Uşak Haber Merkezi köşe yazarlarından gazeteci Nurullah Çavuşoğlu, geçtiğimiz gün Filistin'deki İsrail mezalimine dikkat çekmek gayesiyle İstanbul'da toplanan yüz binlerce insanın yürüyüşüne dair bir haberi paylaşarak sosyal medya üzerinden destek verdi. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı da olan ve ileride AK Parti'nin lideri olması beklenen, AK Partili siyaset adamı ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu olan Bilal Erdoğan'dan da bahis geçen paylaşımda; Erdoğan'ın ve ailesinin Filistin konusundaki samimiyetlerine dikkat çeken Çavuşoğlu, değişik bakış açıları da sunarak "niyet okuyuculuğu" ve önyargıdan kaçınılması gerektiği vurgusunu yaptı. İşte gazeteci Nurullah Çavuşoğlu'nun haberimize konu olan o paylaşımı:
Sonuç itibarıyla kim ne derse desin, her Müslüman’ın Filistin davası gibi bir davası olmalı. Samimiyetine inanırız, inanmayız; zaten orasını Allah bilir. Erdoğan ve samimi Erdoğan taraftarları, gereğini her türlü yapıyor Filistin için. Geçen de bizim Caferi lider Selahattin Özgündüz ağabey ifade etti: “Erdoğan, Filistin hususunda en güvenilir siyasetçimizdir.” Yetiştirdiği evlat da belki bugün, bu husustaki samimiyetinin bir parça karinesi gibi oldu. Filistin için herkesi örgütlemiş, sağ olsun Bilal Erdoğan.
Az önce gazeteci İbrahim Ethem Karahan kardeşim ile telefon görüşmesi esnasında inanılır gibi olmayan bir şey oldu ve İbrahim Ethem Bey bana, “Sen iyice AK Partili gibi konuşuyorsun,” dedi. Düşünün, muhatap eski de olsa bir AK Partili ve daha çok o çevrelerin insanı. Biz kimiz? Ve o, bizim AK Partili gibi, AK Parti’yi savunuyor olmamıza şaşırıyor. Demek ki empati ve objektifliğin zirvesindeyiz. Demin ona da söyledim: “Geçtiğimiz yılı ‘aile yılı’ ilan eden Sayın Cumhurbaşkanımızdan, ailesine destek olmamasını bekleyemeyiz.”
Ya Bilal Erdoğan yeni AK Parti lideri olursa? Olabilir, ne var bunda? Oğlanda da lider karakteri varsa, baba ne desin? “Babadan oğula geçmeyecek mi?” desin? Kaldı ki, Bilal Erdoğan’ı partinin başında görmek isteyen önemli klikler ve kitle de var. Gerçi İbrahim Ethem haklı olarak, “Alternatifsizlikten oluştu,” dedi ama sonuçta somut gerçek bu. Ayrıca, babadan oğula geçmesi doğru değil ve geçmez de zaten, oğlan hak etmeyince. Bu işler öyle mi? MHP’yi şimdi hepsinden fazla Ayyüce Türkeş Hanımefendi yönetiyor mesela. Rahmetli Türkeş’in oğulları da var oysa. Ama halk takdir ediyorsa, liderin oğlunun da lider adayı olma hakkı kesinlikle vardır ve babasının abartmadan destek olmasından daha doğal bir durum da yoktur; ailesi nihayetinde. Hukuk izin veriyor, gerisi demokrasinin işi. AK Parti’nin başına kimin geçeceğine Erdoğan karar verirse ve o irade parti içi irade ile paralel olmazsa, zaten uzun sürmez. AK Partili karar verir; kim oturursa otursun, hepsinden iyi o yapar. Parti zaten çok yıprandı, iktidar da... ve zaten dağılma evresinde. Dolayısıyla, Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri olan bir partiyi de sıfırla çarpamayız; zaten bu kadarına halk izin vermeyebilir. Karizmatik liderlerin oyu, beklenenden geç ve az düşebiliyor. Siyaset bu sonuçta; önemli olan halkın nabzı ve halkın düşüncesi.
Filistin’i dava edinen herkese selam olsun. Filistin’de yaşanan dramlar ve zulümler, adeta insanlığın yüz karasıdır. Filistin için kılını dahi kıpırdatmamış olanların, Filistin için risk ve inisiyatif alanların samimiyetini tartışmaya açmaya hakkı yok. Ki niyetlerini zaten Allah bilir. Bize düşen, hüsnüzan ile “Allah razı olsun” demek...






