Sanki hiç tepki yokmuş gibi, MHP'nin halk nezdinde saygınlığı zaten bitmemiş gibi şov yapmıyorlar mı? İnsan şaşıyor.

Bildiğiniz üzere, önce milliyetçiliği ayaklar altına aldım deyip ağzına geleni saydırdığı ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda maalesef hâlâ AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı yürüttüğü amansız mücadeleye bir gecede son verdi ve bir sabahtan itibaren Erdoğan hakkındaki eski sözlerini unutmuş gibi söylemlerini tamamen değiştirerek Sayın Erdoğan'ı övdü. Hatta açıkça söyledi: Erdoğan'a tam yetki vermekten başka çare de yok, Erdoğan'dan başka vaziyeti idare edebilecek kimse de yok diye. Hangi saçma sapan paranoya sebebiyle birdenbire bir insanla alakalı görüşü bu kadar değişti? Bilemiyoruz tabi derin işler bu işler bizim boyu aşıyor bu konulara girince Şenkal'amıyoruz en iyisi cevap aramaya bile kalkmayalım çünkü mantıklı bir cevabı olması mümkün değil.
Dünya siyasi tarihinde bu kadar hızlı ve bu kadar büyük bir çark ilk çıkabilir. Konumuz bu değil tabii. Bahçeli o gün bugündür hiçbir karşılık beklemeksizin Erdoğan ve AK Parti iktidarına destek veriyor. Sebebini de çaresizlik olarak izah edip, "Erdoğan'dan başka çaremiz yok" gibi arz ve izah ediyor ve ilave ediyor: "Erdoğan'a bütün yetkileri devreden, onu hesap sorulmayacağına emin kılan bir sistem getirmeliyiz." Peki ya Erdoğan sonrası? Ona dair tabii bir cevabı yok.
Baraj civarında oyla ülke gündemi belirliyor, devlet politikası belirliyor. Bu nasıl demokrasi ise? MHP'lileri bilmem ama bu ikinci açılım süreci AK Partililerin hiç ama hiç hoşuna gitmedi. Taşra zaten çok tepkili, genel merkezde de itirazlar var esasen ama Numan Kurtulmuş hepsini despotça bastırıyor diyorlar Ankara kulislerinde. Bilal Erdoğan besbelli bu işlerden bağımsız bir siyaset güdüyor ve AK Partililerin gönlüne oynuyor, başarılı da sayılır zaten seviliyor. Erdoğan ailesi doğal olarak AK Partili çevrelerde ve bir şekilde koruduğu saygınlığı da var sonuçta AK Parti çevrelerinde ve sempatik de geliyor kimi AK Partililere.
İleride neler olur? Bilemem ama sanki AK Parti'nin içinde de, özellikle Milli Türk Talebe Birliği kökenli ya da daha Milli Görüş'e yakın siyasetçiler de derin devlet siyasetinden memnuniyetsizlik ifade eden çok insan var. Şenkal Atasagun'un MHP Genel Merkezi'ne üs kurduğunu ve arka planda Bahçeli'ye en fazla etki eden isim olduğunu bilmeyen yok. Dolayısıyla rahatsızlık büyük. Derin devlet ile siyasetin bu kadar bariz iş tutmasını da zaten doğru bulmuyor özellikle Milli Türk Talebe Birliği tandanslı fikri aksiyonda etkin fikir ve bilim insanlarının çok tepkili olduğu, zaten herkese ayan. AK Partili çevrelerde ve aslında yüksek sesle olmasa da itirazlar halen yansıyor Erdoğan çevrelerinde de. Cumhurbaşkanlığında kimlere nasıl operasyon çekmiş o İletişim Daire Başkanı mıdır nedir? Aldılar ya görevden, rezalet ayyuka çıkınca. AK Parti'de de işler karışık, özetle Bahçeli yüzünden.
Süreç zaten tıkandı ve silahı bırakırsa da PYD/PKK, adı neyse, Amerika "Ben yokum, silahlarımı da askerimi de toplayıp gideceğim" derse o zaman belki bırakacak. Keza şu an zaten öyle de oluyor galiba. Amerika çekildi verdi arkasından ve Araplar ayrılıverdi PYD/PKK'dan ve Şam yönetiminin insafına terk edilmiş oldular. Yani Türkiye veya Türkiye'de yürütülmeye çalışılan sözde siyasi süreç kimsenin umurunda bile değil. Süreç dedikleri saçma şeyi Bahçeli başlatır başlatmaz biz tepkimizi verdik ve ilan ettik: "Silahı bıraksın istiyorsak PKK, silahı verenle masaya oturmalıyız; onlar da bizim Bahçeli'yi adam yerine koymaz" demiştik. Maşalarla değil, sahipleri ile masaya oturmadıkça bataklık kurumaz demiştik. Bizim gençler daha ilk gün Kuvva-Bir Derneği adı altında Valilik'ten izin alarak yürüyüş ve protesto etkinliği düzenledi, katılmış, cadde de yürümüştük. Atatürk Anıtı önünde Ali Çuhadar meydan okumuştu Kuva-yi Milliye gençliği ve şehit aileleri adına. Ki şehit yakınları ve gazi dernekleri de destek atmıştı gençlere, sağ olsunlar. Türk Ocakları da galiba katılım sağlamıştı, sağ olsun Kemal Hoca'm çok duyarlıdır ve samimidir.
