Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa ben yanındayım, kapım açık diyen ADALET Bakanı bizim de yanımızda olur mu?

Hatırlayacağınız üzere Uşak Son Nokta Gazetesi, 2011'li yıllarda Uşak Haber Merkezi'nin yazılı basın kuruluşu olarak, Valilik protokol listesinde adımızın bulunması gayesi ile kurulan bir günlük gazete idi. Yıllarca verilen uğraşlar ve emekler neticesinde 2014 yılında Basın İlan Kurumu'ndan yararlanma hakkını elde ettik. Uzun soluklu bir süreçti. Ekipten birini imtiyaz sahibi gösterdik, birini de yazı işleri müdürü yaptık. O dönem günlük gazete olarak kabul edilip Basın İlan Kurumu'nun imkânlarından, yani kamu ihale ilan ve reklamlarını yayınlama hakkından yararlanmak için 18 ay boyunca hiç ilan reklam almaksızın kendi imkânlarımız ile her gün gazeteyi çıkarma zorunluluğu vardı ve en az beş tane fikir işçisi kadrosunda gösterilebilecek çalışan bulundurmak da zorunda idiniz ki günümüzde bu şartlar çok daha ağırlaştırıldı. Ben o zaman Atapark'ı işletiyor idim ve günlük gazetenin masraflarının büyük bölümünü Atapark'tan elde ettiğimiz gelirlerden karşılamış idik. Ekibin derdi para kazanmak değildi ve ben bunun farkında idim. Malumunuz zaten Uşak Haber Merkezi'nin de Son Nokta Gazetesi'nin de kuruluş amacı FETÖ ile mücadele ve Uşak'ı merkez edinme planlarını önleyip merkez edinebilmelerinin önüne geçmekti.
Geçenlerde bir röportajda Gazeteci Çavuşoğlu arz ve izah etti ki o dönem cemaat dediğimiz hain yapının mütevellisinde bulunan insanlar bizi tehdit etmek ve karşı karşıya bulunduğumuz riskin, cemaatin ve dahi Kuva-yi Milliye ve Aşıklar Şehri Uşak üzerindeki planlarının büyüklüğünü anlatmak maksatlı bize Fethullah Gülen'in ve Vatikan'da bulunan bazı kardinallerin Uşak'a yerleşme ve Uşak'ı merkez edinme planlarını bizzat anlatmışlar idi. Uşak, dinler arası diyalog ve medeniyetler ittifakı adı verilen ihanet projelerinin önemli merkezlerinden birisi olarak düşünülüyor idi. Zira Hıristiyanlık içindeki bazı grupların Hz. İsa'nın Karahallı ilçemizde bulunan antik Pepuza Kilisesi'ne ineceğine dair inancın ve dahi örneğin Karun hazineleri vb. birçok tarihi değerin şehrimizde bulunması gibi sebeplerin Hıristiyan dünyasının Uşak'ı merkez edinme yolunda iştahlarını kabarttığını da söylüyorlardı.
Ayrıca şimdilerde enerji olarak da tanımlanan gizemli ve özel gücün önemli bir kaynağının Uşak olduğunu da biliyor idik. Biz de elimizden geldiğince bu planlarının tezahür etmesine engel olma mücadelesi verdik. Tabii ki çok örnek var cemaat planlarını önlediğimiz; en belirgini Hazim Sesli'nin milletvekili seçilmesinin önündeki en büyük ve en önemli engel olduğumuzu bizzat Sesli'nin ve çevresinin dillendirmiş olmasıydı. UTSO'da, kent konseyinde vs. her alanda belki onlarca planını önleye geldik FETÖ'nün. Halen de bize sorarsanız şehrin siyasetini FETÖ dizayn etme çabasında. Fethullah Gülen denen hain başında olmaksızın benzer FETÖ taktikleri ile şehir siyaseti dizayn edilmeye çalışılmakta ve kimse farkında olmasa da istihbarat savaşlarının da aslında bize göre en yoğun yaşandığı şehirlerden biri Uşak. Tabii şunu da ilave edeyim; Uşak'ı merkez edinmek isteyenler Epstein skandalını var edenler yani CIA idi esasen. Fethullah Gülen sadece CIA'nın maşası olarak Uşak'a yerleştirilmek istenmişti. Yani FETÖ'nün şahsında Uşak'ı merkez edinmek isteyen CIA idi ve biz ajanı ya da maşası FETÖ'nün nezdinde esasen CIA ile mücadele vermiştik.
Konumuz FETÖ ile mücadele değil tabii ki ama yeri gelmişken söylemeden geçemedim. Zira kimse aleyhine tek kelime edemez iken Son Nokta Gazetesi baş sayfadan "Fethullah Gülen CIA ajanı" diye manşet atardı ve her alanda mücadele verdi. Gün gelir üç bin gazete basar bütün şehre, ilçe ve köylerine dahi dağıtır idik. Fethullah cemaati aleyhine yazılar yazardık el birliği ile ki bütün yazar kadrosunun en az birkaç yazısı yayımlanmıştır Son Nokta Gazetesi'nde. Hatta hiç unutmam Fethullah'ın imamı ve mütevellisi 2011 yılında gelip "Sizin yüzünüzden zekât bile toplayamaz hale geldik" demişlerdi ve biraz sessiz kalır isek her birimizi servet sahibi yapmayı teklif etmişlerdi. Kadro, dini konuda da birikim sahibi ve dindar insanlardan oluşan bir kadro olunca tabii haliyle şehir insanı üzerindeki etkisi de hayli fazla olmuştu.
