kesinlikle CFR'nin Türkiye ayağı olan Global İlişkiler Forumu'nun ve Dış İlişkiler Konseyi'nin Yönetim Kurulu üyesiydi ve bunu bizzat CFR kendi resmi internet sitesinden ilan etmişti. Derin Dünya Devleti'ne ilişkin çok ciddi araştırmalarının hatta bu hususlarda yayınlanan çok önemli makale ve kitaplarının olduğunu bildiğimiz Sebahattin Önkibar; Alternatif programından canlı olarak seslendiği Devlet Bahçeli'ye, Durmuş Yılmaz ve Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cemaate yakınlığı ile bilinen ve 17 Aralık sonrası bile cemaat aleyhinde tek beyanı bulunmayan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından önerildiğini de bildiğini söyleyerek; "çık bu sözlerimi yalanla" şeklinde gönderme yaptı. Yani gerek Durmuş Yılmaz'ın gerekse Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, Abdullah Gül tarafından Bahçeli'ye tavsiye edildiğinden emin olduğunu söyleyen Önkibar; Bahçeli'nin Abdullah Gül'e, Milletvekili olma teklifi götürdüğünü ve bu teklifin yapıldığı görüşmede Gül'ün kendisine bu isimleri aday yapması ricasında bulunduğunu da deklare etti.

Daha önce Ülkücülere yakınlığı ile bilinen Yeni Çağ Gazetesinde de yazarlık yapan Sebahattin Önkibar; Yeni Çağ Gazetesi'nin kendisinin cemaat aleyhindeki yazılarını yayımlamaması üzerine bu gazeteden ayrılmış ve Yeni Mesaj Gazetesi'nde bir müddet köşe yazarlığı yapmıştı. Halen Aydınlık Gazetesi'nde yazar olan Önkibar yaptığı konuşmada özellikle Ülkücülerin kanını donduracak nitelikte açıklamalarda bulunurken, Bahçeli tarafından MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Semih Yalçın'ın da cemaatçi olduığunu söyledi. Semih Yalçın'ın Sivas'lı olduğu için geçmişte Sivas Milletvekili adayı yapılmak istendiğini, fakat; Sivas'taki partililerin cemaat ile hareket ettiğini öteden beri bildikleri için, "istemiyoruz bu adayı" şeklinde aşırı mukavemet göstermesinin, hatta MHP'lilerin Sivas'tan kendisini kovmasının ardından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından Gaziantep'ten aday yapıldığını ve Semih Yalçın'ın Gaziantep teşkilatının da birbirine girmesine sebep olarak, MHP'nin Gaziantep'teki oylarında düşüş olmasını sağlayarak üç vekil çıkartan Gaziantep'ten tek kendisinin vekil olduğunu da belirtti. Gaziantep MHP Teşkilatını da birbirine düşürdüğü için Gaziantep'teki Ülkücülerin de bu kez mukavemet gösterdiği Semih Yalçın'ın, Bahçeli tarafından bu kez İstanbul'dan Milletvekili adayı yapıldığını da belirten Önkibar Bahçeli'ye "nedir Semih Yalçın isminden seni vazgeçirmeyen ve tek oy katkısı bile olmayan, hatta zararı olan bir ismi Milletvekili yapmaktaki ısrarının sebebi" şeklinde sorular sorarak yüklendi. Semih Yalçın'ın cemaatçi olduğunu, Işık Evleri'nde yetiştiğini söyleyen Önkibar; MHP'lilerin ve Ülkücülerin bu durumu aslında benimsemediklerini, ama Devlet Bahçeli'nin bir şekilde cemaat yapılanmasını, MHP'ye monte ettiğini ya da etmeye çalıştığını, Bahçeli'nin bunları bilerek ve isteyerek yaptığını da ifade ederken, gerçekten özellikle Ülkücü ve MHP'lileri ilgilendiren bir konuşmaya imza attı.

