Önüne gelen savcı oldu, birbirini paralelcilikle suçluyor! Bekliyoruz bakalım kim dur diyecek!
Uşak Belediye Başkanı'nın personelinin önemli bir kısmını paralelci ya da FETÖ'cü diye görevden almasıyla başladı her şey. Daha sonra yine Belediye Başkanı'nın raporlarına dayanarak olduğu zannedilen Uşak Son Nokta Gazetesi'nin yani bizlerin kripto FETÖ'cü ilan edilmesiyle devam edildi. Allah’tan şizofreni hastası olduğunu düşündüğüm bir akademisyen yazar ve Bakanlar Kurulu'ndan başka hiç kimse bize bu suçlamayı yakıştırmadı. Daha sonra FETÖ'cü ilan etme modası epeyce Ak Parti içerisinde birbirine karşı suçlamalar ile sürdü. Tamamına yakını Ak Parti’li olan bir grup insan giderek, yine tamamına yakını Ak Parti’li olan kişileri FETÖ'cülükle suçlayarak şikâyetçi olduklarını belirttiler. Üstelik iddialarına göre bu Ak Parti’li olduklarını, hatta bazılarının milletvekili adayı olduğunu bildiğimiz FETÖ'cüler, yine çoğunluğunu Ak Parti’lilerin oluşturduğu arkadaşları dini duygularını istismar etmek suretiyle dolandırmışlar ve paralarını almışlar. Adam “ben FETÖ’ye destek oldum” demiyor da “hem siyasette hem sosyal hayatta birliktelik kurduğum, arkadaşlık ettiğim falanca beni kandırmış ve dini duygularımı istismar ederek beni dolandırmış” diye şikâyetçi oluyor ve pek çoğu en yakın arkadaşını FETÖ'cülükle suçluyor, üstelik bu iddialarını KOM’a giderek ifade olarak veriyor ve iddianameye girmesini sağlıyor. Gerçi şimdi gördüğüme göre bu kişilerin tamamına yakını şikâyetlerini geri çekecekler ama neticede epeyce kişi epeyce kişiyi FETÖ'cülükle ve vatan hainliği ile suçlamış oldu.

Her neyse bu iş Ak Parti içerisindekilerin birbirini FETÖ'cülükle suçlaması şeklinde sürerken bir nebze idare edilebiliyor, hiç değilse kamuoyunun gündemine gelmiyordu.
Ama geçtiğimiz günlerde bir internet haber sitesinde MHP Uşak İl Başkanı Muhterem Kuruçay’ın halen FETÖ’cülükten tutuklu bulunan bir isimle birlikte geçmişte ticari birlikteliğinin olduğu ya da işinde çalıştığından bahisle FETÖ bağlantısının olabileceğini ima etti. Yine Nurullah Cahan’a yakın çevreler de hem Mesut Apaydın’ın hem Mehmet Altay ve Alim Tunç’un, ayrıca Zafer Aydın, Zübeyir Yıldırım gibi Cahan’a siyasi rakip gördükleri pek çok ismin ayrıca Uşak Üniversitesi Rektörü Sait Çelik’in FETÖ’cü olduğuna ilişkin dedikodu ve şayialar çıkarmaktaydılar. Hangi belge ve bilgilere dayanarak bu dedikoduları ortaya salarlar, hangi verilerle haklı çıkmaya çalışırlar elbette ki anlamış değiliz. İl Sağlık Müdürlüğü'nde de ne kadar Zafer Aydın ya da İsmail Güneş’e yakınlığı ile bilinen isim varsa hepsi de FETÖ'cü ilan edilerek iş akitleri askıya alınmaya kalkışıldığı; sonradan savcılığın müdahalesi ile olası yanlış uygulamaların en azından araştırılmadan oldu bittiye getirilmesi önlenmişti.