İşte FETÖ ile mücadelenin en önemli lokomotifi konumundaki Son Nokta Gazetesi, 15 Temmuz sonrası çıkan ilk KHK'da Zaman Gazetesi ile aynı listeye girmiş ve maalesef kapatıldı. Gazetenin kapatıldığından ne Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ne de Uşak Valiliği'nin bilgisi bile yoktu. Kendi ifadeleri ile onlar da bizimle beraber öğrenmiş ve onlar da bizim gibi çok şaşırmıştı.
Evet, akıl alır gibi değildi ama varlık sebebi; ekibin bir şekilde protokol listesinde bulunması ve FETÖ ile mücadele olan günlük gazetemiz, Basın İlan hakkını elde ettikten ve para kazanır hale geldikten sadece 1 yıl kadar sonra kapatılmış idi. Üstelik hiçbir gerekçe gösterilmeden. Nitekim gazetenin niye kapatıldığını da ne yapılırsa açılacağını da hala bilmiyoruz, bilen yok. Buradan söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama geçenlerde Ak Parti'nin Uşak Milletvekili İsmail Güneş ağabeyimiz bizim ricamız üzerine konuyu biraz soruşturdu ve o da bir sonuç elde edemedi. Hatta kendi ifadesine göre Bakan Yardımcısına sormuş ve o bile dosyanın içeriğine erişememiş ki dosyayı bilen de yok. Sözde Ankara'da idari mahkemede iki tane dosya görünüyor ama ikisinin de içeriğine dair bilgi dahi yok. OHAL Komisyonu da kapandı ve bizim gazeteye dair en küçük bir bilgi ya da tebligat dahi yok. Zaten biraz yılgınlık ve korku ile biraz da sigorta borçlarını bahane eden ve gazetenin açılmasından umudunu kesen, kâğıt üzerinde imtiyaz sahibi olan eski arkadaşımız Mehmet Ali Kandilli de hak arama mücadelemizin önünü "aman sendecilik" sebebi ile biraz tıkayınca hiçbir sonuç elde edemez olduk. Oysa gazete açılsa, zaten el konan mal varlıkları ve birikmiş alacakları ile bütün meselelerimizi çözebilecek durumdayız. Ben Uşak Adliyesi'ne bütün ekibin de tanık olarak dinlenmesi istemiyle dilekçe de verdim, CİMER'e de yazdık Kandilli ile beraber ama sonuç sıfır ve akıbeti belli değil. Adeta umudu kesmemiz bekleniyor. Gelin görün ki Türk adaletine olan inancımız ve yıllarca verdiğimiz emek, cebimizden harcadığımız para ve davamıza olan imanımız bizi bir şekilde biliyor ve umudu kesmiyoruz. Uşak Haber Merkezi üzerinden FETÖ'nün ya da benzeri yapıların FETÖ vari taktikler ile şehir siyasetini dizayn çabasına karşı da halen dipdiri mücadele veriyoruz ve bilinmelidir ki ölmedikçe bu mücadeleyi vermeye devam edip şehrimizi FETÖ'ye teslim etmeyeceğiz.
Ekrem İmamoğlu denilen hainle alakalı operasyon için düğmeye basınca ilk defa gündemimize aldığımız eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve şimdiki Adalet Bakanımız Akın Gürlek'e; gerek uyuşturucu baronları ile mücadelesinde ve gerekse terör örgütleri ve siyasi uzantıları ile mücadelesinde CHP tabanının tepkisine de aldırmadan açık destek verdik. Bakarsanız birçok köşe yazım ve sosyal medya paylaşımımda kendisine verdiğimiz destek hala yayımdadır. Bakan olarak atanması da bizi hem umutlandırdı ülkemiz adına hem de heyecan ve mutluluk verdi. Keza daha gece yarısı atama haberi duyulur duyulmaz şahsi sosyal medya hesaplarımızdan da hiçbir siyasi kaygı gözetmeksizin destek olduk. Gazetenin kapatılmasının bize göre sebebi ise Ak Parti'nin FETÖ ile mücadelesini samimi bulmadığımızı ifade eden ve Ak Parti'yi de eleştiren yazılar yazmamız idi, bunu da belirtmiş olayım.
Sayın Bakan, atamadan hemen sonra A Haber'e çıktı ve güvenimizi boşa çıkartmayacağına dair ve hayal kırıklığına sebep olmayacağına dair açıklamalarda bulundu. Ben de özellikle "Adaletsizliğe uğramış, mağdur edilmiş ya da geciken adalet sebebiyle hak etmediği zorluklar ile karşı karşıya kalmış kimselere kapımız ardına kadar açık" demiş olması sebebiyle bu yazıyı yazıp kendisinden bu yazı aracılığıyla randevu talep etme kararı aldım. Sayın Bakan bize iki saat ayırsın; kendisine hem kendi hâlimizi arz edip adaletin tesis ve teminini sağlamasına yardımcı olalım hem de FETÖ'yü merkez edinmek istediği şehirde yenebileceği çok özel bilgiler verelim. Zira Uşak Valiliği ya da Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ankara desteği olmadan inisiyatif alacağı yok.
Vesselam ve saygılar.






