Bakın Murat dağından kopan Banaz Çayını Dokuz Sele Çayı Ulubey'de nasıl kirletiyor?

Bakın Murat dağından kopan Banaz Çayını Dokuz Sele Çayı Ulubey'de nasıl kirletiyor?

Malumunuz olduğu üzere son 3 aydır yediğimiz içtiğimiz corona oldu adeta. Televizyonları açamaz olduk. Kendisi çıkmadan adı konulan hatta test kiti bile bulunan çıktıktan 10 Gün sonra 14 günlük sürede vücudu terkettiği anlaşılan ve 14 Kuralla birlikte zuhur eden, bayramlarda bulaşıp arefelerde bulaşmayan, işçi servislerinde üstüste gidene bulaşmayıp şehirler arası otobüslerde yanyana otursan bulaşan, maske taktığınızda sizi görmeyen 1.5 metre mesafede sıçrayabilen ama bez parçasını aşamayan bir virüs olan CORONA virüsü yada namı değer COVİD 19 virüsü bütün gündemimizi işgal etti adeta ve hiç bir bilimsel dayanağı hatta mantığı bile olmayan sözde tedbirlerle üstelik kendi içinde tonla çelişki barındıran bir sözde mücadele sürecindeyiz. Özellikle esnafımızı ve işletmelerimizi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan ve yaşlı ve çocuklarımızı eve hapsedip yalnızlaştırmakla kalmayıp psikolojik travma yaşamalarına sebep olan bu malum hastalık ile mücadele de en önemli argüman ise malumunuz olduğu üzere hijyen ve  temizlik.

Zaten dinimizin de emri olan ve 5000 yıllık Türk Kültüründe ayrı bir yeri olan temizlik sanki pis bir milletmişiz gibi ısrarla hatırlatılmakta mücadeleyi yürüttüğünü iddia edenler tarafından ve ısrarla insanımıza yeterince temiz olursak hastalıktan kurtulabileceğimiz öğütlenegelmekte. Corona yada Corona çıkalı pek hastahaneye uğramayan grip, zatürre, koah yada sivri sineklerden bulaşan sıtma gibi hastalıkların virüslerinin çıkış noktası mikroplar ve pislik bildiğiniz gibi ve bu hastalıklardan korunmanın ya da kurtulmanın çaresi de yine temizlik ve hijyen. Her ne kadar bazı bilim adamlarımız, maskenin; bırakınız Coronadan korunmayı, oksijen yerine kendi soluduğumuz karbondioksiti soluduğumuz için ve kanlarımızda oksijen eksikliğine yol açmasıyla birlikte sinir sistemini baskılamakla da kalmayıp, soluduğumuz karbondioksit sebebiyle bağışıklık sistemimizi tehlikeye soktuğu için bilakis hastalıklara davetiye çıkarttığını bilimsel veriler ve mantık dahilinde ortaya koymakta olsa da ve Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi önemli siyasetçiler sık sık maskesiz görüntü veriyor olsalar da maske takmak bir çok ilde zorunlu ve takmamak hem toplumsal tepkiye sebep olabiliyor hem de cezai müeyyideler ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Maske bazı doktorların iddia ettiği gibi eve sinek girmemesi için evin etrafını çitle örmek gibi aptalca bir durum mudur? Yoksa bu gözle görülemeyecek kadar küçük olan bahse konu pek çoğumuzun varlığına bile inanmadığı yada emin olmadığı virüs bezin gözeneklerinden geçmeye kadir olamadığı için bulaşmıyor olabilir mi? Bilemeyiz tabi. Netice de İlaç firmalarının kontrolünde olduğu yıllardır iddia edilen Dünya Sağlık Örgütünün verdiği salık bu yönde ve ülkemizde maskesiz sokağa çıkmanın yasak olduğu şehirlerde maskesiz sokağa çıkmanın cezası bildiğiniz üzere 3150 Liraya kadar çıkabiliyor ve bekçiler bile bu cezayı kesmeye yetkilendirilmiş durumda. 

