İran başta olmak üzere İslâm dünyasının her yerindeki Ehl-i Beyt taraftarlarının Ehl-i Beytin ezel ve ebed düşmanı Yahudilerin kurduğu sözde devlet İsrail isimli terör oluşumunun zulmü altında kıvrandığı böyle zor bir zaman da bayram kutlamak belki kimine göre doğru olmayabilir ama Gadiri Hum bayramı her şartta kutlanacak kadar büyük bir bayramdır kadrini bilene. İnsanlık içinden bir kişinin Hazreti Ali efendimizin şahsında, Allah'a halife ve kullarına İmam olabilecek kabiliyet ve olgunluğa eriştiğini bizzat Allah'ın müjdelediği bir gün idi çünkü o gün. O gün Allahü Teâlâ nın da sevinip razı geldiği bir gün idi zira Allah; insan üzerindeki plan ve muradının tezahür ettiğini müşahede ediyordu aynı zamanda ve insanlık için düşlenen murat edilen kemalat ve saadet açısından da önemli bir eşik aşılmış oluyordu. Konuyu biraz daha açacağım ama bu bağlam da gadiri hum bayramı Allah'ın kulları ile ortak bayramı gibi esasen ve sadece İmam Ali'nin değil nübüvvet yolu kapanana dek insanı ve insanlığı Allah'tan haberdar edip, ilmen, cismen, madden mânen kemal buldurma planının gerçekleştiği gün olduğu için Allah’ın dilediği her şeyin bir biçimde olacağına ve Allah’ın her şeye kadir ve muktedir olduğuna inanan Müslümanlar açısından bir bayram günüdür ve yıl dönümleri de kutlanasıdır.
Konuyu daha anlaşılır hale getirmek için biraz açacağım, bildiğiniz üzere Allah insanı yarattığın da taştan topraktan kalıbı yatırıp ona secde edin demedi meleklerine ben ona Hayy olan ruhumdan üflediğim de siz ona secde edin diye emir buyurdu. Zira O kendi ruhundan üflediğinde insanın taştan topraktan kalıbı gerçek anlamda varlık bulmuş olacaktı ve ruh beden de kaldığı sürece diri olacaktı. Ruh bedenden çekilip Allaha yeniden döndüğünde ise o topraktan kalıpta ruh gibi aslına rücu edecek ve ölü bir beden olarak toprakla buluşacaktı. Nitekim ilk insanın ismi olarak kabul edilen Adem ismine de hiçlik ve yokluk anlamı yüklenmiştir. Adem'in kelime anlamı hiçliktir ruh yokken beden hiçtir ve Alimlerin ne haliktir ne de mahluktur diye tarif ettiği ruh Allah'ın insan bedeni içine gizlenmiş bir gölgesidir ve insanın Allah’a dönük yüzü ya da Allah’ın aynası gibidir, Adem ruh kendisine üflenince hiçlikten çıkmış ve melekten de üstün Allah’ı yansıtan bir varlık halini almıştır. Bu yüzden de meleklerin secde etmesi gerekmiştir. Zira secde edilen taştan topraktan kalıp değil Allah’ın kendinden üflediği ruhtur ve Allah ruh aynasından yansıdığı için de insana değil Hakka secde edilmiş olacaktır. Şeytan malumunuz olduğu üzere kibri ve haseti sebebiyle bu sırrı kavrayamamış ve biraz da kendi ilmine güvenerek isyan etmiş secdeye varmayı kabul etmemiş ve dolayısıyla kovulmuştur. Tabi insan ruh kendine üflenip dirilince şeytandan üstün olamıyor esasen ruhtan haberdar olabildiği oranda ve ruh ayna vazifesini ifa edip Allah’tan o ruhun sahibini haberdar edebildiği oranda insan kemal buluyor aklı başına gelip nefsini iradesini kontrol altına alarak zamanla şeytan dahil bütün meleklerden üstün bir varlık haline gelebiliyor.
