AK Parti'den adeta palas pandıras kovulan, tanıyan çok insanın nefretle bahsettiği ve kimsenin beraber anılmak istemediği Ufuk Uğur ile fotoğraf vermek hangi aklın kârıdır ki, bu partiden devlet aklı umulsun?
Geçtiğimiz günlerde MHP'de tuhaf ve hiç beklenmedik bir gelişme yaşandı ve inanmakta güçlük çektiğimiz bir fotoğraf, MHP Uşak İl Başkanlığı kurumsal sayfasında yayımlandı. Cahan döneminde, onun Uşak Haber Merkezi ekibine alternatif uydurmak için şehir siyasetinin ve AK Parti'nin başına adeta bela ettiği, belediye başkan yardımcısı yapıp kibirli ve küstah davranışları ile önüne gelen AK Partili'yi ve belediye personelini mutsuz etmesine izin verdiği, ayrıca görevi boyunca yolsuz usulsüz birçok işte isminin anılmasına rağmen görevden alınmadığı, hatta bazen valiler ile milli eğitim müdürü ile ters düşmeyi göze aldığı ve AK Parti'nin kurtulmak için epey uğraştığı Avukat Ufuk Uğur ile birlikte fotoğraf verdi MHP Uşak İl Başkanı Ümit Arslan. Tabi MHP camiasının da kahir ekseriyasının da nefret ettiğini bilip, mahkeme önünde bile çağırıp MHP'lileri ispat edebileceğimiz türlü şaibeyle de anılan birisi ile fotoğraf vermenin mantığını ya da manasını sorguladıktan sonra, vereceği reaksiyonu da kestirmek zor. Aday adayı iken, kendisi aday adayı tanıtım toplantısında herkesin içinde, herkes tarafından adeta lisan-ı hal ile kovulan ve kimse elini sıkmayıp herkes soğuk davranınca programı erken terk etmek zorunda kalan ve nihayet partiden de ayrılan Ufuk Uğur ile ittifakın diğer partisinin il başkanı fotoğraf veriyor ise, oturup düşünmek gerek: MHP'liler ne der, AK Partililer ne der? Ya da Ümit Arslan'ın hangi cevabı, bu sorgulamayı yapan samimi ve dürüst insanları tatmin edebilir? Başkan yardımcısı iken muhatap olup da üzmediği, incitmediği neredeyse hiç kimse yok hayatında bu insanın ve bu insanla il başkanı iken görünenin partisi umurunda bile değil demektir. Zarar vereceği besbelli iken bu fotoğrafı, özellikle MHP'liler başta olmak üzere kime, nasıl izah eder Ümit Arslan bilemiyoruz ama bu fotoğrafın krize sebep olabilecek kadar rahatsızlık sebebi olabileceği aşikar.
Uşak Haber Merkezi imtiyaz sahibi gazeteci Erkan Çuhadar, kurumsal bir özeleştiri de yaparak Uşak Haber Merkezi adına Çavuşoğlu'nu da eleştirdiği bir paylaşımla, haberimize konu paylaşımı kendi sosyal medya hesaplarında yaptı. Gazeteci Çuhadar paylaşımında, her bildiğimiz eksiğini yazmaya kalksak yazının çok uzayacağı, ama o kadar değer görmediğimiz Avukat Ufuk Uğur'u da eleştirdi. Keza inanın yazdıkları ve yazdıklarımız az bile; fitnelerinin sebep olduğu sonuçları düşünürsek, ancak belki kaba eleştiri diyebiliriz, hâlbuki inanın kaba da değil ve söylenmesi gerekenin hepsi bihakkın söylenmiş de değil. Ne desek hak edilmişliği de kesin bahse konu fotoğraftaki iki ezelden beri tanıdık insan için ki, MHP il başkanı iken yapması Ümit Arslan'ın affedilir gibi değil; ekip olarak bizim açımızdan ağır bir yüzleşme oldu, bu da gerçekten tüy dikti de diyebilirdik mesela Ümit Arslan için, ki aslında dikmiş artık, bize inat belli.
