Kategoriler

Uşak Haber Merkezi

Uşak Seçim Havasına Bir Türlü Giremedi; Halk Seçim Değil, Geçim Derdinde, Eskiyen Yüzler Halka Ümit Vermiyor!

Üstüste seçim atmosferi yaşadığı için politikadan bunalan Uşak halkı, politikacıların hep aynı yüzlerden oluşmasının ve klişe sözlerle halkın teveccühünü ve gönlünü kazanmaya çalışmalarının da verdiği bıkkınlıkla beraber kendisini politikadan adeta soyutlamış durumda. Adaylarını; "cemaat" adı verilen ve Türk Milleti'nin gözünden ve gönlünden düşmüş, artık haklarında cemaat yerine paralel, ciameaat gibi kavram ve yakıştırmalar ile adlandırılan gruba yakın isimlerden oluşturan siyasi partiler, gerek adayların yanında gezdirecek insan bulma hususunda gerekse adayların katılımı ile gerçekleştirilen toplantılara yeterli sayıya ulaşma hususunda oldukça zorlanırlarken, adaylar zaman zaman elini uzatmayarak, zaman zaman ağır eleştiriler hatta hakaret içeren kelimeler sarfederek tepki koyan vatandaşlarla da sık sık karşılaşmakta. İşte seçim çalışmaları ve sonuçlarından edindiğimiz izlenimler...

Bilindiği üzere mecliste grubu bulunan ve üç büyük parti olarak bilinen AKP, CHP ve MHP koalisyon hükümetini güya kuramayınca, güya diyorum çünkü aslında koalisyonun kurulamaması için hatta AKP'nin 276 sayısına ulaşamaması için ortaya konan gerekçelerin hiç birisi de bana göre gerçekçi değil.Uşak halkının da siyasetçilere yönelttikleri sorulara ve politikacılara olan ilgisizliğine bakılırsa genel olarak benimle aynı düşünce de olduğunu söylemek pekala mümkün. Neden 276 sayısını AKP bulabilirdi sorusuna şöyle bir bakış açısı getirdikten sonra yazımı sürdüreceğim. AKP isteseydi, şu anda HDP'de milletvekili olan en az 30 isme nüfuz edebilirdi. Seçimlerden önceki dönemde birbirleri ile aynı paralelde siyaset üretmiş olmalarına, pek çok karara ortak imza atmalarına, hatta birlikte anayasayı değiştirebilecek bir sandalye sayısı olan 400'e ulaşabilirlerse AKP-HDP Hükümeti kuracaklarına kesin gözü ile bakılan bu iki partinin içerisinde aynı fikirde insanların olmadığını düşünmek en kolay tabirle safdillik olacaktır. Başta Dengir Mir Mehmet Fırat gibi AKP'nin Kurucular Kurulu Üyesi olan isimler olmak üzere AKP istese hükümete güven oyu verebilecek hatta, AKP'ye transfer edilebilecek en az 30 HDP milletvekilinin var olduğuna ben eminim. Ayrıca MHP ve CHP'den de hiçte azımsanmayacak sayıda milletvekilini isteseydi AKP transfer edebilirdi. Tuğrul Türkeş'i bile kopartabilecek bir kabiliyette olduğuna göre, varın gerisini siz düşünün. Malumunuz milletvekillerinin parti değiştirmesi için uygulanan pek çok yöntem var. Şantaj, tehdit, mevki ya da makam teklifinde bulunma ya da başka şahsi menfaat teminlerinde kolaylıklar sunma gibi vs. deyip geçmemiz gereken pek çok yöntemin öteden beri kullanıldığını bilmekteyim. Bu yöntemleri asla tasvip etmemekle birlikte siyasilerimizce uygulanagelen yöntemler, siyasi arenada ne ölçü bıraktı, ne çizgi kaldı. Omurgasız siyaset malumunuz artık nerede ise olağan hale geldi.

