Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki olsun diye istifa eden CHP'liler de haksız değil; esasen CHP'de kalmayı seçenler de.
Kemal Kılıçdaroğlu'na kızanları anlayabiliyorum ama Özgür Özel ile kıyas etmek bile adama haksızlık olur.
CHP, bildiğiniz üzere bir yıpratma, dağıtma ve değersizleştirme operasyonu ile karşı karşıya bir süredir. Maalesef ne kadar çırpınsak da bugüne değin pek de engel olamadık. Sadece dağılmasını önleyebildik; onun dışında tam olmasa da kısmen başarılı da oldular. Marka değeri anlamında da çok kaybı var CHP'nin. Moral, motivasyon, güven ve heyecan anlamında da çok yıprandı maalesef. Bugün seçime girse, Uşak'ta samimi söylüyorum, Asım Kalelioğlu'nun aldığı oyu bile alamaz CHP; kimi gösterirse göstersin şu haliyle. Yalım, çok ama çok soğuttu insanları CHP'den ve parti, Uşak'ta kâğıt üzerinde de çok üye kaybına uğradı. Yalım'ın üye yaptıkları topluca istifa etti. Onlar zaten geri de gelmemeli; defolup gitsinler. Hürriyetlerini Özkan gibi bir ne idüğü belirsizin eline teslim edenler, CHP'li olamaz ki zaten.
Peki gerekçe ne? Bence butlan kararı gelmeden de CHP'ye hasım gibiydiler ve hep zarar veriyorlardı; ama butlan kararını gerekçe ederek, CHP'nin suçuymuş gibi bunca hınçlarını CHP'den çıkardılar ve CHP'ye her muameleyi reva gördüler maalesef. Oysa butlan kararına sebep olan başvuruyu yapanlar, Özgür Özel için kongrede çalışan kongre delegeleriydi. Özkan Yalım'ın da yine ifadeleri ile etkiledi diyorlar kararı; o da Özgür Özel'di, kongrede delegeydi. Yine Yalım'ın Uşaklı kurultay delegelerini nasıl avladığı sorusuna yanıt arayan bir haberi Editörümüz Ramazan Yıldız hazırladığı için ben girmeyeceğim şimdilik.
Demem o ki şikâyeti edenler CHP'li, hatta Özgür Özelci kongre delegeleriyken ve kararı mahkeme vermişken, süreçte hiç dahli olmayan Kemal Bey suçlandı ve malum haftalarca linçe tabi tutuldu; yazık adamcağıza. Tabii Kemal Bey kendi etti, kendi buldu; bunları partinin başına imtiyazla bela eden de kendisi; ayrı konu.
Lakin insanların vefasızlıkta veya saygısızlıkta hangi sınırları zorlayabileceğini gördük bu süreçte. Özgür Özel ve arkadaşları da çok küstahtılar doğrusu. Kemal Bey, Özgür Özel'e "Genel başkan adayı ol madem, çek itiraz dilekçeni yargıdan ya da bekle karar çıksın, hemen kongreye götürelim, aday ol" demesine rağmen; Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu'nun röportaj verip "Aday olsun, seçilir ise biz Devlet meşruiyet verdikçe karışmayız" dediğinin ertesi günü istifa etti malum Özgür Özel. Açtığı davanın neticelenmesini bile bekleme gereği duymadı beyzade. Çünkü kendisi de biliyor, aksi bir karar çıkması mümkün değil. Butlan kararını veren mahkemenin gerekçe olarak sunduğu deliller çok güçlü. Zaten zaman kazanmak için vermişti dilekçeyi; istifa edip parti kurma hevesine kapılınca zamana ihtiyacı kalmadı malum.
Kemal Bey'in bütün hoşgörülü yaklaşımına karşın, istifa ettiğinde aslında CHP'ye savaş ilan etmişti açıktan ve savaşın gereğini de fazlasıyla yaptılar malumunuz. AK Partililer bile bu kadar hasımca davranmadı hiç CHP'ye veya Genel Başkanına. Yazıklar olsun. Oysa her şeyinizi Kemal Bey'e borçlusunuz.
Baskılar, mobbingler, makamları kullanmalar derken epey istifa da apardılar anlaşılan. Belediye Başkanı Hatice Terekeci Özkan'ın belediye imkânlarını seferber etmesini kınıyorum bu arada; makamını yeni parti için kullandırmasını da. Neyse, olan oldu ama CHP, "yel kayadan ne götürür" sözündeki gibi, kökü sağlammış; hâlâ dimdik duruyor. Hâlâ istifa edenlerin çoğunun bile tek umudu, bize göre AK Parti'nin panzehiri ve emperyalizmin fırtınalarından sığınabileceğimiz tek huzur limanı CHP.
