Malumunuz bütün partilerde kendi demokrasi anlayışına, kültürüne, tabanlarının eğitim seviyesine, teammüleri ve geleneklerine göre bir aday belirleme süreci şekilleniyor ve yaşanıyor. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır elbet. Partilere üye olanlar, delege olanlar ya da kendilerinin yönetici olarak vasıflandırıldığı insanlar; kendi partilerinin demokrasi anlayışını, tüzüğünü, geleneklerini içine sindirmiştir ki o partili olmuştur. Ya da sorgulamaları gerekiyorsa muhakkak bu gelişmeleri yaşananların ışığında sorgulayacaklardır ve takdir o partililerin kendilerine aittir. Hatta bizler tarafsız gazetecilik ilkelerimiz gereği bu kulvara pekte fazla girmemeliyiz ve ben de bunun farkında bir gazeteci ve köşe yazarı aynı zamanda ajans işletmesi sahibiyim. Ancak bu ön seçim ya da aday belirleme sürecinde kentimizde o kadar garip şeyler yaşandı ki, az da olsa dokunmazsak, eleştirmezsek halk adına vazifemizi eksik yapmış oluruz diye düşündüm. Bu sebeple bu makalemde biraz eleştireyim ve durum tespiti yapayım istedim.
Bildiğiniz gibi AK Parti ve MHP aday belirleme sürecinde birbirine yakın yöntemler uyguladı. Sözde temayül yoklaması yapan Ak Parti, temayülde yalnızca delegesine, parti yöneticilerine sormakla yetinmedi, Sivil Toplum Kuruluşları’na da kimi aday görmek isterseniz diye sordu. Amma velakin sonuçları kimse bilmedi, belki de mühürlenerek götürülen sandıklar, Genel Merkez’de mührü dahi açılmadan kalorifer kazanlarında yakıldı. Yani sandıkları burada açmadıkları gibi, sonuçları da ilan etme lütfunda dahi bulunmadılar. Yani Ak Parti’lilerden, STK temsilcilerinden resmen tiyatro oynamaları istendi ve bunda da başarıya erişildi. Katılım beklenen kadar olmasa da her iki temayülde de hiçte fena değildi. Yani koca koca insanlar belki de asla açılmayacak sandıklara, sonuçların asla kendileri ile paylaşılmayacağını bile bile gelip, parti binasında oy kullandılar. Hatta tam olarak kimler katıldı bilemiyorum ama, Ticaret Odası ve bağlı odalar, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve bağlı odalar, bir çok dernek vs. temsilcisi gelip bu tiyatroya garip bir şekilde ortak oldu ve maalesef oy kullandı. Maalesef diyorum çünkü; sonucunu hiç kimsenin bilmeyeceği bir sandığa ben şahsen asla oy atmam ve kendimi asla böyle bir tiyatroda figüran gibi kullandırmam. Bu yüzden bu sözde temayüllerde oy veren arkadaşların davranışlarını ve tepkisizliklerini çok yadırgadığımı önceden belirtmek isterim.
Her neyse, Ak Parti’yi değerlendirmeye devam edelim; malum Ak Parti’de 26 aday adayı vardı ama maalesef 26 aday adayının içerisinden milletvekilliği yürütülebileceği düşünülen üç isim çıkmamış ki dışarıdan bir transferle ancak üçü tamamlayabildi Ak Parti. Uşak’ta daha önce ismi dahi hiç konuşulmayan, hiç kimsenin tanımadığı ya da tanıyanın da Uşaklı olduğunu bilmediği, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı ile nam salmış bir sözüm ona gazeteci ikinci sıradan aday yapılıverdi. Nurullah Çavuşoğlu dışarıdan bir aday gelebileceğini seçimlerden altı ay kadar önce demişti de ihtimal dahi vermemiştim hem de son ana dek. Liste açıklanınca Nurullah Çavuşoğlu’na bir kez daha pes dedim. Gerçi O, Uğur Işılak gibi daha popüler bir isim beklediğini açıklamıştı ama sonuçta dışarıdan bir aday yollanabileceğine ilişkin tahminin de haklı çıktığını hayretler içerisinde hep beraber müşahade etmiş olduk.