Erkan Çuhadar’ın Facebook paylaşımı:
MHP'nin ve bizim Çavuşoğlu'nun MHP'ye dair son ümidi, hangi esareti gereği bu fotoğrafı verdi çakalla, bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum. Zira şehirde tanıyan hiç kimsenin beraber gözükmek veya anılmak istemediği, zaten fitneye buladığı, AK Parti'den kovulan bu uğursuz ile ancak esir olan fotoğraf verir. Lakin AK Parti'de aday adayı iken ve aday adayı tanıtım toplantısında tek kimsenin elini sıkmadığı, ki adını söylemekten iğrenip imtina ediyorum, gündemime dahi almak belki hata ama susulmuyor işte. Uğursuzu en üst perdeden kurumsal bir himaye ve sahiplenme ile MHP sahiplenince mecbur oluyoruz. Kaç tane Uşak valisi ile açıya düştü uğursuz ve kaç sefer ifşa oldu hainliği? Hangi eski yeni AK Partili yöneticiye sorsan, hangi milletvekiline sorsan söyler adam yerine konulmaması gerektiğini hadsizin. Gerçekten de MHP’nin ümidi Ümit Arslan'ın, belki de bütün şehrin ekabirinin ve ileri gelenlerinin nefret ettiği, CHP'lilerin selam dahi vermediği, ki biz zaten esirgeriz selamı çerden çöpten, kıymetlidir selamımız, bu uğursuz ile fotoğraf vermiş olması hayli can sıkıcı. Umurumda olmamakla beraber, gündem etmeye bu yönü ile değer buldum. Biri Bahçeli'yi durdursun demişti Çavuşoğlu geçenlerde son yazısında; bence birisi Ümit Arslan'ı durdurmalı, zira bu fotoğraf AK Parti'de çok sıkıntı yaratır ve ittifakı çatırdatır. Ümit Arslan'ı da ilk defa eleştirdiği o yazıyı böyle güncellemeli bence Çavuşoğlu.
Tabii editörümüz Ramazan Yıldız da bence ensesinde olmalı bundan böyle. Bu fotoğrafı veren delinin, ki siz de takdir edersiniz ki o uğursuza kimse selam vermezken fotoğraf vermek için aklı başından gitmiş olmak gerek. Tıpkı bebek katili, idamlık haini kurucu önder ilan edip meclise çağıranın başından gittiği gibi, akıl başından gitmiş olmalı ki çekilmiş fotoğrafı. Artık MHP'lilerin bile umurunda değil Ümit Arslan'ın ne yaptığı, ne kafa yaşadığı ayrı bir konu ama AK Partililer bu fotoğrafı umursar, keza devlet de umursar bence, zira herkes anlar meşruiyet amacı taşıdığını o fotoğrafın ve herkes anlar bir siyasi plan gereği o fotoğrafın verildiğini. Keşke aday falan etse MHP, hiç değilse kahvelere bile sokmaz halk bunları, Eyüp Gökhan Özekin'e ettiği gibi ve bin oy da alamazlar ki, ben eminim bu fotoğrafın bedelini MHP il başkanı da çok ağır öder; halk bilir işini, ödetir zaten, bu da ayrı konu. Birçok AK Partili idareci açısından insanın alnına sürülen kara gibi onunla şimdi fotoğraf vermek. MHP'nin sonu hiç hayır değil bence, derin devlet MHP'ye kıymış, kapatacak, öncesinde ne kadar kınanacak ayıplanacak fiil varsa yaptırıyor. Devlet aklı deyip deyip, devlet aklı duymamış da değiliz nihayet, ama bu akıl zaten akıl değil, benden söylemesi.
