Uşak Haber Merkezi kurucusu Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu sitenin genel yayın yönetmeni iken yaptığı bir eski haberi paylaşarak üzerine bazı ilave yorumlar yaparak göndermeler de bulundu. O paylaşımın altına da Uşak Haber Merkezi imtiyaz sahibi Gazeteci Erkan Çuhadar da bir yorum atarak katkı sağladı. Biz de gerek paylaşımı ve gerekse yorumları kamuoyunun ve sevenlerin ilgisine sunalım istedik. Zira hali arz gibi de olmuş esasen lütfen okuyun.
Nurullah Çavuşoğlu:
2015 yılına ait bir haber ama haber de haber imiş bence okunası. Ne valiler görmüş memleketimiz?
insan şaşacak atayanlar sanki Aşklar Şehri denme sebebini bilmez gibi hatta Aşıklar Şehri olduğundan da habersiz gibi haydi de atanan gelip biraz çalışınca neden anlamaz sırrı veya neden yüzleşmez? Atayanlara sadakat göstermek için her kanunsuz işe göz yummakla kalmayıp Vali iken siyasetçi gibi konuşmanın ve davranman öncelikle suç olduğunu bile bile siyasetçi gibi davranmak akıl kârı değil ki? Bana deseler gazeteciliğe kanun ve teamüller dışında yeni çerçeve getirdik bu çerçevede gazetecilik yap inanın yapmam. Zira o zaman gazetecilik olmaktan çıkıyor iş. Kendi inisiyatif alanını patronuna veya sponsoruna devredip memur kadar bile inisiyatif almadan yapılan işten ne hayır umulur ne bereket gazetecilik de? Keza demezlerde deseler mesela okurlarım olarak sizden birine seni Vali yapalım ama şehir protokolü ve şehri Ankara ve Uşak'taki siyasilerin kararlarına göre yönetilmeye sen razı et ve sen icraya dökerken siyasetin planlarını yardımcı ol sadece ve ne denirse onu yap ve her işinde öncelik iktidar partisi üyesiymiş gibi düşün ve partili hatta partizan gibi davran başındakileri öv dur partinin ama biz seni kral gibi yaşatalım ve de yükseltelim eminim çoğunuz kabul etmezdiniz. İster Polis olun ister Garnizon komutanı veya daire amiri ister Rektör olun isterse de Bakan fark etmez Devlet işi yapanlar siyasetçiden ve siyasetin etkisinden kendini izole edebilmeli ve siyasetçi de memura bürokrata askere adı neyse kendi işini kendi yapmasına izin vermeli ve pek etki de koymak istememeli yardım etmeli. Devleti de partinin ikizi bir yapı veya kurum gibi yönetmeye kalkarsan hem siyasetin aktörleri hem bürokrasi kademesinin aktörleri adeta elinde çürür ve ikisini de kaybedersin sonunda. Anlarlar siyaset ve siyasetin tepesinin etkileri sebebiyle yozlaştıklarını veya kanunsuz işe dalıp veya göz yumup başlarına iş açtıklarını ve anlarlar nihayet kendileri olmaktan da çıktıklarını ve iç dünyada ve aile içinde de büyük bir savrulmanın içine girip kendileri dahil çevrelerindeki herkesi siyasetin etkisi sebebiyle mutsuz ettiklerini. Hele aile içi yüzleşemelere kaderin mecbur ettiği kimseler yapayalnız geçirir ömürlerinin sonunu. Siyaset tarihi bunun örnekleri ile dolu. Hangi dönem ve devire bakarsanız bakın dengeyi şaşan Devlet bürokrasisi yanıyor. Sonucu itibariyle malzememiz insan şükür ve zararın neresinden dönersen kârdır gibi bir ata sözümüz var Cumhuriyet'in ilelebet payidar kalacağına da eminiz ve tevbeleri kabul ettiğine ve tevbe edenin yolunu işini kendini doğrultmasına yardım ettiğine ve işini yoluna koyduğuna eminiz ve tevbe ediyoruz gizli aşikar tevbe edenler adına da ayrıca sevinip onlara da yardım ederek adam gibi. Allah'ım sen bizlere incelik ver letafet ve anlayış ver ve bizi iyilerden ve sana ibadeti de ihmal etmeyen salih kullardan eyle tevazu ile yürüt bizi yolunda ve nurunla kuşat ve donat her yerimizi.
