Bildiğiniz üzere Cumhuriyet Halk Partisi olağanüstü bir sürecin içine girdi ve şaibelerle dolu olan CHP Genel Kurulu, beklendiği gibi mahkemece iptal edildi ve yok sayıldı. Dolayısıyla şaibeli genel kurul öncesi Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu, mahkeme kararı ile göreve iade edildi. Kemal Kılıçdaroğlu da kararın açıklanmasından sonra yaptığı ilk açıklamalarda; FETÖ’cüleri, yolsuz usulsüz işlerle kendi çıkarlarını gözetmek adına siyaset yapanları zamanında fark edip gereğini yapmadığı için özür dilerken, bundan sonrası için bir arınma süreci ve parti içi temizlik yaşanacağının sinyallerini verdi.
Kararın açıklanmasının akabinde Kemal Kılıçdaroğlu’na feragat etmesini kameralar önünde salık veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kemal Bey’in bu uyarıları umursamadığını ve vazifesini ifa etmek üzere kararlılıkla iş başı yaptığını görünce olsa gerek, derhâl çark ederek CHP’nin arınması gerektiğini söyledi. CHP’nin arınması elbette bizim de öteden beri istediğimiz bir şey ve mutlaka yapılmalı, yaşanmalı. Hatta bizce CHP’nin kuruluş felsefesine inanmayanların vitrininde siyaset yapmasına bile mümkünse imkân verilmemeli ve CHP mutlaka kurucu kodlarına dönmeli; ayrı bir konu ama bu arınmayı sadece CHP değil, MHP de yapmalı bizce.
MHP, bildiğiniz üzere İsmet İnönü döneminde Türk milliyetçiliği fikriyat ve siyasetinin CHP içerisinde yaşama imkânı bulamaması ve milliyetçilerin CHP’de siyaset yapma imkânı bulamaması üzerine, ihtiyaçtan doğarak 1969 senesinde Adana’da Alparslan Türkeş liderliğinde kuruldu. Kurulduğu tarihten beri siyasetin en etkin partilerinden birisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, zaman zaman baraj altında kalıp Meclis’te temsilci bulunduramasa da hep etkin olmuştu ve Meclis’te az sayıda sandalye ile temsilci olduğu dönemlerde bile “Meclis’in Jandarması” diye anılırlardı. MHP, çok önemli siyaset ve devlet adamlarının yetişmesine de vesile olmuş, Türk siyasetinin en önemli siyasi partilerinden birisi olmuştur.
Özellikle isimlerini saymak istediğim ve rahmetle anmak istediğim kimseler var; MHP’nin Türk siyasetine kazandırdığı, Türk milletinin değerleri hâline gelmiş isimler. Başta Gün Sazak ve Sadi Somuncuoğlu’nu sayacağım; şad olsun ruhları. Elbette ki Ülkü Ocakları’nın fikir babası Dündar Taşer’i ve yine MHP’nin fikir adamlarından Galip Erdem’i de sayacağım. Türk Telekom’un özelleştirilme adı altındaki peşkeşine engel olan ve devlete milyarlar kazandıran Prof. Dr. Enis Öksüz (sağ sanıyorum, Allah ömür versin), efsane Sağlık Bakanımız Osman Durmuş rahmetli de yine MHP’nin siyasete kazandırdığı değerlerimizden. Birkaç yıl önce kaybettiğimiz Ülkü Ocakları kurucu Genel Başkanı İbrahim Doğan’ı, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da rahmetle analım.
Çok var MHP’nin Türk siyasetine kazandırdığı değer; ölenlere rahmet olsun, kalanlar ömürlü olsun, Allah başımızdan eksik etmesin. Ve çok var Başbuğ Alparslan Türkeş’in dava arkadaşı olup da ülkemize özel hizmetleri olan insan. MHP’nin Türk siyasetine katkısı da çoktur; Atatürk’ün fikir ve duygu dünyasının babaları olarak tarif ettiği Ziya Gökalp ve Namık Kemal gibi Türk büyüklerinin fikirleri hâlâ biliniyor ise bunda MHP’nin çok önemli katkıları vardır kuşkusuz.
Gelin görün ki Devlet Bahçeli’nin, rahmetlik Başbuğ’un vefatından sonra 1997 senesinde partinin başına geçmesinin ardından parti, adeta siyasi kabızlık yaşadı ve Türkeş’ten arta kalanlardan sonra yeni marka ve idol isimler maalesef ortaya çıkaramadı; maalesef adeta büyük bir savrulma yaşadı fikrî anlamda. Her ne kadar “iktidar alternatifiyiz” diye gezinenlerin hâline baktıkça hak versek de bazen, milliyetçiliğin her türlüsünü ayaklar altına aldığını söyleyebilecek kadar milliyetçiliğe düşman olan bir ismin siyasi geleceğine MHP’nin siyasetini rapt etmesiyle beraber bu savruluş zirveyi yaşadı.
Konuya gelecek olursak, MHP’de de fiiliyatta bir arınma süreci başlamış gibi görünse de Uşak’ta bu arınmadan mutlaka nasibini alması gereken bir hâl var; benden söylemesi. Pazartesiden itibaren tek tek haberleştireceğiz ve göreceksiniz ki MHP Uşak teşkilatı ve Uşak Ülkü Ocakları Başkanlığı, maalesef hiç de ehil ellerde değil ve CHP’de yaşananlardan durum hiç de farklı değil. Yalım Belediyesi’ne faturalar doğrayan, kirli ilişkileri olan MHP’lileri mi ararsınız? Kadınlar aracılığıyla kurulan kumpaslarla makamından edilen ve adeta hayata küstürülüp şehri terke mecbur edilen siyasileri mi ararsınız? Kumpaslar, tuzaklar, dağa adam kaldırmaya, tuzak kurup haraç istemeye varan eşkıyalıklar; daha neler var neler. Anlaşılan haber dizisi hâlinde pazartesiden itibaren hepsini paylaşmak zorunda kalacağız. Zira ne Genel Merkez ne de İl Başkanlığı her şeyi bildikleri hâlde -ve mesela kimi hukuka yansımış, kimine dair ceza bile çıkmış olmasına rağmen- kılını kıpırdatmıyor ve adeta tehdit, şantaj, rehin siyasetiyle MHP’nin anılmasına müsaade ediyorlar. Oluşturulan korku ve baskı düzenini de yapılan illegal işleri de tek tek yazacağız; çünkü halka duyurmak ve MHP’li yetkililerin gözlerine sokmaktan başkaca bir çaremiz de yok. Gazeteci olarak vazifemizi ifanın gereği de bu vesselam.
Uşaklı 11 Saat Önce
Hayırdır kimden para aldınız da bu yalan yanlış haberleri yapıyorsunuz Ekrem savaşın bile uşaklığını yapan bir sözde gazetecinin iftiraları çok da muteber değil