26 aday adayı yaklaşık iki ay boyunca, ilkokul çocuklarının müsameresini aratmayacak nitelikte bir takım çalışma ve faaliyetlere imza attı. Herkes birbirini taklit etti. Aşağı yukarı aynı klişe sözlerle bilboardlara çıktılar, aynı klişe hareketler ile ziyaret ettikleri yerlerden resimler paylaştılar, aynı bilindik sahte yüzler, bilindik sahte gülüşler ve samimiyetten uzak pozlar... Tabi ki herkes bunları Facebook ve Twitter hesaplarından paylaşmayı da ihmal etmediler. Birbirilerinin beğeni sayılarına baktılar, Onu kim beğenmiş, beni kaç kişi beğenmiş gibi acayip ve akıl almaz işlere daldılar. Tabi hiç kimseyi basının karşısında mülakat verirken ya da soru cevaplarken görmedik, hiç kimseyi "evet budur" dedirtecek cinsten konuşmalar yaparken izleme ya da gözlemleme imkanı bulamadık. Kaldı ki herkes tanıdıklarına, daha çok kendi partililerine ve STK’lara gitti. Yani yine körler sağırlar birbirini ağırladı diyebileceğimiz bir takım faaliyetler oldu o kadar. Bu sırada belki bir miktar ekonomi canlanmış olabilir.Tabi bu arada herkesin ilk üçe dair öngörüleri vardı. Aday adaylarının hemen tamamına yakını zaten söz almıştı ve kesinlikle adaydı vs. bunları konuşmaya eleştirmeye bile değer bulmuyorum açıkçası.
Gelelim MHP’ye Ak Parti’den farklı olarak bu partide Genel Merkez kime sorduğu ve hangi ara yaptığı bir türlü bilinemeyen anketler yaptı, ha bir de internet üzerinden sonucunun oynanıp oynanmadığından asla emin olamayacağımız bir anket çalışması düzenleyiverdi. MHP’deki aday adayı sayısı 14’tü. Burada aday adaylarımız bol bol gezdi, ziyaretler gerçekleştirilip vatandaşların dertleri dinlendi. Ama sadece dert dinlendi çünkü; kimsenin çözüm önerisi koyacak bir vizyonu maalesef yoktu, resimler çekildi, yine klişe sözlerle bilboardlara çıkıldı. Kimisi esnaf, memur, işçi benim dedi, kimisi herkesi kucaklayan bir milletvekili olacağım dedi, kimisi Genel Merkez tarafından vazifelendirildiğini söyledi, kimisi teşkilatların ağız birliği ettiği isim olduğum için aday adayıyım dedi. Herkesin aday olmak için mutlaka bir geçerli sebebi vardı ama, çoğu aday adayının birden fazla gerekçesi dahi yoktu. Hadi bazılarının birkaç tane daha saydığı olabilmiştir diyelim. Bu arada hemen belirteyim; aday adaylarının profili de hemen her partide aşağı yukarı aynıydı.( Birkaç istisna hariç.) MHP’nin aday adaylarından da yine ciddi politik söylemlere pek rastlamadık maalesef. Bir TV programına, gazeteye ya da internet haber sitesine mülakat veren, röportaj yapan ya da çıkıp basın karşısında çatır çatır kendini ifade edebilen birkaç istisna aday adayı vardı o kadar. İsmail Oskay bu duruma, yani istisnalara örnek olarak verilebilir.
Her neyse, Ak Parti’yi değerlendirmeye devam edelim; malum Ak Parti’de 26 aday adayı vardı ama maalesef 26 aday adayının içerisinden milletvekilliği yürütülebileceği düşünülen üç isim çıkmamış ki dışarıdan bir transferle ancak üçü tamamlayabildi Ak Parti. Uşak’ta daha önce ismi dahi hiç konuşulmayan, hiç kimsenin tanımadığı ya da tanıyanın da Uşaklı olduğunu bilmediği, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı ile nam salmış bir sözüm ona gazeteci ikinci sıradan aday yapılıverdi. Nurullah Çavuşoğlu dışarıdan bir aday gelebileceğini seçimlerden altı ay kadar önce demişti de ihtimal dahi vermemiştim hem de son ana dek. Liste açıklanınca Nurullah Çavuşoğlu’na bir kez daha pes dedim. Gerçi O, Uğur Işılak gibi daha popüler bir isim beklediğini açıklamıştı ama sonuçta dışarıdan bir aday yollanabileceğine ilişkin tahminin de haklı çıktığını hayretler içerisinde hep beraber müşahade etmiş olduk.
