Dikkat! Tehlike Kapınızda; Kanser Vakaları Artıyor!

Geçtiğimiz gün 04 Şubat Dünya Kanser Günü’ydü. Çağın İllet hastalığı kanser… Uşak Haber Merkezi muhabirlerinden Ramazan Güner, kanserle ilgili Uşak Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Uzm. Dr. Onur Cengiz’e ziyarette bulundu.

05 Şubat 2014 Çarşamba 10:56
Dikkat! Tehlike Kapınızda; Kanser Vakaları Artıyor!

Dünya’da ve ülkemizde sayısını hatırlamayacağız, neredeyse her sülaleden birkaç kişiyi ölüme sürükleyen kanser. Her yıl 4 Şubat Dünya Kanser gününde Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve ortak kuruluşların birlikte yürüttüğü, her yıl milyonlarca ölüme neden olan ve pek çoğu önlenebilir olan bir hastalığı karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla tüm dünyada kampanyalar düzenlenmektedir. Kansere karşı artık her zamankinden daha uyumlu ve koordineli bir mücadeleye ihtiyaç vardır.

Çok Canlar Aldın Çernobil!

Hatırlarsınız Çernobil faciası ve sonrasını. Daha çok uzun süre olmadı, gencecik büyük bir sanatçıyı “Kazım Koyuncu’yu” kaybedeli. Kazım Koyuncu kansere yenik düştü. Sebebi belliydi. Karadeniz’de tavan yavan vakalardan biri olan “kanser”. Kazım Koyuncu gibi yüzbinlerce vatan evladını bu hastalığa kurban verdik.  Maalesef kanser vakarıyla ilgili tedavide yol alınamıyor. Hep bir yerlerden tedavinin başarılı olacağına dair umut beklerken, ilaç çalışmalarının sonu, çoğu zaman hüsranla bitiyor.

Çernobil reaktör kazasının Türkiye üzerindeki etkileri, Çernobil reaktör kazası nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti'nde kamu sağlığı, çevre ve ekonomi üzerinde gözlemlenen etkilerdir.

Türk Tabipler Birliği'nin ilk baskısı Nisan 2006'da yapılan "Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser" başlıklı raporunda, Çernobil nükleer reaktör kazası ile Karadeniz bölgesindeki kanser vakaları arasındaki ilişkinin araştırılması sonuçları kamuoyuna sunulmuştur. Raporda Çernobil'deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Marmara'ya, 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz'e, 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas'a, 7-9 Mayıs tarihlerinde Trabzon-Hopa'ya ulaştığı, 10 gün sonra da tüm Türkiye'ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtilmekte; çalışma sonucunda, Hopa’da kanser görülme sıklığı ile kanser nedeniyle ölümlerin, Türkiye’nin diğer coğrafi alanlarına göre daha fazla görülmesi olasılığının, araştırılmaya değer bir durum olduğunun ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Rapor, elde edilebilen veriler ışığında, bölgede Çernobil nükleer kazası ile gerek kanser olgu sayıları, gerekse kanserden ölümlerle ilgili kanıta dayalı nedensel bir bağlantı kurmanın olanaklı görünmekte olduğunu kabul ederek, bu konuda kesin sonuca varmak için daha ayrıntılı araştırmalar yapılması gerekliliğini vurgulamaktadır.

Bunlar Çernobil’in Türkiye üzerine etkilerinin derlendiği bazı saptamalar

Bunun dışında aslında Türkiye’de hala kanserle mücadele istenilen seviyede değil. Bazı kuruluşlar; Türk Kanser Araştırma ve Savaş Derneği gibi, Onkoloji kanserle savaş derneği gibi kanser bilincini artırmaya yönelik girişimlerde bulunuyorlar. Bu girişimler sonucu vatandaşın kanserle mücadele de bilinçlenmesi ve kanseri önlemeye yönelik çalışmaları vatandaşla paylaşıyorlar.

