Uşak Ülkü Ocakları'ndan Gürkan Uğrasız, geçtiğimiz günlerde yargılandığı bir mahkemece suçlu bulunarak, istinaf yolu açık olmak üzere cezaya çarptırıldı. Cebir ve şiddet yoluyla zorla alıkoyma suçlarından suçlu bulunan Uğrasız, itiraz hakkını kullanarak istinafa işi taşıdı. Ancak suçlamalar da deliller de net ve durduk yere Ülkü Ocakları Başkanını karşısına almak istemeyecek insanlar (zaten biraz korkan, çekinen insanların delilli ifadeleri ile suçlar ortada). Bu konuyu bir sonraki haberimizde detayları ve belgeleri ile gündeme getireceğiz ve bugün sizlere, başrollerinde yine Gürkan Uğrasız'ın olduğu bir aksiyon filmi gibi savcılığa da yansımış saçma sapan maceraları ve saçma sapan mağduriyetleri iddia edeceğiz öncelikle. Bir sonraki haberimizde, az önce bahsi geçen ve mahkemenin verdiği kararın istinafça da onaylanması halinde Ülkü Ocakları Başkanının belediyedeki memuriyeti de riske girecek ve edinilen bilgilere göre Denizli'yi yol edinmektelermiş, ama dosyayı incelettiğimiz birkaç avukat arkadaş, bu dosyadan lehte bozma çıkmaz dediler. Yani onaylanacağına kesin gözü ile bakılıyor; çünkü bir sonraki haberimizde ifade tutanaklarına dair detayları ile de vereceğimiz dosyada, inanın suçlamaların haklılığını ortaya çıkaracak her şey var.
Bir sonraki haberimizde detayını vermeyi taahhüt ettiğimiz davadan Ocak Başkanının aldığı cezayı Genel Merkez'e iletip, Ocak daha fazla zarar görmeden, Ocak Başkanı sıfatını taşırken bari cezaevine gitmesin diye görevden alınmasını talep etmedi. Sadece aldığı cezayla da sınırlı değil Uğrasız'ın adının karıştığı ve Savcılığa intikal ettirilmiş organize faaliyetler. Yine cebir var, şiddet var, yine zor kullanarak alıkoyma var, dolandırıcılık var, yağma var, var da var suçlamalarda. Birazdan anlatacağız. Uşaklı ülkücü camiaya yakınlığı ile bilinen ve kendisini Türk Milliyetçisi olarak nitelendiren bir iş adamı var; A.F. Bu insanın hem kendisi hem de oğlu, Gürkan Uğrasız ile arkadaşlık ediyorlar; zaten tanışıklıkları uzun yıllara dayalı ve abi-kardeş ilişkisi de var tabi aralarında. Ama A.F. iş adamını bunları dost edindiğine de ülkücü camiaya muhabbet beslediğine de pişman eden olayları, Uğrasız ve tayfası el birliğiyle başına getiriyor ve kendisini güvenlik endişesi yaşadığını düşünerek (hiç aramadığımız ama yakın çevresinden bilgiler edindiğimiz iş adamı) A.F’i adeta hayata küstürüyorlar, çoluk çocuk hepsini birbirine katıp.
A.F.'in bir oğlu var, bunlarla arkadaş ve birlikte çok fotoğrafları var; zaten önceden sosyal medyadan da yayımlanmış. A.F. müteahhitlik yapıyor ve başarılı, itibarlı ve saygın bir inşaat firmasının sahibi ve yöneticisi. Tabi başarı doğal olarak varlığı da getirmiş; varlığı da fena değil anlaşılan bu iş adamımızın, Allah ziyade etsin. Ama işte gözüne takılmış. Gürkan Uğrasız ve arkadaşlarının WhatsApp yazışmaları ile de, tanık ifadeleri ile de, vs. delillere göre de önceden bir plan yapıp devreye koymuşlar ve peyder pey, peyder pey, ayak ayak bu planı uygulamışlar iş adamına ve ailesine hayatı zulme çevirme pahasına.
