Ne Sezer Ateş'in ne de Kuruçay'ın umurunda bile olmadı; çaldığın kara tutmadı, elini kirlettiğinle kaldın.
Bildiğiniz üzere Uşak Haber Merkezi editörü Gazeteci Ramazan Yıldız imzası ile Uşak Haber Merkezi ekibi; Ülkü Ocakları Başkanı Gürkan Uğrasız ve Ümit Arslan'ın çevresini sarmal gibi saran, camiada kimsenin sevmediği uğursuzlar hakkında, camiada zaten dillendirilen ve bilinen bazı yaşanmışlıkları haberleştirdiler. Kimsenin selam vermediği bir uğursuz avukat da var, onu hatırlatmadılar nedense camiaya ama kumpasçılığın, tuzakçılığın, itibar suikastinin tillahının CHP'de olduğu gibi MHP'de de meşrulaştırılma yoluna gidildiğini çok güzel hatırlattılar ve herkesi yüzleştirdiler latifçe ve kibarca. İnanın ben editör olsaydım ve bu haberi yapsaydım çok daha sert manşetler ve sert bir üslup ile yazardım. Ramazan abiye yıllardır derim, MHP'liliği bırakamıyor hâlâ, bırakamadı ve neredeyse hiç yorum katmadan sadece olanı anlatma yolunu seçti. Neyse, Uşak Ülkü Ocakları Başkanı'nın mahkemece suçlu bulunduğunun belgesini yani mahkeme kararını yayınladılar. Ümit Arslan çıktı cevap verdi, varsa belgeniz adliyeye teslim edin diyor. Yahu habere konu belge zaten adliyeden temin edilebilen ve adliyeye ait bir belge işte. Buz gibi ceza almış Ocak Başkanın, zorla adam alıkoymak ve darp gibi fiillerden; üstelik yalnız değil, ocaktan arkadaşları ile. Bari ocaktan olmayan gençlerden, insanlar kullanın ama bunlar ocağın gençlerini bedavaya birbirine kırdırmış ve mahkemelik etmişler. Sanırsın düşman haklıyorlar. Hep derim, ülkücü ülkücünün düşmanı gibi maalesef. Biz konuşmuyoruz, başka ülkücü de var; bunların sıradan insanların hasmına bile kurmayacağı bel altı kumpaslar kurduğu makam için, korkumuza değil tabii, hatır var gönül var nihayetinde ve herkesin incitirse de ülkücü gardaşı tarafından kendince bir onuru var, ailesi var. Gerçi Ümit Arslan ve avanesinin yazsak umurunda değil, biliyorlar her şeyi; buz gibi bildiğimizi de ama çaresizliğin verdiği cesaret ile mezardan geçen korkağın ıslık çaldığı gibi, korkmadık sansınlar diye açmışlar kamerayı ve açmışlar ağzını yummuşlar gözünü Ümit Bey ve avaneleri. Hiç hukuken başlarına kendi elleri ile ördükleri siyasi çete çorabının farkında bile olmadan. Özkan Yalım çeteden yargılanıyor işte, daha dün belediye başkanıydı; üstelik Genel Başkanın en gözdesi belediye başkanıydı.
