Bildiğiniz üzere uzun süredir şehir siyasetinde bir kayıkçı kavgasını andıran suni siyasi gündemler konuşulup gündem edilmekte. Yok efendim sağlık ocağının sözde hayır sever ve sözde iş insanların hayır için yaptırdığı binanın inşaatında çalışan işçinin Sigortasını SGK kurumuna ödemediği için SGK Kurumunun adeta tahsilatçılığına soyunup ruhsat vermeyerek açılmasını önleyen sözde belediye başkanı ile Gazeteci Erkan Çuhadar’ın köşesinden verdiği aklı irad ederek hayırsever bağışçılardan topladığı para ile iş adamının SGK borcunu ödeyip ruhsatı alarak sağlık ocağının açılmasına vesile olan Milletvekilinin aralarındaki polemiği konuşuyoruz bir gün. Bir gün de yok efendim 1 Milyon liralık borunun takılamadığı için hizmete açılmayan başka bir sağlık ocağını konuşuyoruz. İşin doğrusu çoğu zaman saçma sapan sanal gündemler konuşuldu bu güne değin ve işin doğrusu İyi Parti bu gün düzenlediği bir dizi etkinlik ve basın açıklaması ile şehir siyasetine soluk kattı renk kattı.
Habere dönersek bugün İyi Parti Genel Merkezinden komşumuz Afyon Milletvekili ve ayrıca Ülkücü Milliyetçi camianın tanınmış ve saygın isimlerinden olan İyi Partinin Hukuk Seçim ve Parlemento ilişkilerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Avukat Hakan Şeref Olgun beraberinde geçtiğimiz aylarda Türkiye Cumhuriyeti Devletini soykırımcı ilan etmeye kalkışan DEM Partili Milletvekiline haddini bildirerek Türk Milletinin ile de Türk Milliyetçilerinin gönüllerinde ayrı ve özel bir yer edinen, Türk Ocaklarında Kadın Kolları Genel Başkanlığı dahil Türk dünyasına dönük bir çok siyasal ve sosyal faaliyette öncülük edip Türk dünyası açısından objesel ve özel değere sahipte olan, ayrıca yine komşu ilimiz Manisa Milletvekili olan Şenol Sunat ile ve yine İYİ Partinin GİK Üyeler Melih Aydın ve Ali Topçu olmak üzere Uşak’a bir ziyaret gerçekleştirdi. İyi Parti Uşak İl Başkanı Ayşegül Sözver Obalı’nın karşılayıp nezaret ettiği İyi Partinin ve şehrimizin misafirleri, başta şehit yakınları ve gaziler dernekleri olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşları ve esnafı ziyaret edip dertlerini dinledi. Halkın sorunlarını yerinde gözleyen Ankara’dan gelen heyet daha sonra parti binasında partililer ile buluşup basına kapalı şekilde bu sefer partilileri ve partilerinin il ilçe kadın gençlik yapılanmalarının nabzını tuttu. Partililerden şikayet ve talepleri dinlerken parti örgütlenmelerinden de çalışma ve planlamalarına dair bilgiler edindi.
Daha sonra basının karşısına çıkıp basın açıklamasını okuduktan sonra basının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Yardımcısı ve Afyon Milletvekili Hakan Şeref Olgun adeta background şovu da yapmış oldu bilmeden. Şehrin ve ülkenin sorunlarına hakimiyetini ve siyasi tecrübesini de verdiği cevaplarla sergilemiş olan Olgun hem yazılı hem sözlü olarak verdiği basın beyanatında da GERÇEK GÜNDEM başlıkları altında halkın gerçek gündemine değindi. Manşetimizde de belirttiğimiz gibi adeta bütün düğmelere aynı anda basan Hakan Şeref Olgun pazara çıkıp iki kilo domates alamayan annenin tarladaki çiftçinin tezgahın başındaki esnafın dericinin tekstilcinin sorunlarını gündem etti. Halkın garibanlığını gençlerin umutsuzluğunu ve işsizliğini gündem etti. Ülke gündemine dair de konuşan Olgun terörsüz Türkiye adı altında İmralı nezaretinde yol haritası belirlenen masayı da eleştirdi ve sanal gündemler ile milletin oyalandığını belirtirken CHP’nin sessizliğine ve sözde sürece katkısını da eleştirdi. Muhalefet anlayışının nasıl olması gerektiğini de net net ortaya koyduğunu düşündüğümüz açıklamanın tamamını haberimizin altında yayımlayacağız lütfen okuyun ve GERÇEK GÜNDEM’imimiz ile yüzleşin ki Uşak Haber Merkezi ekibi olarak biz her fırsatta zaten bu gerçek gündemleri ifade etmekteyiz kendi köşelerimizde yada özel haberlerimizde.