Önce bir yemek daveti ile başlıyor süreç. Ülkü Ocakları Başkanı Gürkan Uğrasız mesaj atıyor ve "Bana Dağaşan Restoran'da bir yemek ısmarlarsın herhalde abi" diyor. O da "Tabi ki kardeşim" diyor ve buluşuyorlar. Yemek yerken Ocak Başkanı kimliğinden sıyrılan Gürkan Uğrasız, alıyor eline sazı ve başlıyor bağlamayı çalmaya. Diyor ki: " abi, ben başka bir masada konuşurken kulak misafiri oldum (kim olduklarını söylemeyeceğim), bazı kişiler senin oğlana kumpas kurmaya hazırlanıyorlar galiba, bilgin olsun ama merak etme, biz ne güne duruyoruz?" nevinden açıklamalar ile ve korumacı bir tavırla A.F.'e "Senin oğlanın uyuşturucu kullandığına dair görüntüler varmış ellerinde" falan diyerek veriyor korku dağını.
A.F. de oğluna çok güvenemiyor esrar konusunda ve bıraktığını sansa da önceden içtiğini, yine içebileceğini ve içerken görüntüsünün gizlice çekilmiş olabileceğini düşünerek inanıyor da böyle bir kumpasla karşı karşıya olabileceğine. Zira Uğrasız'ın önceden de esrar içtiğini bildiğini fikredip kötülük umsa da Uğrasız'dan o anda çözebilecekmiş. Uğrasız'ın bir kumpasın içinde olduğunu ve kumpastan korkutarak rant aparmak maksadı güttüğünü tabi anlamayınca tedirgin oluyor, soruyor ısrarla: "Kim bunlar başkanım? Kimin eline geçmiş benim oğlumun görüntüleri?" diyor ama Gürkan Uğrasız ısrarla isim de vermiyor: "Ben çocuklara söyledim, onlar araştıracak, dur sen, biz hallederiz, sen merak etme" diyor.
Sonra bir gün, 9 Aralık 2024 tarihinde iş adamını bir pastaneye çağırıyorlar. Gürkan Uğrasız, yanında A.F.'in ilk defa tanıdığı Gökhan Sezer ile birlikte pastaneye geliyor ve ikisi beraber ağız birliği etmişçesine birilerinden bahsediyorlar. A.F.'nin oğlunun kasetlerini ele geçirmiş bunlar ve hâlâ A.F.'yi "torbacı" diye polise aldırmanın peşindeylermiş, uyuşturucu çetesinin içindeymiş gibi gösterip ve bunlar gözünü A.F.'nin bindiği Amarog marka arabaya ve evine dikmişler (güya). Ama Ocak Başkanı ve yanındaki Gökhan, bu işi halledip ismini ısrarla vermedikleri kumpasçılardan ve kumpastan kurtaracaklarmış. Tabi bunun da bir pahası oluyormuş.
Tabi A.F., başına geleni anlamaya, anlamlandırmaya çalışırken, A.F.'ye özetle (bu isimlerini vermediğimiz ve oğlunun esrar içerken görüntüleri ellerinde olan kişiler) "senin ocağına incir ağacı dikecekler ama biz seni kurtaracağız" diyorlar. Ardından söze giren Gökhan Sezer: "Bu iş için 450 bin lira vermen lazım" diyor. Aksi takdirde başına gelecek felaketi düşünen A.F., hem oğlunun geleceğinin kararmasından, hem de firmasının ve kendi isim prestijinin zarar göreceğinden, oğlunun finalde cezaevine düşebileceğinden gibi korkuların ve endişelerin ışığında şaşkınlıkla parayı vererek, bu hâlâ kim olduklarını bilmediği belayı savuşturmanın yolunu seçiyor. Aslında görüntüleri elde eden de, elde ettiği görüntüler üzerinden şantaj yapanlar da, kurtarıcı rolü ile yaklaşıp kendisinden para aparmak (yani aslında kendisini dolandırmak) derdinde olduğunu çok geç anlamış maalesef A.F. ve sarmal gibi sarıp bir daha bırakmamışlar peşini. 450 bin lirayı elden teslim etmiş A.F.'nin iddiasına göre. A.F., kurtulacağı ve konunun kapanacağı ümidi ile rahatlamış. Ocak Başkanı Gürkan Uğrasız'ın "Sıkıntı yok abi, bizim çocuklar bu işi çözer, yanlış yapmazlar, konu kapanır. Yalnız senin bu çocukları biraz görmen lazım" telkinleri eşliğinde verdiği parayla yetinmeyeceklerini ne bilsin? Devamı var, epey uzayacak ama çare yok, tek haberde bitirmek zorundayız.
