Türk Milletinin Bağrından Çıkardığı Son Devlet Adamı Prof. Dr. Haydar BAŞ Devlete ve Millete Sahip Çıkabilecek Tek Alternatif Olarak Güneş Gibi Parlıyor

Hatırlayacağınız üzere son yazımda sizlere ortaya koyduğu her eser ile Türk Milletine ve bilim dünyasına ufuklar açan ,birliğin, beraberliğin tesisi için formüller ortaya koyan ve en önemlisi inanç dünyamız, sosyal hayatımız ve de ekonomi biliminin yaşadığı açmazlara ya da krizlere, bilime ve somut verilere dayalı çözüm önerileri ortaya koyan, pek çoğunu öğrencilik yıllarından itibaren engin fikir ve gönül dünyasının etkisine aldığı ve her birisine ayrı ayrı emek ve zaman harcayarak adeta nakış nakış işleyip, ilmek ilmek dokuduğu ve Türk Milletinin hizmetine sunduğu her biri kendi sahasında ihtisaslı ,donanımlı ve inançlı kadrosunun haklı olarak ,gururla son çağın bilgesi olarak takdim ettiği siyaset ve bilim insanı Profesör Doktor Haydar BAŞ beyefendi ile ilgili görüş ve düşüncelerimi paylaşmış idim. Yazının yayınlanmasının ardından gerek Haydar Baş’ın yakın kurmayları ve kadrosundan ,gerekse Haydar Baş’ı sosyal medyadan takip ederek kendisine hayranlık besleyen veya bir biçimde sempati duyan çevrelerden çok olumlu reaksiyonlar aldığımı ve yazımın yüzlerce insan tarafından paylaşılıp ,yorumlandığına tanıklık ettiğimi ve çok memnun olduğumu ifade etmeliyim.

Beni en fazla memnun eden tepkiyi ise geçtiğimiz Pazartesi, 10 yılı aşkın zamandır yakından takip ettiğim ve Türk Milletinin inancını, kültürünü, ananesini besleyen ayrıca tanıtan yayınlarının yanı sıra izleyeni bilgilendiren, ufkunu açan ,pek çok programa da imza atan Meltem Medya Grubunun İstanbul’daki ana binasında bir görüşme gerçekleştirdiğimiz Prof. Dr. Haydar BAŞ Beyefendi’nin bizzat şahsından aldım. Ziyaretim sırasında tevazu ve nezaketin en güzel örneklerini sergileyen sayın Baş yazmaya devam etmem konusunda beni cesaretlendirdi. Özellikle Haydar Baş bey televizyon binasından ayrıldıktan sonra sohbet imkanı bulduğum ,donanımlı bir insan olduğu ,her halinden de anlaşılan ,kıt imkanlarla iktidarın bütün baskılarına ve zor şartlara rağmen Meltem TV efsanesinin ve ailesinin her geçen gün büyüyerek yaşamasının en önemli aktörü olan Meltem TV Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Uğurlu bey yine Prof.Dr. Haydar Baş beyin; eğitimden medyaya İstanbul’daki hizmetlerinin lokomotifi ve sürükleyicisi olduğunu keşfettiğim ayrıca Haydar Baş’ın liderliğini üstlendiği Bağımsız Türkiye Partisi’nin Genel Başkan Yardımcılığı vazifesini de yürüten Eğitimci ve İlahiyatçı Sayın Sabri Terzi bey ile gerçekleştirdiğimiz sohbet sırasında yazıma ilişkin işittiğim latif övgüler, ille de Sabri Terzi beyin yazıma ilişkin ‘’Hocamı bugüne kadar en iyi analiz ve ifade eden yazı’’ olduğunu söylemesi beni son derece heyecanlandırdı. Böylece o yazıyı farklı konu başlıkları ile sürdürmeye ve tüm yönleriyle yazılmak istense, ansiklopedilere sığdırılamayacağına emin olduğum Atatürkçülerin Hocası Haydar Hoca’yı bütün Türk dünyasının Hocası yapma planına ve onu Türk Milletine mal etme çalışmalarına acizane katkı sunmak üzere bir yazı dizisi haline getirmeye karar verdim. Bu yazımın konu başlığı olarak da Haydar Baş Beyefendiyi yakından tanıma fırsatı bulan herkesin ilk keşfedeceği özelliği olan büyük Devlet Adamı kimliğini seçtim.İster yakın çalışma arkadaşı olun isterseniz kendisini yaygın medya ya da sosyal medya aracılığı ile takip eden bir hayranı ya da takipçisi olun illa ki son derece devletçi bir anlayışa sahip olduğunu görür ve de anlarsınız.