Gelelim Durmuş Yılmaz meselesinin icmasına, CFR Örgütü'nün nasıl bir örgüt olduğuna ilişkin bilgileri ayrıca bir makalemde sizlerle paylaşacağım ama insanlığın ve dünyanın başına adeta bela olan bu örgütle ilgili şimdilik şunları bilmeniz yeterli. Dünya'da ABD ve İsrail çıkarlarının korunması ve Yahudi Siyonizminin hakim olması için kurulmuş olduğunu bizzat kendisinin ilan ettiği bu örgüt; Arap Baharı ya da BOP Adı altında Ortadoğu'da akan kanın sebebi olan, Recep Tayyip Erdoğan'ın Eşbaşkanlığını üstlendiği projelerin hayata geçirilmesi için büyük uğraşlar veren, Masonik bir yapılanmadır. Derin Dünya Devleti ya da İlluminati gibi isimler verilen, dünyayı yönetenlerin kurduğu yapılanmada Bilderberg vb. yapılanmalardan çok daha fazla öneme sahip olduğu bilinen, ADL ve JİNSA gibi Yahudi lobilerince de desteklenen CFR'nin, Dış İlişkiler Konseyi'nin Türkiye Şubesi'nin internet sayfasında Durmuş Yılmaz'ın üyeliği ve yönetim kurulu üyeliği uluorta yayımlanarak deklare edilmiş. Yani muhtemelen CFR Üyesi olduğunu inkar edecek, kabul etmeyecek olan Durmuş Yılmaz'ın CFR üyesi olduğunu bizzat CFR kendisi ilan etmiş. 

Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakanlık teklifini kabul etmeyerek onurlu bir duruş sergilediği için ülkücülerin takdirini toplayan Prof. Dr. Meral Akşener'i ve yine çocukluğundan beri Ülkü Ocakları'nda yetiştiği için kendisni Ülkü Ocakları'nın çocuğu olarak tarif eden ve Ülkücülerin gözbebeği gibi koruyup sevdiği ileride partinin başında görmeyi hayal ettiği Sinan Oğan'ı aday göstermeyen Devlet Bahçeli'nin;  nasıl olupta, üstelik Kuvva-i Milliye ateşinin yakıldığı kent olan Aşıklar Şehri Uşak'a böyle hem cemaatçi, hem de Emekli Binbaşı Erol Bilibik tarafından adı "Korku Ölüm ve Komplo" örgütü olarak konulan tüm dünya insanlığının zulme boğmak için kararlar alıp uyguladığı iddia edilen, Yahudi üstünlüğünü dünya insanlığına kabul ettirmek için mücadele verdiklerini kendileri kabul eden, karanlık insanlar tarafından kurulan ve tüm dünyaya şubeler açan kirli bir örügütün Türkiye temsilciliğinde Yönetim Kurulu Üyesi olan birisini aday gönderip, böyle nezih ve tarihi tertemiz bir kentin, böyle bir milletvekili olmasına göz yummuştur anlamış değilim. Kaldı ki bu durum ne izah edilebilir ne de Bahçeli'nin bu adamı Uşak'a üstelik MHP'den Milletvekili olarak layık görmesi anlaşılabilir bir durum değildir. Bana göre bu resmen ve alenen Uşak halkına ve bütün Türkiye'deki ülkücülere, özellikle de Uşak'lı Ülkücülere edilmiş bir hakarettir. Umuyor ve diliyorum ki Sayın Bahçeli ortaya çıkan bu ihanetinden sonra istifa eder ve ülkücüler yok edilmek üzere partinin başına getirildiğini düşündüğüm Bahçeli'den, bir an önce kurtulular da partilerini de yok olmaktan kurtarıp sahiplenirler. 

Mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilerin yani; AKP, CHP, MHP ve HDP'nin liderler bazında bir danışıklı dövüş sergiledikleri, zaman zaman milletin kafasını karıştırmak ve uykusuna devam etmesi adına tiyatrodan birbirlerine ağır hakaretler içeren konuşmalar ile güya eleştiriyor gibi gözükerek aslında gerçekleri milletten gizledikleri, AKP'nin her sıkıştığında liderleri ile işi pişirip ya CHP'nin ya HDP'nin ya da MHP'nin desteğini alarak bir şekilde gemisini yürüttüğü, yukarıda olan bitenden habersiz bir şekilde iyi niyetlerle yerelde politika yapanlara ise sadece figüranlık rolü verildiği, bu tiyatroya uymayanların ise bir şekilde bertaraf edildiği ya da bu tiyatroya uymayan parti ya da liderlere TV ve gazetelerde görmezden gelinerek, karartma politikaları uygulanarak "kazanamaz" şeklinde algılar yönetilerek, varlık göstermesini önledikleri yönündeki tezimi, Uşak'ta üç partinin de güya kavga ettikleri ve partilerine sızmalarını önlemek için mücadele verdiklerini deklare ettikleri Gülen Cemaati'ne yakın isimlerden seçmesi zaten çok manidardı. Durmuş Yılmaz'ın CFR gibi bir örgütlenmede Yönetim Kurulu üyesi çıkması da bu tezimi güçlendiren bir gerçek niteliğinde karşımıza çıkmaktadır.