Bildiğiniz gibi Belediyedeki mağduriyetlerin giderilmesinin de yine yargı ve emniyet güçlerinin baskısı ile sağlandığı konuşulmuştu. Burada işin daha ilginç olanı, Belediye personelinden kim FETÖ’cülükle suçlansa, suçlanan kişi genelde kendini savunmak yerine asıl FETÖ’cünün kendilerini suçlayanlar olduğunu söyleyerek Cahan’ın Servet Kuş’un eşlerinin FETÖ'cülükle suçlandığını hatırlatırlar, Cahan’ın FETÖ'cülükten kapanan Hukukçular Derneği'ne daha düne kadar üye olduğundan dem vururlar, ya da Cahan’ın Ömer Yeşil’le 17/25 Aralık sonrası çekilmiş resimlerinden ya da çocuklarının daha düne kadar cemaatin özel okullarında okutulduğuna dikkat çekerekten kendi çevrelerinde dillendirirlerdi. Ama bunlar uluorta yazılıp çizilme noktasına gelse de herkes kendi paylaşım sitesi üzerinden üstü kapalı göndermeler ile birbirlerine bunu yaptığı için çok huzursuz edici bir boyuta ulaşmazdı.

Ancak son günlerde yaşananlar işi iyice gergin bir havaya sürükledi ve huzur bozucu bir hale büründürdü. İnsanlar artık birilerinin işi kavgaya gürültüye getirmesinden endişe eder hale geldiler ve bunları kim durduracak sorusunu sormaya başladılar.

Geçtiğimiz günlerde Muhterem Kuruçay Bey bizi davet etmediği bir basın açıklaması yapmış. Öncelikle şunu belirteyim nasılsa gelmezler diye davet etmemiştir; ki isabet buyurmuş, gerçekten de gitmezdik. Çünkü biz Kuruçay’ın artık MHP’yi temsil etmediğini ve meşruiyetini tamamen yitirdiğini düşünüyoruz. O günkü açıklamada da yanında yalnızca üç kişi vardı zaten. Kaldı ki hiç kimse, adli makamlarca ispatlanmadan, kimseye vatan haini denilen bir basın açıklamasının altına imza atma cehaletini göstermez! “Ya bu iddiamızı ispat edemez altında kalırsak, bu iddianın hukuki ya da siyasi sorumluluğundan nasıl kurtuluruz?” diye sorgular ve düşünür. Bildiğiniz üzere MHP kulislerini yazdığım son köşe yazımda Kuruçay’ın artık yönetimini dahi toplamaktan aciz olduğunu belirtmiştim. Etrafında mevcut Merkez İlçe Başkanı ve bir kaç yönetim kurulu üyesi arkadaşından başka kimsenin kalmadığını belirtmiştim. MHP hem Genel Başkanı Bahçeli hem de önce Ali Kurt ardından da Muhterem Kuruçay tarafından adeta sistemli bir şekilde dağıtılmıştı ve MHP tabanının Ak Parti’ye yakınlaşması için elden gelen tüm gayret sarf edilmişti. Evet, bu gayretler MHP’yi yok etme, dağıtma noktasında epeyce başarıya ulaştı ama MHP tabanını Ak Parti’ye yakınlaştırma planı ters tepti, taban Ak Parti’ye yakınlaşmak şöyle dursun Ak Parti’ye olan mesafesini artırdı. Yani yarı yarıya başarılı oldular operasyonda. Gerçi operasyonun ikinci ayağında ne kadar başarılı olurlar ya da oldular bunu seçim sonuçları ortaya koyacak.

Her neyse konumuza dönelim Kuruçay bizi davet etmediği basın açıklamasında Uşak’taki bir haber sitesinde hakkında yayınlanan iddialara cevap verdi. Gerçi kendine yöneltilen suçlamalara cevap vermekten ziyade yine suçlamaya ayırdı açıklamasının önemli bir bölümünü. Kendisine yakıştırılan FETÖ’cülüğü kesinlikle kabul etmediğini söyleyen Kuruçay; Mehmet Altay’ın kendisinin eşine FETÖ’cülükten cezaevine giden eski patronu Akın Kayhan’ın işletmesine kayyum olarak getirilmeyi teklif ettiğini ancak kendilerinin kabul etmediğini söyledi. Savcılığın emri ile gözaltına alınıp hakim kararıyla tutuklanan bir kişinin işletmesine kimin kayyum olarak atanacağına Mehmet Altay neden karışır? sorusu yanıt bekleyedursun, Kuruçay kendini savunmaktan çok rektörü ve hakkındaki haberi yayınlayan internet sitesinin sahibini FETÖ’cülükle suçladı.