Ümit Arslan da üç hilal altında verdiği bir ömür pişmanlık duyup, bir ömür konusu açılınca utanacağı mülakatında sadece bize itibar suikastine kalkışmamış, camiadan birçok insanı da isim vermese de hem camianın hedefine koymuş aklınca suçlu diye hem de itibarlarına kast etmiş direkt. Sadece bize para verip belge verip haber yaptırmakla da suçlamamış, ayrıca başka çok ağır, asla ispat edemeyeceği suçlamalar da yöneltmiş kimine. İsim vermeyince savcı hesap sormaz sanıyorlar ya arkadaşlar. İnsanın akıl hocası yavuzlaşmış avukat ve gürleşmiş mühendis olunca böyle oluyor; hem bütün camiayı töhmet altında koyabiliyor, camiaya ve tabii partiye zarar vermeyi de göze alarak hem de hem hukuken hem ahlaken altından asla kalkamayacağı işleri başına açabiliyor. Yazıklar olsun ki ekipçe verdiğimiz bütün emeği de zayi etti üzerindeki. Neyse önemli değil, MHP'de daha çok arkadaşımız var üzerindeki emeğimizi inkâr da zayi de etmeyen Allah'tan. Yazılar uzun oluyor, videolar uzun oluyor diyorlar hep; haklılar ama nasıl uzamasın, gündem bu kadar yoğunken ve gözler bu kadar üzerimize çevrilmişken. Ümit Arslan aklınca bize savaş açarak bütün camianın dikkatini üzerimize topladı, ne edelim? Ne edelim, saçma sapan da olsa bize ve camiadan bazı masum insanlara ettiği iftiralara sessiz mi kalalım? Vereceğiz elbet cevap, daha bir röportaj daha hazırlıyoruz konuya dair Ramazan abimle; bu arada o başka haberler hazırlıyor konuya dair ve Uşak Haber Merkezi imtiyaz sahibi de olan Gazeteci ve köşe yazarı Erkan Çuhadar'ın da var köşesinde hazırladığı bomba yüklü bir yazı var haberim ama gerçekten operasyon nasıl olurmuş görecek o Ümit Arslan, tam tabiri ile tolaz çıkacak bekleyin.
Neyse, yaşanmışlığı aktararak devam edeyim. Gazeteci Yıldız ile röportajı verdik, yayımlandı. Geçen gece 12'de nasıl olduysa MHP belediye başkan adayı Sezer Ateş aradı, Atapark'ta idik o esnada ailece; Alper ve Meltem Aksoy çifti ve benim aile, çoluk çocuk. Açtı ağzını yumdu gözünü bana. Anlaşılan dinlememiş kendisi bizim röportajı ve yalan yanlış aktarılmış kendisine. Vay efendim sen nasıl benim adımı, benim o adam yerine bile koymadığım adamlarla aynı sözün içinde geçirirsin? Vay efendim sen nasıl benim Özkan Yalım ile hiçbir ortaklığımın olmadığını belgelerini görmüş, bilmiş iken ve bilmiş iken benim sadece onun oğlu ile belli bir seviyeye erişinceye değin reklam masrafını üstlenmek, o seviyeyi yakalarsa ondan sonra katkısı oranında kârdan hisse vereceğimi ve benim daha Yalım içeri alınmadan oğlu ile yapılan bu pazarlamacı mantığıyla yapılan anlaşmayı askıya aldığımı bile bile nasıl beni ortak gibi lanse edersin? Vay efendim sen benim adımı bir haddini bilmezin, üstelik korkusuna ismimi bile verememiş iken onun ağzı ile gündem edip ismini dünya markası yapma hayali kurduğum, kendinin en azından Uşak'ın markası abi dediğin yazılım işini üstlenenleri ve çalışan kadrosunu zaten evvel ezel beni tanımadan evvel kardeş bildiğin insanların var ettiği satarız.com markasını nasıl lekelersin yalan yanlış? Haftalar var bizden kaçıyor gibi davranıyor zaten ve WhatsApp'tan yazdım, Sezer Başkanım bir görüşsek iyiydi diye; ay geçti cevap bile vermedi, tutmuş bana beni arasaydın ya madem diyor. Oysa biz Sezer Ateş'in üzerine siyaset mutlaka plan yapmalı diyoruz ve onu gerçekten kendimize dost seçtik diyoruz her yerde ve bana göre zaten bu yüzden hiç suçu yokken malum tayfanın hedefi oluyor.
