Aleyhte yorum yazan olursa da hemen ekran resmini alıp anında silin.

Hepinizin bildiği üzere geçtiğimiz günlerde Gazeteci Nurullah Çavuşoğlu'nu konuk aldım ve CHP Eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan'ın ağzından, CHP Eşme İlçe Başkanı Cumhur Uslu'nun ve yine CHP İl Genel Meclis Üyesi Seyfi Paksoy'un tanıklığında ve tanıyan herkesin yalan söylemeye asla mecbur olmadığını bildiği Uşak Haber Merkezi ekibi ile beraber dinlediğimiz Özgür Özel ve Özkan Yalım'ın kirli ilişki ağlarını ve birbirlerine olan muhtaçlığını ifade etmiştik. Size samimi söylüyorum, ben şahsen Cumhur Uslu'nun da Seyfi Paksoy'un da ifadeleri istendiğinde yalan söyleyeceklerini sanmam. Zira herkes artık bunaldı ve gerçekler ortaya çıksın istiyor zaten.
Kıbrıs'ta kumar masalarında verdiği pozları bile herkese gösteren yakın çevresi, her sırrını her yerde konuşurken, Eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan bize Özgür Özel ve Yalım ilişkisine dair nasıl bilgi verdi? Bilinmez, inanın çok bilgi verdi, bizi de doğruluğuna inandırdı ve biz de kendisinin bütün sıkıntılı işlerini bilmemize rağmen onları gündem etmedik. Özel ve Yalım esaretini deşifre edebilmek daha önemliydi ve bize anlattıklarının bazılarını sohbet ederken arz ettik kamuoyuna.
Haberden sonra iki gün sessizlik oldu, sanıyorum "Görmezden gelelim, konu kapansın, bakarız ileride" diye düşündüler. Ne arayan oldu ne de soran. Üç cephede sessizdi, çünkü üçü de buz gibi biliyordu ki biz yalan uydurmuş söylüyor değiliz, bunları bize Yılmaz Tozan aktardı ve bunlar buz gibi doğru. Tabii üçü de, yani Genel Başkan da, Uşak ve Eşme Belediye Başkanı da biliyor ki biz bunu zaten emin olmuşuzdur, halka ve devlete izah edebileceğimize de ondan sonra söylemişizdir. Tabii Genel Başkan da Yalım da bu durumda Tozan'a kızıyor, bizden ziyade bize bu bilgiyi verdiği için.
Bugüne değin şehri merkez edinmek ve şehir siyasetini dizayn etmek isteyen statüko ile savaşta yüzlerce "bomba" denilen yolsuzluk, usulsüzlük, adam kayırma, rüşvet vb. haberler yapmış, sentetik baronlarına, terör yapılarına kafa tutup tehditler almış bir ekibiz ve gazeteciliğe dair hiçbir suçtan hapse girmedi hiçbirimiz. Hem neden yalan söyleyelim? Her şey zaten başka deliller ile ortadayken biz neden gerekmeyen bir delili üretip söyleyelim, iftira etmiş olalım, hele ki bir taraf ölmüş gitmişken? Üçü de buz gibi biliyor doğru olduğunu yazdıklarım ve üçü de birbirine kızıyor ve suçluyor. Tabii suçlu Tozan ama Tozan'ı bunu yapmaya mecbur eden de Özkan Yalım'ın şehre zulümleri, ayrıca Özgür Özel'in kayıtsız kalışı ve dolaylı da olsa haksız olduğunu kabul ettiği Yalım'a taraf olması. Tozan çaresiz Kuvâ-yi Milliye'ye sığındı ama Kuvâ-yi Milliye'ci de olamadı. Sonra üzerine olumsuz kararını, yani sözünü tutup Kuvâ-yi Milliye'ci olamayacağını adam gibi iletmek yerine saygısızca kovar gibi davranarak hepimizi bize belirtince, bize her şeyi yapmak mübah oldu ki inanın elimizden gelenin hepsini yapmış da değiliz, yapıyor ya da yapacak da değiliz.
