Bildiğiniz üzere Uşak Haber Merkezi ekibi, hiçbir haber sebebiyle iftira ile suçlanmaz. Belki hakaret ya da kaba eleştiriden ufak tefek ceza alır ekipten birileri ama hiçbir yazar ya da habercimiz iftira ile suçlanmaz veya ceza almaz. Şehrin en güvenilir gazeteci ve yazar kadrosu olarak bütün şehrin kabul ettiği bir ekip olmak da kolay değil, takdir edersiniz ki kimsenin kimseye güvenmediği, hele ki gazetecilerin siyasetçilerin yönetim ya da etkisindeki kurumlara faturalar doğrayıp işine baktığı günümüz ortamında.
Tuzak maksatlı sözde haberlerle de bazen karşılaşıyoruz meslek gereği. Siyasiler bizi itibardan düşürmek veya adliye önünde mahcup etmek maksatlı tezgâhlar da kurabiliyor. Bazen bu yüzden mecburen kılı kırk yarıyor, bazen de aslında çok özel haberleri kaçırabiliyoruz.
İşte şimdi size sunacağımız haber de aylarca üzerinde çalıştığımız, bütün tarafları dinleyerek ve sonunda vicdanen de aklen de emin olup adliyeye gerekirse izah edebilecek hale geldiğimiz özel bir haber. Eminiz bu haberimiz de pek çok özel haber gibi bomba etkisi yaratacak.
Haberimizin konusu: Eski Ulubey Belediye Başkanı ve şimdilerde Uşak Belediye Başkan Yardımcısı olan Ali Rıza Ada’nın belediyeye işe sokmak vaadi ile rüşvet aldığı iddiası.
Peşinde aylarca koştuğumuz bu haberden bizi, Uşak’ın adı şaibesiz anılmayan ve halkça nefret edilen siyasiler sıralamasında Ali Erdoğan ve Nurullah Cahan’ı da geçen sözde belediye başkanı Özkan Yalım’ın, belediyenin kadrolu avukatı da olan belediye başkan yardımcısı Meral Gülmez Saçar’ın tanıklığında yaşadığı yüzleşme ve aydınlanma hepten emin kıldı.
Kırka köylü Haluk Yıldırım, Okan Sayın isimli bir şahsı aracı ederek Ali Rıza Ada’dan kızını işe almasını istiyor ve bu uğurda elli bin lira rüşvet veriyor. Tüm bu alışverişe ve iş takibine tanık olan, şimdi telefonlarımıza yanıt vermeyen kaynağımız Ömer Yılmaz’ın eşinin hesabı üzerinden Ali Rıza Ada’nın kız kardeşi Zehra Ada’nın hesabına elli bin lira aktarılıyor. Daha sonra Ömer Yılmaz ile Okan Sayın isimli şahıs ters düşüyor ve Ömer Yılmaz konuyu olduğu gibi tüm şeffaflığıyla bize aktarıyor. Gayesi tabii ki daha önce sırdaşı olan Okan’a zarar vermek. Konuyu, kendisini çok uzun yıllardır tanıyan ve aslında şahsî ilişkilerine ve samimiyetine güvenen gazeteciler olarak etraflıca dinledik. Keza bize yalan söylemeyeceğine neredeyse emin olduğumuz Ömer Yılmaz, bize tanığı olduğu Ali Rıza Ada ya da belediyedeki bazı yetkili isimlerin de adının geçtiği başka rüşvet çarklarını da anlattı. Ömer Yılmaz bize röportaj vermeye de hazır olduğunu söyledi. Kendisi haberimizin ardından Savcılık isterse bu ve benzeri suçların ifşası için tanıklık edebileceğini, görüp bildiklerini siyasetten korkmadan anlatabileceğini de söyledi. Tabi biz her ne kadar mahallemizin insanı ve arkadaşımız diyebileceğimiz kadar yakın olsak da, Ömer Yılmaz’dan duyduklarımızı salt ondan duyarak haber yapmak yerine zamana yayıp konuyu başka kaynaklardan da doğrulamak istedik.
Biz, rüşveti verdiği iddia edilen Kırka köylü Haluk Yıldırım’a farklı kaynaklardan erişip ağzını yokladık. İki farklı kanalla yaptığımız denemelerde Haluk Yıldırım, kızının belediyeye işe girmek istediğini kabul etti ancak parayla ilgili muğlak ifadeler verdi. İlkinde “Benim paradan haberim yok” dedi. İkinci aramada, bizim yanımızda arayan dostuna “Telefonda bunlar konuşulmaz, biz ona Ali Rıza Ada’ya bir güzellik yaptık, o da bize yapacak; kızımı işe alacaklar inşallah belediyeye” dedi. Gazeteci olarak aramadık; yanımızda güvendiği ortak arkadaşlara arattık kızını belediyeye işe aldırmak için Ali Rıza Ada’ya rüşvet verdiği iddia edilen Haluk Yıldırım’ı. Ancak kuşkumuz artmakla ve bir rüşvet çarkının dönmüş olabileceğine daha çok inanmakla birlikte, biz olayı başka kaynaklardan ve hatta Ali Rıza Ada ve çevresinden de tabi soruşturduk ama rüşvetten vicdanen emin olamadık. Ayrıca Ali Rıza Ada’nın oğlunun da benzer bir konudan dolayı aracı olarak bahsi geçen Okan ile davalık olduğunu duyunca, emin olamadığımız için belgesi de olmasına rağmen haberi yapmama ve bekleme kararı aldık.
