- Cumhuriyet Halk Partisinde siyaset yapanların Cumhuriyet Halk Partili olduklarına inanmak gerçekten çok güç ve gerçekten inanılır gibi değil, hâlen yaptıkları. CHP'nin kuruluş felsefesi ile hiç alakası olmayan, ideolojik ve fikrî sadakatten yoksun, parti hiyerarşi ve terbiyesinden bihaber, fırıldak gibi dönebilen, dün dediğini bugün inkâr eden, medyayı hepten iktidar medyası ilan edip kaçan, saygısız, kendini beğenmiş, şımarık delisi tipler var CHP'nin başında Uşak'ta. Düşünsenize, partinin kâğıt üzerinde Genel Başkanı olan insanı yuhalamaktan ve "hain" diye slogan atıp dünyaya duyurmaktan imtina etmeyen zavallı tipler... Sorarsan "partiye sahip çıkıyoruz" bile diyebilecek kadar da mantık yoksunları. Baştan söyleyeyim, bu yazı bayramlık ağzımızı açmadan önceki son ikaz niteliğinde bir yazı.
Uşak Belediye Başkanıyım diye gezinen ve dünyadan bihaber olduğuna adım kadar emin olduğum, siyasi ömrünü en fazla birkaç hafta olarak biçebildiğim, Uşak siyaset tarihinin en silik ve edilgen siyasetçisi olarak tarihe geçeceğinden ve iyi niyetli ve samimi olmadığından artık adım kadar emin olduğum Hatice Terekeci Özkan'ın şu anda ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa lütfen yorum olarak yazsın, zira ben anlamadım.
CHP rozetli belediye başkanısın ama Genel Başkana ağzına geleni, üstelik uluorta kameralar, sosyal medya önünde saydıranlar ile kol kola yürüyorsun. Ve şaibeli bir kongrede genel başkan olup türlü şaibeli işe bulaşmış, FETÖ'cülerle de kol kola yürümüş bir siyasetçi eskisi için mevcut Genel Başkanı ve partinin kurumsal kimliğini karşına alabiliyorsun. Neye güvenerek peki? Belki de birkaç güne gözaltına gideceğine artık bütün Türkiye'nin emin olduğu ve vatana ihanet ve siyasi rüşvet başta olmak üzere birçok suçlamadan yargılanması beklenen Özgür Özel'e güvenerek mi? Veya "hain Kemal" diye slogan atabilen bir avuç vefasız ve vicdansıza güvenerek mi? Had midir gerçekten bir partili için, herhangi bir partilisini böyle meydanlarda yuhalamak ve "hain" diye slogan atmak? Reva mıdır sonra Kemal Kılıçdaroğlu'na? Kendisinin suçu ne? Adam buz gibi, eza görmüş kongre sürecine ve türlü haksızlığa maruz kalmış, arkasından türlü iş çevrilmiş ve parayla işgal gerçekleşmiş makamına. Ve tüm bunlar ortaya çıkınca da mahkeme huzurunda doğal olarak kongre yok kabul edilip makamı iade edilmiş.
Ne yapmalıydı Kemal Kılıçdaroğlu? Gördüğü bunca saygısızlığı, haksızlığı, hukuksuzluğu sineye çekse ve "ben de Özgür Özel'ci oldum" dese mesela, mahkeme ikna mı olacaktı? Ya da mahkeme kararını gerekirse cebir ile uygulatmaktan vaz mı geçecekti devletin kolluk kuvvetleri? Keza neden kendisinden boyun eğmesi isteniyor ki, nasıl olsa siyaset adamı değil mi? Neyse, biz Uşak'a ve asıl konuya dönersek, buradan ilanen yazıyorum. Ben CHP'nin eski Merkez İlçe Başkanı Avukat Filiz Bilen Hanımefendiyi dinledim ve sadece bu sözümün ne anlama geldiğini aslında CHP belediye meclisi üyelerinin hepsi de biliyor. Filiz Bilen, haklı olarak, hâlen belediye başkan yardımcısı olan ve belediyenin iki first ladysi gibi başkanla beraber her yerde dolaşan ve hiç vitrinden inmeyen Devrim Alkan için neler söylüyor önüne gelen CHP'liye. Haklı olarak Devrim Alkan'ın derhal görevden alınması ve vitrinden uzaklaştırılması gerektiğini söylüyor. Ve saydığı gerekçeler de çok haklı ve hepsi de doğru.
Peki ben neden bu şekilde yazıyorum, hemen cevap vereyim: Yazmaya, söylemeye güç yetiremediğimizden değil; bir şeylerden çekindiğimizden ya da emin olamadığımızdan da değil. Yazmak istemiyoruz, belli ki sahip oldukları çok şeyi borçlu oldukları CHP vitrindekilerin umurunda değil ama inanın bizim umurumuzda ve bu son ikazı yapayım istedim. Buradan itibaren Uşak Belediyesi ve dolayısıyla CHP'yi de yöneten, yani Yalım'ın sürdüğü sefa ve saltanata da, aslında tek adam sistemine de devam eden arkadaşlara sesleniyorum. Belediye basın müdürü olarak bir arkadaş atadınız, evlere şenlik. CHP'lilerin tepkileri sebebiyle aldınız onu, yerine öyle birini atadınız ki belediye içinden basınla alakası olmadığı ve basınca tanıyanlarca hiç sevilmediği gibi belediye personelince de hiç sevilmeyen bir tip. Notumuz bizim de yıllar evvelden var; Ali Erdoğan'ın has adamlarından idi bu arkadaş, nedense üzerine titrerdi Ali Erdoğan ve çok şımartırdı, o da bunu dibine kadar suiistimal ederdi ve personel de haklı olarak kızardı. Kent Müzesinde personele nasıl eza ettiğini, nasıl mobbinge imza attığını da biliriz, daha fazlasını da ve gerekirse söyler, yazarız. Bence giden basın müdürü arkadaş daha makul biriydi.
Zaten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ göndermesinden direkt olarak Uşak anlaşıldı bütün Türkiye'de, ilgilisinde. Ve zaten soruşturmanın yönü de beklediğimiz ya da tahmin ettiğimiz gibi FETÖ'ye evrildi. Yeni dalgaların ve gözaltıların da eli kulağında olduğu bir zeminde bu iş FETÖ'ye dönerse, biliyorsunuz terör örgütü soruşturması devreye girince kayyuma dönüşüyor iş ve soruşturma mecburen FETÖ'ye döneceği için Uşak Belediyesine de her an kayyum ataması söz konusu olabilir. Demek istediğim, Ali Erdoğan'ın adamlarını görevlere getirerek devlete meydan okumak mı isteniyor acaba? Demek istediğim, özetle, acilen belediye başkan yardımcısı Devrim Alkan istifa etsin, tabii basın müdürü Haydar Doğan da. Lütfen. Aksi takdirde bilip yazmadığımız hiçbir şey kalmayacak, CHP'ye zarar verme pahasına. Yaşayanlar yaşarken vitrinde utanmamış da biz yazarken mi utanacağız? Kime sorsam Avukat Filiz Bilen'in bana anlattıklarını zaten biliyordu; aileden, geçmişten ne varsa, herkesin bildiği şeylerle bizi yüzleşmeye mecbur etmesin dilerim Hatice ve Devrim hanımlar. Sahi, o partinin neden hâlâ bir Kadın Kolları ve Gençlik Kolları Başkanı yok? Ve neden hâlâ basından kaçar gibi davranıyor sözde CHP'li, sözde siyasetçiler?