Nurullah Çavuşoğlu’nun yorumu:
Eleştirilerin hepsi yerinde Erkan abi, zaten haksız sözün olmaz, Allah’ın izniyle nihai adalet meşhurdur halk arasında bile. Ki şahsıma dair olan eleştirini de dahil ederek söylüyorum, az bile söylemişsin herkese. Aslında bu bir uğursuzluk ise bizim de katkımız olabilir, önemsemeyerek, küçümseyerek hata etmişiz en başta. Doğruya doğru, saçtığı fitne Nurullah Cahan'a da kaybettirdi, şehre ve bize de. Biz ne bilelim Nurullah Cahan'ın bunun ağzına bakabileceğini? Ama öyle olmadı malum. Ve malum zaten Ata Park'ın çevresini kazıp seni iş yapamaz hale getirmeleri meselesinde de, öncesinde kirası şıkır şıkır ödenen ve harika işletilen mekanın sözleşmesinin feshedilmesinde de yine uğursuzun kışkırtması vardı. Aklını çelerken de maalesef Haydar Baş çevresinden bir kısımdan destek de aldı. Öz Ege TV olacaktı, Uşak Haber Merkezi değil de Uşak Haber olacaktı, tıkır tıkır algıları işleyip milleti yalanla dolanla kandırırken işlerini yüzdüreceklerdi ve zorbalık da dahil başvurmadıkları kahpece argüman kalmadı şehrin insanına. Bize zararları, ekmek teknelerimizi devlet zoru ve yardımı ile elimizden almak oldu. Ya halka? Mesela dönemin Milli Eğitim Müdürü Bülent Şahin hocamız unutabilecek mi mesela yaşananları? Veya Kazım abi mesela unutabilir mi yaşadığı travmayı? Yüksel Doğan mesela, sorsanız neler anlatır personelin nefretini, nasıl küstahça kazandıklarına dair ve nasıl haksızlıklar, mobbingler uyguladıklarına dair? Ki Coşkun Demir abim sürgünlerden beri gelemedi o yıllar. Sorun dönemin belediye meclisi üyelerine sorulsun mesela Mehmet Karakoç'a yedikleri herzeleri ki sıraladı, devri zamanında cesurca mecliste yüzlerine ve soru önergesi de verdi, alt alta sıralayıp cevap bile veremediler. Halka etkisi fazla olan kurumların böyle handikapları olabiliyor ve daha dikkatli olunması lazım tabii. Ümit Arslan da öyle işte, bir başka hayal kırıklığımız oldu çıktı adam nihayet. Hayretler içerisinde, çok üzgün ve şaşkınım. Altay vekilin ölümüne de üzüldüm. Ölmeden az evvel, "Ben toparlayacağım inşallah sizin gazetenin açılmasının hukuki sürecini, beraber takip edelim inşallah, senin bize iyiliğin çoktur aslında" demişti rahmetli. Ki en büyük iyiliğim zaten FETÖ'yü erken ifşa edip uzak durmalarını sağlamaktır, bu bağlamda o da ayrı konu. Ama Allah’ın işi, ölümüne yakın demese de biraz erken dese iyiymiş, yine de beni memnun etmişti, Cimcim Çeşmesi önünde tesadüf edip görüştüğümüzde ve ertesi gün telefonda. Sonuçta Ufuk Uğur denenenden o da nefret ederdi ve bilirdik, bizimle kafayı pek sardıramasa da kötü olmamızı istemezdi. Neyse, rahmetliyi sonra konuşuruz. Ama ben öyle zaman ayıramamış idim, iyi oldu senin yazman özeleştiri anlamında. Bakarsak benim de kabahatlerde az da olsa payım var maalesef, Allah affetsin. Bundan sonra inşallah aklımızda deriz ve daha doğru aktörler ile kafa yorarız. Şeyhinin sözünden batıl da söylese çıkamayacak kanıksamış, şımarık delilerine destek atmamak gerekiyor; birine iyi derken de zaten iki kere düşünmek gerekiyor. Biz dürüstlük adına namus sözü aldık Erkan abi, işte ilk görüşmede beraber istedik bu sözü, Cahan da verdi, tutar sandık. Meğer o bizi bölgesel olma hayali için çalma işlerinde de ayağa uydurmasa da görmezden gelir sanmış. Sen duydun, Ata Park'ta sana geldi teklif ve sen reddettin ağabey, bana sorma gereği bile duymadın, zira emindin zaten benim de aynı red cevabını vereceğime, kendi