Cezaevinden çıkar çıkmaz ABD'ye giden ve Beyaz Saray önünden yaptığı açıklamada; "ADL ve Jinsa (Yahudi Lobileri) lobilerinden icazet aldım, siyasi parti kurma çalışmalarıma start vermek üzere Türkiye'ye dönüyorum. Türkiye'nin düzgün sakallı güzel Kuran okuyan insanlara ihtiyacı yok" şeklinde beyan veren Recep Tayyip Erdoğan'ın, gelecekte Başbakan olacağını ben o tarihte bu açıklamayı işitir işitmez ilan etmiştim. Yine Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit'in CFR'nin bir alt kuruluşu olan Bilderberg tarafından o tarihlerde düzenlenen toplantıların ardından gerçekleşen Davos Zirvesi'ne davet edilmesi üzerine de ANASOL-M'nin kurulacağını aylar önceden ilan etmiştim. Yakın çevrem bunları çok iyi bilmektedir. ANASOL-M Hükümeti'nin Kemal Derviş'i kovaladıktan sonraki dönemini hatırlayın, Merhum Ecevit hasta halinde duruma müdahale etmiş ve cemaatin taşeronu olan Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem'i parti yönetiminden uzaklaştırarak, Ulusalcılığı ile bilinen Masum Türker'i ekonominin başına, yine ulusalcı ve Atatürkçü kimliği ile bilinen Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel'i göreve getirmişti. Ekonomi ve Dışişleri başta olmak üzere bazı bakanlıklarda gerçekleşen revizyonların ardından Kemal Derviş öncesi başlayan ve Derviş ile beraber tavan yapan ekonomik problemler hallolmaya başlamış, Türkiye yeniden ekonomisini düzeltirken, dünyadada kaybettiği itibarı Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in uyguladığı yerinde politikalar ile kazanmaya başlamışken, yani ANASOL-M Hükümeti son döneminde hiç olmadığı kadar düzelme eğiliminde iken, Bahçeli nedenini hala açıklayamadığı o malum açıklamayı yapmış ve 3 Kasım'da seçime gidebiliriz demişti. O sırada ekran karşısında idim ve bu açıklamanın yıpranan ANAP, DSP ve MHP'nin barajı aşamaması ve yeni kurulan AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın önünün açılıp bir an önce iktidara getirilmesi anlamına geldiğini bildiğimden dolayı, öfkemden elimdeki kumandayı televizyona fırlatmış ve bir televizyondan olmuştum. 3 Kasım 2002 tarihinde AKP'nin tek başına iktidara geldikten sonra önündeki seçilme engelinin de Deniz Baykal tarafından kaldırıldığını ve daha sonra AKP'nin ne vakit başı sıkışsa, bir muhalefet liderinin can simidi gibi yetiştiğini sizlere hatırlatmama herhalde gerek kalmamıştır. Yani demem o ki; görmek istemesekte, yüzleşmek zorumuza gitse de oy verdiğimiz insanları biz yönetmiyoruz arkadaşlar, hepsi aynı merkezlerden yönetiliyor ve bu merkezler kirli derin gizli ittifaklardan ve örgütlerden oluşuyor.

Bir sonraki yazımda size Durmuş Yılmaz'ın Ünlü İşadamı Rahmi Koç'un Başkanlığını yaptığı, Eski Bakanlardan ve BOP taşeronluğu için Ortadoğu'da görev verildiği bilinen Hikmet Çetin, AKP'nin ilk Dışişleri Bakanı yapılacağını daha seçimlerden önce ilan ettiğimi, yakın çevremin ve bazı önemli politikacıların bildiği, cemaatin adamı olduğu kesin bilinen eski AKP Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış gibi isimlerle birlikte Türkiye Temsilciliği Yönetim Kurulu üyeliğini yaptığı CFR'nin; aslında nasıl bir masonik yapılanma olduğunu, sırf Yahudi ırkının üstünlüğünü kabul ettirmek ve arzı mevud olarak bilinen Mezopotamya'nın yani BOP'taki Kürdistan'ın Yahudilerin eline geçmesi için (İnançlarına göre haşa İsa'nın inmesi için bu gerekiyor) verdikleri mücadeleyi sizlere anlatacağım. CFR Örgütü'nün dünyada akan kanın ve gözyaşının sebebi olan projeler hazırlayarak, bu projelere önderlik edecek liderleri şirin gösterip iktidar etmek sureti ile nasıl bütün dünyayı uyuturken emellerine erişmek için her türlü kirli oyunu çevirdiğini, yani CFR'nin aslında ne menem ne kötü bir kuruluş olduğunu belgeleri ile birlikte izah edeceğim. CFR'nin vb. kuruluşların şişirip, cilalayıp, şirin göstererek bize sunduğu sözde liderlerin kimler olduğunu siz anlayacaksınız bu yazımı okuduğunuzda. Dilerim bahsettiğim bu yazım yayımlanmadan Durmuş Yılmaz da, Devlet Bahçeli de vazifelerinden istifa eder. Zira bu durumu gaflet ya da dalalet olarak izah edemezler bu millete.
                                
