Personel tedirgin, mutsuz, motivasyonsuz; her iş aksıyor ve belediyede yaprak kımıldamıyor.
Geçtiğimiz gün, Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu kardeşim, kendisini konuk aldığım programımda çok önemli şeyler söyledi. Artık türlü senaryolar, hatta kayyum beklentileri arasında günü kurtarmaya dönük faaliyetler içinde sağa sola gülücükler saçan Belediye Başkanı Hatice Terekeci Özkan'a; meclis üyeleri bile “Senin başkan olmadığın belediye meclisi” senaryolarına kendilerini hazırlarken ve kurtulmaya çalışırken, senden kendi idari kadron dahil, personelin ve halkın desteği zaten yokken “İstifa etmelisiniz ve seçime götürme kararı almalısınız” tavsiyesinde bulunmuştu. Belediye yönetimini, yeni adli operasyon dalgalarının gelebileceğine ve her şartta süreçten daha fazla yıpranarak çıkacaklarına dair başkan yardımcıları ve müdürleri ikaz ederek uyarmıştı.
Çok yerinde bir analizle aslında Yalım alındığı günden itibaren yapılması gerekeni arz etti. Lütfen dinlemediyseniz dinleyin; o röportajın tamamının linkini bu yazımın altına bırakayım. Benim de sürece dair başka önemli ve özel katkılarım, aktarımlarım oldu.
Sayın Valimiz ve Başsavcımız başta olmak üzere bütün protokolün bizzat okuduğuna nasılsa eminiz; bu yüzden arifçe ve anlaşılır biçimde, hep olduğu gibi haddince bir köşe yazısı çıkarmak istiyorum. YSK, siyasi parti temsilcileri, Valilik ve protokol üyeleri meşruiyet verdiği sürece elbette kim olursa olsun bizim Belediye Başkanımızdır; Başsavcılığın da tabii bir itirazı yoksa buna. Özkan Yalım'a bile Sayın Valimiz meşruiyet verdiği sürece biz Belediye Başkanı muamelesi ettik; bize karşı işlenmiş veya nasa karşı işlenmiş bir kabahati olmadığı hâlde Hatice Terekeci Özkan'a da aslında “Meşruiyetini yitirdin” demek istemeyiz. Ama şu bir hakikat ki nereye el ya da göz atsan dökülüyor ve Hatice Terekeci Özkan gün geçtikçe dairede meşruiyetini yitiriyor; kimse takmaz oldu. Şimdiden farkındayız ve kimsenin umudu yok. Pek açıktan dile getirmeseler de müdürlüklerde bütçe yok, para yok, ehil, kıdemli, iş bilir personel yok; Belediye Başkanından umut yok. Belediye Başkan yardımcılıkları zaten evlere şenlik; inanın, hele birisi var, sadece siyaset yapıyor ve siyasetine de hiç çekinmeden alet ediyor belediyeyi. Hatice Terekeci Özkan da buna, yani Belediye imkânlarıyla yeni parti için siyaset yapmasına göz yumuyor, yol veriyor. Şoförü olarak tuttuğu arkadaş da zaten sadece siyaset yapıyor; Belediye imkânlarıyla Belediye içinde de.
Personelin başında sürekli demoklesin kılıcı dönüyor; müdürlerin ve idari personelin tatsız tuzsuz olması tabii personele de yansıyor. Müdürler de var; bilgi edindiğimiz işin doğrusu, başkanlık katından da bilgi edinmek zor olmuyor. Ben de arada gidip geliyorum Belediye'ye ve sonuçta çoğunu da tanıyorum. Uzun yıllardır Uşak'ta gazetecilik yapan bir arkadaşları olarak, özellikle idari personelin, ki Coşkun Demir abimiz var işte başında, bilir; bizim park bahçe çalışanları arasında da çoktur tanışımız, arkadaşımız ve iyi ilişkiler içinde olduğumuzu personelle bilir. Coşkun abi, yıllardır ahbaplık da ettiğimiz bir arkadaş olarak.
Keza mesela itfaiyede de çok arkadaşımız var; sahada veya idari bölümde söz uzar, bilgi, duygu mecbur artıyor ve personelin mutsuzluk ve tedirginlik içinde olduğunu belirtip rahatlatılmalarını isteyerek tercümanı olmak durumunda kalıyoruz. İnşallah Belediye personelinin topyekûn sessiz feryatlarını duyarlar.
Memnun kimse var mı? Sadece başkanlık katında ve basın biriminde çalışan arkadaşlar memnun. Tabii imarda da kimi personelin keyfi yerinde; gelecek onlara da sıra.
Belediye personelinin acilen rahatlatılması ve motive edilmesi şart. Adamlar tam yaz dönemi gelip esnafın işine ket vurma pahasına sözde taş döşediler; onu bile doğru dürüst yapamadılar. Anlaşılan seneye yaz tamirat gerektirecek; suyun akımını, eğimini hesap etmemişler. Yağmur yağdı mı esnafın işi duruyor.
Sahte peygamberin birine mucize istemişler: “Bir gözü kör bir adam var; onun gözünü açarsan sana iman edebiliriz” demişler. Getirilmiş tek gözü kör adam; sahte peygamber dua edince öbür gözü de kör olmuş, derler. O hesap oldu bizim Hatice Başkan'ın işleri; işleri hep ters gidiyor. İtfaiye çalı söndürmeye giderken kazara insan ölümüne sebep oluyor, kırmızı ışıktan geçerken; işe bak sen.