Savcılığa soyunmuş bir siyasetçi gibi konuşan Kuruçay ağır hakaretler ve ithamlar eşliğinde suçladığı rektörün FETÖ’cülük bağlantılarını sıralarken bunların kökünü kazıyacağız, bunlar vatan haini gibi akla hayale sığmaz açıklamalarda bulunmuş. Geçtiğimiz akşam Rektör Çelik de; bir kısmını üniversitede memur olan (her fırsatta ortalığı birbirine katmasıyla ünlü; şimdilerde ise Menzil kadrosundan belediyede oturan idarecinin odası ile Ülkü Ocakları arasında mekik dokuyan bir memur) ile halen siyasi görüşü bilinmediği halde Ak Parti’de siyaset yapıyormuş gibi Nurullah Cahan tarafından itibar edilen ve makam verilen hukukçunun verdiği belge ya da bilgilere dayanarak gerçekleştirilen, bu basın açıklamasını Uşak kamuoyunun gündemine bile gelmemesine rağmen (malumunuz biz yayımlamazsak hem yeterli kişiye ulaşmıyor hem de ses getirmiyor veya inandırıcılığı olmuyor bu yüzden de istenilen etkiyi yaratmıyor) Rektör Çelik bu açıklamayı ne hikmetse ciddiye almış ve uzun uzun kendini savunmuş. Adeta Kuruçay kamuoyu önünde savcılar adına soruyor, Rektör de bu iddialara karşılık savunmasını veriyor gibi bir hava oluşturuluyor.

Kim FETÖ’cü kim değil? Kim haklı kim haksız? Beni hiç ilgilendirmez. Kimbilir belki de ismi geçenlerin tamamı FETÖ'cüdür yada aralarından bazıları, ille de suçluluk psikolojisi ile sağa sola çamur atanlardan şüphe duymak gerekir. Ben kesinlikle bu tartışmaların içerisine girmem ve biz zaten Uşak Haber Merkezi ekibi olarak asla kimseyi FETÖ’cülükle suçlamadık, suçlamayız; bu haddi kendimizde bulmayız! Ve asla emniyet güçlerimizin ve savcılarımızın işine karışmayız. Biz sadece kendi düşünce ve bilgilerimizi kamuoyu ile paylaşırız, gazetecilik vazifemizi yaparız. Savcılara ya da kolluk güçlerimize görevlerini hatırlatmak gibi, bir hadsizliğe asla girmeyiz! Suçlamaların bir kısmı ya da tamamı doğru da olabilir yanlış da olabilir; hatta ismi geçen herkes FETÖ’cü de çıkabilir. Ama bunun kararını sen, ben ya da kamuoyu değil savcılar ve hakimlerimiz vermeli.

Unutmayalım ki FETÖ’cülük son derece ağır bir suçlamadır ve insanın bütün sosyal yaşamını alt üst etmeye yeter. Düşünsenize FETÖ’cülükle suçladığınız insanların çocukları var ve bu çocukların da kendi dünyaları var. Sayın Rektör’ün de Sayın Kuruçay’ın da çocukları var, ailesi var. Ya bu ithamınızı çocuklarının arkadaşları işitir ve o çocukların diğer çocuklarla ilişkileri olumsuz etkilenirse? Düşünsenize FETÖ’cülükle suçlanan insanın eşi korkarsa, eşinin gözaltına alınabileceğini vs düşünür endişe ve panik içine girerse? O kişi eşine bu durumu nasıl izah eder? Ya da suçladığınız kişinin ticari bağlantıları zarar görürse veya sosyal ilişkileri zarar görürse ve bu ithamlar haksızsa bu haksızlıkların karşılığı hangi ceza ile ödenebilir? Zaten üzerinde FETÖ’cü şüphesi bulunan siyasilerden insanlar partilileri bile FETÖ’cülükle suçlanma endişesiyle adeta cüzamlıdan kaçar gibi kaçıyor, birlikte fotoğraf vermek bile istemiyorken haklı olarak, bu insanların sosyal yaşamları sizce nasıl etkileniyordur bu haberlerden ya da açıklamalardan sonra?