Dedim, abi sen videoyu sonuna kadar ama sonuna kadar iyice dinle, sonunda tekrar konun geçiyor çünkü; belli sen dinlememişsin ama dinlemedi beni, inanın tam 10 dakika konuştu. Sonunda gerçi nezaketen biraz dinleyip neyse ben tekrar izleyeyim videoyu ve yüz yüze bir görüşelim dedi ve iyi akşamlar dileyerek kapattı ama gece saat 4'e kadar aklımdan çıkmadı. Telefonda duyduğum haksızlık yiğide sonradan koyar hesabı, bu iş bana sonradan koydu abi ve sana bu mesajı yazdım diyerek sitem dolu bir mesaj yazdım ve bir daha görüşmeyelim dedim. Gerçi umuru olmadı, tamam da demedi, görüldü attı sadece. Ayrı konu ama Sezer Başkanla son durum bu. Sıra Muhterem Kuruçay Başkana gelsin; onu da memnun edemedik, yeterli bulmamış konunun Muhterem Başkan ile ilgisinin olmadığını izah ettiğim yeri. Onunla da görüştük, o da bize sitem de sen bilmiyor musun benim şu aşamada siyasette adım bile geçmemeli, zaten siyaset düşünmüyorum bir süre, işime bakmalı ve para kazanmalıyım, bunu da en iyi sen biliyorsun diyor. Ne diyelim başkan, ne edeydik? İsim vermese de seni kast ettiği besbelli, genel merkezle kontağı süren bir sen kaldın eski il başkanı, bir de İbrahim Cevher abimiz kaldı ve çoğunluk senin olduğunu düşünüyordu. Biz de cevap verdik ve Muhterem Başkanla ilgisi yokta dedik; hem sen bize niye kızıyorsun dedim ama ona da dinletemedim. Çık madem kendin cevap ver dedim, neden üzerime alınayım, neden muhatap alayım diyor. Haksız da sayılmaz, muhatap alınamayacak kadar seviyesiz ve alçakça gerçekten Ümit Arslan'ın ve avanesinin konuşmaları; ki özelde kalsalar isim de veriyorlar: Ayhan Kınden, İbrahim Cevher, Sezer Ateş, Muhterem Kuruçay, Mustafa Balta. Bu beşli hedeflerinde kamera arkası siyasi sohbetlerinde.
Demem o ki! Ümit Arslan kısmen başardı, isimlerini vermeden hedef edindiği iki dost ile bizim aramızı limoni etti; camiayı karşımıza dikemese de Muhterem Kuruçay ve Sezer Ateş'i karşımıza dikti. Özellikle Sezer Ateş, içimden geçti telefonda inanın ve beni dinlemedi bile, kimler nasıl doldurdu ise artık. Keşke videonun tamamını izleyip aklıselim düşündükten sonra arasaydı. Neyse olur oluyor böyle zamanda, biz alışığız. Bu arada Sezer Ateş'in umurunda değil galiba pek ama Muhterem Kuruçay ve bazı dostlarımız hâlâ Genel Başkana ve Genel Merkeze eleştiri getirmeyin, bunlar sizi Genel Merkeze, üç hilal ve Bahçeli düşmanı diye tanıtarak suçlarını savuşturuyor da dedi ve hâlâ savundular Bahçeli'yi, bunu da belirteyim. Hemen söyleyeyim yeri gelmiş iken, benim ilk gençlik hayalim belediye binasından üç hilal dalgalandırmak idi ve bunun için gereğini de yaptım, bilenler bilir. Ayrıca bir Türk milliyetçisi nasıl olur da Alparslan Türkeş gibi bir Türk büyüğü ve büyük Türk milliyetçisinin ihtiyaca binaen kurduğu Milliyetçi Hareket Partisi'ni ya da yönetimini kendine hasım belleyebilir? Ben Ümit ya da Gürkan Uğrasız'ın kötülüğünü asla istemedim ve istemem de; keza bahse konu haberler de girilsin istemedim ama yaşanmışlık var ve siyaset hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Mahkeme bitti, ceza çıktı, cezanın üzerinden aylar geçti; haşa sahiplenme sürünce gazetecilik vazifesi ifa edilmemiş oluyordu. Belgelere de erişince artık farz oldu haberi yapmak; ki inanın belge hiç olmasa da bu haberler yapılırdı. Belgeye hacet yok ki, belge zaten mahkemede var fazlasıyla ve ceza verilmiş. Bu yaşanmış ise bize neden belge gereksin ki hem? Yılların kurt gazetecileriyiz her birimiz ve çevremiz herkesin malumu, güvenilirliğimiz de yine. Bize belge edinmeye ne var?