Neyse, ben olanı arz etmeye devam edeyim. Nasılsa okuyucu da düşünürdür, onların düştüğü açıları biz olanı aktaralım. Yılmaz Tozan iki gün sonra Çavuşoğlu'na bazı saçma sapan mesajlar yazdı. Özgür Özel'in de bilgisi dâhilinde atılmış mıdır? Bilmiyoruz. Yalnız Çavuşoğlu, Özel'den bağımsız bu mesajı Tozan'ın yazdığını düşünüyor. Ben pek öyle düşünmesem de bu kriz anında Genel Başkan herkese "Bana sormadan hareket etmeyin" demiş olabilir. Ve ben açık söyleyeyim, Kuvâ-yi Milliye'ye sığınsa ve bizimle temasa geçse çözüleceğine de eminim Sayın Özel. Ama tabii zamanlaması önemli, bir de Kuvâ-yi Milliye'yle beraber görünmek emperyalist çeteleri de huzursuz eder, çevresindekileri de. Sayın Özel ne yapsın? Kaldı şimdi arada, çare düşünüyor Sayın Özel özetle ve Uşak çok önemli. Bu kriz çözülmeden es geçilemez, iş davaya kalmış, siyasetle çözülememiş. Samimi konuşuyorum, arasın beni, söz ben bu krizi CHP olarak atlatabilecekleri ve hatta isterlerse büyüyerek güçlenerek çıkabilecekleri formülü söyleyeceğim. Özel'in kılavuzu Yalım değil de gerçek CHP'liler olsa, mesela Ömür Önlü olsa veya Uğur Dümen mesela veya Ali Karaoba olsa bile yine çok kolaylaşır bu işler. İl Başkanı Celalettin Çoban da yine Yalım'dan daha aklı başındadır, o da eskiden beri tanıdığımız bir arkadaş ama Yalım olunca bahse konu tabii mantık da aramak mantıksız.
Hangi işi mantıklıydı sanki? Çöp poşeti açılışı yapan ve kanalizasyon borusu bile döşeyemezken simitçi kulübesini hizmet diye dayatan, önüne geleni kıran, partiliyi partiye küstürüp kendi avenesi ile kendini avutan bir belediye başkanı olarak anılacak tabii, türlü yolsuzluk ve ahlaksızlıkla anılacak, ayrıca avenesi yazık. Olan tabii CHP'ye oldu ama inanın biz Özgür Özel'den de Özkan Yalım ya da Ali Karaoba'dan da hatta Uğur Dümen'den bile, Fuat Yılmaz'dan bile, Serdar Özler ya da Ömür Önlü'den bile fazla titredik CHP ismi üzerine ve şu zararı verdiğimize bile inanamıyorum doğrusu. Gelin görün ki Sayın Özgür Özel ve vazgeçilmezi Yalım, Yılmaz Tozan'ı mecbur etti, Tozan ve Uşak'taki CHP'liler de bizi mecbur etti ve bu kader yaşandı. İnşallah son olur. Gerçi CHP'ye zarar vermek için davrandıklarını düşündüklerimiz ile CHP'ye asla zarar vermeyeceklerini bildiğimiz isimleri aynı cümlede saymış gibi oldum ama o uçtan birkaç insan, bu uçtan birkaç insan olsun istedim. Kuvvacılar bile içeride biz kadar koruyamadı CHP'yi. Sonra Yalım'la benim aynı örnekte ismimin ne işi var demesin sonra Ömür Önlü bana. Partinin arterlerine aktardık sonra biz durumu. Böyle sürerse biz konuşuruz hepsini, bile dedik, yarısını konuştuk. Mecbur hissettik kendimizi, birbirlerine mahkûmiyetlerinin sebebini arz edebilmek için iki siyasi aktörün.