Kendisine muhalif yazılar yazan iktidar kalemşörü ve yardakçısı yazarların bile kabul ettiği devletçi kimliği ,vatan ve millet sevgisi hiç kimse tarafından tartışma konusu dahi edilememektedir. Pazartesi günkü görüşmemiz sırasında bazı art niyetli AKP yardakçıları ve FETÖ kalıntılarının kendisini devletle karşı karşıya getirme maksatlı senaryo ve kumpaslarından birisi olan Susurluk’ta yaşanan skandal niteliğindeki üzücü olaydan bahis açıldığı sırada ,makam aracının ve konvoyunun yolu kesilerek ‘’araçta terörist olduğu ihbarını aldık’’ gibi saçma ya da abuk bile diyemeyeceğim bir açıklama ile karşılaştığı anda bilerek ya da bilmeyerek kullanılan polis memurlarına ‘’Evladım ben devletin kendisiyim, benim işim devlet düşmanları ve teröristlere karşı savaşmak, sen kimsin ki benim yolumu kesip devletin kendisinin aracında terörist arıyorsun'' derken gözlerinin nasıl parladığını ve o cümleleri tekrar kurup bize anlatırken takındığı vakur tutumu, kendisinden eminliği ve kararlılığı görseniz emin olun ülkenin ve devletin asla sahipsiz olmadığını müşahede ederdiniz. Nitekim bendeniz; ‘’Türkiye Cumhuriyeti Devleti malesef CHP kadroları dahil bütün siyasi çevrelerce sahipsiz bırakılsa da benim yetiştirdiğim kadrolar ve ben bu ülkeye de Türk Milleti ve Devletine de yaşadığımız sürece sahip çıkarız ve kendimizden sonra sahip çıkacak nesiller bırakırız’’ derken o esnada yanımızda bulunan oğlu Hüseyin Baş’a ve bizlere nasıl baktığını görünce ülkenin gidişinden ve devletin bekasından endişe duyan bir eğitimci hanımefendi olarak kendimi emanda ve güvende hissettiğimi büyük bir onur ve mutlulukla sizlerle paylaşmak isterim.

Yıllar evvel dinlediğim bir anekdotta; BTP olarak girilen seçimlerin kaybedilme sebeplerinin tartışıldığı bir zeminde söz alan bir partilinin millete yönelik eleştiri getirmesi ve faturayı salt milletin cehalet ya da menfaatperestliğine kesmeye kalkışması üzerine, o bilindik demokrat ve nazik tavrını birden terk eden ve öfkelenerek partiliye hitaben ‘’Sen beni hiç tanıyamamışsın, bilmiyor musun ki ben milletime söz söyletmem, menfaatperest ya da cahil görmek istiyorsan aynaya bakacaksın. Milletin bizi yeterince tanıyıp anlayamaması sebebi ile yanlış tercihte bulunup yanlış partiyi iktidar etmiş olması bu milletin bilgeliğine, yüceliğine ve necipliğine gölge düşüremez. Kaldı ki milleti sevmeyen ,millete hizmete namzet de olamaz. O yüzden senin gibi düşünenlerin ve senin siyaset yapacağın adres Bağımsız Türkiye Partisi olamaz, lütfen salonu terk et ve partideki görevlerinden ve üyelikten istifanı yetkili kurullarımıza teslim et’’ dediğini öğrendiğim Prof.Dr. Baş’ın millet sevgisi ya da milliyetçilik hususundaki hassasiyetini zaten biliyoruz.

