Geçtiğimiz aylarda şu an için tam tarihini hatırlayamadığım bir olay üzerine olağan üstü toplantı yaptık. Toplantının konusu çok okunacağı ve habercilik açısından çok ses getirecek bir haberdi. Şaşkınlık içerisinde iki arkadaşın derlediği haberin metnini dinledim. Toplantının konusu bu haberi yayınlayalım mı? Yoksa yayınlamayalım mı? İdi. Haber kısaca şu; Uşak Üniversitesi'nde okuyan bir erkek öğrenciye dağda yetişkin kişilerce tecavüz ediliyor. Evet evet yanlış okumadınız erkek öğrenciye üstelik içinde esnafların da bulunduğu bir grup tecavüz ediyor. Burada detayına girmeyeceğim bu iğrenç olayı duyduğumda şok geçirdim. Biz Uşak Haber Merkezi ekibi olarak bu çirkin olayı haberleştirmedik. Basına yansıttıklarımız okuyucularımızın zaten malumudur ben bu ilk yazımda basına yansımayanların bazılarından bahisle gençliğimizin gittiği noktaya dikkat çekmek istedim.
Yine geçtiğimiz günlerde meydana gelen ve yayımlamadığımız bir başka olay ise ilçelerimizden birisinin lise kız öğrenci pansiyonunda intihara teşebbüs eden bir kız öğrencinin ailesi ile yaşadığı ciddi problemler. Geçtiğimiz günlerde ismini vermeyeceğim bir İlköğretim okulunun öğrencisi, uçucu madde bağımlısı olduğu iddia edilen bir çocuk evinde intihara teşebbüs etti ve son anda ipten kurtarıldı. Başka bir ilçemizde geçtiğimiz günlerde meydana gelen bir olayda yine İlköğretim okulu öğrencisi bir kız çocuğuna aynı okulun öğrencilerinin tecavüz için sürükledikleri ve darp ettikleri sırada çevreden yetişen vatandaşlarca son anda engellendikleri iddiası ile savcılık soruşturma başlatmış ve biz bu olayıda diğerleri gibi ilk anda öğrenmemize rağmen haberleştirmemiştik.
Geçtiğimiz ay içerisinde Üniversite önünde yaşanan bir olayda Uşak Üniversitesi'nde okuyan bir kız öğrenciyi zorla otomobile bindirme hadisesi üstelik güvenlikçilerin ve öğrencilerin gözü önünde yaşanmıştı ve biz bu durumu da haber yapmamıştık. Bu saydıklarım ve bunlara benzer bir çok irili ufaklı haber değeri taşıyan, ancak bizim sosyal sorumluluk anlayışımız gereği haberleştirmediğimiz olaylar ve basına yansıyanlar ki onları yazmaya kalksam yazı çok uzar üstüste konulup düşünüldüğünde şahsen benim tüylerimi ürpertiyor ve geleceğimiz adına çok ciddi kaygılar yaşıyorum.
Oysa kentimizdeki yetkililerimizin, bir kaç iyi niyet gösterisinin ötesine geçmeyecek etkinlik dışında bu konularla ilgili caydırıcı bir gayret ve çalışma içine girdiklerini de pek sanmıyorum. Kadrolaşma hesapları, açılışlar, kokteyller, nezaket ziyaretleri gibi haberlerle sık sık basında gördüğümüz Uşak Protokolünü ve siyasilerini malesef gençlerimizi kazanmak adına düzenlenmiş sosyal etkinliklere önayak olurken yada katılırken göremiyoruz. Sorunların tartışılması ve konuşulmasından bile rahatsız olan bir anlayış hakim adeta.
Haddimi asla aşmak istemem ancak uçucu ve uyuşturucu madde bağımlılığının gitgide arttığı ülkemizde nerede ise hiç bir sivil toplum örgütünden bununla mücadele edilebilecek en azından bilgilendirici bir konferans ya da panel etkinliği göremiyoruz. İntiharın, yada girişiminin nerede ise en az haftada bir yaşandığı kentimizin Tabipler Odası ne işe yarar? Kent Konseyi Gençlik Meclisi'nin işlevi nedir? Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ne işe yarar? İl Kültür Müdürlüğü ne işe yarar? İl Sağlık Müdürlüğü ne işe yarar? Milli Eğitim Müdürlüğü ne işe yarar? Eğitim camiasının sivil toplum örgütleri ne işe yarar? vs.vs. Bu birimlerde müdürlük yapan büyüklerimiz bu olanı biteni sadece seyretmek yada üstünü örtmek veya ortaya çıkartıp cezalandırmakla mı yetinecek? Önlemekte görevimiz değil midir? Uşak Belediyesi Kültür Müdürlüğü'nün yaptığı sosyal ve sanatsal etkinliklerde harcanan parayı bile eleştiren belediye meclisi üyeleri bu konuyu dert edinmez mi? İl Genel Meclisi üyelerinin de sorunu değil mi bunlar? Milletvekillerimizin sorunu değil mi? Bu memlekete yatırımlar yaparak para kazanan işadamlarımız neden sosyal sorumluluk projelerinden neden kaçar? Niçin bu tür etkinliklere önayak yada sponsor olmaz. Niçin Futbol ve basketbol kulüplerimiz adeta sahipsiz gibi?
Şunun kesinlikle bilinmesini isterim ki art niyetim yok. Bu yazıyı yazarken ki amacım, kesinlikle farkındalık yaratmak ve gerçekten ekip olarak elimizi taşın altına koyacağımızı buradan beyan etmek. Gençlerin psikolojisini anlamadığımız sürece ve olumlu davranışlara yönelmelerini sağlamadığımız sürece bu tür üzücü olaylar artarak çoğalacaktır. Buradan yetkililere,siyasilere, ilgililere, basın mensuplarına akil insanlara bir genç olarak sesleniyorum lütfen bu gençliğin durumunu kaygı edinin. Lütfen bu konuda bir şeyler yapalım elbirlik. İlk iş akil insanların, yetkililerin, ilgililerin, basının bir araya geldiği ve tartıştığı bir zemin bir konsorsiyum oluşturulmalı. Çözüm önerileri muhakkak olacaktır bunlar tartışılmalı. Acil eylem planları hazırlanmalı ve kaygı edinenler ortaklaşa etkinlikler düzenlemeli. Lütfen evvela kaygı edinelim bu yazımı yayımlanacağı siteyi takip ettiklerini bizzat bildiğimden dolayı tüm yetkililerin okuyacağından eminim lütfen bu yazımı okuyup bana haddi aşmışsın halt etmişsin demeyin ve elinizi vicdanınıza koyup biraz düşünün.
klasbahis - kolaybet - liderbahis - makrobet - maksibet








çok haklısın sayın arkadaşım,yerden göğe haklısın,cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllarda büyüklerimiz gerçekten büyüktüler, babacan,akil,iyiniyetli,kanaatkar,gözütok,babayiğit,efendi,el-emin en azından çoğu böyleydi.Tabii onlara güç veren Ankaradaki zatlarda onlar gibiydi,ülkesini,insanlarını seven onlara tüm iyiniyetleri ile fedakarca hizmet eden insanlardı. Şindi yaşama sırası size geldiğinde ise onlardan eser kalmadı,eskiden çoğu onlar gibiydi,şimdi ise pek azı onlar gibi,zaten o pek az olanlarında yavaş yavaş nesli tükeniyor,allah siz gençlere kolaylık versin derim..