Allah'ın muradı zaten ilk insanı yaratır iken insanı kendisini tanıyıp anlayacak kıvam ve kabiliyete ve nefsini kullanarak ama işin içine katmadan Allah adına yeryüzüne tasarruf edebilecek olgunluk ve kemalata eriştirmek. Ayrıca da insanlığı bütün olarak belli kemalata eriştirip insanlığın zekat verilecek insan bulmakta zorlanılan müreffeh bir yaşama kavuşmuş yeryüzünü adalet ve kerem ile doldurmuş, Mağrib'ten Maşrik' e değin yürüyerek gitse bir kadının zerre korku yaşamayacağı kadar asayişe kavuşturulmuş ışıl ışıl cennet timsali bir dünya cennet ehli gibi bir insanlık topluluğu var etmek Allah’ın planı malumunuz. Şeytan ise bu muradın insanoğlu ile oluşamayacağı insanın o kemalata ve yüceliğe erişemeyeceği iddiasında idi ve insanlık ve kainat var olalı insanın ve insanlığın düşmanı olarak bu muradın gerçek olamaması için türlü hile ve tuzak ile savaş verdi insana karşı. Bildiğiniz üzere Allahü Teala bu muradın tezahür edebilmesi için ve insanın Allahtan haberdar olabilmesi için ve de murat edilen nizamın oluşturulabilmesi adına insanlığa ölçülerin ve insana ve kainata yüklenen zenginliklerini öğretebilmek için Peygamberlerini yolladı.. İnsanlık tarihi boyu gelen Peygamberler insanlara ve dolayısıyla insanlığa Allah’ın tavsiyelerini ölçülerini ahlakını aşılmaya dönük çalışmalar yaptı ve bizzat kendileri bu ölçüleri yaşayarak insanlara iki cihan saadetinin yolunu yordamını gösterdi.
Plana göre Nübüvvet yolu Hatemül Enbiya ile yani Habibi Kimriya Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) ile son bulup kapanacak ve daha sonra Allah’ın nuru velayet yoluyla insanlığa yol göstermeye devam edecekti. Nitekim de öyle oldu. Hazreti Fatıma Annemiz (as)aracılığı ile nübüvvet ağacının meyvesinden de ziyadesiyle istifade eden İmam Ali efendimiz (as) nübüvvet ve velayetin buluştuğu nokta olarak insanlığın Peygamber olmadığı halde Peygamberlerden sonra en kemal bulmuşu olarak bizzat Allah tarafından Allah’a halife Müminlere de Emir tayin edildi. Elbette ki Peygamber mektebinden geçti ve daha vahyin ilk indiği günden itibaren Peygamberin yanında inen vahiylere yaşananlara bizzat tanıklık ederek çilenin de belki insanlığın hiç bir ferdinin katlanamayacağı kadar ağırını çekerek ayrıca bütün ilimleri de edinerek ve nefsin makamlarını tek tek aşıp nefsine ve şeytana galebe çalarak bu kemalata erişti İmam Ali efendimiz ve yaşantısını iyice incelediğimiz de Allah’ın bir lütfu olmakla beraber Halifelik ve İmametin kendisinin hakkı olduğunu da müşahede edebiliriz. Detaya çok girer isek yazı uzar lakin İlmin Şehri benim kapısı da O hadisine mazhar olan İmam Ali efendimiz İlimden Adalet nezaketten letafete cesaretten yiğitliğe her alanda insanlığın en üstünü ve kabili olmayı örnek yaşantısı ve seciyesiyle başarmış bir insanlık büyüğü oldu.
Ali efendimizin yeterli kabiliyete erişmesiyle de aslında Allah insanı Cebrail'e muhatap kılmaksızın ve Peygamberlerin çektiği çilelere düçar olmaya gerek olmaksızın ekmel nokta da Allaha vasıl olabileceğini ve Allaha halife insanlığa imam ve müminlere emir olabilecek seviyeye erişebileceğini kendine de insanlığa da İmam Ali tarafından bağlanıp Peygamberimizin şefaati ile serbest kalan şeytana da ispat etmiş oldu ve Hz. Peygamberden (sav) İmam Ali efendimizin imamet ve hilafetini aslında mezuniyetini ashabına ilan etmesini istedi. Nitekim Peygamberimiz de Veda Haccı dönüşü Gadiri Hum adı verilen bir bölge de ashabını toplayarak bu hakkı teslim edip bu hakikati orada hazır bulunan bütün sahabesine ilan edip Beni Mevla bildiniz ise biliniz ki ben kimin Mevlası isem Ali Onun Mevlasıdır buyurdu. Aynı gün Yüce Allah'ta 'Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet'i beğendim! mealindeki son ayeti kerimesini indirdi. Yani Ali efendimizin kemalat bulması ve bu kemalatın ilan edilip velayet yolunun İmam Ali efendimiz üzerinden açılmasıyla birlikte din kemal bulmuş ve İslam dini insanlık için tek hak din olarak seçilmiş öncekilerin tüm hükmü ve geçerliliği de kaldırılmıştı.