Her neyse gelelim asıl gündemimize; seçim kararının alınmasının ve takvimin YSK tarafından açıklanmasının ardından, partiler adaylarını belirledi. Parti Genel Merkezlerinin Uşak ile ilgili aldıkları kararlar öyle şaşırtıcıydı ki, halka nüfuz etmekte halkın ilgisini çekmekte epeyce zorlanan partiler, belirledikleri adaylarla, kendi kendilerini hepten zora sokmuş oldular. Zira AKP; Mehmet Altay'ı, memleketi Ulubey'de bile defalarca seçimi kaybetmesi gibi, Ulubey'in köy muamalesi görmesini önleyememesi gibi, Uşak'a yapılan hizmetlerde pek önde görülemeyişi ve pasif kalışı gibi, bütün beceriksizlikleri ve kabiliyetsizliklerine rağmen aday göstermişti. Üstelik AKP Genel Merkezi, adayların açıklanmasına üç dört gün kala, sosyal medyada AKP'nin güya mücadele verdiği Paralel Örgüt'ün Lideri Fethullah Gülen ile resimlerinin paylaşılmasına ve AKP'lilerin "tamam artık, Altay kesin aday gösterilmez" diyerek Altay'ın listede ol(a)mayacağına kesin gözü ile bakmasına rağmen bunu yapmıştı. Zaten gerek Belediye Meclis üyelerinin yazılışı sırasında gerekse farklı zaman dilimlerinde paralelciler lehine davranması ve gerekse Ali Erdoğan ismini iki de bir AKP'ye yamamak için gayret göstermesi gibi sebeplerle şüpheleri üzerine toplayan Mehmet Altay'ın, Gülen'le samimi pozlarının Uşak halkı tarafından görülmesiyle paralelciliği adeta tescillenmişti ama ne hikmetse AKP Genel Merkezi bu riski almış ve aday göstermişti Altay'ı. 2. Sıra ise tam evlere şenlik. AKP'nin 2002 seçimlerinde Hazim Sesli'nin amcası olan Ekrem Sesli'nin referansı ile aday gösterdiği ve Uşak halkının oyları ile milletvekili seçildikten sonra hemen hemen her dönemde tekrar aday adayı olan ama AKP Genel Merkezi'nin bir daha beğenmeyip aday dahi göstermediği bir isim olan Sesli Battaniye'nin eski özel doktoru, Uşak Tıp Merkezi'nin kurucularından Alim Tunç yeniden aday gösterildi. AKP'ye bu ne perhiz bu ne lahana turşusunu şimdi seçmen ya da halk meydanlarda soruyor. AKP'lilerin pek çoğu seçim çalışmalarına katılmazken meydanlarda sadece belli isimler görünüyor. AKP'lilerin gittikleri hemen her yerde gündeme katılımcı halkın mutlaka getirdiği üç konu var. Birisi adayların cemaatçi olup olmadığı meselesi ki elbette adaylar asla cemaatle bir bağlantılarının olmadığını söylüyorlar. İkincisi de hükümetin niçin kurulamadığı sorusu. Üçüncüsü ise Nurullah Cahan'ın başarısız belediyeciliği, Menzilcilere Belediyenin teslim edildiği ya da belediyede yolsuzlukların olduğuna ilişkin bir takım iddialar soruluyor AKP'lilere. Bu üç soruya da mantıklı cevap arayan halk, kanaatimce AKP'lilerin verdiği bu cevaplardan asla tatmin olmuyorlar. Dolayısı ile de toplantılar genelde çok az katılım ile üstelik aynı yüzlerle gerçekleştirilmek zorunda kalıyor ve de genelde nahoş bir havada son buluyor. Alim Tunç'un seçilemeyeceğine AKP'liler bile kesin gözü ile bakıyor ve AKP bu sefer 3-0 demediği gibi 1 milletvekiline bile razı görünüyor. AKP'li politikacılar her toplantı sonrası paylaştıkları resimlerin üzerine ısrarla "hınca hınç doluydu ev ya da kahve" gibi açıklamalar ilave etmeye kendilerini mecbur hissediyor. Ama resimler o kadar yalın ve net şekilde ortaya koyuyor ki vehameti, içeride olan bitenle ilgili bilgi almanıza bile gerek kalmıyor resimleri görünce. Zira her evde en fazla ya da en iyi ihtimalle ev sahiplerinin dışında gidilen mahalle ya da köyden sekiz ya da 10 kişi bulunuyor. Resimlerde göze çarpan durum bu. Esnaf ziyaretlerinde ise siyasilerin elini dahi sıkmayan çok sayıda insanla karşılaşırken, yaşanması arzu edilmeyen nahoş tabloların yaşandığı da olabiliyor. Örneğin; Kurban Bayramı öncesi, Gediz Yolundaki hayvan pazarından Alim Tunç'un bazı vatandaşlarca tepki gösterilerek uzaklaştırılmak istendiğini, herkesin gözünün önünde ağır hakaretlere maruz kaldıklarını biliyor, işitiyoruz. Halkın gündeminde sürekli siyasilerin içler acısı durumu var zaten. Yine Nurullah Cahan ve Mehmet Altay'ın da zaman zaman sert denilebilecek tepkiler ile karşılaştığı bu yazıyı okuyan herkesin malumudur.

