Hatırlayacağınız üzere CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı öteden beri sever sayarız ve kimi zaman destek mahiyetinde, kimi zaman da eleştiri mahiyetinde köşe yazıları kaleme aldık. Hatta son birkaç yazımda kendisini ağır ağır eleştirmiş idim, siyasi duruşunu beğenmediğim için. Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olarak dayatıldığı son seçimlerde, milletin iradesi kendisi lehine ortada iken ve yapılan tüm anketlerde %60'ın üzerinde oy alacağı görünüyor olmasına rağmen aday olmayıp Kemal Bey'i gazlayanlarla bir olup, Kemal Bey'e kazanamayacağını bile bile destek olması ve "adayım" deyip çıkmaması sebebiyle çok ağır eleştirmiş idim. Zira Mansur Yavaş geçen seçimlerde "adayım" deseydi, faraza İmamoğlu, Kılıçdaroğlu, Erdoğan ve Yavaş dördünün yarışacağı bir seçimde bile Mansur Yavaş'ın seçimleri açık ara alacağına biz şahsen emindik ve milletin iradesine saygının gereği bile olsa Yavaş'ın aday olması gerekiyordu. Ancak Yavaş, sanki bir parça daha edilgen ve akışa bırakan siyaseti tercih ettiği için eleştiri oklarımıza hedef olmuştu.
Keza Özgür Özel ve çevresinin her buldukları fırsatta itibar suikasti yapmasına adeta göz yumması da bizim ağırımıza gitmiş ve kendisini eleştirmiş idik. CHP'nin Mansur Yavaş gibi her çevreden kabul gören ve her bakımdan İmamoğlu'ndan daha iyi bir alternatifi varken, İmamoğlu denen her yanı şaibeli bir ismin alternatifsiz tek aday gibi dayatılmasına Yavaş'ın da seyirci kalması bizi üzmüş ve kendisini eleştirmiş idim. Bize göre muhalefetin en önemli açmazı, Erdoğan ve iktidar kadrolarına karşı iyi alternatiflerle, çözüm önerileri ve projelerle çıkmayışı idi. İnsanlar "İmamoğlu mu Erdoğan mı?" veya "Kılıçdaroğlu mu Erdoğan mı?" sorusuna, tıpkı "Ekmeleddin mi Erdoğan mı?" ya da "İnce mi Erdoğan mı?" sorularına verdikleri yanıtı veriyordu ve çok insan sandığa gitmeyerek dayatılan iki adayı da beğenmediğini bu şekilde ifade etme yolunu seçiyordu. Kaldı ki biz de bazı seçimlerde gidip oy dahi vermedik; kaybedeceğine, daha doğrusu kaybettirilmek üzere aday çıkartıldıklarına emin olduğumuz muhalif görünen adaylara. Son seçimde Kemal Kılıçdaroğlu'na aday olmaması için kendi köşemizden defalarca ikaz etmiş olmamıza karşın, aday olduğunda tam destek verdim. Bakınız geçmiş yazılara görürsünüz ki inanın sadece gazetemizde yayımlamakla kalmadık, sponsorlu da yayınladık cebimizden masraf ederek. Ama sonuç malumunuz.
Hiç eğip bükmeden söyleyeceğim: Ekrem İmamoğlu'nun türlü suça bulaştığına biz, operasyon olmadan önce emindik; tıpkı Özkan Yalım'ın suç bataklığında olduğundan emin olduğumuz gibi. LGBT ve terör seviciliği dahil, siyaset uğruna her çirkinliğe, ihanete veya ahlaksızlığa destek olabilecek bir karakterde olduğunu gördüğümüz İmamoğlu'nu da en baştan beri Yalım gibi eleştire geldik. Ancak gözaltına alındığı gün ben yazı yazdım: "Çıksın, iddialara savunmasını versin ve halk nezdinde aklansın, hiç değilse" dedim. Ama İmamoğlu, beklediğimiz gibi suçlamalara yanıt vermek ve kendinden önceki AK Parti dönemlerine ait yolsuzluk ve usulsüzlükleri dile getirmek yerine, demagoji ve laf kalabalığı yapmayı yeğlemişti. En son mahkemede, salondaki katılımcılara selamlama konuşması yapma talebinde bulunmak gibi bir saçmalık ve densizlik bile aklına geldi de suçlamalara yanıt vermek aklına gelmedi İmamoğlu'nun?
Bugün basını karşısına alıp canlı yayında sorular da alarak kamuoyunu rahatlatıcı açıklamalar yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kendisine dönük soruşturma izni verilen suçlamalara tek tek madde madde yanıt verirken eski belediye başkanı Melih Gökçek ve oğluna ilişkin iddiaları da yeniden hatırlattı. Açıklamayı dinlediğim anda neredeyse bütün kırgınlığım geçti Sayın Yavaş'a ve "İşte örnek siyaset ve devlet adamı budur" dedim. Yavaş'ın yazıma konu açıklaması internet ortamında her yerde haber yapıldı; dilerseniz bulun ve izleyin. Ben şahsen açıklamaların çoğundan tatmin oldum; zaten Sayın Yavaş'tan yolsuz, usulsüz işlere kalkışmasını beklemiyorduk. Siyasetçilerin hepsinin çevresi yalaka siyaset istismarcıları ile dolu; belki onun da çevresi sarılmış olabilir diye düşünerek temkinli davranıyor olsak da Yavaş'ın şahsından zaten beklediğimiz dürüst ve ilkeli bir belediyecilik ve kamu yönetimi idi ki hakkını vermiş açıklamada. Ayrıca Yavaş'ın önceki döneme dair yolsuzluk iddialarını da dile getirmesi çok yerinde ve manidar oldu.
Uşak'ta da bekliyoruz; şimdiki belediye başkanı Hatice Terekeci Özkan'dan gerek Yalım dönemi gerekse ondan önceki AK Parti dönemine ait yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının ortaya konmasını. Ali Erdoğan'dan yani 2009 yılından beri belediyede türlü yolsuzluk ve usulsüzlüklerin döndüğüne emin gazeteciler olarak CHP'den beklentimiz, Yalım dönemine dair de önceki dönemlere dair de şeffaf şekilde bilgilendirme yapması ve adli ve kolluk kuvvetlerimizin işini kolaylaştıracak şekilde davranmasıdır. Bu krizi fırsata çevirip muhalefeti, muhalefet olduğuna inanılır kadrolarla ve çözüm önerileriyle donatmasıdır. Sayın Yavaş'ı bu önderliği için kutluyor ve başarılarına devam diliyorum.