Uşak Kamu Hastaneleri Birliği’de konuya duyarsız kalmayarak günün önemine dair aşağıdaki açıklamalara yer verdi. Sizlerle paylaşmak istedik;

Uşak Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yayınladığı haber ile kansere karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Bu günde, insanların bilinç düzeyinin artırılması ve kansere ilişkin farkındalık oluşturulması için dünyada ve ülkemizde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Uşak Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine Bağlı Uşak Devlet Hastanesi  Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Onur Cengiz günün anlamına uygun olarak sindirim sistemi kanserleri hakkında açıklamada bulundu. Açıklamasında;

Kanser; Latincede kullanılan şekliyle neoplazilerin (yeni doku oluşumu) kötü huylu şekli olup uygun biçimde tedavi edilmediğinde kaçınılmaz şekilde ölümle sonuçlanan, modern çağın vebasıdır. Günümüzde Kalp-Damar hastalıklardan ölümlerle birlikte en önemli ölüm nedenidir. Sindirim sistemi ise vücutta kapladığı alan ve hücrelerinin çok hızlı yenilenmesiyle kanser gelişimi açısından vücutta çok önemli bir yer kaplamaktadır.

Sindirim sistemi kanserlerini bulunduğu organa göre ele alacak olursak özofagus (yemek borusu), mide, ince barsak, pankreas,
karaciğer, safra kesesi ve safra yolları ile kolon (kalın barsak) kanseri olarak gruplayabiliriz.

Görülme sıklıkları ve ülkemiz açısından önemine göre ilk üç sırada mide, kolon ve karaciğer kanserlerinin önemli oranda halk sağlığı problemi olduğu bilinmektedir.

Mide kanseri: Dünyada yaklaşık 1 milyon kişide, ülkemizde ise yaklaşık 20.000 kişiye her yıl mide kanseri tanısı konmaktadır. Hastalık erken dönemde sıklıkla saptanamadığından ölüm oranı açısından önde gelen kanserlerdendir. Dünyada en sık görüldüğü ülke Japonya’dır.

Ülkemiz ise genetik açıdan orta risk grubundadır. Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte vakaların büyük çoğunluğu 50 yaş ve üzerindedir. Beslenme alışkanlığının önemli rol oynadığı mide kanseri, aşırı tuz tüketimi, alkol kullanımı, sebze ve meyve alımının yetersizliği, tütsülenmiş gıda tüketimi, sucuk-salam-sosis gibi nitrat içeren gıdaların ve yanmış kırmızı et tüketimi gibi etkenlerle yakından ilişkilidir. Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir. Yine ülkemizde yüksek oranda bulunan Helikobakter pilori mide bakterisi ile enfeksiyon da riski artırır. Aşırı kilolu olmak, ileri yaş ve ailede mide kanseri öyküsü riski artıran diğer nedenlerdir. Bulantı, kusma, iştahsızlık, hazımsızlık, kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtileri olabilse de sıklıkla bu bulgular hastalıkların ileri evrelerinde gözlenir. Tanı için en önemli ve mutlak gerekli yöntem ucunda kamera olan 8 mm çaplı cihazla yapılan endoskopi tetkikidir.

Kolon kanseri:  Sindirim sisteminin son kısmı olan kolon hücrelerinin hızlı bölünmesi ve dışkı içeriğinin bulunduğu alan olması nedeniyle sindirim sistemi kanserleri için odak noktalarından birisidir. Çoğunlukla kalın bağırsakta meydana gelen parmaksı çıkıntılar olan poliplerden ortaya çıkarlar. Kalın bağırsak kanseri her yaşta görülmesine karşın, hastaların % 90′ndan fazlası, kırk yaş ve üzerindedir. Bu yaştan itibaren her on yılda risk yaklaşık iki katına çıkar. Ailesinde kalın bağırsak kanseri veya kalın bağırsak polipi bulunanlar ve ülseratif kolit hastalığı olanlarda risk artar. Yine belirtiler mide kanserine benzerdir. Hastalık sıklıkla ince-kalem şeklinde dışkılama, kansızlık, kilo kaybı ve dışkıda kan görülmesi gibi bulgularla da karşımıza çıkmaktadır. Tanı için en önemli ve mutlak görüntüleme yöntemi kolonoskopik tetkiktir.

Hepinize sağlıklı günler dileriz.

Ramazan Güner
Kaynak: Uşak Son Nokta Gazetesi



YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • ali aydın 13 ay önce yorumlandı

      yazı çok iyi. bende sağlık makaleleri yazıyorum.83 tane yazım yeniakit, milli gazete, önce vatan, yeni çağrı, gazeturka, bölgegazetesi, meydan gazetesi, ayrıntılıhaber, derinposta, türkiyehavadis, canliyayın gibi bir çok sitede yayınlanıyor. afyonluyum, çapada çocuk nöroloji uzmanıyım. yazılarımın yayınlanması konusunda yardımcı olabilirmisiniz.draliaydin@outlook.com, tel 05554913976

    
    TÜMÜ Yazarlar
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    
    Haberler Haberler