26 aday adayı yaklaşık iki ay boyunca, ilkokul çocuklarının müsameresini aratmayacak nitelikte bir takım çalışma ve faaliyetlere imza attı. Herkes birbirini taklit etti. Aşağı yukarı aynı klişe sözlerle bilboardlara çıktılar, aynı klişe hareketler ile ziyaret ettikleri yerlerden resimler paylaştılar, aynı bilindik sahte yüzler, bilindik sahte gülüşler ve samimiyetten uzak pozlar... Tabi ki herkes bunları Facebook ve Twitter hesaplarından paylaşmayı da ihmal etmediler. Birbirilerinin beğeni sayılarına baktılar, Onu kim beğenmiş, beni kaç kişi beğenmiş gibi acayip ve akıl almaz işlere daldılar. Tabi hiç kimseyi basının karşısında mülakat verirken ya da soru cevaplarken görmedik, hiç kimseyi "evet budur" dedirtecek cinsten konuşmalar yaparken izleme ya da gözlemleme imkanı bulamadık. Kaldı ki herkes tanıdıklarına, daha çok kendi partililerine ve STK’lara gitti. Yani yine körler sağırlar birbirini ağırladı diyebileceğimiz bir takım faaliyetler oldu o kadar. Bu sırada belki bir miktar ekonomi canlanmış olabilir.Tabi bu arada herkesin ilk üçe dair öngörüleri vardı. Aday adaylarının hemen tamamına yakını zaten söz almıştı ve kesinlikle adaydı vs. bunları konuşmaya eleştirmeye bile değer bulmuyorum açıkçası.
Gelelim MHP’ye Ak Parti’den farklı olarak bu partide Genel Merkez kime sorduğu ve hangi ara yaptığı bir türlü bilinemeyen anketler yaptı, ha bir de internet üzerinden sonucunun oynanıp oynanmadığından asla emin olamayacağımız bir anket çalışması düzenleyiverdi. MHP’deki aday adayı sayısı 14’tü. Burada aday adaylarımız bol bol gezdi, ziyaretler gerçekleştirilip vatandaşların dertleri dinlendi. Ama sadece dert dinlendi çünkü; kimsenin çözüm önerisi koyacak bir vizyonu maalesef yoktu, resimler çekildi, yine klişe sözlerle bilboardlara çıkıldı. Kimisi esnaf, memur, işçi benim dedi, kimisi herkesi kucaklayan bir milletvekili olacağım dedi, kimisi Genel Merkez tarafından vazifelendirildiğini söyledi, kimisi teşkilatların ağız birliği ettiği isim olduğum için aday adayıyım dedi. Herkesin aday olmak için mutlaka bir geçerli sebebi vardı ama, çoğu aday adayının birden fazla gerekçesi dahi yoktu. Hadi bazılarının birkaç tane daha saydığı olabilmiştir diyelim. Bu arada hemen belirteyim; aday adaylarının profili de hemen her partide aşağı yukarı aynıydı.( Birkaç istisna hariç.) MHP’nin aday adaylarından da yine ciddi politik söylemlere pek rastlamadık maalesef. Bir TV programına, gazeteye ya da internet haber sitesine mülakat veren, röportaj yapan ya da çıkıp basın karşısında çatır çatır kendini ifade edebilen birkaç istisna aday adayı vardı o kadar. İsmail Oskay bu duruma, yani istisnalara örnek olarak verilebilir.
Gelelim CHP’ye... CHP’de önseçim vardı, kabul ediyorum ki üyelere ön seçim mahiyeti layıkı ile anlatılmamıştı. Kabul ediyorum ki üyelerin yarıya yakını belki de verdiği oyun ne anlama geldiğini tam olarak idrak edebilmiş değildi. Ön seçimde oy kullanacak üyelerin önceden bilinçlendirilmesinin gerekliği çok net ortadaydı. Yine kabul ediyorum ki; aday adaylarının büyük çoğunluğunun her tanıtım toplantısında aynı metni okumuş olmaları, aday adaylarının diğer iki partide olduğu gibi politik söylemlerinin çok fazla olmamasından dolayı da bu anlamda beklediğimden kısır bir ön seçim süreci yaşadık. Tüm bunlar baştan kabulum, elbetteki eleştirilebilecek daha bir çok yönü olabilir, ama hiç değilse Genel Merkez, hiç kimsenin tanımadığı bilmediği isimleri dayatmadı CHP’lilere. Hiç değilse CHP Genel Merkezi, Hakim Nezaretinde bir ön seçim süreci yaşama, vekil adayını belirleme fırsat ve imkanını kendi üyelerine tanıdı. Hiç değilse gerçekten demokratik bir ortamda aday adayları yarıştı ve sonuçtan herkes kendi payına dersler çıkarma imkanı buldu. Elbette bu bir kültür işidir ve zamanla oturur, örgütte kendi eksiklerini gördü, aday adayı olan arkadaşlarda. Bir sonraki seçimlerde gerçekleşecek olan ön seçimin bu eksikleri giderilmiş ve yanlışları düzeltilmiş şekilde yapılacağını göz önünde bulundurursak; hem kentin politik kültürüne, hem politikaya ve politikacıya kazandıracağı kaliteye katkısı asla yadsınamaz. Demokrasi zaten sürekli tekamül eden bir olgudur ve tekamülü için parlamentoda partiler de, partililer de üzerlerine düşeni yapmak zorundadır. Bu tekamül ön seçimlerle gerçekleşir, bu tekamül herkese mümkün mertebe eşit fırsatlar tanımakla gerçekleşir. Bu tekamül tiyatro oynayarak asla gerçekleşemez; hatta bu türden süreçler, bir de tepeden inme isimlerin atanması ile beraber partililer açısından hüsranla sonuçlanarak bu tekamüle zarar dahi verebilir. Bu nedenle partilerin yöneticileri dikkatli olmak zorundadır.