yoğurt yiyişimce. Ne diyelim, Allah bir daha yanıltmaz inşallah. Etkimiz sürüyor nihayetinde bütün çevrelerde ve evet, bir şans daha verecek gibi Uşak halkı bize. Dua edelim ve isteyelim herkesten, de bir daha yanılmayalım. Bu işler uluorta istişare ile de olmuyor, aktörü kimseye anlatamıyorsun bile, bazen birisi konusunu açsa bari dersin meclislerde, ama sen diyemezsin, hedefe koymuş gibi de olmamak için ve sende içindesin işte. Gerçekten kolay da değil bu denge arasında ve şehrin algıları FETÖvari yapılarca tamamen ele geçirilmek istenip dururken... Maddi kaygı gözetmeden bu işi yapıp bu kavgaya devam etmek akıl kârı değil zaten bizim açımızdan, biz Allah için yaptık. Vatana, millete, şehre, şehrin insanına belki herkesten fazla değer verdiğimiz için ve dahi bir davamız olup biz de kendi çapımızda da olsa dava adamı olduğumuz için sabrettik ve bu kavgayı ölçülerden şaşmadan, adaleti asla bırakmadan ve helal ettirerek, önemsemediğimiz kazancı ve çok önemsediğimiz manevi destek ve kazancı, hoşnutluğu, adı neyse... Verdiği desteğe değer olduk, olmaya çalıştık dostların, uzak yakın destek atan arkadaşların veya çoğunu belki hiç tanımadığımız, sayısı yüz bine erişen takipçilerimizin. Ve inanılsın isterim ki asla niyetimi bozmadım ve asla kimseye özel kötülük düşlemedim ve pek beceremesem de Türkçe'yi de çok iyi konuşan, nezaket sahibi, hal bilir, ilim sahibi, latif bir beyefendi olarak yaşamayı arzuladım. Söz uzar, ben yeri gelmişken hem eleştiriye de özeleştiriye de hazır bir ekip olduğumuzu ve yeri gelince birbirimizi veya kendimizi eleştirebilecek olgunluğa erişmiş gazeteciler olduğumuzu belirtirken ve objektif ya da subjektifliğin dibine vurup bir hal arzında bulunmuş olayım dedim. Ahvalimiz budur efendim, sürç-i lisan ettiysek ve eder isek affola, kulluğumuza sayıla.
Erkan Çuhadar'ın Nurullah Çavuşoğlu'nun yorumuna yanıtı:
Söz çok tabii. Uğursuzun icraatlerine dair: Kaç insanın ekmeği ile oynadı, belediyede nahak yere kaç işçi çıkardı, kaç esnafın canını yaktı? Minibüsçülerin hepsi de nefret eder. Say say bitmez ki Mehmet Altay'a da az eziyet etmedi zamanında, biliyorum. Basri Yıldırım başta olmak üzere çok AK Partili'ye de epey eza etti. AK Parti'ye de belediyeye de uğursuzluk getirdiğini bizzat AK Partililer ve belediye personeli doğrular bu uğursuzun.
Anlaşılan sıra MHP'ye gelmiş demek ki. Seyredin MHP'nin başına gelenleri, şimdiden sonra. Hele o Ümit'in başına gelecekleri iyi seyredin şimdiden sonra. Ki şehrin en sevilmeyen adamı ile verdiği bu fotoğraf vekillerin üçünü de rahatsız eder, üçü de nefret eder ondan. Bir tek Özkan rahatsız olmaz o fotoğraftan. Bir de belki Cahan ile ittifakı da sürüyor olabilir uğursuzun, zaten başka kimsesi de yok. Hiç olmadı ki kimsesi, oldum olası pek sevilmez. Belediye avukatı iken de pek sevilmedi bu. Ve Mesut Apaydın yanımızda dedi: "Benim bu şehre karşı işlediğim tek günah, Ufuk Uğur'u belediyeye almak oldu zamanında" diye. Ne diyelim, her fırsat veren pişman, belki Cahan da olmuştur bilemiyorum.
Her şartta Ümit, hayatının siyasi hatasını yaptığının farkında bile değil o fotoğrafı verirken. Ama uğursuz, emin ol, farkında. Ve emin ol Ümit de onun umurunda değil. Bahçeli ya da MHP'de, o adam yerine konduğuna şükrediyor. Adam yerine konacak bir meclis bulmuş nihayet. Buyursun, dileyen dilediği zaman otursun. Biz adam yerine koymayız bundan böyle fotoğraf vereni de. Olur biter vesselam ve iyi geceler.