Şüpheli Ocak Başkanı Gürkan Uğrasız, parayı aldıktan bir gün sonra sanki bir şey yapmış gibi "İşlem tamam" şeklinde mesaj atıyor ve fakat sonra bu mesajı siliyor. Aklınca, suça bulaştığına inandırıyor A.F.'yi. Birileri A.F.'ye oğlunun kasetleri üzerinden çökmeye çalışırken devreye girmiş ve o birilerini (elbette ki hukuk dışı yöntemler ile) bertaraf edip durdurmuş gibi gözüküyor A.F.'ye ki ileride "Bak sen azmettirdin, biz de icraat yaptık, beraber yanarız" deyip deyip şantaj ve tehdit yoluyla para sızdırmaya devam edebilsinler. Onun alt yapısını atabilmek için "İşlem tamam" şeklinde mesaj atıyorlar. Oysa ne kumpasçı var ortada, ne de o kumpasçılara müdahale edip onları durduran. Yani işlem de yok, yapan da ama "İşlem tamam" mesajı atılıyor. A.F. daha sonra "İşlem tamam derken tam olarak ne yaptık da konu kapandı?" şeklinde defalarca sorsa da bir yanıt vermemiş ne Gürkan Uğrasız ne de Gökhan isimli arkadaşı.
Bu olaylardan kısa süre sonra (yaklaşık 15-20 Ocak 2025 tarihlerinde) bu sefer Gökhan Sezer tek gelmiş ve A.F.'ye: "Ocaktaki çocuklardan birisi bizi sattı, başka bir ocaktan çocuk da satan haini vurdu. Şimdi benim bu çocuğu Gürcistan'a kaçırmam lazım, bu yüzden bana 1 milyon para vermelisin, ziyanı yok, borç olmalı ama vermelisin" diyor. "Bak senin oğlun için biz de olaya karıştık, suça bulaştık, yanarsak hepimiz yanarız" diyor.
Tabi iş adamı A.F., 1 milyon lirayı vermek istemeyince, türlü rollere bürünen Gökhan Sezer bu sefer "Borç olarak çek kesiver, ben de sana senet vereyim buna mukabil" diyor. Ve ısrarlarının sonunda istediği çeki alıyor ve tahsil ettikten sonra da çeke mukabil verdiği senedi zorbalıkla A.F.'ye yırttırıyor. A.F., tüm bu yaşananlara dair iddialarını elbette bazı WhatsApp yazışmaları ve tanık ifadeleri gibi deliller ile de destekliyor bu arada. İlkinde 450 bin lira, ikinci hamlede 1 milyon TL parayı bir biçimde A.F.'nin elinden alan sözde Ülkü Ocakları Başkanı ve kafadarı bununla da yetinmiyor; gerisi var, bitmedi haber.