Dolayısıyla Peygamberimiz; İmam Ali'nin Gadiri Hum'da elini kaldırıp neredeyse bütün sahabenin gözünün önünde Hilafetini ve imametini ilan etmesiyle yalnız müminler değil evvelki Peygamberlerimiz de ve tabi Muhammed Mustafa efendimiz de ve Allah’ın muradının tahakkuk edeceğine inanan melekler ve Ehad olan Allah'ta bayram etmekteydi. Kutlanması ve kutsanması gereken de yalnız İmam Ali değil bütün Müslümanlar ve hatta bütün insanlık idi. Bütün insanlık için bir müjde idi o gün. Zira Allah dinini kemale erdirmiş ve insanlığa iletmek istediği bütün mesajını İslam dini altında iletmiş ve insanlığa kemal bulmanın iki cihan saadetine ermenin ve nihayet kendisine erişmenin yolunu ölçülerini tarif etmiş olmuştu. Şahı Velayet ve Şahı Merdan olarak bilinen Emirel Müminin İmam Ali efendimizin nezdinde veya şahsında insanın bütün meleklerden üstün hale gelebileceği ve şeytanı da yenebileceği gerçeği ortaya çıkartılmış oldu Hz. Peygamber ve Ona indirilen Kuranı Kerim ve İslam dini sayesinde. Allah’ın nuru nübüvvete gerek olmaksınız velayet üzerinden yeryüzüne inebilecekti artık ve bu nur İmam Ali efendimizden sonra da Ehlibeyttin diğer fertleri olan İmam Hasan ve İmam Hüseyin efendilerimiz ve onların evlatları üzerinden insanlığın istifadesine sunulmaya devam edegeldi. Allah İmam Zamanın nurunu çabuklaştırsın ve kolaylaştırsın inşallah.
O halde insanlık olarak bayram etmemizden daha doğal ne var bu günün yıl dönümünde ve o günü yad edip izzet ve onur duymamızdan daha doğal ne var? İslam alemi bu gün kan revan içinde acı ve göz yaşı içinde evet ama Allah'tan umudunu kesemeyeceğine göre ve bir gün mutlaka murat edildiği gibi insanlık içinden insanlığa vaad edilen saadeti Adalet ve bollukla dolu günleri yaşatacak bir insanın zuhur edeceği inancını yaşattığına göre bayramımızı kutlamalıyız ne şartta olursa olsun. Hep söylüyorum içimizden Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bütün dünyaya ağzına bakıtan ve buyruğunu dinletip sulhu getiren bir insanlık büyüğü çıkmış ise muhakkak bir gün Peygamberin bizlere müjdelediği İmam Mehdi de aramızdan çıkacak ve insanlığın aradığı ve özlediği o güzel günleri insanlığa yaşatacaktır kıyamet kopmadan evvel. İnsan kemal bulur ise ve kendisini fikir düşünce ve projelerini insanlığa mal edebilirse kemal bulmuş insan illaki insanlıkta kabul görecektir ve illaki insanlığı ortak akıl da bir edip murat edilen adaletli bolluk günlerini yaşatabilecektir.
Tabii ki bu muradın oluşabilmesi için bize düşen kendimizi iyi yetiştirebilmek iyi insan olma azmiyle gayret ederek Müslümanların birliğine vesile olabilecek fiiller işlemek adına üzerimize düşeni yapmaktır. İran'a İsrail denen azgın terör devletinin saldırdığı bu günlerde Türkiye olarak bu durumun yarın da bizim başımıza geleceği gerçeğinden hareketle acilen İran ile istihabari askeri ve ekonomi adı neyse her alanda bir olmalıyız ve İsrail'e karşı verdiği bu kutlu savaşta İran’ın yanında yer almalıyız. Yarımızdan çok fazlamızın mezhep imamı olarak kabul ettiği İmamı Azam Ebu Hanefi aramızda olsa böyle yapmaz mıydı ve bunu istemez miydi sizce? Ki biliyorsunuz Ehlibeyt büyükleriyle beraber Ehlibeyt yolu için verdiği mücadeleyi. Onu tanımasam helak olurdum buyurduğu Ehlibeyt İmam Caferi Sadık efendimizin önderliğinde Emevilere karşı ve ardından da Abbasilere karşı verdiği mücadele az çok İslam tarihi bilenlerimizin malumudur ki şad olsun ruhu Ebu Hanefi'yi Caferi Sadık’ın emrinden çıkmadığı için zindana atıp orada zehirleyerek şehit etmişlerdi hatırlayın. Kuşkusuz Şialık Ali'yi sevmekse biz en büyük Şialarız buyuran İmam Şafi hazretleri de Ebu Hanefi de insanlık büyükleri olarak bizim bir olmamızı isterdi vahdette rahmet vardır malumunuz ve zaten Yahudi’ye karşı da bir olmayacak isek ne vakit bir olacağız Gadiri Hum Bayramınız mübarek ve kutlu olsun birliğimize vesile olması temennisiyle esenlikler dilerim...