Gelelim sonuca; öncelikle sonuçları itibarı ile bu sürecin kentimize, bu süreç neticesinde ortaya çıkan adayların partilerine hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu sürecin Uşak’taki kazananı yazımın bütününden de anlaşılacağı gibi hiç kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Hem tabanını diri tuttu, hem seçim sürecine çok erken girmiş oldu. Hem her gün her gece on ayrı yerde CHP’nin gündem edilmesine vesile oldu, hem de Genel Merkez ile taban arasında çok ciddi bir ahenk ve güven oluşmasına vesile oldu. Ak Parti ve MHP bu sürecin kaybedeni muhakkak ama, en çok kaybeden Ak parti. Neden MHP’de aynı şeyleri aşağı yukarı yapmış ve yaşamışken, her ikisinde de tepeden inme aday varken Ak parti MHP’ye oranla daha çok kaybetti sorusunun cevabı ise gayet net.
1)Ak Parti’de MHP’ye oranla aday olma beklentisi içine giren insan sayısı fazla idi ve hepsi kendilerini aşağılanmış hissetti.
2) Ak Parti’nin tepeden inme gönderdiği adayı hiç kimse tanımazken MHP’nin adayı hiç değilse Uşak’a pek bir faydası dokunmamış olsa da Merkez Bankası Başkanlığı, Eski Cumhurbaşkanı Abullah Gül’ün danışmanlığı gibi vazifelerde bulunaması hasebi ile tabanın ve aday adaylarının daha kolay kabullenebileceği bir isim.
Ayrıca sizler de takdir edersiniz ki; AK Parti'nin atadığı isimle Durmuş Yılmaz’ın kalibresini ve kalitesini kıyas etmek dahi abesle iştigaldir. Bir sonraki yazımda hangi aday adaylarının kazanıp, hangilerinin kaybettiğini daha geniş ve tek tek ele alacağımı belirterek sürçi lisan ettimse affola diyor, saygılarımı sunuyorum.
1)Ak Parti’de MHP’ye oranla aday olma beklentisi içine giren insan sayısı fazla idi ve hepsi kendilerini aşağılanmış hissetti.
2) Ak Parti’nin tepeden inme gönderdiği adayı hiç kimse tanımazken MHP’nin adayı hiç değilse Uşak’a pek bir faydası dokunmamış olsa da Merkez Bankası Başkanlığı, Eski Cumhurbaşkanı Abullah Gül’ün danışmanlığı gibi vazifelerde bulunaması hasebi ile tabanın ve aday adaylarının daha kolay kabullenebileceği bir isim.
Ayrıca sizler de takdir edersiniz ki; AK Parti'nin atadığı isimle Durmuş Yılmaz’ın kalibresini ve kalitesini kıyas etmek dahi abesle iştigaldir. Bir sonraki yazımda hangi aday adaylarının kazanıp, hangilerinin kaybettiğini daha geniş ve tek tek ele alacağımı belirterek sürçi lisan ettimse affola diyor, saygılarımı sunuyorum.
seçmen 11 Yıl Önce
bu seçim 2 akp 1 mhp şeklinde olacak
güle güle akp 11 Yıl Önce
bu sürece böyle bir analiz yakışırdı bencede kalemine sağlık chp 3-0 alırmı bilmem ama akp bu seçimden hiç milletvekili çıkaramayarak 3-0 mağlup ayrılacak
hep beraber 11 Yıl Önce
3.1 2.1 3.0 1.1 diyecegimize sandığa gitmeyelim 0.0.0 olsun.
hayal dinyasinda yasayanlara..... 11 Yıl Önce
hala akp yi devirmek gibi duuncesi olanlar var hayret evet bu secimde dr sonuc degismez :2 vekli akp 1 vekil chp
sevda 11 Yıl Önce
allahin izniyle mhp 2 milletvekili çikaracak.siz uşaklilara sesleniyorum uşak tan bir bakan çikmasi şehrimize yakişmazmi...