Tarihi bin yıllar ötesine dayanan köklü medeniyetlere ev sahipliği yapmış, küçük bir kent olmasına rağmen tarih boyu hep belirleyici rol oynamış birçok önemli gelişmeye öncü olmuş, bu nedenle de ismi ilkler kenti olarak anılan Uşak'ta halk yeni bir Belediye Başkanı seçecek olmanın heyecanını son günlerde iyiden iyiye hissetmektedir.
Tarihinden aldığı medeniyet ve kültür birikiminin, doğal zenginliklerinin, âşıkların uğrak yeri olmasına sebep olan tütsülü havasının, yeraltı ve yerüstü kaynakların zenginliğinin, içerisinde yaşayan insanların bahsi geçen zenginliklerden daha zengin bir gönül dünyalarının olduğunun bilincinde ve idrakinde bir Belediye Başkanı seçmek isteyen uşak halkı bu sefer hata yapmak istemediğinden olsa gerek ince eleyip sık dokuyor.
Halkının ferasetine ve basiretine güvenen, taleplerini ve isteklerini adeta emir kabul ederek yerine getiren, gönüllerini bir şekilde fethetmeyi başaran bir Şehr-ül Emin'e iyiden iyiye susayan Uşak halkının, bu kez umduğunu bulmasını ve kendisine laik olan başkana kavuşması temennisiyle ve bütün kalbimle kaleme aldığım bu yazımda, Uşak’ın kent içi demokraside bir örnek ya da model kent olabilmesi için bir öneride bulunmak istiyorum. Belediye Başkanlığı seçimlerinin ardından yeni seçilen başkanın önderliğinde yapılacak geniş çaplı bir çalışma sonrası, içerisinde bürokrasiden, siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarından, sade vatandaştan ve mahalle muhtarlarından temsilcilerin bulunduğu bir halk meclisi kurulabilir. Belediye olarak yapılacak önemli işlerde bu meclis toplanarak konu hakkında bilgilendirilip halk meclisinin aldığı karar doğrultusunda hareket edilmesi sağlanabilir. Böylece hem şeffaflık sağlanmış olur hem halk kent yönetiminde az da olsa söz sahibi olur, hem demokrasi kültürü yerleşir hem de alınan kararlar halka çabuk mal edilmiş olur. Dolayısıyla da her alınan kararın arkasında halk durur. Halk meclisinin aldığı kararı belediye başkanı koordinesinde Belediye Meclisi hukuki ve uygulanabilir hale getirip karara bağladıktan sonra ilgili belediye birimlerince uygulamaya konulabilir.
Bu noktada halk nerden bilir? Halka bırakırsan alınan kararların nasıl sonuçlar doğuracağı belli olmaz. Üstelik halk meclisinin aldığı kararların hiçbir meşruiyeti olmadığı gibi hukuki bağlayıcılığı var mıdır? Meclisin aldığı kararlarda doğabilecek sorumlulukları kim üstlenecek? gibi çoğaltılabilecek birçok sorunun akıllara gelebileceğini tahmin edebiliyorum. Lakin öncelikle belirteyim ki; Halk Meclisi ile icra makamı arasında bir Belediye Meclisi vardır ve Halk Meclisi'nin aldığı karar elbette burada tekrar gündeme alınıp değerlendirilir. Aynı zamanda uygulanabilir bir şekle büründürülerek icracı birimlere sevk edilir. Dolayısıyla da hukuki bağlayıcılığı hususu, yine bugün olduğu gibi Belediye Başkanı'nın başkanlık ettiği Belediye Meclisi'nce üstlenilir. Gelelim "halk nerden bilir?" sorusuna verilecek cevaba. Kimse kusura bakmasın ama Türk Milleti ne çektiyse halkı cahil yerine koyan, halkın kadrini bilmeyen siyaset ve bürokrasi sahnesinin yöneticilerinden çekti. Özellikle Uşak halkı bence bu bilince sahiptir ve bu sorumluluğun altından kalkabilecek kabiliyettedir. Madem ki Uşak halkının oylarıyla Belediye Başkanı vazifesine gelebiliyor, madem ki siyasi görüş ayırt etmeksizin ekonomik durumunu, tahsilini vs. gözetmeksizin herkesin ve her kesimin Belediye Başkanı olması sözünü veriyor, o halde seçilen Belediye Başkanı Uşak halkı muradını adeta bir ferman kabul ederek yerine getirmekle mükelleftir diye düşünüyorum. Bu noktada meramın anlaşılması bakımından bir kıssa sizlerle paylaşarak yazımın anlatmak istediklerini paylaşmak istiyorum.