Erkan Çuhadar:
Valilik demişken dün 10 ocak basın çalışanları günü idi gazeteciler Günü'nden gazeteciler gününe gazetecileri hatırladığını yüzüne beraber basın önünde hatırlatmış gazeteci İbrâhim Ethem karahan ama sayın Valimiz basına yemek vermiş bizi de önce Editörümüz Gazeteci Ramazan Yıldız ve köşe yazarımız Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu nezdinde ardında da sadece Ramazan Yıldız nezdinde davet etmişler giden olmadı bizden. Bizden bağımsız davetli olduğu halde protesto niyetiyle gitmeyenler de olmuş sonra öğrendim kimini de zaten hiç davet etmemişler diyeceğim o ki Valiliğin arası gazeteciler ile hiç de iyi değil. Yerel basınla Valilik nasıl oluyorsa ters düşüyor? Bunu beceren basın ve protokolden sorumlu özel kalem personeline ne diyeyim ben? Gerçi personelin suçu da değil bir Özel Kalem Müdürü var Buğra... kriz çıkarmak için ekstra gayret sarf etmesine de gerek yok varlığı kriz sebebi gibi diye anılıyor valilik çevrelerinde ve herkes Vali'ye erişememekten ve meramını aktaramamaktan şikayetçi kaç kişi sordu Vali'nin özel telefon numarasını bulsam onu arayıp halimi arz edeceğim diye ama bizim erişmek gibi bir derdimiz olmamakla birlikte erişmeyi denesek eminim bize de randevu falan vermezler Vali'ye de hiç duyurmadan bize de red cevabı da vermeden oyalar dururlar sonra konu kapanır. Hayatım boyunca hiç bir Sayın Vali'den randevu istemedim ama istesem haberinin dahi olmayacağına eminim vatandaş usulleri ile. Allah'tan biz gazeteciyiz ve ne söylemek istiyor isek huzurunda açıktan da yazabilecek ehliyet ve liyakata sahibiz de böyle sorunlarımız olmuyor. Biz yazarız gerek duydukça onlar muhakkak okurlar. Söylemiş Sayın Vali zaten ben her gün bütün yerel basını ve sosyal medyayı tek tek tarıyor ve hepinizin tüm yazdıklarını okuyorum diye. Çoğu kopyala yapıştır muhabiri de zaten orjinal kendine has haber metni makale ya da köşe yazısı ortaya koyan da maalesef çok az.
Gerçi Sayın Valiler nedense onları daha çok seviyor ve adam yerine koyuyorlar ne hikmetse ve ne hikmetse geçmişte Hazim Sesli ve Ali Erdoğan nezdinde şehre FETÖ'yü çakmak isterken suç üstü yakaladığımız sözde gazeteci ve sözde eski gazeteci cemiyeti başkanını da pek seviyorlar da bize hiç bir şey dedikleri yok. İnadına eder gibi imtiyaz sahibini davet bile etmiyorlar yersen mafya algısı oluşturmaya çalışan şehir eşkşyalarına çaktırmadan omuz atar gibi ama şükür bizim yüzleşilemryecek bir konu ya da durumumuz yok ve şükür valiliğin bize katacağı itibarda da gözümüz yok. Halkımızın bize verdiği itibar bize yetiyor ve kim ne derse desin her yerde edindiğimiz saygınlık ve sempati bizi fazlasıyla besliyor. Dava adamı olarak yaşamanın hazzı zaten bir başka ve çok kez davet edildiğim halde de gitmedim geçmişte yine davet edilsem muhtemelen Nurullah sen git bence derdim ayrı konu ama yaratılmaya çalışılan gayri meşru algısına destek atar gibi ayrılmak da tabi hiç işime gelmedi gelmiyor. Valilik neden siyasete ille de çete yüzüne kendini bu kadar kullandırır ya da etki de kalır anlayamıyorum biz neden bu kadar Devletçi gazeteciler bilinir iken Devletimizden adeta soğuk yer gibianlamıyorum? Onu da anlamıyorum. Ama anladığım şu ki siyaset bürokrat üzerindeki etkisini mutlaka azaltmalı taşra da ve Valilik beledye emniyet adı neyse bu özel kalem müdürlükleri kaldırılmalı eski sekiz saatlik sekreter sistemine geri dönülmeli özel işler için de gerekirse posta verilmeli ayrıca yanına ama bu hali ile şehri büyük oranda özel kalemler üzerinden yönetiyor gibi siyaset. Valiliğin tek bilgi ve görgü kaynağı özel kalem olmamalı ve Valiler çok kaynaktan bilgi almalı şehre dair şehrin insanına dair önem ve özelliğine dair. Geleli bir yılı aştı daha en göz önunde insanlarız bizim ekibi bile yakından tanımak istemedi hiç ziyarete gelmedi. Oysa yerel gazeteciler o şehir siyasi tarihinin arşivini barındırıyor ve çoğunu kişi kişi insan insan tanıyor yöneticilerin ve tabi şehrin değerlerini de en iyi gazeteci biliyor şehre değer katmayı ya da değeri sunmayı da ama Valiler nedense yıldan yıla yemek verip biriz beraberiz demeyi onun dışında kopyala yapıştır haber bültenciliğini tercih ediyor nedense hiç suya sabuna dokunmadan fazla etliye sütlüye karışmadan daha iyi bir şehirde vali olarak devam etmek üzerine bütün planı gibi olunca da böyle oluyor. Neyse söz uzar bence bu kadarı kafi.