Konuya dönersek, Eşme Belediye Başkanı, Çavuşoğlu'na yazdığı mesajın ertesi günü de suç duyurusunda bulunduğunu ilan ederek bizim bir konuda yalan söylediğimizi iddia etti ve birbirlerine düşürmeye çalıştığımızı vs. Bu suç işlenmiş olsa idari para cezasına döner ya da yatarı olmayan bir cezaya döner ki vallahi biz dava bile açamayacaklarına eminiz. İş davaya kalırsa konuştuğumuz her şey girer mahkeme kayıtlarına, hâkimler savcılar aydınlanır, ayıkır duruma bu sefer tersten müdahale gelebilir. Henüz bizi savcılıktan arayan yok ama geçen ziyarete gelen ve kendisini iyi tanıyan CHP'li bir Eşmeli, "Kolpadır o kesin" dedi. "Yılmaz Tozan sizi şikayet falan edemez, onda o taban yoktur. Her bildiğinizi hâkim önünde söylemenize fırsat sunacak bir iş olduğunu bilir şikayetin" dedi ama bizim cepheye yansımış bir gelişme henüz yok. Tabii bizim kaygı ve endişemiz yok. Yürek yemiş gibi dilekçe paylaşan gitsin versin, çağırsın savcılar ifadeye, biz dememiz gerekeni dosdoğru ve saygıyla devlet makamına söyleriz. Çok dolandırıcının dolandırıcı olduğunu, çok hırsızın hırsız olduğunu ispat etmiş bir ekibiz daha önce hâkim önünde. Bizim ne CHP Genel Başkanı ya da Belediye Başkanları ile bir sorunumuz var, ne de CHP ile. Kurucularına hürmeten yine karşımıza almak istemeyiz biz CHP'yi ekipçe. Ama biz yolsuzluk, ahlaksızlık, uyuşturucu, adı neyse, cehaletin de sebep olduğu kötülüğün hepsinin karşısında duruyoruz. Bu şehrin en güvenilir ve yazdıkları en çok okunup en çok etki eden dürüst ve sıradan gazetecileri olarak. Keza hiç savunanı da olmadı Tozan'ın, başka kurumsal bir sahiplenme de olmadı Tozan'a. Bizi şikayet ettiğine dair dilekçeye gelen yorumların sayısına, niteliğine ve niceliğine bakın anlarsınız. Çoğu ısmarlama olduğu çok belli, yüz kadar olumlu yorum almış. Hiçbir kurumsal kimlik taşıyan CHP'li de "aferin" dememiş yorumlarda ve zaten Çavuşoğlu kardeşim de yorum atmış altına, lütfen okuyun o yorumu da.
Sosyal medyada algıları yöneterek gerçekleri olduğu gibi olandan farklı gösterip "işimize bakarız" demekle olmuyormuş demek ki? Demek ki algıları yönetmek sanıldığı kadar kolay değilmiş, apaçık gerçekler ortada dururken. Şimdi iki gündür Yalım'ın çevresinden bir sızıntı dolaşıyor sosyal medyaya: "Çok yüklenin, Genel Başkanın gözü Uşak'ın üzerinde" diye ve aleyhte bir şeyler yazma olasılığı olan partililerin de özel özel aranarak uyarıldığını biliyorum: "Sakın parti ve belediye aleyhine anlaşılabilecek şeyler yazma şu sıra, Genel Merkez takipte" diyerek. Göze girmek isteyene de "Şu sıra yorumları falan artır, Genel Merkez Uşak'ı sıkı takipte" diye teşvik ederek olmuyor. Keza insanlar samimi olanla ısmarlama olanın farkını da inanın biliyor. Sahteyi gerçeğinden ayırt edebilecek aydınlık ve feraset var CHP tabanında, özellikle biz biliyoruz. Demem o ki boşa tedbir alıyorlar aslında. Zira madem Genel Başkan bizi dinlemek ve sonra bir karar verip yol haritası belirlemek istiyor, o halde emretsin, gidelim diyecek otobüs otobüs insan var ve bu işi organize edip Genel Başkan ile parti tabanını buluşturup istişare ettirmek de zor değil. Durum ortada zaten ve Genel Başkan yeterince biliyor aslında durumu. Sadece son durum ve taban talebini dile getirecek insanları dinlese, halkı dinlese yetecek. Biz hep hukuktan, demokrasiden yanayız ve kimseye haksızlık etmek de istemeyiz ve memleket çıkarı için uyar oluruz, ortak akılda. Adil, şeffaf ve çözüm odaklı...