Ve inanın, Özkan Yalım'ı da çok uyardı kader; tersliklerle Terekeci Özkan da ders alacağa benzemiyor. Zaten personel de umudu bu yüzden kesmiş; çok kendini beğenmiş ve kibirli buluyorlar. Yani oturup “Nerede hata yapıyor olabilirim?” sorusunu kendine soracak gibi gelmiyor personele.
İnanın bu satırları yazmak istemezdim; ama durum, ben yazmasam da aşikâr ve söylemesek ayıp olacak. Mağdur edilmiş, tedirgin ve kaygı içinde yaşamaya mahkûm edilmiş, mobbing, adam kayırma hatta taciz, istismar görmüş Belediye personeline; bizi dertleşmeye değer görenlerin hatırına hatırlatayım istedim: Onların da insan olduğunu, ailelerinin sorumluluklarının ve ayrıca bir psikolojilerinin olduğunu.
Yazık; pek çoğu özel, kimi devletten psikolojik destek alıyor veya arıyor. Psikologlarda hâl bu iken daha fazla susamazdık ve diyoruz: Denmesi gerekeni Cumhurbaşkanı, parti liderlerinin tümü ve bütün kurumları alkış tutsa da personelin alkışlamadığı kimse belediye başkanlığı yapamaz; yapsa da kendini dayatarak yapmış olur.
Bir zaman Ali Erdoğan da böyle partisini sattı ve beş altı bağımsız ile kendini dayattı; sonunda başına gelen belli. Yalım'a bak, kendini dayattı, hâli ortada. Bence hapiste geçirir artık kalan ömrünü; ki çıksa da hapiste gibi yaşar. Yurt dışında belki; ülkemizde nereye gitse tutunamaz, kimse meclisine oturtmaz. Bornoz hadisesinden sonra kimse zaten ailesine sokmaz; aile de olmaz, o da ayrı. Yalım kadar bencil insanların zaten ailesi olmaz; olsa da kâğıt üzerinde kalır, o da ayrı konu.
Demek istediğim, yazmaya şartlar ve durum mecbur etti; kimse kusura bakmasın artık. Halkta durum zaten belli: Kimsenin gelip gittiği yok belediyeye, vatandaş anlamında. Yalım zamanı yine olurdu gelip giden, torpil yaptırmaya; ki Yalım çok severdi torpili de kendisinden istenmesini de, malumunuz. Ama Terekeci'den torpil istemeye gelen de yok; çünkü herkes biliyor artık torpilin de pek mümkün olmadığını ve zaten arpalığa dönüşen belediyenin aslında işçi çıkarmak zorunda olduğunu. Malum, müfettiş raporlarına yansıdı personel sayısı şişkinliği ve müfettişler istedi işçi sayısını azaltmayı. Aslında özetle herkes biliyor Terekeci'nin gemiyi tam anlamıyla karaya oturttuğunu ve onun kaptanlığıyla bu işin yürümeyeceğini. Keşke zamanında istişare yolunu seçseydi personeliyle; ama bırakın kendi personelinin ayağına inmeyi, kimseye randevu bile vermedi. Personelden önemli işi neyse artık hanımefendinin ve ne yoğunluğu varsa artık; hiçbir iş yapılmaz ve yürümezken. Sadece temsil noktasında bir belediye başkanı olacaksa memurlardan birisini yapalım, adı belli, demez mi halk?
Hadi halk şaşkın da asıl mağdur CHP neden hiç sesini çıkarmaz bu saçma sapan gidişe? En fazla zararı da CHP görüyorken? Neden mesela personelin sesini duyurmak işi, siyasiler varken gazetecilere düşer? Can Başkan ya da merkez ilçe başkanı Ferhat Başkan söylesin şu yazdıklarımızı; biz de haber yapıp duyuralım, daha iyi değil mi?
Hatice Terekeci hakkındaki bu kötü ve olumsuz algının faturası yeni partiye değil CHP'ye kesiliyor; maalesef hakkı yenen CHP seçmeni ve sessiz kalan CHP milletvekili ve örgütü. Ne hazin tecelli, değil mi? CHP'den ziyade yeni parti belediyeyi yönettiğini sanarken ve CHP'nin oylarına dolaylı yönden çökülmüşken, şimdi de AK Parti'ye işi devretme senaryoları yazılıyorken hep CHP zarar görüyor ve CHP örgütünden çıt yok. Kime sorsan “CHP yirmi beş sene daha belediyeyi alamaz” diyorken sokakta bu suskunluk ve kabul gerçekten enteresan. Milletvekili Karaoba, hadi adı belli, Özgür Özel'ci anlaşılıyor da örgüt neden yol verir? Personelin meşruiyet vermediği belediye başkanına? Anlamıyorum. Bu arada il, ilçe başkanı pek sessiz ve pek gölgesinde kaldı vekilin; partili sokakta, kahvede dalga geçiyor: “Ali Karaoba ellerinden tutup gezdiriyor ve avutuyor, çocuk gibi” diye. Haberiniz olsun istedim: Susmayacağız ve gerçeklerle yüzleştireceğiz. Okullar açılıyor, zaten öğrenci desteği de gelir; sokak röportajlarıyla halka bizzat kendim mikrofon uzatacağım yakında. Zaten herkesin kan beynine sıçramış durumda. Halk gelsin hakkınızdan inşallah ve halk iradesi galebe çalsın inşallah.