Hem neden konumuz bize belgeleri getirenlerin kim olduğu? Bunlar olmuş mu MHP ya da Ülkü Ocakları çatısı altında yaşanmış mı? El-cevap evet. O hâlde bunun haber yapılmasından daha doğal ne var? Bu haberler yapılınca ilgili ve sorumluların görevden alınmasının beklenmesinden daha doğal ne var? Bunlar zaten eski taktikler, ta Ali Erdoğan'dan beri aynı operasyon çekiyorlar. Ne operasyonu arkadaş, operasyonu en yakın arkadaşlarına çeken sizsiniz ve Uşak'ın en güvendiği gazete kurumu olan Uşak Haber Merkezi de bunu haber yapmış ve bakın şimdi lütfen benim şu yazımın manşetlerine, ben yazsam nasıl acımadan kendi yorumumu da katarak yazardım, varın siz düşünün. Ki başkası olsa inanın diğer bel altı kumpasları da isim vere vere yazardı, sakıncası da olmazdı hukuken; yaşanmışlık çünkü ve yaşayanlar ahirette de mahkemede de inkâr etmezdi, evet bize bu kumpas kuruldu derdi inanın. Ama biz başta da dediğim gibi vefalı, hatırnaz insanlar olarak hatır saydık, gönül saydık. Dua etsinler bu bilgiler başka yerel basının eline geçmemiş; ki istesek inanın hiç çaktırmadan onların yapmasını da sağlayabilirdik ama delikanlılığa yaraşmaz. Biz İslami ahlakı da Türklük şuurunu da hâl olarak yaşamış, yaşayan insanlarız; adımızı ülkücü koymasak da ve biz asla hiçbir gerçek Türk milliyetçisinin hatırını kırmayız. Bu yüzden milliyetçi camia bizi sever ve sayar; il başkanı hedef tahtası ettiği hâlde neredeyse camiadan hiç kimsenin aleyhimizde konuşmaması da ondan. Yoksa tanırım hepsini, haksız görseler bizi çekinmezler, korkuyu zaten pek bilmezler inanın; köpeğimizi uyutmazlar, haksız olursak bir gün uyutmasınlar da zaten, sahip çıksınlar mağdur ediyor isek dava arkadaşlarına.