Son söz suç bataklığının içinde yaşayan çeteleri ifşa edip eleştirdik diye aynı çetelerin hedefi olduk ve onlar sosyal nüfusumuz cesaret ve siyasi gücümüzü de şahit ederek bizim için mafya algısı oluşturmaya kalkışıyorlar. Her şeyimizi bilip dururken Valilik de onların algı oluşturmasına adeta göz yummak ile kalmayıp yardım eder gibi de davranıyor ve tabi bu durum da doğrusu bizi hayli üzüyor. Pek konuşmak istemesem de bunlar gerçeklerimiz Valiler siyasetin değil Devletin Valisi gibi davranmalı ve hakkaniyetli olmalı hak edene imtiyaz vermeli yalakaya yağcıya değil. Adam iki satır kitap okumamış hiç alim hoca büyük dinlememiş ve mahallesinde bile sevilmemiş tek başına acizlik ve sefalet içinde şehirden de bihaber siyasetçiden esnaftan sanayiciden bihaber asalak gibi de aslında yaşıyor ona Vali o adama gazeteci payesi veriyor hiç bir ehliyet yada liyakati veya halkta karşılığı yokken. O da yetmiyor imtiyaz da veriyor siyaset planı için siyasetin hatırına da belki de şehrin kurumsallığı olan ekibi olan belli bir çizgisi ve güvenilirliği olan tek gazete kurumu'nun kapısının nereden açıldığını bile bilmiyor ise orada gerçektende eğilip bakılması gereken büyük sorunlar vardır. Bu kadar mantıksız şeyleri yaşıyor olamaz bu şehir.
Nurullah Çavuşoğlu:
Erkan Çuhadar Bıktık usandık algı operasyonlarından itibarsızlaştırma meşruiyeti gölgeleme faaliyetlerinden seni bizi potansiyel siyasi rakip gibi gören çetelerin farklı ve çok iyi olmanın çok seviliyor olmanın bedelini ödüyorsun resmen Erkan abi ve çetin sınanıyorsun uzun yıllardır farkındayım ama bence az daha sabret Devlet kendini kullandırmanın da siyaset ve siyasetçiler için çözüm olmayacağını ve bu siyasi kadrolardan bir durum olmayacağını anlayacak yakında ve yakında zaten yüzleşip yüzleştirecek hepsini DEVLET'in her daim 18 yaşında olduğu gerçeği ile adalet bazen gecikir de gecikince de geldi mi? Tam gelir. Vardır bunda da bir hayır. Siyasi veya adli kumpaslar kurup veya algı oluşturup prestijinden etmek isteyecek kadar seni önemsiyorlar iken aleyhinde tek kelime söyleyemiyorlar ise sen büyük bir insansın demektir seni rakibi görenlere göre ki bilirim zaten ağa gibi bey üstün bey yaşarsın ve siyasi makam beklentin de olmaz hiç bir mevki makam beklentin de. Zaten çok göz önünde olmayı da sevmezsin bu yüzden bu algının haksızca oluşturulmaya çalışıldığını bile bile yıllar var susarsın. Geçmişte il emniyet müdürümüz olan Ogün Toprak müdürümüz ile o zaman son nokta gazetesi genel yayın yönetmeni olan Kerim Çiber ve yine o dönem Uşak haber merkezî genel yayın yönetmeni olan Vedat Orhan kardeşim ile beraber yaptığımız bir görüşme de bu konu ilk defa alenen açıldı ve son konuşma oldu konusu kapanmış idi. Şöyle ki aynen aktarıyorum hiç unutmadım unutmam dedi ki Ogün Müdür Nurullah bey her şey harika gidiyordu herkes severek