Nakşibendilik ya da yan kolu cemaatlerin Uşak'taki uzantıları ve icraatları...
Adını ister Fetullahçılık deyin ister Nurculuk deyin, ister Süleymancılık deyin ya da ister tarikat deyin ister cemaat isterse hareket farketmez bu saydığım grupların tamamının çıkış noktası da beslendiği kaynakta Nakşibendiliktir. Kürt Yahudisi Barzani'yi Müslüman göstermekle kalmayıp, şeyhleri arasına sokmak dahil, İslam coğrafyasında pek çok fitnenin tohumunun atılmasında ve yeşertilmesinde başrol oynayan bu sözde tarikatın Uşak'taki uzantılarını ve kimleri nasıl kullandıklarını, saf insanları nasıl kandırıp Onlardan yararlandıklarını, kah mağdur ya da mağdurelerin ağzından, kah belgeleri ile ya da adli tutanaklara yansıyan örnekleri ile ama bütün çıplaklığı ile bu yazı dizimde ortaya koymayı planlıyorum.

Bildiğiniz üzere cemaatlerin yapısı, tarihi seyirleri, inançları, ritüelleri, dünyadaki ve Türkiye'deki bağlantıları, kimler tarafından hangi sahalarda ne amaçla kullanıldıkları benim adeta ihtisas alanım oldu. Yazarlığa başladığım tarihten bu yana da yaptığım araştırmalar neticesinde elde ettiğim bulguları da sizlerle zaman zaman paylaşmıştım. Hatta Fetullah Gülen Cemaati ile ilgili yazı dizim ilgiyle takip edilmiş ve fakat aşırı derecede eleştiri almıştı. O dönem beni eleştiren pek çok arkadaşım 17-25 Aralık olaylarının ardından söylediklerinin tümünde haklıymışsın ve biz seni eleştirerek hata etmişiz keşke geçmişte seni dinleseymişiz demiştir. 

Yazı dizimin bugünkü bölümüne "Cemaat" adı verilen oluşumların tamamına yakınının Nakşibendi geleneğinin ürünü olduğu iddiama bir kaç kanıt ortaya koyarak girmek istiyorum. Bir kere Nur cemaatlerine devam edip, Nur cemaatleri Nakşibendilik değil, diyen arkadaşların bunu söylemeye asla hakkı yok. Zira Saidi Nursi pek çok mektubunda kendisinin bir Nakşibendi müridi olduğunu bizzat beyan etmiştir ve mektubatında bunun pek çok örneğine rastlayabilirsiniz. Ayrıca yine bizzat kendisi bazı Nakşibendi şeyhlerinden ders aldığını ikrar etmiştir. Üstelik Nurculukta da Vahdeti Şuhut inancı vardır. Oysa Vahdeti Vücut diğer 11 tarikatın inancı iken Vahdeti Şuhut'a yalnızca Nakşibendiler inanır. Vahdeti Şuhut inancının temel kaynağı da zaten Nakşibendilik ekolünün en önemli isimlerinden birisi olarak gösterilen ve kendi adını İmam Rabbani koyan Ahmet Sirhindi'ye aittir. Vahdeti Vücut'u inkar ederek Vahdeti Şuhut tezini ilk ortaya atan Ahmet Sirhindi'dir. Yazı dizimin önceki bölümlerinden hatırlayacağınız üzere kendi adını İmam Rabbani koyan bu isim yani Ahmet Sirhindi haşa ki kadının cinsel organında Allah'ı gördüğünü mektuplarında arkadaşlarına yazacak ve bu iddiasını kitaplaştıracak kadar ileri derecede bir meczup...

Nakşibendilerin yere göğe sığdıramadıkları Ahmet Sirhindi'nin başka bazı özelliklerini de internetten ya da yazımın önceki bölümlerinden öğrenebilirsiniz. Emin olun Müslüman bile diyemeyeceksiniz. Kaldı ki Nakşibendiliğin kurucusu olduğu iddia edilen Bahattin Buhari ya da namı değer "Nakşibendi'nin" de önceden bir cellat olduğunu ve şeyhliği rüyasında aldığını iddia ettiğini de yazmıştım. Gerek dilini damağına dayayıp zikir yapması yönüyle, gerek Vahdeti Şuhut inancı üzere olmaları yönüyle, gerek Ehli Beyt'i diğer sahabelerle aynı derece de göstermeleri hatta Muaviye ve Yezid'i adeta kutsamaları ve savunmaları yönüyle, gerekse evlenmemenin mübah hatta övülecek bir durum olduğunu savunmaları yönüyle, (daha pek çok benzerlik sayılabilir ama yeterli sanırım) Nurculuk kesinlikle Nakşibendiliğin bir kolu durumundadır diyebiliriz. Ya da Nakşibendiliğin başka bir kılıfa büründürülmüş halidir diyebiliriz. Fethullah Gülen ve Nurculuğun mimarları olan diğer isimler Said Nursi'den etkilendiklerine göre ve halen diğer taikat adı verilen kurumların aksine Nakşibendiler ile aynı düşüncelerde olmaları sebebiyle bu grupları da çok rahatlıkla Nakşibendilik ile aynı çatı altında toplayabiliriz.

