Uşak Haber Merkezi'nin bir parçası olarak benim perspektifimden ekibimizin özgürlüğümüz için verdikleri – (verdiğimiz) mücadeleyi anlatacağım sizlere.

Uşak Haber Merkezi ailesi ile tanışalı ve ailenin parçası olalı bir yılı doldurmuşken bu tanışmayı değerli eşim Nurullah Çavuşoğlu ile evliliğimiz ile taçlandırmıştık. Bu bir yıllık süreçte onların sohbetlerini dinledim, çalışmalarına tanıklık ettim ve kalemlerinin güçlerine inanarak yazdıkları yazıları okudum.
24 Temmuz gününün neden bu kadar önemli olduğuna gelecek olursak zamanda kısa bir yolculuk yapıp 1908'e gitmemiz gerekecek. Dönemin Padişahı II. Abdülhamid'in basının üzerinde çok fazla otorite ve baskı kurduğunu görüyoruz. Sansür edilen ve faaliyeti durdurulan birçok gazeteden de bahsetmek mümkün. Neyse ki II. Meşrutiyet'in ilanı ile sansüre 24 Temmuz 1908'de karşı çıkan sansürü ortadan kaldıran aydınlar sayesinde kavuştuk.
Padişahı eleştiren ve sistemin dayatmalarına karşı dimdik duran aydınların sürgün edildiği, yasaklandığı, maddiyatının kısıtlandığı ve gazetelerinin kapatıldığı dönemde; padişahı öven ve destekleyen kişilerin ise ödüllendirilip paraya, altına ve mülklere sahip olduğunu görmekteyiz.
Peki bu durum bize nereden tanıdık gelmeli?
1908'den bu yana ne değişti?
Zamanda biraz daha yolculuk yapıp günümüze dönelim o halde. Ege bölgesinin aşıklar şehri Uşak'a çevirelim büyüteci. Henüz Fethullah Gülen'in sözde gerçek yüzünü göremeyen ve onu hocası olarak kabul eden dönemin önde gelen isimleri Uşak'ta kendilerini konumlandırma ve burayı merkez edinme çabası içindelerdi.
15 Temmuz öncesi bu dönemde ise Uşak'ın gözünü açmaya çalışan ve FETÖ'nün merkez edinmeye çalıştığı ilimizi koruyan aydın gazetecilerimiz vardı. Eşim Nurullah Çavuşoğlu ve ağabeyim Erkan Çuhadar'ın basın koluyla ve Allah rızası için verdikleri bu kavganın kanalı ise günlük gazetemiz Son Nokta idi.
15 Temmuz Darbesinde OHAL ilan edilmesi ile gazetemiz kapatıldı ve mal varlıklarına el konuldu. Yıllardır gerek Fetö gerekse vatanımızın yararına çalışmayan insanlarla mücadele veren ekibin elinden her şeyi alınmıştı da denilebilir. Yıllarca süren bu mücadele elbette yarım bırakılamazdı. Bunun üzerine Uşak Haber Merkezi aktif bi şekilde bu yolda aynı ekiple ilerlemeye devam etti. Fakat maddi imkanların kısıtlılığı, süren davalar, kapatılan gazete, elimizden alınan matbaa gibi bir çok faktör ekibin çalışmasını, azmini ve gardını düşürmesini sağlayamadı.
Verilen mücadele vatan ve millet için olduğundan hem vicdanın hem de hür iradenin izin vermediği bir mesele haline geldi. Gerek Uşak'ın gerekse ülkenin sorunlarını işledik. Atatürk'ün gizlenen vasiyeti için çalışmalar yaptık. FETÖ ile yıllarca kavga ettik. İnsanlara gerçekleri anlatıp aydınlatmaya çalıştık. Öngörülerimizin doğru çıktığı arşivlerimizdeki yazılarda mevcut ki bu sayede insanlarımızı önceden uyarmış olduk.
Uşak Haber Merkezi olarak şu an aktif olarak internet üzerinden yürüttüğümüz ve benim de köşe yazarı olarak bulunduğum ekip hâlâ gazetenin açılması için mücadelesini ve umudunu sürdürmektedir. İmtiyaz sahibi Erkan Çuhadar, eşim ve yazarımız Nurullah Çavuşoğlu, editörümüz Ramazan Yıldız, köşe yazarlarımızdan Yağmur Çuhadar, Yaşar Çavuşoğlu, Ali Çuhadar ve son olarak son bir yıldır faaliyetlerine tanıklık ettiğim bu oluşumda kendime bir köşe kapan ben Yasemin Ekiz Çavuşoğlu yapı taşı olduğumuz bu ekipte tüm inancımız ve vatan sevgimiz ile çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.
24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Gününün de en çok bizim tarafımızdan kutlanmayı hak ettiğini ekibim adına ben düşünüyorum çünkü tanığı olduğum bu mücadeleden Gazetemizin açıldığı günlere tanıklık edebileceğime inanıyorum. Haklarımızı, mücadelemizi ve özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz Atatürk ve silah arkadaşlarına her yazımda değindiğim gibi buradan da değinip teşekkür etmek istiyorum.
Basın için, en çok ta mücadele eden ekibimin Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Gününü kutluyorum. Güzel ve güneşli günler göreceğiz!