Gelelim CHP'ye; orada durum, geçtiğimiz seçimlerde ön seçim oldu, muhtemelen üyenin iradesine saygı gösterilir ve liste değişmeden aynıyla gelir diye bekleniyordu. Ancak zaten geçen seferde 3. sıra olduğu için olsa gerek ciddi bir çalışması göze çarpmayan Mustafa Aydın'ın, nasılsa seçilemeyeceğim düşüncesi ile adaylık müracatında bulunmaması ve ardından Genel Başkanın 2000'li yılların başlarından itibaren Gülen Cemaati mensubu olduğu bütün Uşak halkının malumu olan ve bu durumu asla yalanlayamayan Ali Erdoğan'a rozet takması ve peşinden üstelik İsmet Akın'ı bir sıra daha aşağı iterek 2. sıradan adeta küfür edercesine aday göstermesi üzerine İsmet Akın'ın haklı olarak izzet ve onuruna sahip çıkmasının bir tezahürü olan istifasının ardından yine cemaat ile ve geçmişte AKP ile ismi anılan birisinin 3. sıraya yerleştirilmesi ile CHP'de işler adeta arap saçına döndü, CHP'liler ikilemde kaldı. Bunca yıl Belediye Başkanlığı yaptığı süre boyunca usulsüzlük ve yolsuzluk yapmakla, Atatürk düşmanlığı yapmakla, hatta Atatürk'e saygısızca davranışlarda bulunmakla suçladıkları isim olan Ali Erdoğan şimdi üstelik kendi öz evlatları olan bir ismin izzeti ve onuru hiçe sayılarak 2. sıradan aday gösterilmişti. Yine geçmişte Atatürk Nutku dağıtan çocuklar hakkında işlem yaptığı iddiası ile gündeme gelen ve cemaatçi bir isim olarak tanınan Halim Uçar da 3. sıradan adayı olmuştu CHP'nin. Üstelik bu kararlar ne örgüte ne üyeye asla danışılmadan, adeta despotça alınmış ve dayatılıyordu. Öteden beri antidemokratik dayatmalara olan tavrı ve duruşu net olan, özgürlük ve bağımsızlıklarına düşkün insanlar olarak bilinen CHP'liler, gerçekten de bu seçimlerde çetin imtihana tabi tutulmaktalar diye düşünmekteyim. CHP'liler bu haklı tepkilerinin gereği olarak, partilerine zarar vermeme adına seslerini çok yükseltmeseler de seçim çalışmalarına katılmıyorlar. Elbette ki bu söylediğim geneli kastederek kurduğum bir cümleden ibarettir. Yoksa Atatürk düşmanları ile yanyana poz vermek için büyük bir heves ve arzu içerisinde olanların da var olduğunu gördük. Sayıları çok az da olsa seçim çalışmalarına katılanlar var. Ama Özkan Yalım ve Ali Erdoğan ile birlikte seçimlere katılanların sayısı gerçekten de hiç kimse yok denilecek kadar az, en azından CHP'nin ağır topları olarak bilinen isimlere o karelerde pek rastlayamıyoruz. Kurucu İl Başkanı Esat Beylerce, Eski Milletvekili Dilek Yılmaz ya da eşi Fuat Bey, yine eski il başkanı ve milletvekili aday adayı İsmail Demirel, yine İsmet Akın ya da beraber hareket ettiği partinin ağır topları ya da eski il başkanları veya yöneticilerinden, hatta geçtiğimiz ön seçimlerde Özkan Yalım için çalışan, yine seçim çalışmalarında da bulunan ve partinin köşe taşları arasında sayabileceğimiz Şekerci lakabı ile tanınan Hüseyin Aytaş gibi isimler bile, neredeyse hiç kimse seçim çalışmalarına katılmıyorlar ve alanı adeta terketmiş durumdalar, en azından şu ana dek seçim çalışmalarında varlık göstermediler. CHP'li politikacılar da yine AKP ve MHP'li politikacılar ile aynı kaderi yaşamaktalar. Geçen sefer AKP'de Eyüp Gökhan Özekin'in yaşadığı sahnelerin çok benzerlerini bu sefer sıklıkla Özkan Yalım ve özellikle de Ali Erdoğan'ın yaşadığını bilmekteyiz. Hemen bir kaç anektodu örnek olarak nakledeyim ki, bunların yaşanmış örnekleri çok var bizde görsel ya da bilgi olarak. Sanayi sitesinde ziyaretlerde bulundulduğu sırada rastladığı 30 yaşlarındaki gence elini uzatan Ali Erdoğan'ın genç tarafından nazikçe elinin geri çevrildiğini, bunun üzerine Ali beyin "niçin elimi sıkmıyorsunuz" sorusuna aynı gencin, "biz ÜLKÜCÜYÜZ Ali bey kusura bakma" yanıtını verdiğini, Ali Erdoğan'ın "ama bende ülkücüyüm" demesi üzerine aynı gencin "BİZ SENİN ÜLKÜCÜLÜĞÜNÜ de BİLİRİZ TÜRKÜCÜLÜĞÜNÜ de biliriz Ali Bey" şeklinde yanıt vererek Ali Erdoğan'ı bozduğunu biliyoruz. Yine Ali Erdoğan'ın Atapark Özsüt'te dört kişilik bir grup tarafından elini uzatmadıkları gibi adeta azarlandığını da biliyoruz ve neredeyse bütün Uşak, başta kendi köyü olan İlyaslı olmak üzere gerek köylerde gerekse esnaf ziyaretlerinde Ali Erdoğan'ın yaşadığı tatsızlıkları konuşuyor. Yani CHP'de de durum farklı değil. CHP, zaten şu ana dek ev toplantısı gerçekleştirebilmiş değil. Yani güya şehir merkezinde oy kazandıracağı iddia edilen Ali Erdoğan hemen her akşam köylere ya da ilçelere giderek düğün mevlüt vs. gibi organizasyonları kollamakta yani halkla birebir diyalog içerisine girmek durumunda kalabileceği ortamlardan adeta kaçınmakta. Demem o ki Cemaatçi aday gösteren diğer iki parti gibi CHP'nin de işi bu seçimde bir hayli zor görünüyor.