Konu bizim açımızdan ilk gün kapanmıştı ama Bahçeli inat etti, milletin arasındaki kutuplaşmayı artırma pahasına, devleti itibarından etme pahasına, teröristi şımartma pahasına ve dahi şehitlerin kemiklerini sızlatma pahasına adeta sürükleye sürükleye bu güne getirdi. Hem emek, hem zaman, hem efor kaybettik, hem moralimiz bozuldu. Tek faydası, MHP'li arkadaşlar da büyük oranda Bahçeli'den değil, Türk milliyetçisi sıradan bir Türk bile çıkmayacağı gerçeği ile yüzleşti. Bir Türk, hangi siyaset ya da ikbal kaygısı ile olursa olsun, hainlerle el sıkışmaya ve hainleri kutsamaya bu kadar da heves olamaz ve bu kadar Türk düşmanlığı aşikâr kimselere böyle imtiyazlı gibi davranamaz. Bunu da bize "devlet aklı" diye yutturacağını sanacak kadar da gözü dönmüş. Yahu Apo'yu "kurucu önder" ilan edip mecliste kürsüye çağırmak hangi devletin aklı olabilir? Belki İsrail devlet aklı kastediliyorsa olabilir. Amerika devlet aklı cüret etmez, bilir Türk'ün aklını alacağını. Ki aldık, Allah'ın izniyle hepsine tepesinden bakacağız, nazikçe, çok yakındır.
Uşak'ta tanıdığım ne kadar MHP'li varsa hepsi ile az çok, ama telefonda ama karşılıklı ziyaretler esnasında sohbet ediyorum ve hatta son zamanlarda artırdım. Geçen İncir Kafe'de MHP Uşak İl Başkanı Ümit Arslan kardeşim ile de epeyce bir vakit oturduk ekipçe ve sorularımıza samimi yanıtlar aldık, özel dostluğumuz gereği. Son haftalarda biraz daha sıklaştırdım MHP camiası ile diyaloğu ve istişareyi, keza onların ilgisine girecek paylaşımları da çok yaptım sosyal medyada. Hülâsa haberim var MHP camiasından ve kimsenin keyfinin olmadığından. Herkes Genel Merkez'e rapor ederler, adım da başıma iş alırım diye korkusuna fazla da kimseyle yüz göz olmamak için açıktan kopuş ilan etmiyor belki, ama hemen herkes kalben kopmuş durumda. Gelin görün ki, güvenebilecekleri bir milliyetçi lider olmadığından ya da kendi partilerinde de alttan yetişmediğindense şikayetçi. Haksız da değiller, ama dediğim gibi MHP'den, hatta Bahçeli ve ekibinden kalbi kopuş büyük kitlelerde gerçekleşti.
Bu arada sanmayın ki kopuşu resmiyete döken yok. Emin olun istifalar da çığ gibi MHP'den ve gidişatı hiç hoş değil. Ümit Arslan ise sadece Genel Merkez'e şirin gözükmek, onların gözünü boyayıp onlarla, yani Genel Merkez'le arayı iyi tutmanın üzerine bir siyaset belirlemekle ve partiyi halktan ve medyadan koparmakla suçlanıyor.
"Sahada hiç görüldüğü yok Ümit Arslan'ın" diyorlar ve Ocak Başkanı'nın ortaya saçılan rezilliklerine rağmen görevde olmasını da hiç hoş görmüyor ülkücü camia. Adı şantaj, montaj, tehdit işleri ile anılan bir Ocak Başkanı'nın iş mahkemeye intikal etmişken hâlâ görevde tutulması, o işi lâyıkıyla yapan bütün eski Ocak Başkanları'nın da bana göre rahatsız olduğu bir konudur. Hemen hepsi yakın arkadaşım ve Allah var, konuşmazlar bile, fitne gibi olmasın, Ümit de arkadaşımız diye. Ama samimiyetle sorulsa muhakkak rahatsızdırlar. Bu konuyu sonra işleyeceğiz zaten. Ama MHP camiası Uşak'ta çok tepkili ve Ümit Arslan'ın çevresindeki, çoğu eskiden Ali Erdoğan'cı olan sekiz on kişiyle sınırlı bir siyaset anlayışı güttüğünü söylüyor kulisler. Ayrıca hiç kimsenin ne AK Parti iktidarından ne de açılım saçılım sürecinden umudu yok, millet zaten yokluk ve yoksullukla boğuşuyor.
Söz uzar, ben toparlayıp bitireyim yazımı. Murat Kurum ile aralarından nedense su sızmayan Devlet Bahçeli'nin adamları, geçen rakı masasında sela okutmuş. Elbette çok çirkin ve edepsizce, bizim bütün değer yargılarımız ile alay edercesine. Ve ne kadar ağır konuşsak öfkemiz alışmaz o sela ile maytap geçenlere. İzahı olmayanın mizahı olur derler ya hani? O hesap, ben de onlarla dalga geçeyim istedim ve okunan selayı Bahçeli'nin selası olarak kabul edip kendimi avuttum. Hakikaten Allah katında bu minvalde ben böyle yazabileyim diye bu kadere izin verilmiş olabilir. Yoksa normalde mantıklı değil. Mantıklı olanın bu saatten sonra hâlâ MHP'de, hele hele Bahçeli peşinde ne işi var? Hiç akıl mantık iş mi, milliyetçilerden oy alan yüzde onluk bir partinin ülkede bu kadar söz sahibi olup terör örgütü liderleri ile bizi adeta pazarlığa zorlaması? Akla, mantığa uymayan saçma sapan işleri "devlet aklının işi" diye kabul etmenin bir mantığı var mı?
Yazıyı uzatmanın mantığı yok daha fazla. Uşak'ta MHP'ye oy veren milliyetçi kitle bu gidişten de, rakı masasında oturup sela okunmasından da hiç memnun değil. Keza bence MHP'de Apo'ya "kurucu önder" demek de rakı masasında sela okumak gibi, hatta daha da beteri. Belki Mescid-i Aksa'da şarap içip, hâşâ, zina yapar gibi bir şey teşbihte hata olmasın.