İşte Uşak’ın değerini de ifade eden ve halkın GERÇEK GÜNDEMİ ile yada aslında konuşulması gereken gündemi ile Uşak halkı ve basınını yüzleştiren o açıklama;
"Değerli basın mensupları, kıymetli Uşaklı hemşehrilerim,
Bugün Uşak’tayız…
Burası, tezgâhın başındaki işçinin, tarladaki çiftçinin, sabahın köründe yola çıkan esnafın şehridir.
Deriyle, tekstille, tarımla, hayvancılıkla Türkiye ekonomisine değer katan, memleketin bereketini sırtlayan bir şehir burası.
Ama ne yazık ki yıllardır alın terinin karşılığı alınamıyor, Uşak’ın potansiyeli görmezden geliniyor.
Sokakta, çarşıda, pazarda, sanayide herkes aynı şeyi söylüyor: “Geçinemiyoruz.”
Artık bu cümle bir şikâyet değil, bir çığlık hâline geldi.
Enflasyonun düştüğünü söylüyorlar ama mutfağın yangını sönmedi. Temmuz 2025 verilerine göre yıllık enflasyon %33,5; gıda fiyatlarındaki artış ise yaklaşık %28 civarında.
Ama halk için rakamın bir önemi yok; önemli olan mutfakta tencerenin kaynayıp kaynamadığı… O da kaynamıyor.!
Bir markete giriyorsunuz, küçük bir poşet dolmadan kasa fişi bin lirayı buluyor.
Esnaf diyor ki: “Biz artık kâr etmiyoruz, günü kurtarmaya çalışıyoruz.”
Köylü kardeşim “Mazotu koysam yem alamıyorum, yemi alsam gübreyi alamıyorum” diye dert yanıyor.
Deri Organize Sanayi Bölgesi, Uşak’ın kalbi. Buradaki üretim hem şehrin hem ülkenin ekonomisine can veriyor, ama yıllardır süren atık arıtma sorunu hâlâ çözülmedi.
Fabrikalar çalışıyor ama çevreye verilen zarar artıyor, halkın sağlığı tehdit altında.
Tekstil sektörümüz geri dönüşüm elyafıyla dünya ile rekabet etmeye çalışıyor, ama işçiler hâlâ asgari ücretle yaşam mücadelesi veriyor. Sanayici enerji maliyetlerinin altında eziliyor; fabrikalar ya kapasite düşürüyor ya da kepenk indiriyor.
Tarım da can çekişiyor. Hayvancılıkta yem fiyatları aldı başını gitti. Küçük çiftlikler birer birer kapanıyor.
Gençler, “Burada gelecek yok” diyerek köylerini bırakıp şehre, hatta başka illere göç ediyor.
Kırsal nüfus yaşlanıyor, üretim zayıflıyor. Bu tablo sadece Uşak’ın değil; tüm Türkiye’nin gerçeği.
Ama sorun sadece ekonomi değil. Bugün bu ülkede en büyük krizlerden biri de hukuk…
İnsanlar hakkını aramak için mahkemeye gidiyor ama yıllarca süren davalarla, türlü adaletsizliklerle karşılaşıyor.
Aynı suç, farklı kişilere farklı cezalar; aynı dava, farklı mahkemelerde farklı kararlar… Böyle bir ülkede kim geleceğine güvenle bakabilir.?