Gelelim MHP'ye; MHP'deki komiklikler AKP ve CHP'deki kadar dışarıya yansımış değil. Durmuş Yılmaz'ın yaşının bir hayli olmasının ve önemli Devlet kademelerinde görev yapmış olmasının hatırına sanırım, halk Durmuş Yılmaz'a cemaatle adının anılmasına rağmen ciddi bir tepki ya da refleks ortaya koymuyor. Ama gerek Durmuş Yılmaz'ın gerekse Gökhan Özoğlu'un sanki çocukluktan beri Ülkü Ocakları'nda yetişmiş insanlar gibi Dokuz Işık'tan dahi haberleri olmamasına rağmen "Davamız, Ülkümüz" gibi sözler sarfetmesini kendi arasında epeyce tiye alıyor gibi görünüyor. Bozkurt işareti yapmayı yeni öğrenen, öteden beri başka politik görüşleri benimsedikleri bilinen isimlerin kırk yıllık ülkücü gibi "davamız için çalışıyoruz" gibi söylemleri kullanması gerçekten de oldukça tuhaf oluyor. Bu nedenle dalga geçip tiye alanlar pek haksız da sayılmazlar. MHP'de İl Başkanı Ali Kurt'un ve beraberindekilerin anlamsız hırçın tavırları, İl Başkanı olduğunu adeta unutmuşçasına paylaşım siteleri üzerinden bazı isimlerle tartışmalara girmesi, ülkücü camianın sevilen isimlerini hedef göstererek yaptığı hırçınca çıkışları sebebi ile zaten karışık olan kafalar hepten karışmış durumda. Yıllarca mesafeli durduğu ve yıllarca AKP'yi destekleyen en nihayetinde ülkeye ve AKP'ye ihanet ettiği gerekçesi ile adeta AKP'den sürülerek çıkartılan cemaat isimli olgu ile yakınlıkları bütün Uşak'ın malumu olan isimlerin aday gösterilmesi, Durmuş Yılmaz'ın seçim çalışmalarına ekonomik olarak hiç katkı sunmuyor olması, seçim çalışmalarının dar bir bütçe ile gerçekleştirilmek zorunda kalınması gibi sebeplerin üzerine parti içerisindeki ciddi tartışmaların yaşanması MHP'lilerin ve özellikle ülkücülerin keyfini kaçırmış gibi görünüyor. Kaldı ki bu durum seçim çalışmalarına katılanların sayılarının son derece az olmasından da anlaşılabiliyor. MHP içerisindeki birilerini hain ilan etme modasına, kimilerini partiden ihraç etmeye kalkmak gibi anlamsız girişimlerin olması durumu, bir de bazı sözde fikir ya da kanaat önderi diye kendini adlandıran kişilerin sosyal paylaşım siteleri üzerinden uluorta üstelik sert ve kaba tabirler kullanılarak anlamsız bir uslup ile tartışmaları halka açık sürdürmesi gibi sebepler gerilimi zaman zaman tırmandırsa da gerek Muhterem Kuruçay'ın gerekse Ülkü Ocakları Başkanı Ümit Arslan'ın sağduyulu davranmaya insanları sevk etmesi ile olası ciddi sıkıntıların önüne geçilmiş oluyor diye düşünmekte ve gözlemlemekteyim. Sonuç itibarı ile diğer iki parti gibi, MHP'nin de işi bu seçimlerde bir hayli zor görünüyor. 