Bu arkadaşların bu açıklamalarına rağmen görevden alınmadıklarına bakılırsa Ümit Arslan haklı, Genel Başkan'ın her şeyden haberi var ve bunların arkasında duruyor anlaşılan ve anlaşılan bu açıklamanın yapılması için izin de alınmış Genel Merkezden. Tabii ne bilsin Genel Merkez Ümit Arslan'ın bu kadar saçmalayacağını, ne bilsin boyundan büyük laflar edip temelli camiayı birbirine düşüreceğini, camiaya ve camiadan bazı insanlara ve partiye bu kadar zarar vereceğini. Bir röportajda da söyledim, Ümit Arslan seramik dükkânına girmiş fil gibi; teşbihte hata olmasın dengeyi kaybetti, gidişatı hiç iyi değil. Biz altından kalkılamayacak bir haber de yapmadık, söz de etmedik bu arada ve yıllardır bu yüzden şehrin en çok okunan haberleri ve yazıları bizim kaleme aldığımız. Siyasiler beş on dakikalık video çeker, bizim bir buçuk saatlik videonun yarısı kadar bile izlenmez ve etki de bırakamazlar asla bizler kadar. Halk niye güveniyor sanıyorsunuz? Veya devlet ne görüyor da bize güveniyor sanıyorsunuz? Tabii ki aklı başında ve samimi insanlar olup her şartta gerektiğinde yaşananı olduğu gibi söyleyebilecek kadar dürüst ve şeffaf yaşayan insanlar ve kalemi keskin, kendini ifade ya da hâlini arz sorunu yaşamayacak kadar hitabeti düzgün cesur gazeteciler olduğumuz için. Yaşanandan anlaşılan o ki siyaset baştan beri Gürkan Uğrasız ve tayfasının icraatları evdeki eşlerin bizzat ortaya çıkarıp mahkemeye taşındı taşınalı bunları korumakta imiş, derin siyaset işte. Devlet aklı siyaseti bu demek ki; senden olana her eşkıyalık mübah olsun istiyorsun yani devlet aklına sahip olunca. Allah böyle akıl vermesin, hakikaten ters akıl ama nihayet yargı dinlememiş savunanı, örtülü açık koruyanı ve basmış cezayı, adaleti tecelli ettirmek adına önemli bir adım atmış, şükür. Elbette ki üst mahkemeden dönebilir ve bekliyoruz kararı saygıyla ama şu ana kadar yaşanandan anlaşılan bu. Cezayı veren hâkim, görevden alınmayarak örtülü korunan Gürkan Uğrasız'ın bu suçları işlediğine ve verilen cezayı hak ettiğine vicdanen kanaat etmiş.
Gerçi bize belge getirdiğini ve para verdiğini iddia ettikleri camiadan insanları uyuşturucu kaçakçısı dâhil birçok suçla suçladı Ümit Arslan; sıkışır ise hâkimleri de suçlayabilir başka suçlamalar ile, belki o da ayrı konu. Şu konuştuğumuz mevzulara bakar mısınız? Ülkü Ocakları Başkanı mahkemece kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak, alıkoymak, izzetine dokunacak şekilde psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamak dâhil birçok suçtan yargılanmış ve bazılarından suçlu bulunup ceza da almış ama hâlâ görevde ve hâlâ üst mahkeme kararı bekleniyor diyor sözde ülkücü parti yönetimi. Yahu arkadaşını eşinin yanından, piknik yerinden palas pandıras ve zorla alıp arabaya bindirip götürüp dövmenin, bıyıklarını kes ve bize fotoğraf yolla demenin neresi İslami ahlaka ya da Türklük şuuruna sığar? Gerçek bir ülkücü böyle bir iftiraya uğrasa başka bir ülkücü tarafından ve iş mahkemeye kalsa utancına sokağa çıkamaz. İftiraya uğramak değil de iftirayı atanın ülkücü olmasının utancı bana yetti der. Konuşsan söz uzar da bu kadarı yeter. Son olarak MHP eski il başkanı Muhterem Kuruçay'a özellikle sesleniyorum buradan: Bize kızacağına, bize de sana da hiç suçumuz yokken itibar suikastine kalkışan bu hadsiz ve densiz sözde ülkücülere kız ve çık madem sen de kendini savun ve kendi düşünceni söyle açıkça ki camia bilsin. Sürçülisan ettiysem affola demeden şunu da tekrar altını çizerek belirteyim: satarız.com'un da Sezer Ateş'in de Özkan Yalım ile hiçbir zaman bir ortaklığı olmamıştır ve ortak değillerdir; ben de bunu epeyce zamandır, Yalım hapse tıkılmadan epey önce haberdarım aslında ve satarız.com da Sezer Ateş'ten bu şehrin değeri ve markasıdır. Ben Sezer Ateş'e küs ya da dargın olsam da vesselam ve saygılar.






