En Duygusal Anneler Günü Mesajı Bayan Erden'den!

En Duygusal Anneler Günü Mesajı Bayan Erden'den!
İşte Uşak Valisi Mehmet Ufuk Erden'in eşi Yeşim Erden'in kaleme aldığı duygu dolu yazı:

"Mutluluk… Bir nefeste, sevdiğinle yudumladığın çayda, telefondaki sıcacık bir merhabada…

Bu sabah çalan telefonumdaki ses, kızımın sesiydi. "Anneciğim, anneler günün kutlu olsun!" diye seslenişi mesafeleri sıfırlamıştı sanki. Halka halka evlat kokusunu tüm benliğimde hissettim. Özleminin verdiği açlık, varlığıyla doyuruyordu sanki.  O duygu tüm hücrelerimde varlık olmuştu. Annelik gerçekten anlatılmaz yaşanır. Onların varlıklarıyla insan can buluyor, nefes oluyor, hayat anlam kazanıyor.

Bu arada dostlardan gelen her bir telefonla yüreğim Türkiye’nin her bir yerinde attı. Ankara’dan Kars’a, Kırşehir’den Uşak'a kadar. Çalan her bir telefonla canlanan hatıralarla oradan oraya savruldum sanki. Memurluğun güzel yönlerinden bir tanesi de gittiğin her yerde dostlarının olmasıdır. 

Birden kapı çaldı. Bir demet çiçekle birlikte bir kese nohut gelmişti. Çiçeğin üzerindeki not  oğluma aitti. Ama heyecandan kesedeki nohuta anlam verememiştim. Keşke dedim keşke yanımda olsalardı doyasıya sarılsaydım onlara. Uzakta olmanın verdiği acıyla burkuldu yüreğim. Evlatlarını kaybedenler aklıma gelince hemen kendimi toparladım. "Allah böyle istenen ayrılıklar versin"  düşüncesiyle teselli buldum.

Beynim duygu seliyle allak bullak olmuştu. Bir taraftan gözyaşlarıma hâkim olamazken kese kâğıdına bakıp ne alaka yanlışlıkla mı oldu acaba diye düşündüm.

Oğlumun bir demet dokunuşuyla birlikte nefesini duyabilmek için hemen telefona sarıldım. Her zamanki gibi "annem" diyerek açtı telefonu. Ve günümü kutladı. Yüreğimdeki patlamaları hissettirmemek için ayrı bir çabayla konuşmaya çalıştım. Telefonda onları ne kadar çok özlediğimi haykırmak istiyordum. Çenemden akan yaşları bir taraftan silerken, "evlat bu nohut neyin nesi senin gönderdiğini söylediler yanlışlık mı var." dedim.

Anneciğim bir gün sen bana "Her nohut yediğimde çocukluk günlerimi hatırlıyor, kendimi çok özel ve mutlu hissediyorum", demiştin. Bugün ben de senin kendini özel hissetmeni ve mutlu olmanı istediğim için böyle düşündüm...  Yeniden Anneler Günün kutlu olsun,  dedi.

Telefonu kapattığımda tutmaya çalıştığım gözyaşlarım artık kontrolsüzce çenemden akıyordu. Duygu fırtınasına kapılmış taa ilkokul günlerime dönmüştüm.

Dedemi çok hatırlamıyorum. Ben çok küçükken ölmüş. Babaannem bize çok yakın oturuyordu. Annem akşam yemeği hazırlar babaanneme götürürdü. Akşam yemeğini beraber yer,  O’nunla kalırdım. Onun can yoldaşıydım. Yaşlılığından dolayı gözleri az görüyordu babaannemin. Aramızda farklı bir bağ vardı.

Biz beş kardeşiz. Kızların en küçüğü benim. Benden sonra erkek kardeşim doğdu.  Babaannem beni diğer kardeşlerimden farklı tutardı.

Aydın İncirliova ilçesinde yaşıyorduk. Her Cuma ilçenin pazarıydı. Babaannem her hafta pazardan bana 200 gr nohut alırdı. Bu nohutu kese kâğıdının içinde divanın yastığının arkasında saklardı. Her gün bir avuç verir, "Çok zayıfsın, güçlenmelisin." , derdi. İlla her gün o nohutu onun avuçlarından yerdim. Yıllarca bana can suyu olmuştu sanki. Bu nohutu ablalarımdan bile sakınır.  "O Yeşim için…  Onu Yeşim yiyecek ve güçlenecek benim kızım", derdi. O kese kâğıdı benim kendimi daha güçlü daha özel hissetmemi sağlamıştı her zaman. Ablamlara verilmemesi beni rahatsız etse de onların olmadığı zamanlarda yemeye çalışırdım. Her bir nohut tanesinin dişlerimin arasında çıkardığı ses bana ayrı bir keyif ve mutluluk verirdi.