Biz beklediğimiz esnada bundan yaklaşık 1 ay kadar önce bizim bilgimiz ve dâhilimiz dışında bir gelişme yaşanmış. Uşak Belediyesi’ne ait bir sabit numaradan, bize belgeyi ve tanıklığını getirerek rüşvet alışverişinden en azından bizleri emin kılan Ömer Yılmaz aranmış ve kendisine Özkan Yalım’ın kendisiyle görüşmek üzere makama davet ettiği tebliğ edilmiş. Ömer Yılmaz da denilen saatte Uşak Belediyesi’ne gidiyor ve makamda saatlerce bekletildikten sonra isyan etmesi üzerine Özkan Yalım kendisini kabul ediyor. Uşak Belediye Başkan Yardımcısı Meral Gülmez Saçar’ın da hazır bulunduğu görüşmede Özkan Yalım, Ömer Yılmaz’a “Sen sağda solda Ali Rıza Ada’nın rüşvet aldığını iddia ediyormuşsun, nedir bildiğin? Seni dinlemek istiyorum” diyor. Aklınca yanında hukukçu bulundurarak baskı unsuru da oluşturup bozup gönderecek, tabi Yalım, Ömer Yılmaz’ı ve konuyu da kapattıracak. Ancak Ömer Yılmaz’ın psikolojisi hiç de sandığı gibi çıkmıyor ve tezinden emin olan Ömer Yılmaz çatır çatır yaşananları ve tanık olduğu rüşvet ve rüşvet girişimi çarklarını anlatıyor. Hatta sadece Kırka köylü Haluk Yıldırım’dan alınan rüşveti değil, başka rüşvet olaylarına tanıklıklarını da anlatıyor; yine Uşak’ın tanınmış müteahhitlerinden Gökhan Kılınçer ile de benzer girişimler olup rüşvet talep edildiğini söylüyor. Haberi uzatmamak ve belgeleri olmadığı için şimdilik gündem etmiş olmamak adına Ömer Yılmaz’dan dinlediğimiz detayları biz habere dâhil etmiyoruz. Ama tam anlamıyla şunu söyleyebiliriz ki baskı oluşturmak için yanına oturttuğu Avukat Meral Gülmez Saçar da rüşvet çarkından ve Ömer Yılmaz’ın ifadelerinin doğruluğundan neredeyse emin olmuş.
Ömer Yılmaz’ın konuya vukufiyet ve hâkimiyetini gören ve baskıyla, yıldırmayla, güç gösterisi, kendinden eminlik ve korkutmayla işin içinden çıkamayacağını anlayan Belediye Başkanı Özkan Yalım hemen çareyi “Bunları ispat edemezsen iftira suçu işlemiş olursun, belgen var mı?” diye sormakta buluyor. Ömer Yılmaz elindeki banka dekontunu da gösterince şaşırıyor, ne diyeceğini ve “Bu belge yetmez, geçerli sayılmaz” gibi sözler sarf ediyor. Tam bu esnada Ömer Yılmaz, Yalım’a “Ben belgeyi Gazeteci Erkan Çuhadar’a götürüp vereyim de madem o karar versin belge sayılıp sayılmayacağına” diyor. Bunun üzerine Özkan Yalım topu göğsünde yumuşatma yoluna gidiyor ve “Sen sesini çıkarma, ben zaten 15 güne Ali Rıza Ada’yı işten çıkaracağım” demekte ve Ömer Yılmaz’ı sessizce uğurlamakta çareyi buluyor. Ömer Yılmaz bize bu yaşanmışlıkları da aktarınca, biz kendisinin samimiyetine de haberin doğruluğuna da yapılması gerektiğine de emin oluyoruz ve işbu haberi hazırlayıp kamuoyunun ve takipçilerimizin ve dahi Cumhuriyet Savcılığı’nın dikkatine sunuyoruz. Ne de olsa sebebi izah edilemeyecek bir para alışverişi ve buna paralel belediyeye de bir iş müracaatı var. Gerçi iş alımı gerçekleşmiş de değil ama sonuç itibarıyla işe alım vaadiyle kandırılmış bir insan var ve üzerinden haksız menfaat edildiği aşikâr. Anlaşılan ki Yalım, her ne kadar sözünü tutmayıp ilişiğini kesmiş olmasa da, Ali Rıza Ada’nın suçlu olabileceğine kendisi de emin olmuş. Gerçi daha önce benzer çok yolsuz, hukuksuz iş ortaya çıktı malum ve Yalım hiçbir şey yapmadı, sadece yer değişikliği yaptı çoğu olayda. Bunları da başka haberimizde hatırlatacağız.