Kaldı ki katıldığı uluslar arası bilimsel ya da siyasi içerikli seminer vb. organizasyonlarda ısrarla Türkçe konuştuğu yine Rusya devletinin sadece yabancı devlet adamlarını ağırlayıp konuk ettiği Duma meclisinde Rus milletvekilleri ve siyaset adamlarına Türkçe olarak Ne Mutlu Türküm Diyene demeyi ilk olarak öğrettiği ve o insanların bütün dünyaya ,üstelik Rus devlet televizyonu başta olmak üzere Rus basınının hazır bulunduğu bir ortamda Ne Mutlu Türküm Diyene şeklinde hep birlikte haykırmalarını istediği ve sağladığı hepimizin malumudur. Gerçi ben yazı dizimin ilerleyen kısımlarında vatan sevgisi ya da milliyetçiliği Haydar Baş’ın gözlüğünden ayrı bir konu başlığı ile daha detaylı analiz etmeyi planlıyorum ama Devlet Adamı vasfının en olmazsa olmaz tarafı olan; millete sevgi ,milli iradeye saygı ve her şeye rağmen hizmet etme aşkı gibi yalnızca Haydar Baş gibi gönül insanlarında zirvede görebileceğimiz duygu ve düşünce dünyasına devlet adamı başlığı altında yer vermeyi uygun buldum.

Anlaşılan Haydar Hoca’nın Devlet Adamı kimliğini analiz edip siz sevgili okurlarıma aktarmak tek yazı ile mümkün olmayacak. Bu nedenle ABD gibi dünya devletlerinin ülkemiz üzerindeki planlarını uygulama sözü vermiş ve bu sayede iktidar olma imkanı kazanmış bir politika adamı olmak yerine bu ve benzeri yollarla bir biçimde iktidar olmuş ayrıca iktidarın nimetlerini samimi muhalefet eden ve gerçek bir alternatif olarak milletin dikkatine proje ve kadrolarını sunan siyasal oluşumlarla savaşmak ve kendisi gibi düşünmeyen herkesi yok etmek uğruna ölçü tanımaz bir harislikle yapılan taarruzlara göğüs geren, milleti uyandırma ve siyasi birliği sağlamayı kendine şiar edinmiş bir Devlet Adamı olan Prof. Dr. Haydar Baş’ın kendisine siyasi mizan kurucuların getirdiği teklifleri her seferinde nasıl reddedip sineyi milleti tercih ettiğini ,millet vicdanına olan inancını ve güvenini sürekli tazeleyerek nasıl yaşattığını ayrıca tüm görmezden gelme, milletten gizleme, setretme ve zaman zaman karalama kampanyalarına rağmen Türk Milletinin taşıdığı cevhere güvenerek milletin kendisini keşfedip iktidar imkanı sunacağına olan inancını asla yitirmeksizin diri tuttuğunu izah etmeye çalışacağım. Kendisini soy isminde olduğu gibi Türk olduğunu hissettiğini söylediği sürece Ahmet Türk’ün tırnağını bile Obama’ya değişmeyeceğini açıkça ilan eden yine iktidarın ve Erdoğan’ın her fırsatta kendisine yaşattığı tüm mağduriyetlerine ve belki de hepimizden fazla kızdığı halde ABD ya da başka dünya devletlerinden üfürülen cumhurbaşkanını ve iktidarı antidemokratik herhangi bir yöntemle devirme planlarına şiddetle karşı çıkarak bizim dış güçlere teslim edilecek hiç kimsemiz yok, hele hele siyasi hizmette bulunmuş bir cumhurbaşkanımızı teslim edecek bir anlayışımız ya da dünya görüşümüz yok şeklinde çıkış ortaya koyan Prof. Dr. Baş’ın Devlet Adamı yönünü ve milleti bir etme ,kardeş etme Atatürk Devrimleri ile milletin değerlerini cem etme mücadelesini anlatmaya bir sonraki yazımda devam edeceğim.

DİP NOT: Yazımda bahsettiğim ziyaret sırasında bizlere refakat eden Sabri Terzi beye yine odasında ağırlayan Mustafa Uğurlu beye ve bütün Meltem TV çalışanlarına ve pek tabi ki bu görüşmenin gerçekleşmesini sağlayan bu büyük ailenin yalnızca liderlik ve önderliğini değil ağabeylik ve hamiliğini de bütün samimiyetiyle üstlenen Prof. Dr. Haydar BAŞ beyefendiye nezaketleri, misafirperverlikleri ve düşünce ve bilgi paylaşımları için çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Salih 3 ay önce

Prof Dr HAYDAR BAŞ milletin son ve tek çaresidir sizi ve uşakhabermerkezi ni tebrik ediyorum