Ayrıca ne tesadüftir ki bu saydığımız gruplarn tamamı tıpkı Nakşibendilik tarikatı gibi İngiliz ve İsrail etkisinde kalmış gruplar olduğu kesin bilinen gruplardır. Bakınız; Nakşibendi Şeyhleri; Şeyh Nazım Kıbrısi, İskender Ali Evrenesoğlu, Harun Yahya (Adnan Oktar) gibi pek çok isimin İngiliz ve İsrail istihbaratlarının etkisinde kaldığını rahatlıkla az bir araştırma ile internetten de öğrenebilirsiniz. Ayrıca İşid terör örgütünün Adıyaman'ın Menzil ya da Kahta ilçelerinde neşü neva bulduğu hakikatini de bazı grup ya da cemaatlerin hali hazırda PKK ile işbirliği içerisinde olmakla suçlandığı gerçeğini de gözünüzün önüne getirin lütfen.

Biz bunları yazarken kesinlikle İslam'a karşı bir algı oluşsun istemeyiz. Biz Ehli Beytin yolundan Allah'a insanları taşıdığını bildiğimiz; Mevlana'ların, Hacı Bektaş'ların, Pir Sultan'ların, Akşemseddin'lerin yolunda giden tarikatlere her hangi bir suçlama içerisinde değiliz. Biz sadece Nakşibendiliğin bu yolların kötü bir taklidi olduğu ve bu tarikatın tarih boyu bu millete ihanet içinde olduğu gerçeğine dikkat çekmek üzere bu çalışmamızı yürütmekteyiz. 11 Tarikatın hepsinde Hazreti Ali Şahı Velayet yani Velayetin şahı olarak geçer. 11'ine göre de İmam Ali'nin İmametini kabul etmeyen kimse Müslüman dahi sayılamaz ve 11 Tairkatın 11'ide Muaviye ve Yezit'le ilgili Hazret kelimesini kullanmaz. Ama bir tek Nakşibendilik bu ve benzeri pek çok hususta diğer tarikatlerden farklı düşünce sistemlerini ortaya koyar. Bizim kavgamız Nakşibendilik ile bile değildir. Bizim kavgamız her türlü hakikatin üzerinin örtülmesiyledir. Bizim kavgamız ülkemize bilerek yada bilmeyerek ihanet içerisinde olan herkesledir. Bizim kavgamız İslam dinine zarar getirdiklerini düşündüğümüz, İslamın yanlış lanse edilmesine vesile olduklarını gördüklerimiz iledir. 

Her neyse sanırım bu izah yeterlidir. Yazı dizimin bir dahaki bölümünde başta Gülen Cemaati olmak üzere Nakşibendilik türevi tüm grupların Uşak'taki uzantılarını kaleme alacağım. Emin olun çok şaşıracağınız şeyler okuyacaksınız ve pek çoğunu ilk defa duyacaksınız. Örneğin Osman Coşkunoğlu'nun milletvekili olması için Deniz Baykal'a kimin mektup yazdığını açıkladığımda hayrete düşeceksiniz. Yine Uşak Belediyesinden İl Kültür Müdürlüğüne, İl Milli Eğitim Müdürlüğünden İl Sağlık Müdürlüğüne hatta İl Emniyetinden Uşak Valiliğine Gülen Cemaati mensuplarının ne işler çevirdiğini, isimlerini bile gizlemeye ihtiyaç duymadan yazacağım. Yine AKP'den MHP'ye CHP'den DSP'ye hatta BBP'ye varıncaya değin öyle isimleri öyle olayları deşifre edeceğim ki gerçekten çok şaşıracaksınız. Tabii ki iş dünyasına ve Uşak Üniversitesi'ne de ister istemez değineceğim ve kimler tüyü bitmedik yetimin hakkını cemaatçilik adı altında çatır çatır iç etti gözler önüne sereceğim. 