Gökhan Sezer başka bir gün de çıkıp geliyor ve Ocak Başkanı Gürkan Uğrasız'ın yanlış yaptığını söylüyor: "Ama ben ondan zararımızı da senin zararını da çıkaracağım, elime fırsat geçti" diyor. "Nedir fırsat?" deyince de: "Gürkan başkan araba almak istiyor ve benden borç para istedi, 540 bin lira eksiği var. Ben de kendisine 'benim üzerime yapması şartıyla arabayı, 540 bin lirayı verebileceğimi söyledim borç olarak'. Şayet 540 bin lirayı sen verirsen A.F. abi, ben sonra onun benim üzerime yaptığı arabayı satacağım ve arabada kalan parasına çökmüş olacağım, Gürkan başkanın ve senin zararını da karşılayacağım" diyor. Bir biçimde ikna ettiği A.F.'den bu sefer de 540 bin liralık çek alıyor ve onu da tahsil ediyorlar. Yine borca mukabil verdikleri senedi de sonra zaten baskı ile imha ettiriyorlar.
Özetle, bu sürece değin 1 milyon 990 bin (yani 2 milyondan on bin lira eksik) para aparmış oluyor Gürkan Uğrasız ve kafadarı. Ama yine durmak bilmiyorlar. Ama bu son, sabredin lütfen bitsin, daha iyi anlamış olacaksınız tezgahı ve işin aslını. Elbette mahkemece suçlu bulunmadığı süreçte herkese "masum olabilir" diye yaklaşmak gerekiyor ve yargı süreci henüz başlamış bile değil. Her nedense mahkemeye sevki bir türlü gerçekleşmiş değil bu dosyanın. O tabi yargının sorunu ve tahkikat da yürütülüyor, ifadelere falan da başvurulmuş, savunmalar da alınmış; elbet kovuşturmaya döner ve mahkemeye intikal ettirilip adaletin tecellisi sağlanır. Ve erkenden suçlu ilan etmek ya da ön yargılı olmak doğru olmasa da, bazı somut iddialar ve tarafların birbirine özel husumetinin bulunmaması ve kimsenin Ülkü Ocakları Başkanına iftira edip durduk yerde kötü olmayı göze alamayacağı gibi gerçekler, işin aslını ve sonucuna dair fikri önceden verir. İşin aslını, arka planını anlayınca kolay çözebiliriz; gerisi mahkemenin işi. Ama MHP ve Ocak Genel Merkezi'nin nasıl bunları bile bile bu adamı görevde tuttuğu anlaşılır gibi değil ki, camia ada korunuyor olabileceğine dair endişeler de var; algılar da bu yönde, belirtmeliyiz.
Ocak Başkanının şeytanın dahi aklına gelmeyecek planlarının ardı arkası kesilmemiş, A.F.'nin iddialarına göre. Bir gün A.F.'yi cep telefonundan müşteri ağzı ile birisi arıyor, daire alacakmış gibi buluşma talep ediyor. Pazar günü ofisine davet ediyor A.F. kişiyi ve iki kişi geliyor, kapıyı çalıyorlar ofisin ve açınca iki kişi içeri girerken hemen arkalarından bir hışımla Gökhan Sezer de giriyor ve elinde salladığı flaş belleği göstererek, ismini vermediği yeğenine A.F.'nin oğlunun tecavüz ettiğini söylüyor ve "Bu videoda görüntüleri var, bana 2 milyon vereceksin" diye tehditli konuşmalar yapıyor, müşteri kılığında gelen ve birlikte geldiği iki arkadaşı ile birlikte. A.F. tabi başına gelenden şaşkın ve muzdarip halde iken Gökhan, polisi aradığını söyleyerek bazı konuşmalar yapıyor ve "Ekipler yolda, gelip seni de oğlunu da alacaklar" falan diyor. Gökhan'ın yalan söylediğine emin olunca A.F., polisin de gelmemesiyle iyice emin oluyor. Polis araması gerektiğine karar veriyor ve fakat aradığı esnada elinden telefonu zorla alıyor Gökhan ve konuşmasına izin vermiyor. Hatta bu esnada 112'den geri dönüş oluyor iki kez ama Gökhan'ın elinde olduğu için telefon cevap veremiyor, A.F. polisi haberdar edemiyor. Gökhan bir süre sonra tekrar kulağına kendi telefonunu götürüp polisle konuşur gibi yaptıktan sonra "Polis adresi bulamamış" diyor, "Çay üstüne gideceğiz, polis bizi bekliyor" diyor ve zorla sürükleyerek A.F.'yi ofisten çıkarıp Çay Üstü'ne doğru yürütüyorlar. Bu esnada dördüncü bir kişi daha takılıyor bunlara, yani üç iken dört oluyorlar.