Evde ne zaman nohut bitse huzursuz olurum ve bunun sebebinin o çocukluk yıllarımdan kaynaklandığını düşünürüm. Her bir nohut kesesinde babaannemle aramdaki o özel sevgi yeniden canlanıyordu. Kendisi artık ebediyete göç etse de yüreğimde sevgisi hala taptaze; filiz filiz.

Bu güzelliği meğer oğlumla paylaşmışım. O bunu hatırlayarak böyle özel bir günde kendimi ayrıcalıklı ve mutlu hissetmem için sürpriz yapmış. Anne sürprizimi nasıl buldun? Tam 200 gr özellikle tembihledim 199 da olmayacak 201 de dedim.

Hayatımda aldığım en güzel hediyeydi. Sizce de bu hediyenin değeri ölçülebilir mi? Maddiyatın ön plana çıkarıldığı bu çağımızda bu hediyenin değeri parayla belirlenebilir mi?

Şimdi karşımda duran kese kâğıdındaki her bir nohut tanesindeki özel olmanın tadını çıkararak hayatı yudumluyorum. Beni ben yapan satır aralarını hatırladıkça yaşamın güzelliğini derin bir nefesle ciğerlerime dolduruyorum.

Aslında, bizim nesil çocukluğunu doyasıya yaşamış. En yakın akrabalarımız en fazla bir iki sokak mesafedeydi. Sokaklar bizimdi. İstediğimiz gibi doyasıya oynardık. Herkes herkesi tanırdı. Komşu çocuklarıyla acıktığımızda müsait olan anneden yoğurtlu ve üzerine toz kırmızıbiber serpilmiş ekmekler gelirdi. Böylece en nefis ziyafetimizi çekerdik kendimize. Arkadaşın annesi annemizdi. Susayınca en yakın evin kapısını çalar sırayla su içerdik. Kapıları çalarken en küçük tereddüt etmez, her açılan kapının ardında açılan bir yüreğin olduğunu bilirdik. Annelerimiz bizi evden gönderirken korku endişe tohumları ekmezdi yüreğimize. Özgürce oynardık. Canımız kimi görmek istediyse onun kapısını çalardık. Anne çok meşgulse sevgi ihtiyacını nine-dedeyle, teyze-ablayla giderirdik. Çok kardeş olmanın güzelliğini hep farkında olarak yaşadım. Sevgiyle açılan her kapı gelecekle ilgili güvenle açılan pencerelerdir. Daha umutlu daha coşkulu yaşardık günlerimizi. Dolu dolu sevilir ve severdik.

Günümüz gençlerine çocuklarına bakıyorum da bir şeyleri eksik bıraktığımızı fark ediyorum onların yaşantılarında. Yaşama sevincini, paylaşmayı, coşkuyu, huzuru esirgiyoruz, sanki onlardan. Eş dost akrabalardan uzak herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Sanki suyu çekilmiş nehir yatakları gibi ilişkiler. Bu kuruluk nedir? Garip kalmış kuşlar gibi nefes almaya çalışan çocuklarımız, yalnızlık çırpınışları içindeler. Bu çırpınışların maddiyatla tatmininin mümkün olmadığının hepimiz farkındayız.

Sevgili dostlar, evlatlarımız göçmen kuşlar gibi uçmaya hazırlanıyor. Bizlere emanetler aslında. Çocuklarımızın bize en muhtaç oldukları dönemler bizim de en yoğun olduğumuz dönemlerdir. Bizim iş yoğunluğumuzun azaldığında onlar çok meşgul ve uzaklarda olacaklar. Onlara bırakabileceğimiz en önemli mirasımız sevgimiz. İlişkilerinizde çaresiz kaldığınızda onlara sımsıkı sarılın. En tesirli sözlerden daha etkili olduğunu göreceksiniz. Buzlar gibi sorunların ılık ılık çözüldüğünü göreceksiniz.

Çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmek çok önemlidir. Hiç olmazsa akşam yemeğinde aile fertleri bir araya gelmelidirler. Yapılan araştırmalar bu birlikteliğin bireyler arasındaki bağı güçlendirdiğini kanıtlıyor. Kapatın televizyonu. Yemek sırasında günün nasıl geçtiğini paylaşın birbirinizle. İşte bu satır arasındadır güzellikler. Çocuklar paylaştıkça kendini güvende hissederler.

İşte bu tatlı paylaşımlar gün gelir parlayan bir ay gibi sürpriz olur aydınlatır sızlayan yürekleri. Tıpkı bugün anneler gününde yaşadığım kese kâğıdındaki nohut taneleri gibi.

Anne olmanın ayrıcalığını bir kez daha tüm yüreğimle hissettim. Allaha şükürler olsun ki bana bu ulvi duyguları yaşattığı için.

Her doğan güneş ülkemize güzellik huzur barış getirsin. Anneler ağlamasın. Tüm annelerin anneler gününü kutlarım."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
buse seçkin 7 yıl önce

çok duygulandım elinize yüreğinize sağlık....