Şimdi gelelim haberimize; aşağıdaki görüntülerini verdiğimiz Dokuz Sele Çayının, Banaz'ın Bahadır köyünden doğan Banaz Çayı ile birleştiği noktada öyle dehşet verici bir görüntü var ki inanın Corona yada benzeri virüslerin ortaya çıkması için köpek eti yememize gerek yok ki dersiniz. Bildiğiniz üzere Uşak'ta eski tabakhane yakınlarında bulunan Halil Ağaoğlu'na ait kasarhane ve boyahane işletmesi yıllardır şehrin daha çıkışına varmadan dokuz sele çayını kirletmeye başlıyor. Tabii ki Çanlı ve Karma Osb'de bulunan Deri ve Tekstil fabrikalarının atıklarının da dokuz sele çayına boca edilmesiyle beraber dokuz sele çayı geçtiği yol boyu zehir saçarak Ulubey kanyonlarının içinden akıp gidiyor ve kanyonların bitiş noktasına yakın bir yerde oraya kadar tertemiz akagelen Banaz Çayı ile birleşiyor. Dokuz Sele Çayı Ulubeye varıp Banaz Çayına kavuşana dek zehir saçmakla kalmıyor çevresindeki tarımsal arazilerin pek çoğu bu derenin suyundan da malesef nasibini alıyor. Yani Dokuz Sele çayı çevresinde bir çok üretici çaydan elde ettiği su ile sulu tarım yapıyor. 

Tabi Banaz Çayı ile buluştuktan sonra da taa Büyük Menderes nehrine dökülene dekte aynı kirli su maalesef hem çevremizi kirletmekte hem sinek sivrisinek oluşumuna sebep olmakta ve hem de maalesef tarım arazilerinde zaman zaman kullanılmakta ve sağlığımızı tehdit etmekte. 40 Yılı aşkındır süregelen ve maalesef pansumanlar dışında kesin çözüm bulunmayan Dokuz Sele çayı esasen bütün Ege havzasını Ege denizine dökülene dek olumsuz yönde etkilemekte. Sadece sulu tarımı olumsuz etkilemekle kalmayan bu dere sizce mikrop saçan dolayısyla hastalık saçan bir halde iken sizce Çaya yada çayı bu hale getirenlere kaç para ceza kesiliyor olabilir? Yada kesilen hangi ceza bu güzelim dereleri ve dere boyu cennet parçası gibi arazileri mikrop yuvası ıssız yerler haline getiren kişilerin halka ve doğaya verdiği zarara denk olabilir. Madem ki maskeyi virüse bulaşmamak yada virüsü bulaştıran olmamak adına ne kadar mantığımıza yatmasa da takmak zorunda kalıyoruz bu akarsuların çevresinde elde edilen tarım ürünlerini yerken bizi hangi maske koruyacak sizce? Yada çaya maske taksak bu işin içinden çıkabilir miyiz? Veya çaya mı ceza kesmeliyiz yoksa bu hale getirenlere mi? Yoksa vatandaşa gelince bekçiye bile ceza kesme yetkisi verirken bu güzelim çay veya derelerimizi bu hale getiren sözde sanayicilerimize ceza kesmeyen ve göz yuman yetkililerimize mi? Şimdi sizleri görüntülerle ve mantığınız ve vicdanınızla başbaşa bırakıyoruz. Devlet aklı bir şey söylemiyor aciz kalıyor yıllardır ya Millet aklı ne der bu rezil görüntüye?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sedat 1 ay önce

Yazık çok yazık bu pis işler hep Türkiye'de oluyorsıkımı yabancı ülkekçlerde bunu yapsınlar.güzelim ülkemizi mahvediyorlar bunu yapan sanayici bozuntularının umurunda değil kapatacaksın tesislerini.Türkiye'nin kanunları yeni baştan yazılmalı

Avatar
Ömer 1 ay önce

Sayın Uşak valisi lütfen uyumaya lim

Avatar
SAHİPSİZ KENT UŞAK 1 ay önce

Herkesin çok daha önemli işleri var. Çevre mi o da ne, salın gitsin ege denizine dökülür nasıl olsa. Uşak kadar sahipsiz kaderine bırakılmış bir şehir görmedim, yıllardır çözülemeyen bir sorun. murat dağını halledin ağaçları kesin şehir içine bir tane ağaç bile dikmeyin şehri demir lalelerle donatın. ne güzel şehirde yaşıyoruz arkadaş yaa...

Avatar
Ahmet 1 ay önce

Bu güzelim şehrimizi daha nasıl kötü hale getirebilirsiniz. Lütfen doğaya olan hassasiyetimizi üst seviyede tutarlım.