Kategoriler

Uşak Haber Merkezi

Vefat eden AK Parti Uşak eski milletvekili Mehmet Altay'a veda ve vefa yazısı

Günlerdir zaman ayırıp yazamadım; öncelikle gecikme için herkesten özür dilerim. Rahmetlinin neredeyse kırkı çıkacaktı ben vefa borcumu ödeyip bu yazıyı yazmadan. Çok anımız vardı, anlatılası, çok değerli ve önemli. Ama yazı uzar; rahmetli Mehmet Altay ile belki bir gün bir belgeselini yapar bizim gençler de ben de anlatırım bazı hatıraları. Daha milletvekili olmadan tanırdım kendisini ve hatta evimde de misafir ettim. AK Parti'de yönetimde iken, birkaç arkadaşı ile ilk AK Parti iktidara geldiği dönemdi galiba, seçimden az sonra o zaman demiştim çevremdeki AK Parti'de siyaset yapanlara: "Bu Mehmet Altay'da iş var, takılın peşine; ya vekil olur ileride, ya belediye başkanı" diye. Hangisi olsa yakışırdı, eminim. Keza Sayın Cumhurbaşkanımız da belli ki değerinin farkında imiş; kürsüden adını seslendi vefat ettiği gün ve mitingde de olsa unutmadı, hayırla ve dua ile yâd etmeyi. 2019 seçimlerinin hemen akabinde geldi birinde; Meclis İstihbarat Komisyonu Başkanı iken ve bize "Türkiye'nin tam bağımsızlığı için buradayım, bir olup beraber ülkeyi tam bağımsız hale getireceğiz" derken heyecanlanmış ve sandalyenin kenarına yumruğunu vurmuştu; tüyleri diken diken olmuştu, hissetmiştim. Tabi bize verdiği değer ve bizimle Türkiye'nin tam bağımsızlığı için mücadele verme kararı açıklaması bizi onurlandırmış, mutlu etmişti; ayrı konu. Ama asıl yaşadığı heyecan bizi çok mutlu etmişti. Arkası çıkmadı gerçi; tabi dengeleri müsaade etmedi, Ankara'nın da pek işine gelmemişti anlaşılan; buradaki bazı fitne gruplarının işine gelmediği gibi. Ama bize yetmişti o ziyareti ve o gün bize yaptığı özel konuşmalar ve sohbeti. Kimi de diyebilir ki: "Sizi bir şekere kandırmış Altay vekil." Ama biz inandık. "Kandıran bizi 'tam bağımsızlık' desin de kandırsın; kandıran bizi namaz ile kandırsın" demiş ya Hz. Ömer Efendimiz, o hesap işte. Keza vefatından az evvel, kokoreççi Sarı'nın önünde tesadüf ettik; ortak dostlarla oturuyormuş, illa çevirdiler: "Bir şeyler ye, hiç değilse çay iç" diye. Oturduk on dakika kadar, orada da dedi: "İyileşeceğim ben, bir yurt dışına gidip geleyim; üç ay sonra geleceğim, sizin gazetenin açılması için bir çare bakalım. Seni severiz biz ve senin karizman farklıdır" demişti. Ertesi gün sabahtan da tekrar arayıp: "Biz o gazete açılması işini hızlandıralım" demişti. Ama on beş güne varmadan, rahatsızlığı arttı, ağırlaştı; haberini aldık maalesef.

Yaşıtları ve akranları Mehmet Altay demezdi, "Mehmed'imiz" derdi ki; milliyetçi camiadaki dostlarımızdan da çoktu kendisine "Mehmed'imiz" diyen. Zaten her çevreden az çok seveni vardı; ki tanıyanın çoğu severdi. Zaten netti, şeffaftı, olduğu gibiydi ve yapabileceği kadarını vaat eder, kimsenin beklentisini yükseltme yoluna gitmezdi. Zaten istismarı sevmezdi de, bilmezdi de. Pek doğal insanlar, bilirsiniz; ancak belki bazen istismar edilebilir iyi niyetleri ve samimiyetleri. Öyle, kendi hâlinde bir adam gibi yaşadı, göçtü gitti. Onlarca yuvanın kurulmasına vesile oldu; onlarca değil, yüzlerce dost edindi. Geçen, üniversitemiz genel sekreteri Bülent Şahin Hocam'la da epey yâd ettik; inadına mütevazı ve inadına hâlden bilir bir insandı. Partisini de, bazen şahsını da hedef alan onlarca yazı ve haber yazdık; bir kere bile sitem etmek için aramadı. Birkaç kere düzeltme için aradı: "Yanlış geçmesin şehir siyasi tarihine" diyerek ve işin aslını söyleyerek. Hiç davalık olmadık; ki hiçbir gazeteci ile davalık olmamış olabilir, üç-dört dönem vekillik dâhil o kadar siyaset yaptı. Bizim gazete kapandı, hiç onun parmağı olabileceği aklımıza gelmedi mesela; uğursuzlardan şüphe ettik sadece Uşak'tan, "belki bunların parmağı olabilir" diye. Ama hiç Altay vekil aklımıza gelmedi. Kötülük umulmayacak kadar iyi bir insandı çünkü rahmetli; ve yalan umulmayacak kadar da doğal bir insandı. Hiç oy vermedim kendisine, hiç destek de olmadım partisine; bilirdi. Ama yine de severdi, sayardı; farkındaydı değerimizin. İyi izler bıraktı üzerimizde, bütün ekip ki hepimizi isim isim bilirdi de, ayrı ayrı hâl hatır ederdi de geldiğinde ya da bir yerde tesadüf ettiğimizde; bir siyasi yandan sosyal etkinlikte karşılaşınca vs. Çok insanda iz bıraktı, çok insana, çok işe emeği sindi, çok hizmete de vesile oldu. Gitti usulca, hoş sada bırakarak bir mübarek günde ve tabi birçok ortak dost ve hatıra bırakarak; ki çevresindeki yakın dostlarının da hemen hepsi dostumuz arkadaşımızdı. Selam olsun hepsi adına ve rahmet olsun pak ruhuna. Unutmayacağız.

Yorumlar