Bilgi ve teknoloji çağına ayak uyduramazsak Türk çağını başlatamayız. Her şartta ilim yol gösterici olmalı.

Dün Suriye'de, Suriye'nin geleceğini HTŞ lideri ile PYD lideri tartıştı. Toplantı sırasında Barzanî kanalından açıklama yapan "İdlibi" isimli şahıs hepimizin yüreğini ağzına getirdi. Diyordu ki: "Şara ve Abdi karara vardı. PYD-PKK birlikleri, hiç emir komuta zinciri değişmeden, maaşa bağlanan ordu mensubu sayılacak." Eyvah! Suriye, askeri üniforma giyen PKK'lılara sınır güvenliğini de teslim ederse… Şara, ki inanın fırsat bulsa korkmasa Türk ordusuna bunu yapabilirler. Ne yapacağız? Neyse ki toplantı sonrası Barzanî televizyonunun provokasyon ve manipülasyon amaçlı yalan haber yaptığı ortaya çıktı. Belki de nabız yoklandı. Türkiye alarma geçti. PYD'liler de çok sevinmedi, zira Şara'nın kendilerini ordu mensubu maaşına uzun vadeli bağlayabileceğine çok ihtimal vermediler. Sonra anladık ki anlaşma falan sağlanamamış. ABD, bence Ankara Büyükelçisi olarak atadığı Tom Barack'ı acil görevden almalı. Hiçbir tezi tutmadı çünkü; Eylül dedi tutmadı, yıl sonu dedi yılbaşı oldu, yine tık yok. Belli ki ne Lübnan'da oldu dediği ne Suriye'de ne de Yemen'de.
Her şartta, bir terör örgütünü yok etmek için başka terör örgütleri ile ittifak kuruyor gibi görülmesi, koca devletlerin kafa karıştırıcı ve mide bulandırıcıydı zaten. Nitekim aslında Salih Müslim ya da Abdullah Öcalan'ın işaret ettiği başka bir isim değil, oradaki çaresiz insanların lideri. Onlar da razı değil durumdan ve aslında lider olarak içlerine sindirebilmiş değil, geleceklerini onlar adına konuşan isimleri. Ama yapacak bir şey yok. Devletler veya siyaset kimi muhatap kabul ederse o önder oluveriyor ister istemez. Gündem de tutulunca ve icrada olunca... Herkes farkında aslında bunların hep bir mizansen olduğunun da, ama şu an yapacak bir şey yok. Algılar olduğu gibi, terör örgütleri ile iş tutan sözde istihbarat elemanlarının elinde ve işimiz zor. Bu yüzden işte her şeye rağmen Anadolu Ajansı iyi ki var, Milli İstihbarat Teşkilatı iyi ki var, Genelkurmay istihbaratı ve emniyet istihbaratı iyi ki var. En azından güvenebiliriz, doğru ve ehil yöneticiler atarsak. Ve aslında ne olup bittiğini doğru anlarsak, ne yapmak gerektiğini daha iyi tartışabileceğiz ve daha doğru kararlar verebileceğiz gerçek bilgi ile.
Biliyorsunuz Venezuela'da istihbarat gücü ile ve zorbalık kullanarak operasyon yaptı ABD ve dünyada "hiç olmaz" denileni oldurdu. Aslında dünya siyaset tarihine geçecek bir başarıydı: Maduro'yu devlet başkanı iken yatağından almak ve dünyaya rezil etmek, Trump açısından. Bakın Maduro'nun ülkesi de o kadar hazırmış ki bunun olmasına çıt çıkmadı neredeyse. Çin galiba kınadı, Rusya da kınar gibi yaptı, ama başka dünya ülkeleri de pek oralı olmadı nedense? Zaten Trump bütün dünya liderlerine karşı eline çok büyük bir koz geçirmiş oldu. Uluslararası ilişkilerde illegal kim ne iş çevirdiyse çoğunu bilen bir isim sonuçta esiri ve eminim zaten itirafa da hazır olduğu için ve Amerikan halkına duyduğu sevgi ve sadakati de ifade edeceği için Türkiye'ye sığınmayı kabul etmemiştir Maduro. Gırtlağına kadar suça batmış ve meşruiyetini hukuk anlamında çoktan kaybettiği gibi demokrasi anlamında da kaybetmiş bir isim. Bunca suç ortağı ve suça tanıklık ettikten sonra ne hikmetse ABD'ye esir oluyor. Ki bence Zelensky de Maduro gibi ama esir muamelesi görmüyor. İstihbarat gücü medya gücü ile de birleşince, güvenlik güçlerinin de önüne geçti belli ki. Belli ki bilginin paradan da silahtan da üstün olduğu bir çağa giriyoruz. MİT Başkanı İbrahim Kalın da zaten devlet adına Farabi kabrinden hürmet arz ederek fotoğraf veriyor ki, bilime vurgu yapıldığı bilinsin. Heyhat ki geliyoruz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e yine; içimizden çıkmış en bilge kimselerden birisi olarak, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyerek çok güzel özetlemiş bu mevzuyu.