Hem siyasilerin yargıya bu kadar müdahil olmaları doğru mu? Yargı kendi işine, siyasetçi kendi işine baksa daha iyi olmaz mı? İşte Uşak’ta siyasetimizin düştüğü iç acısı durum bu. Ak Parti’de Merkez İlçe ve 5 İlçe Başkanı ve yönetimi Genel Merkez’e Servet Kuş’la ve Nurullah Cahan’la ilgili belge ve bilgi götürür, görevden alınmalarını ister. Ama Merkez İlçe ve yönetimi gerekçe açıklanmaksızın görevden uzaklaştırılır. Üç siyasi partideki meclis üyelerinin de değişik ortaklık ya da iş ilişkileri ile adı anılabiliyor. Pek çok meclis üyesi ve belediye başkanının kaçak çatı katı çıktığı konuşulup duruyor. İl Genel Meclisi Başkanı seçimlerinde Ak Parti, MHP ve CHP’li üyeler arasında kirli pazarlıkların olduğu biliniyor. Ayrıca ödeneğin çok verildiği ya da şehir dışı ve yurt dışı gezilere çok gidilebilen komisyonların başında meclis üyeleri arasında kırgınlıkların olduğu konuşuluyor. Bu arada partilere giden insan kalmamış. Hiçbir toplantılarına halktan neredeyse hiç iştirak olmuyor. Genel Başkanlar geldiğinde bile bin-iki bin kişi miting yapar hale gelmişler, hatta artık bir mazeret uydurularak miting yapılmıyor olmuş, salon toplantıları tercih ediliyor, 350 kişilik salonları bile dolduramıyorlar. Ama onlar işi gücü bırakıp savcılığa soyunmuşlar. Önüne gelen siyasi rakibini FETÖ’cülükle suçlayarak bir yerlere gelmeye çalışıyor. Ne hazin tablo öyle değil mi?



          
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sözde okuyucular neredesiniz? 4 yıl önce

üniversitede sözde okuyucu tayfası neredesiniz? sayın hocalar daha düne kadar hoş sohbet iyiydi, darbeden sonra bıçak gibi kesildi hayırdır?
sayın hoca bu konu da bir açıklama yapar mı?

Avatar
inşaatcı @liyakat nedir? 4 yıl önce

hiç hadis yazmadım sanırım. bakın, ben küçük yaşta yetim kalmış, eğitim hayatına da 25'li yaşlarda başlamış, 3 tane kaliteli olarak orta düzey üniversiteyi hem çalışıp hem okumuş, hala çok ciddi biçimde kitap ve eğitime paralar harcayan, orta yaş üstü gariban, evi arabası olmayan, kirada oturan, 2 çocuk sahibi, inşaatta çalışan biriyim. akşama kadar inşaatta çalışıyor, akşam yemeğe dahi oturmadan, kitaplara ve internete dalıyorum ingilizce kaynakları takip ediyor, yurt dışında akademisyen olarak görev yapan türk kökenli hocalar ile iletişimler kurmaya çalışıyorum. artificial intelligence ile ilgileniyorum. gece 3-4 gibi yatıyor sabah kalkıp yine işe gidiyorum. evet şunu kabul ediyorum, yetkililere dert anlatmak çok meşakkatli ve zor, bende yaşadım oradan biliyorum. hele birde benim gibi gariban, kılık kıyafeti bozuk inşaatçı iseniz, güçlük seviyesi katlanıyor. kurallarını fransızların koyduğu kılık kıyafetlere bürünmeyi, belirli şekle kalıba girmeyi sevmediğimden inşaatçılığı seviyorum

Avatar
inşaatcı @nerde o dediğin, üniversitelerin hali bu 4 yıl önce

inanın ne rektör beyle, nede herhangi bir akademisyenle tanışmışlığım yok. dolayısıyla tanımadığım bilmediğim insanlar ve konularla alakalı olarak konuşamam.

Avatar
inşaatcı @ye kürküm ye 4 yıl önce

cümlenin sonunda soru işareti değil virgül var, cümlenin devamı var yani. sanki orada soru sormuşum gibi algı oluşturmayın. görüşür mü bilemem diyorum. gördü de konuşmadı gibi bir anlam yüklemeye çalışmayın cümleye. siyasi konularda görüş belirtemem ilgi alanım değil.