takip ediyordu sizi ama bu Atapark işi hiç uygun olmadı sizin için. Pek anlamadım ve ne oldu ki Atapark ta müdürüm dedim dedi ki açık konuşacağım lütfen efendim dedim dedi ki Erkan Çuhadar için mafya diyorlar. Yemin ederim ki şahitler de var aynen bu kelimeyi telafuz etti baş müdür Ogün Toprak dedim ki efendim onu sizin aşağıdaki Yılmaz Müdür çıkarıyor ben bılıyorum hiç alâkası yok ben hergün Atapark tayım ve orada suç işlense ben sokağından geçmem beni bilirsiniz dedim. Seni biliyoruz da ama işte kafam karışmış idi iyi oldu rahatladım ben de zaten soruşturdum pek de bir şey çıkmamış idi dedi ve sordu Yılmaz ne istesin Erkan Çuhadar dan? Dedim ki bilmiyorum müdürüm ben kendisine sordum söylemedi aöa siyasi olduğu kesin birincisi bizi kimseye muhtaç etmiyor Erkan abi ondan olabilir bir de fetullah hocaya uluorta sövüyor ondan kızıyor olabilir dedim anladım dedi o zaman ve konuyu kapattık bir daha da bizim birlikteliğimizden rahatsızlık izhar etmedi asla emniyet. Sorulabilir kendisinden de inkar etmez zaten Ogün Müdürüm sağolsun adamdır Devlet adamıdır ve yalan söylemez Devlet işinde biz çok güvenir ve severdik oda bizi severdi. Şimdi halen FETÖ den hüküm giydiği için cezaevinde olan dönemin asayiş şube müdürü Yılmaz Baytun nedense takmış idi kafayı Erkan abiye hatta bir keresinde benimle tartışma bile yaşadı asayiş şubede detayını da anlatırım sonra polislerinin içinde yenildi bana ve ben tam tabiri ile çağrılmadan gidip rajonu kesip dönmüş idim aklımca FETÖ'ye. Nitekim haksız da çıkmadık Devlet tescilledi Yılmaz Baytun un fetöcü vatan haini olduğunu. Şimdi siyasetçi çol yalnız kaldı Ali Erdoğan'in Yılmaz Baytun u vardı ama Yalımın hiç kimi kimsesi himaye edeni veya destek olanı yok. Devletle arada açı da oluşur ama sabredeni Devlet sonunda mükafatlandırır. Bâzen halk içinden alakasız sıradan bir adamın cenazesine Valilik ve protokol gelir ve bayrağa sararlar tabutunu herkes şaşırır ama Devlet hiç istifini bozmadan ve kımseyle de konuşmadan sessizce biraz da yukarıdan bir eda ile vazifesini ifa eder gider. Hiç anlamazsın Devlet bir yerlerden borçlu hisseder ve gider ayak imtiyaz verme gereği duyar kimin ben Devlet adamıyım dediği önemli değildir Devletin kimi adamsıdığı önemlidir. Seni anlıyorum çok haksızlık be mağduriyet yaşadın yıllarca çilen sürdü çoğu kez hepimizin çilesini de sen çektin kolay olmadı evet ama Devlet bazen geç anlar iş işten geçmiş de değildir asla ve Devlet gün gelir evladına hak ettiği itibar ve imtiyazı da verir haklarını da tabi sana Devlet anlatacak değilim sen bizden fazla muhatapsın Devlet'e ve bizden fazla kafa yorarsın Devlet işlerine ve bizden fazla da Devletçisindir tanırsın Devlet-i sana Devlet ile diyalog tecrübesi aktaracak da değilim zaten bildiğim su artık yolunu da bulur yatağını da zira suyun yolu açıldı Elhamdülillah...