Konuya dönersek, istihbarat artık günümüzün en önemli silahı ve kabul etsek de etmesek de iç siyasetimiz de daha çok dış siyasete bağlı ilerliyor. Tam bağımsız olmanın yolu, istihbaratı millileştirip tüm etkilerden arınmış, millet adına bildiğini söyler, ekstra rol çalmaya da girişmez, had bilir ama hak da bilir hale getirmek. Bu da pekâlâ İbrahim Kalın gibi, dünyayı tanıyan, dünya ve Türk siyasi hayatına da epey hâkim bazı sohbetlerinde gerçekten bilgece sözlere sarf ederken tesadüf ettiğim devlet adamımız gibi kimselerce olur. Beğenir beğenmeyiz, fikrine katılır katılmayız; bir değer sonuçta, kıymetini bilirsek Sayın Kalın'ın. Çok iyi bir network'e ve krediye sahip, dünya çapında ve bir hayli birikimli de belli ki. Ne mutlu kendini hem Türkiye hem ABD hem Rusya hem Çin devletlerine sevdirebilmiş ve milli kalabilmişse bir Türk devlet adamı. Ne mutlu bu çapı, bu çevreyi edinmişse? Destek olup daha başarılı olmasını dilemeliyiz. Medeniyet tasavvuru ortaya koyabilecek entelektüellikte kaç insanımız, büyüğümüz var şunun şurasında? Halil İnalcık gibi, Oktay Sinanoğlu gibi, Haydar Baş gibi bilge akademisyenler yok denecek kadar azaldı malum. Pek okumayan bir nesil maalesef yetiştirdiler.
Bakınız, Birleşik Arap Emirlikleri nasıl bize yakınlık kurup sırtımızdan vurduysa, içimizdeki FETÖ'cü hainler ile bir olup, aynısını şimdi Yemen'de yapıyor ve İsrail'e Yemen'de cephe açıvermekle kalmıyor, destek veriyor alenen. Yani alenen Yahudi ile omuz omuza Müslüman'a karşı savaşıyor, iyi mi? Bunlar mı Müslüman, Allah aşkına? Müslüman adam Yahudi'ye kaşık olup Müslüman canına kıymaya kalkar mı elin vatanında? Bunların olacağı zaten beş altı yıl evvelden belliydi. Ne işi var Birleşik Arap Emirlikleri'nin Yemen'de, İsrail'in ne işi var? Onların yan yana, vatanını çaresiz koruyan askere silah çektiği doğru mu? Müslümanlar neden ayakta değil? Mısır, Türkiye başta olmak üzere güçlü Müslüman ülkeler derhal yaptırım kararı almalı BAE ve İsrail denen katil devlete. Gittikleri her yere ölüm saçıyor, kan kusturuyor hainler. Ve belli işte Trump'ta Netenyahu'cu. Keşke yılbaşı gecesi Sayın Erdoğan'ı ya da Sayın Sisi'yi ağırlasaydı, ama malumunuz Trump bu imtiyazı tüm dünyada sadece Netenyahu'ya verdi. Keşke istihbaratı iyi olsaydı o Müslüman ülkelerin ve bu göstere göstere gelen belaya karşı önceden tedbir alsalardı. Zaten ifşa oldular mı kıpırdayamıyorlar. İstihbarat bu yüzden bunları silahsız, tüfeksiz teslim alabiliyor. Bilgi bu kadar önemli işte; sizi başka bir devletin başkanını yatağından alabilecek güce taşıyabiliyor. Amerika'ya kaldıysan, Büyük İsrail Planı olarak da bilinen BOP'a devam, kıyıma ve katliama da tabi.
Olmasa iyiydi tabi ve meşru görmek bile doğru olmayabilir yaşananı, ama olan oldu artık. Trump hiç değilse sentetik uyuşturucular ve sapkınlık ile mücadelesinde samimi çıksa ve keşke gerçekten vicdanları rahatlatacak şekilde yargılansa Maduro ve gerçekten olup biteni bütün insanlık duysa, aydınlansa ve şeffaf yürüyen adli sürecin sonunda kamu vicdanını rahatlayacak şekilde adalet yerini bulsa... Konu çok aslında, ama hepsini birleştirip bakabilmek için zaman lazım. Yazıda zaten çok uzadı. Arif olan anlasın. Suudi Arabistan'a destek olalım, BAE ve İsrail'i sıkıştıralım acil. Ve acil, istihbaratımıza hak ettiği değeri ve önemi verelim. Bizi yönetmeye kalkmasınlar, ama biz de onlara hiç sormadan kafamıza göre yönetmeye de gitmeyelim. Gidişatın vahim olduğu aşikâr. Acilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ya ekonomiyi düzeltsin ya da ekonomiyi düzeltme vaadindeki kadrolara yol versin. Evvela bir ekonomiyi düzeltelim, yoksa inanın İran'da olanın sebebi de esasen açlık ve yokluk, Suriye'de yaşananların da. Onca zenginlik içinde ki, inanın bu gidişle sonumuz bu ülkelere benzeyebilir. Acilen İran'da Pezeşkiyan'a da destek atılmalı, Azerbaycan'a da keza. Ki Ermeni boş durmuyor, durmayacak belli. Hal bu iken terör örgütü liderlerinden devlet aklı beklemek, barışı, baharı getirmesini beklemek ham hayal. Ve biz biliyoruz ki Türk'ün baharı girdi ve yurtta ve cihanda sulh çağı gelecek. Türk çağı girdi, çünkü Allah'ın izniyle. Ve Allah'ın izniyle derin millet, devlet aklına mecbur etti, edecek devletin zirvesini de.
Kimseyi düşmanlaşmadan, herkesle ama herkesle aklın yolunda buluşarak ve konuşabilerek, yani hoşgörü ve anlayış çerçevesinde, gerçekçi ve samimi diyaloglar kurarak, işimizi tecrübe sahiplerine, ehline danışıp ehline teslim ederek pekâlâ çıkabiliriz içinden. Pekâlâ çözebiliriz ortak akılla dünyanın yaşadığı bu siyasi, ekonomik krizi ve buhranı. Ve pekâlâ yurtta ve dünyada barışı tesis ve temin edebiliriz.
Nurullah Çavuşoğlu