Tabii bu arada Özgür Özel'in Yeni Partisi de daha açılmadan kapandı gibi bir durum söz konusu oldu ve Özgür Özel'in lider falan olamayacağı da çok çıktı meydana. Bunların Özkan Yalım ile beraber CIA ve Mossad ile iş tutmuş olabileceğine daha fazla inanan insan sayısı da çok arttı. Siyasetin alayının bir danışıklı dövüş içinde, birbirine esir insanlardan oluştuğuna da her zaman çok inanan insanlar oldu; son gelişmeler ile beraber.
Meğer gerçekten bütün siyaseti Devlet Bahçeli dizayn ediyormuş; biz inanamıyorduk, "yok artık" diyorduk, doğru çıktı. Kim adına dizayn ediyor bilmem ama "Derin devlet olsam, Derin Devlet adına dizayn ediyor" diyenlerin ağzına acı biber sürerim. Derin devleti karıştırmayın, kurucu önder siyasetine derim. İyi ki derin devlet tanıdığım olmadı hiç ve iyi ki uzağım bu işlerden. Kim adına dizayn ediyor bilmem ama hiç durmadan suça bulaştırıyor Sayın Bahçeli, siyaseti topyekûn. "Bahçeli'den Devlet aklı uman da akıl mı olur?" demişti CHP'li bir arkadaşım özetle; çok doğru. Konuya dönersek Bahçeli, bilerek bilmeyerek bir tuzak kurdu parlamentoya ve parlamenter sisteme. Bu tuzağa da bal gibi düştü bütün parlamento ve bana göre meşruiyetini de kaybetti. "Çerçeve yasa" dedikleri yasaya evet ya da hayır diyerek siyasi gelecek ve itibarlarını da. Zira millet topyekûn topa tutuyor günlerdir, özellikle evet diyenleri. Kimse memnun da değil, ümitvar da değil durumdan ve gelişmelerden ötürü.
Yazı uzayacak ama olsun, çare yok. Hepsini tek çırpıda söyleyip kubbeyi bağlayalım ki konu kapansın, hâl arzı gerçekleştiği gibi çare ya da çözüm de ortaya çıksın. Dün yeni parti furyasında CHP'den istifa eden bir arkadaşım ile sohbet ettik. Parti büyüklerinden birisi bizim için demiş ki: "Bir seçim paradan yana geçseler, ertesi seçim kendileri ne isterse olacak. Tek eksikleri para; ama onu da kazanmak istemez gibi yazıyorlar." Bize CHP'li parti büyüğü sandığımız bir ağabeyin eleştirisi bu. Arkadaşlar, varın partinin yaşadığı ahlaki çöküşü siz düşünün. Kemal Bey'in hep hatırlattığı siyasi ahlak, etik; adı neyse çok önemli. Bizim nitelikli, kendi menfaati için bir süre de olsa eğrilmeyen, saygılı, büyüğünü küçüğünü bilen, aklı başında, dürüst ve başarılı insanlar gerek siyaset ya da medya dünyasında. İşine bakmamak suç olabilir mi? Bugün görüştüğümüz, yine parti büyüğü diyebileceğim ve aylar önce partiden istifa eden bir abimize de dedim: "İstifa eden tepki vermek istedi, verdi tepkisini; ki bence haklıydı. Biz de Kemal Bey şeffaf hale gelmedikçe, gizem taşıdıkça üye olmayacağız. Ama Kemal Bey şeffaflık sözü verirse, aday olmak isteyenlerin önünü açıp gerçek ve tam demokrasi uygularsa partide, üye seferberliği başlatmaya bile varız CHP'ye; hiç değilse isim babalarının hatırına."
Bizim siyasi mücadelemiz zaten, partiye üye olmasak da Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine dönünceye değin sürecektir. Lakin bence CHP'liler, hazır tertemiz bir il ve merkez ilçe başkanı atamışken, Kemal Kılıçdaroğlu partinin başına şapkalarını önlerine koyup birlik tekrar düşünmeli. Özgür Özel ve tayfası zaten bittiler; sonları belli, cezaevi. Hem Kemal Bey ile Özel kıyas kabul etmez; bu da bir gerçek; her ne kadar Kemal Bey'e epey zamandır biraz gücenik olsak da.
Dipnot: Yanımıza gelen CHP'li gençlerin sözleri ve kararlılıkları bizi çok memnun etti, ediyor hâlâ. Atatürk'ün aşkını kalbinde taşıyan gençler var CHP'de ve CHP hâlâ gençlerin tek umudu. Tabii ki Atatürk'ün Cumhuriyet'i emanet ettiği Türk gençliği de bizim tek ve son umudumuz zaten.