"Bir zamanlar, bir ülkede bir padişah yaşarmış, padişahın vezirleri varmış. Bu vezirlerin arasından birine padişah özel muhabbet beslermiş. Diğer vezirlerin o vezire haset etmesi ve niçin özel tutulduğu sorgulanması üzerine padişah, vezirlerinin tümünü bir imtihana tutmaya karar vermiş. Padişah; bütün devlet adamlarının hazır olduğu bir sırada, Divan Toplantısının yapıldığı salona geldi. Cebinden bir mücevher çıkardı. Vezirinin avucuna koydu ve, ”Bu nasıl bir mücevherdir? Değeri nedir?” diye sordu. Vezir, ”Yüz deve yükü altın eder” dedi. Padişah, ”Mücevheri kır, iyice döv” deyince Vezir, ”Sultanım! Bu mücevheri ben nasıl kırarım? Ben sizin malınızın iyiliğini isterim. Böyle paha biçilmez bir mücevheri kaybetmeye gönlüm razı olmaz” dedi. Padişah, vezirin bu tutumunu takdir eder göründü. Ona bir elbise hediye etti. Bir müddet devletin başka işlerinden konuştuktan sonra Sultan, vezirden aldığı mücevheri diğer vezirine vererek sordu: ”Bunu biri satın almak istese değeri nedir?” Vezir, ”Bu mücevher, ülkenin yarısı ile eş değerde. Allah ülkemizi tehlikelerden korusun” deyince Sultan, ”Bu mücevheri kır, parçala” diye emir verdi. Vezir, ”Ey kılıcı güneş gibi parlayan Sultanım! Kırıp parçalarsak bu mücevhere çok yazık olur. Buna benim elim varmaz. Çünkü böyle bir şey, Padişahımın hazinesine düşmanlık demektir” dedi. Sultan, vezirinin bu cevabını da beğenmiş göründü. Ona da bir elbise verdi. Maaşını artırdı. Aklını ve anlayışını öven sözler söyledi. Biraz sonra mücevheri bir başka vezirin eline verdi. O da ötekilerle aynı şeyleri söyledi. Padişah mücevheri kime verdiyse, hepsi mücevherinin paha biçilmez değerinden bahsedip mücevheri tekrar padişaha geri verdi. Sultan hepsine ihsanlarda bulundu. Sultan kendisine özel muhabbet duyduğu vezirine sıra gelince o vezirine seslenerek ”Parlaklığı ve güzelliği eşsiz olan, bu mücevherin değerini bir de sen söyle” dedi. Vezir, ”Sultanım, bu mücevherin değeri benim söyleyeceklerimden fazladır” dedi. Sultan, Öyleyse şu mücevheri kır, parçala, toz et” dedi. Vezir hiç tereddüt göstermeden pırıl pırıl parlayan mücevheri, parçalayıp tuz buz haline getirdi. Mücevher kırılınca vezirlerden bir feryat ve figan koptu. "Bu ne korkusuzluk, Allah hakkı için bu nurlu mücevheri kıran kâfirdir" dediler. Diğer vezirler padişaha sadakat gösterip mücevheri paramparça eden veziri ayıplayıp kınarken Vezir: ”Ey benim vezir arkadaşlarım! Padişahın buyruğu mu daha değerli, bu mücevher mi? Mücevherin güzelliği ve değeri gözünüzü kamaştırdı, Sultanı göremediniz. Ben gözümü Sultanımdan ayırmam. Müşrik gibi taşa yüz tutmam. Ne kadar değerli olursa olsun, bir taşı onun sevgisine ortak etmem” dedi. Bu kıssada olduğu gibi Uşak halkı kendisinin talep ve ihtiyaçlarını en değerli mücevherlerden bile üstün tutacak bir Belediye Başkanı istiyor. Kaldı ki Uşak halkının hemen her konuda devleti adına, milleti adına ve kenti adına en doğru kararı vereceğinden de zerre kuşku duymuyorum. Kendisine Şehr-ül Emin sıfatını layık gören ve kentin anahtarlarını teslim eden halkını bir sultan gibi yaşatma gayreti içinde bir Belediye Başkanı'na bu seçimlerden sonra kavuşmamız ümidiyle, her şey gönlünüzce olsun, mutlu kalın…
Sultanlık Yapan Değil, Halkını Sultan Gibi Yaşatan Bir Başkan İstiyoruz!
Eski Yazar
sbm 12 Yıl Önce
tam da nurullah cahan ı anlatan bir yazı olmuş... uşak ın aradığı başkan inşallah 31 mart sabahı belediye binası önünde emaneti teslim alacak...
Uşaklı Efe 12 Yıl Önce
vatandaş artık yola, suya alışmış ve onlara karnı toktur. sosyal yaşam alanları,ruhunu rahatlatacak mekanlar talep ediyor.vatandaş artık balık istemiyor, balık tutacak mekanlar istiyor.sanatı,kültürü kentin bir parçası halıne getiren ve kendileri ile yaşayan bir belediye başkanı istiyor.gereğinde bisiklete binen, spor yapan acılarını ve sevinçlerini paylaşan belediye başkanı istiyor yazar hanım tebrik ederim çok yerinde yazılarınız herkes okumalı dıkkate almalı.!ı
ali rıza 12 Yıl Önce
yazara göre "uşak halkı bu defa hata yapmak istemiyormuş". akpye oy verseydi geçen yerel seçimde, aynı şeyi dile getirecek miydiniz? akpye verilen oy milli irade de, diğerleri ne? uşak halkı umuyorum, son dönemde iyice ayyuka çıkan yolsuzluk, sansür, medyaya baskı vb. skandallara sandıkta en güzel cevabı verir.
Sevdam Uşak 12 Yıl Önce
bir şehirde huzur, emniyet, estetik yok ise orada insanlar mutsuzdur. kurulan şehirler ruhu olan ve yaşayan canlı şehirler oluşturulmalıdır hedef bütün unsurları ile insanı yaşatmaya kitlenmelidir.
yanlız efe 2 12 Yıl Önce
yazar hanımefendi yine uslubunuza yakışan bir yazı ve düşünce kaleme almışsınız. yüreğinize sağlık. olması gereken ve uşağın parlamasını sağlayan düşünce ve yaklaşımlar üretiyorsunuz. insana "keşke" dedirdiyorsunuz. her örneklerinizi verdiğinizde böylesi birinin olması için dua ediyorum. " hak olani kendine yol biçen kişi doğrudan şaşmaz"