Yazı dizimizin içerisinde şimdilerde adı paralel soruşturmanın sözde mağduru ve şikayetçisi olarak geçen ama öteden beri cemaat ile ilintisi bilinen ve halen oğlunun ilintisinin devam ettiği iddialarını destekler nitelikli pek çok bulguyu ileriki yazılarda paylaşacak olduğum Cemal Doğan ve oğlu İskender Doğan'dan tutunda, halen cezaevinde tutuklu bulunan Hazim Sesli'den kardeşi Muhterem Sesli ve onun kayınpederi Mustafa Kuvvet'e varıncaya değin pek çok isim yer alacak. İl Özel idaresindeki cemaat bağlantılarını sağlayan bürokratlardan, Orman'da yüzyılın yolsuzluk dosyası diye açılarak yüzlerce insanın ifadesinin alınmasının ardından tuhaf bir şekilde kapatıldığı iddia edilen soruşturmanın cemaat ile ilintilerinden, Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde aynı bünyenin çevirdiği dalaverelere; TKDK, ZEKA, AB Fonlarının nasıl cemaate yakın isimlere aktarıldığını, isimlerini vererek tek tek izah ve izhar edeceğim.

Uşak Belediyesi'nde Erhan Akçay döneminde temeli atılan cemaat kadrolaşmasının Mesut Apaydın döneminde, nasıl bir seyre büründüğünü, Muhammed Bakır Mutlu sayesinde o dönemi nasıl atlattıkları, ayrıca Ali Erdoğan'ın ikinci döneminde hangi isimlerle belediyede hangi işleri aldıklarını ve nasıl cemaati büyütüp, Uşak'a hakim hale getirdiklerini de yine tek tek izah edeceğim. OSB ve Karma OSB'deki cemaat yapılanmaları ve bu kurumlara verdikleri zararı gözler önüne sermekle kalmayıp, UTSO ve Esnaf Odaları bağlantılarını da yine gözler önüne sereceğim. CHP ve MHP içerisine sızmayı defalarca deneyen ve kimseye hissettirmeden başka kimlik ya da bünyeler adı altında kısmen de olsa yapılanmada yer bulmayı başaran cemaatlerin bu partilerdeki ayak oyunlarını ve bunun yanısıra yaptıkları algı operasyonlarını da ortaya koyacağım. Ayrıca son olarak 2014 Mart seçimleri öncesi faaliyetlerini ve partilerin belediye meclis üyeliklerine sızarak seçilecek başkanı kontrol altına alma girişimlerini ve Nurullah Cahan ile hangi şartlarda nasıl uzlaştıklarını halen belediye içerisindeki etkilerini ve cemaatlere sağlanan imtiyazları okuduğunuzda yok artık diyeceksiniz. Ali Erdoğan'ın CHP'den aday olmasını sağlamak için CHP'de kimler ne şekilde bilerek ya da bilmeyerek kullanıldı? Eski MHP İl Başkanı Ali Kurt'un cemaat ya da tarikatler ile bağlantıları hangi noktada idi? Muhterem Kuruçay'ın cemaatle mücadelesi gerçekten samimi olabilir miydi? Ya da ne kadar başarılı olabildi?

Cevap arayacağımız en sansasyonel sorular ise şunlar: Gülen Cemaatine bağlı bazı isimler, hangi Uşak Valisine kumpas kurarak buradaki vazifesinden alınmasına vesile oldu? Hangi İl Milli Eğitim Müdürleri cemaatin kontrolünden neredeyse hiç çıkmadan hangi operasyonel işlere imza attı? Tevfik Atasoy'un İl Milli Eğitim Müdürlüğü döneminden bu güne Uşak Milli Eğitim Müdürlüğündeki cemaatin faaliyetleri nelerdi? Hiç kimse tanımazken ismini benim cemaatin Uşak ve Ege Bölgesi İmamı olarak ifşa ettiğim, şimdi paralel soruşturma kapsamında yargılanan ve aynı vazifeyle yani Uşak İmamı olarak adli kayıtlara geçen Mustafa Ali Gökbudak'ın Uşak'ta vazifeli olduğu sürece ortaya koyduğu faaliyetler neler? Uzun yıllar Uşak'ta Orman Müdürlüğü vazifesini yürüten Ramazan Toker'in cemaatle bağlantısı var mı? Anadolu Seyahat'in kurucusu Orhan Erdoğmuş'un cinayetinin üzerindeki sır perdesi niçin hala aralanamadı? Cinayetin azmettiricileri yok muydu? Ya da varsalar kendilerinin üzerini nasıl örtebildiler? Hangi üzeri örtülen adli olaylarda hangi isimler etkili oldu? Bunlar aklıma gelenlerin en sansasyonel olanları, bu ve benzeri daha pek çok sorunun cevabına sizler için ulaşmaya çalıştım. Pek çoğunun cevabını somut somut ortaya koyacağım bu ve benzeri bazı sorularda da net cevaplara ulaşamamış olsam da yaptığım araştırmalar neticesinde elde ettiğim bulguların tamamına yakınını yazı dizim boyunca sizlere aktaracağım. Emin olun her seferinde bir sonraki yazıyı merakla bekleyeceksiniz.