Uşak Haber Merkezi ve Son Nokta Gazetesi Editörü                                                                                                                                          Gazeteci Nurullah ÇAVUŞOĞLU

İşte Haberimizde Bahsi Geçen Durmuş Yılmaz'ın Masonik Yapılanma CFR'nin Türkiye temsilciliğinde yönetim kurulu üyesi olduğunun BELGESİ:

                                        
banner278

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 55 yorum mevcut

    • ahmet savaş 1 yıl önce yorumlandı

      taktir milletindir...

    • UYAN ARTIK @ahmet selamet 1 yıl önce yorumlandı

      fetönün önemli̇ adami olduğuna göre vardir bi̇ numeroosuuu

    • ahmet selamet 1 yıl önce yorumlandı

      yahu, bu adam uşak ımızın bugüne kadar çıkardığı en önemli adamdır. böyle çamur atılmasına müsaade etmeyin. dünya çapında kaliteli bir adam. akp yıllarca bu adamı baş tacı etti. akp nin yanlışlarına yanlış deyince istenmeyen adam oldu. böyle dedikodularla harcamayalım hemşehrimizi....

    • şahin garipler 1 yıl önce yorumlandı

      inşeAllah miiletini seven birisi çikar.milletimizi iznillah selamete çikarir. uzun eska sonuna kadar yanmaz. zulum sonsuza kadar sürmez.dileğimiz milletin huzur ve mutluluğudur bekasidir.

    • Ne adammis @kemal türk 1 yıl önce yorumlandı

      ya bu adamin ne oldugunu seneler oncede necmettin erbakan soyledi cfr uyesi siyasetten ve hatta ulkeden ihrac edilmeli diye siz simdimi uyandiniz yoksa halisinasyon mu goruyorsunuz. mhp de ayni oyunda rol sahibi. herkes oyunu kendi kurup kendi oynuyor sanarken asil oyun dis gucler tarafindan kurulup yerel aktorlerle onumuze suruluyor. zamanindada erbakan icin ayni sekilde onu iktidardan indirmek icin kurulmustu. uyan turkiyem

    • derya @Bu kadar basit mi? 1 yıl önce yorumlandı

      diyelim ki uhm art niyetli olarak bu iddialarını 7 hazirandan önce dile getirmedi ve diyelim ki art niyet var. bu durmuş yılmazın cfr yöneticisi olduğu gerçeğini değiştirmezki. ayrıca neden art niyet olsun ki haberi okudunsa belirtilmiş belgesinin yeni ortaya çıktığı. sebahattin önkibarın yayınladığı. uhm den tek kişiyi tanımam bizzat ama ayıptır günahtır adamlar akpye laf söylese akpliler para mı alamadın diyor mhp aleyhinde yazsa aynı chp aleyhinde yazsa da aynı. deyin ki bu haberler niçin yalanlanmıyor? deyinki ya doğruysa biz nasıl çıkarız bu işin içinden verdiğimiz oyun vebalini nasıl öderiz. bu kadar mı kör etti gözlerinizi menfaatleriniz yada makam hırsınız. uhmnin yerine ben olsam yorumlarınızı dahi onaylamam.uhm lütfen onaylama bu tür yorumları da kanı beynimize sıçrattırma bu hain savunan beyinsizlere. şu hale bak ya hain benim partimdense savunurum, hırsız benim partimdense opnu da savunurum ohhh ne ala memleket. o zaman akpye verelim oyları hep beraber.

    • Bu kadar basit mi? 1 yıl önce yorumlandı

      hadi yaa,peki bu iddialarınızı niçin 7 haziran öncesi dile getirmedinizde şimdi dile getiriyorsunuz,demek ki işin içinde art niyet var,inanın sizden korkulur.

    • mali 1 yıl önce yorumlandı

      bunu tayyıp aforoz etmese idi akp de siyaset yapardı mama bulamayınca geldi

    TÜM YORUMLAR
    banner317
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    

    banner275

    banner316

    Haberler Haberler