Nihayetinde A.F.'nin iddialarına göre, psikolojik ve fiziki şiddet, cebir, tehdit, şantaj, her yolu denese de bu sefer 2 milyonluk çeki alamayacağını anlayan sözde ülkücü kafadarlar, iddiaya göre 50 bin lira para istiyorlar kaçmak için ve 10 bin lirasını o gün, 40 bin lirasını da ertesi gün olmak üzere 50 bin lirayı da alıyorlar. Finalde iyi bir avukat bulmuş ve Allah'tan avukat, yaşananları bütün çıplaklığı ile ortaya koyarak, aslında hiç olmayan kumpasçılardan kurtarmak üzere kurtarıcı kesilen Ülkü Ocakları Başkanı ve arkadaşlarının nasıl bir kumpasla 2 milyona yakın parayı dolandırdıklarını ya da başka deyişle şantaj ve tehdit yoluyla aparıklarını ortaya koymuş, eldeki delillerle beraber. Elbette ki haberin içinde de belirttiğimiz üzere, henüz iddialar delillendirilme ve araştırılma, soruşturma safhasında ve masumiyet karinesini esas almalıyız. Ama siyasetin ağırdan almasına gerek yok; sonuçta bu iddialara maruz kalan kimselerin derhal görevden uzaklaştırılıp, hiç değilse aklanıp dönene kadar makamı kullanmasının önüne geçilmesi lazım. Zaten Ocak Başkanı olmasa bu cürete gelemez? Gelse de düz Gürkan Uğrasız olsa, A.F. ona bu kadar güvenmez, bu kadar korkmaz, çekinmez de ve zaten bu yakınlığı da vermez en başta. Makamın kullanıldığı ve istismar ve suiistimal edildiği çok açık en azından.
Bir Ocak Başkanı nasıl mafyatik hareketler ile anılıyor olabilir? Hemen belirtelim, bu esnada A.F.'nin telefonuna mesaj da geliyor; sözde Gürkan Uğrasız ve kafadarlarının, sözde A.F. talimatı ile vurdurduğu (ismi bile olmayan) kimsenin yakınları da kan parası istemiş. Allah'tan kapılmamış artık A.F. daha fazla ve hepsini birleştirerek Savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş. Olmayan kumpasçıları bertaraf etmek üzere güya talimat alıp güya işledikleri suçun azmettiricisi olmakla korkutup ("Beraber yatarız, bizim yaşımız genç") diye diye kandırıp aslında dolandırdıklarını ifade ve iddia eden A.F. ile, kardeşlik ve dava arkadaşlığı ilişkileri içinde iken bunların yaşanmış olması hayli düşündürücü. Bir sonraki haberimizde Gürkan Uğrasız'ın ceza aldığı dosyayı haberleştireceğiz ve MHP Uşak İl Başkanı ve çevresindekilerle alakalı da haberler var; hazırladığımız da yakında peyderpey servis edeceğimiz. Bir sonraki haberimizde görüşmek üzere, Uşak Haber Merkezi ekibi olarak teşekkür ediyoruz bütün takipçilerimize, ısrarla bizi takip edip bize güvendikleri için.
,
,
Fikret 3 Gün Önce
Abi zafer partisi yeni yönetiminide bi araştır istersen daha öncede yazdım il başkanı nasıl kısa yoldan voleyi vurmuş veterinerlikle