          
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
osman 4 yıl önce

seni̇ bunlari yazacak bi̇r kapasi̇ten yok goog amcadan kopyalayip yapiştirmişin

Avatar
MUHTAR @y.ayan 4 yıl önce

nakşibendiliğin batıl sapık ve ihanet içinde bir tarikat olduğunu daha hangi ispatlarla ortaya koymalı yazar anlamıyorum. ayrıca bu tarikatın ve uzantılarının ülkemizde ve şehrimizdeki hırsızlık yolsuzluk ve ihanetleri bu denli ortaya çıkmışken hala savunabilenen insanların çıkması (tek tükte olsa) gerçekten hayret verici. derdi din olan islam olan hiç kimse artık bu sapık tarikatı savunmamalı.veday orhana ve uşak haber merkezine çok teşekkür ederim bu araştırmacı gazetecilikleri ve cesaretle olayların üzerine gitmelerinden ötürü.

Avatar
y.ayan @bayram 4 yıl önce

yeseviyeliği biz tarikat, hatta 12 hak tarikattan biri olarak biliriz, acaba yanlış mı biliyoruz diye özellikle kadiri olan bir arkadaşa ve tasavvuf konusunda yüksek lisans, doktora yapmış tez ve kitap yazmış insanlara sordum, teyit aldım yani tasavvuf konusunda eğitim almış araştırmalar yapmış insanlardan. bence sizde araştırın. bundan sonra vereceğim cevaplar nefsani olur endişesi taşıdığımdan tüm yazılanları kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum. saygılar. hakkınızı helal edin.

Avatar
yuh :) @0664 4 yıl önce

sen yorumların hepsini okumadan yazıyosun galiba :)

Avatar
0664 4 yıl önce

yine yorum yayınlanmamış ve butun yayınlanan yorumlar yandaş anladım ne olduğunuzu.

Avatar
Nakşibendilik ve Zikir yada Zikrullah 4 yıl önce

zikir Allahın kuranda ısrarla emrettiği ve farz kıldığı bir ibadettir, tıpkı ehli beyti sevmenin farz kılındığı gibi. ama ne hikmetse bu iki farzın üzeri ısrarla örtülüdür. zikir anmak demektir ve zikreden kişinin hiç değilse kendi sesini duyacak kadar yüksek sesle zikretmesi gerekmektedir. elbetteki duyurmak için bağırmaya gerek yok ama fısıltı şeklinde bile olsa insanın kendi söylediğini duyması şarttır. bu namazda da böyledir. insan namazdada kendi nefsi duyacak kadar alçak sesle okuyabilir kuranı. daha alçak bir sesle okumak asla kabul görmez dinimize göre. yani sessiz zikirden anlaşılan en az kendi nefsin duyacak kadardır. oysa nakşibendiler dillerini damaklarına dayamak sureti ile zikrederlerki zikir sırasında en ufak ses çıkmaz işte bu zikir metodu batıldır. Allahın razı olduğu zikir şekli kesinlikle bu değildir. herşeyi uydurma olan bu sözde tarikatın zikir ediş yöntemi bile uydurmadır yani. bunları artık bütün uşak öğrendi vedat bey sayedinde. teşekkrler vedat orhan.

Avatar
m k 4 yıl önce

senin ne olduğun belli oluyor. mukaddesata ve evveli ehlibeyt olan hak dostlarına hakaret ve inkar etmekle ehli sünnete olan düşmanlığın ortaya çıkıyor

Avatar
bayram @y.ayan 4 yıl önce

yeseviye tarikatı diye bir tarikat olmadığı gibi, halil atanın yesevilikle yada yeseviyle hiç iliskisi dahi yoktur. hi̇ç bir kaynakta yok bu uydurma cübbeli savunma yapmak için böyle bir şey uydurdu ki maksat yeseviden meşruiyet aparmaktır. tıpkı ehli beyt imamlarından cafer i sadık efendimizi sırf silsileye eklemek için ebubekirin torununa mürit olmuş gibi gösterip tarihçileri bile güldürdüğu gibi. uydurma nenkibeler uydurma silsileler ile tarih okunup yazılmaz y.ayan bey. ayrica barzani işine kürtçülük propagandaları yapmalarına ingilizle işbirliği halinde ataturk ve kuvvaikuvvai milliyeye karşı olmalarına sözün yokmu bu naksibendilerin.işkembeden atma ilmi konuş ve uydurmayı değil hakikati konuş lütfen.