Sanayici yatırım yapmak istiyor, ama hukuka güvenemiyor.
İşçi hakkını arıyor, ama hakkını almak için yıllarca uğraşmak zorunda kalıyor.
Adalet sadece mahkeme salonlarında değil; sofrada, pazarda, maaş zarfında da hissedilmelidir.
Hukuk herkese eşit uygulanmadıkça bu ülkeye huzur da, refah da gelmez.
Ve bütün bu sorunların ortasında, karşımıza “Terörsüz Türkiye” adı altında bir masa çıkardılar.
Biz İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz: Bu masa, milletin masası değildir.!
Bu masa, devletin onurunu, milletin birliğini, terör örgütleriyle eşitleyen bir pazarlık masasıdır.
2013’te İmralı’da çizilen yol haritasını, bugün “komisyon” adı altında yeniden önümüze koydular.
O gün “çözüm” diyorlardı, bugün “barış” diyorlar , ama adını ne koyarlarsa koysunlar, bu sürecin sonu, milletimizin birliğini zedeleyecek bir yola çıkmaktır.
Bu ülke terörle müzakere ederek huzura kavuşmaz.! Barış, terör örgütlerinin taleplerine boyun eğerek sağlanmaz.!
Barış, hukukla, demokrasiyle, milletin iradesiyle kazanılır.
Buradan bir kez daha sesleniyorum: “Terörsüz Türkiye” dedikleri bu süreç, aslında yeni bir teslimiyet planıdır.
Bu masa, milletin derdine derman olmaz; ne sofradaki ekmeği büyütür, ne işsize iş bulur, ne esnafın, ne çiftçinin derdini çözer. Aksine, halkın dikkatini gerçek gündeminden uzaklaştırmak için kurulmuş bir masadır.
Gerçek gündem nedir.?
Gerçek gündem; pazara çıkıp iki kilo domates alamayan annedir.
Gerçek gündem; ay sonunu getiremeyen emeklidir. Gerçek gündem; yıllarca çalışıp hâlâ borcunu ödeyemeyen esnaftır.
Gerçek gündem; sabahın altısında tezgâh başına geçen tekstil işçisinin, akşam eve geldiğinde evladına istediği harçlığı verememesidir.
Gerçek gündem; köyündeki ineğini satmak zorunda kalan çiftçidir.
Gerçek gündem; iş bulamadığı için başka şehre göç etmek zorunda kalan gencimizdir.
Ama iktidar, halkın derdiyle uğraşmak yerine, günü kurtarmak için masalar kuruyor.
“Terörsüz Türkiye” diyorlar, ama bu milletin Türkiye’sinde önce mutfağın, sofranın, işçinin, köylünün sorununu çözün.!
Uşaklı, Afyonlu, İzmirli, Hakkârili… Bu ülkenin her köşesinde aynı dert var. Açlık var, işsizlik var, adaletsizlik var.
Bu milletin huzuru, terör örgütleriyle pazarlık masasında değil; hakta, hukukta, adalette, üretimde, emeğe verilen değerde sağlanır.
Biz buradayız.!
Uşak’ın gerçek sorunlarını biliyoruz, Türkiye’nin potansiyelini biliyoruz ve bu potansiyeli harekete geçirmek için neler yapılması gerektiğini biliyoruz.. Deriden tekstile, tarımdan turizme kadar Uşak’ı bir üretim üssü yapacak projelerle bu şehrin hakkını alması için çalışmaya hazırız.
Bu ülkenin ihtiyacı hamasi nutuklar değil; alın terini koruyan, üretimi büyüten, gençlere umut veren, liyakati esas alan bir yönetim anlayışıdır.
Buradan Uşak’tan bir kez daha söylüyoruz: Halkımız sahipsiz değil.!
Bu milletin yarınları, terör pazarlıklarında değil; hukukta, üretimde, adalette inşa edilecek.
Biz buradayız, milletimizin yanındayız.
Uşak kazanacak, Türkiye kazanacak.!"