Avatar
liyakat nedir? @inşaatcı 4 yıl önce

bakın ne güzel sorgulamışsınız bu kişi kimdir diye . şimdi liyakat ilkesini de bir araştırın ne anlama geliyor, tatmin olunca da bir zahmet rektöre de ulaştırın da haberi olsun. bu arada hadislerden bahsetmişsiniz peki "hakkı söylemeyen, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" sizin için bir şey ifade ediyor mu?

Avatar
şaka gibi @inşaatcı 4 yıl önce

okulun içine sözde ilahiyat için uygulama laboratuvarı adı altında cami yapıldı ki ben karşı değilim, daha güzel ve büyük olmalıydı neyse bak sadece hafta bir gün dışarıya ses verecekler bana daha nasip olmadı dışarıda hocanın sesini duymak. kapıda olan bir kişi Allah razı olsun o uyarıyor dışarıdan içeriye göre bir sn geriden namaz kılıyor insanlar. yani bu okulun ilahiyat fakültesi var. hepimiz için kutsal olan ezanın okunuşundan falan bahsetmiyorum bile. yani okul bu. bak okulda yeterli hoca olmasına rağmen ve sözde rektör yrd yayınladığı bir evrak olmasına rağmen geçen sene ve öncesinde izmir lerden hocalar getirildi, bunların develete olan maddi yüklerini sen düşün. bazı yerlerde yok o bölüm başkanının kardeşi bilmem nesi, yok ben ona ders yazayım o da bana yazar anlayışından yine bir çok insan ders verdi. açık öğretimin müdürü nasıl oluyor da ulubey de ders veriyor, hiç mi hoca yoktu? hadi yok diyelim enstitüde okuyan yüksek lisans ve doktora öğrencileri var onları değerlendir

Avatar
hani tanımazdın? 4 yıl önce

mhp il başkanı açıkça ilan etmiş hani tanımıyordun, hani görüşmen yoktu, ömer yeşil ile fotolarını yayınlamış, ey rektör madem o kadar temizsin aklan gel. bu şekilde nasıl o görevine devam edeceksin. uşak halkı konuşuyor, bürokrasi konuşuyor, okulda konuşuluyor bak seni bu saatten sonra bu şekilde millet vekili falan yapmazlar, git aklan gel, suçun yoksa görevine devam edersin kimse de bir şey diyemez. bu arada rektör yrd darbeden önce sohbetlere katılıyordu, sonra ne olduysa oldu o sohbetler kesildi. lakin fetö ile hiç alakası olmayan kendisinin de yakından tanıdığı ve suçsuz olduğunu gayet de iyi bildiği bir hocadan savunma istedi. şimdi o sohbetlere gitmek suç ise o da gidiyordu sadece o da değil sırf yönetime kendini göstermek isteyen bir çok kişi de vardı( en iğrendiğim insan tipi). yani üniversitenin tepeden tırnağa bir temizlenmesi lazım. bilim falan hak getire.

Avatar
nerde o dediğin, üniversitelerin hali bu @inşaatcı 4 yıl önce

gelen öğrencilerin çoğu bölme çarp bilmiyor, kaldı ki bunlara muhasebe, ileri matemetik falan öğretilmeye çalışılıyor. ne yazık ki bir takım hocaların da derdi ek ders almak, uzmanı olmadığı derse sırf ek ders parası almak için giren bir çok hoca var. adamların anlayışı " kitabı varsa sorun değil, anlatırım". ne yazık ki okulda ki yükselmesini ürettiği çalışmalara değil de sırf tepedekilerle aynı parti veya aynı cemaatte üye olmaya bağlayan bir çok insan var. darbe olasıya kadar öyle bir çok yalaka vardı. rektör yrd nın gittiği sohbetlere gelen gideni bilseniz, sırf kendini göstermek için bak hocam ben de seninle aynı cemaatin sohbetlerine gidiyorum demek için koşturan bir çok yalaka, boş insan var. adam ingilizce sınavını geçemiyor ama kalkıp sırf ek ders için ing derslerine giriyordu ya da farklı alandan olsa da sırf kocası bir yerlerde diye ek ders parası aldığı için isyan eden sözde kişiler ders alıyordu. okulda hoca varken izmirlerden hocalar getirildi. dışarıdan avukat geldi.