Bu arada sahibi ve yöneticisi olduğum Marka Ajans her seçimde olduğu gibi bu seçimde de seçim sonuçlarına ilişkin öngörüde bulunmak adına çalışmalarını yürütmekte. Görevlendirdiğimiz profosyonel ekip, halkın nabzını an be an tutmakta. Örneğin; şu günlerde üzerinde çalıştığımız sorular şunlar: Siyasi partilerin seçim beyannamesini incelediniz mi? En çok hangi siyasi partinin seçim beyannamesini beğendiniz? En çok hoşunuza giden seçim vaadi hangisi? Siz ne gibi vaadlerle size gelinmesini isterdiniz? gibi sorulara gerek röportaj yoluyla halka direk sorarak gerekse istatistik çaılşması olarak cevap aramaktayız. Yaptığımız araştırma ve anket sonuçlarına ilişkin rakamları ve yaklaşık tahminleri de verdiğimiz bir yazımı da çok yakında sizlerle buluşturmak için çalışmalarımı sürdürmekteyim...



          
Yorumlar

sandık mandık yok 11 Yıl Önce

şimdi bu yazıya katıl-ma-mak elde mi vAllaha seçimden bıktık zaten de sürekli temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze getirilen bu adaylar da neyin nesi. yok muydu başka adam diyeceğim ama sayelerinde adam da kalmadı siyasetçi olabilecek. memleketimin geldiği hale bak ondan sonra benden oy iste üç partinin üçünü topla bir parti etmez e ülkeyi zaten yönetemez bunlar baksana kadrolara. nasıl oy vereyim şimdi ben. en iyisi sandığa gitmem daha iyi

Cemal Özüdoğru 11 Yıl Önce

aç ayı oynamaz diye bir atasözü var ama sağolsınlar siyasetçiler bizi yıllarca yalanlarla doyurdular o kadarki artık gına geldi midemiz bulanıyor bu milletten artık size oy yok benim 3 oyum var ama atacak politikacı yok e benim için sandığa gitmenin bir anlamıda yok

MHP DALLAS VARİ 11 Yıl Önce

uşak mhp de gemi karaya oturmuştur yönetilmez bir hale gelmiştir.beyaz çoraplılar, mafya ağızlılar hakim olmuştur. ne ararsan var bi̇lumum çeşi̇t çok.

:)) 11 Yıl Önce

artık bölge ülkelerindeki siyasete yön verenler kervanına ingiltere ve amerikadan sonra rusyada katıldı. kim kimin yanında, kim kime düşman, dost kafalar karıştı. bölgede amerika'nın dost olarak gördüğü her türlü desteğinin tam olduğu ve her ne olursa olsun arkasında durduğu israil ise rusya ile istihbarat konusunda işbirliğinde, e o zaman amerika ve rusya gerçekten düşman mı? ikisinin de müttefiki ve destekçisi israil ve bölgedeki kürtler. düşmanları da işid ise, rusya'nın türkiye'ye göz dağı vermek istemesi neden? rüzgarın kendilerinden yana estiğini bilen pkk ve suriye kolu pyd de bir an önce sonuca ulaşmak ve kürt devleti kurulması için bu fırsatı kaçırmama derdindeler. bölgedeki krizden ekonomik açıdan en çok etkilenen, 2.5 milyon suriyeliye kapısını açan türkiye, 1 . dünya savaşında ki gibi kirli bir oyuna mı sürükleniyor? hemen her şeye anında tepki verme, müdahil olma alışkanlıklarını bırakmak gerekli.

İSMET ERDEM 11 Yıl Önce

bu seçi̇mde tüm parti̇leri̇n oylarinda azalma olacak. yorgun ve küskün seçmen orani yüksek. demokrasi̇ye i̇nanç kaybi, poli̇ti̇kacinin i̇ti̇bar kaybiyla paralel.zi̇ra palavra karin doyurmuyor.

Tüm Yorumlar