İşte Gazeteci Çavuşoğlu'nun haberimize konu o paylaşımı:
![]()
Bahçeli ve avanesi fitneye doymadı. Türk Milleti'nin vicdanını yaralayacak sonuçlara varabilecek işlere öncülük etmeye devam ediyor maalesef ve maalesef bunu yaparken kendine Devlet adamı süsü vermekten de Derin devlet adına siyaset yaptığı algısını yaratmaktan da çevresini kullanarak geri durmuyor ama kabul etse de etmese de artık sona geldi. Çok teşbih var aslında şimdi yakışan ama ben yine demeyeyim Bahçeli bu sefer baltayı taşa vurdu. Tam da zamanında terör örgütü liderlerini muhatap kabul ettirip Meclis'e ve Millet Meclisi'nden millet vicdanını ağır yaralayan saçma sapan bir rapor yayımlandıktan hemen sonra Laiklik ilkesini tartışmaya açtı. Demek ki gerçekten Anayasa falan yazabileceğine inanıyor hala arkadaş ama ben söyleyeyim ne yapsalar nafile bundan böyle ve bundan böyle milletin meclisi de zaten siyasetin zirvesini ve medyayı çok dinlemez olacak ve Sosyal medyayı takip ederek millet nabzı yoklayacak. Ben görüyor isem. Kimse artık risk almayacak Ak Parti ve MHP'de bile tüm vekiller şapkalarını önlerine alıp düşünecekler mecbur ve ben görüyor isem onları düşünmeye mecbur edecek açıklamalar yapan bir kadro Kuva-yi Milliye'nin milletin içinde bugüne değin sakladığı kadrolar siyaseti sallamak üzere sahaya inecekler. Lâiklik tanımı açıktır ve biz ne demek istediğini milletçe gayet iyi bilmekteyiz. İtiraz çocuğa dün öğretilmesine değil din diye Muaviye uydurmalarının dayatılmasına. Millet biliyor ki. Laiklik Müslümanım demeye de Müslümanca yaşamaya da engel değil geldik işte Elli yaşlara Müslümanlığı kendi çapımızda dibine kadar yaşadım. Yüzlerce belki binlerce kez zikir meclislerinde bulundum irili ufaklı memur iken çalıştığım okulda da milli eğitim binasında da namaz kıldım laiklik hiç engel değildi. Keza.
Ne imam hatip gördüm ne Kuran kursu ta da benzeri dini ağırlıklı tedrisat ama az buçuk imam hatipliyi cebinden çıkaracak ilmi yani dinimi öğrenecek kadar imkan da sundu bana laiklik ve elhamdülillah en baştan yani ta çocukluktan Babamı İmam Ali annemi Hz. Fatıma gibi bilerek ve Ehl-i Beytin hayatını öğrenip nasihatlarını büyüklerimden dinleyerek ve aşkla severek Ehl-i Beyti müslümanlığımı yaşadım adam gibi her cihetiyle. Dün daha yine çocukluk çağından tanıdığım ve dostluk ettiğim Uşak Kent Konseyi Başkanı kardeşim de bir mesajlaşma sırasında ifade etti zaman seni hep haklı çıkardı abi ve senin yolun hak yolu ben dünyada ahirette şahidin olurum diyerek. Yirmi yılı aşkın süredir hiç kopmadan benimle buraya gelmiş bir kardeşim bana bu sözü söyledi ise Kent Konseyi Başkanlığı gibi saygın bir makam da otururken ve başarı ile yürütürken vazifelerini şaibesiz ben daha ne isteyeyim Allah'tan İbrahim Karadedeli gibi çok dost ihsan etti dünya da ve ahiret de samimiyetimize ve Hakkın yolunda yürümek için çırpındığımıza şahitlik edecek. Demekki laiklik bir Nurullah Çavuşoğlu gibi yaşamaya izin veriyor ki babam da yada dedem de aynı ben gibi inanır ve yaşardı onların amelleri bana göre çok fazlaydı benim de bilgim belki biraz onlara göre fazla oldu ama dinim atadan babadan gördüğüm gibi geleneksel Anadolu İslam medeniyetini oluşturan Müslüman Türkler gibiyim. İki evlât da yetiştirdim çocukluktan her perşembe nerdeyse zikrullah meclislerine katılır. Kendi iradeleri kadar kendi gönülleri oldukça olduğu kadar yaşarlar Türk’lüğü de Müslüman’lığı da onurla dedeleri gibi babaları gibi işte. Demek ki dindar evlat yetiştirmekte de mümkün hem de neredeyse hiç devlet desteği almadan. Belki ben kadar değil ama onların da var yeterince şükür dini bilgisi ve ölçülü mütevazı dürüst mert ve efendi insanlar olarak tanınırlar çevre de ve benden fazla Vallahi sevilirler ve benden iyiler benden yakışıklılar da gerçi gurur ve onur kaynaklarım. Üçüncü de aynı yetişir eminim severek sevdirerek sevmesi gereken değerleri. Laiklik demek adam olmak demektir adamsan konuyu saptırma ve oturduğun makama layık söz et itiraz dinin dayatılması ki din bizzat yasaklıyor din de zorlama yoktur ayeti ile dini veya ibadeti dayatmayı. Bize düşen öğretmek gönüllü kendileri yaşayabildiği kadar yaşasın. Hangimiz tam yaşayabiliriz ki? Varsa ben dini tam yaşadım diyen o belki de hiç yaşamamış demektir. Hepimizin eksiği de çoktur kusuru da elbet biz kusur işlemesek haddinden fazla bu felaketler gelir miydi başımıza? İnsanın başına gelen için çoğu insanın kendi başına açtığı iş. Bu yüzden Yusuf (as) Allah'ın noksan sıfatlardan eksik yada kusurdan münezzeh olduğunu ve kendisinin kendi nefsine ettiği zulüm sebebiyle bu kadere düçar olduğunu itiraf edince kurtulmuş balığın karnındaki esaretinden. Yeri gelmiş iken ben de itiraf edeyim bir müslüman olarak kusurlarım olduğunu ve Allah'a ve Resulüne karşı mahcup olduğumu Ehlibeyt hatırına bağışlanma ve af da talep ediyorum nedametle ve aşikar tevbe de ederek. Allah'ım sen beni kendine kul say Allah'ın Habibi Benim kutlu ve mukaddes muazzez ve aziz Peygamberim (sav) selam sana ve Ehli Beytine sen bizi ümmetine dayatıyor bağışla bizim sana yakışmayan yanlarımızı sen ki Rahmetellil Aleminsin.
Konuya gelecek olursak bu milletin ne Apo gibi bebek katillerinin getireceği barışa veya siyasetin onlarla masa kurup bizi yönetmeye devam etmesine ne de bu hiç hak edilmediği halde bize kader edilen yoksulluğa tahammülü kalmadı. Milletin böyle saçma sapan gündemler ile kaybedecek vakti de yok artık. Bu aziz ve yüce milletin Devlet'e ve siyasete dair bütün tanımlamaları zaten bu Devletin kurucularınca çok önceden yapılmış. Ne laikliğin ne de mesela Sosyal Devlet ilkesinin yeniden yorumlanmaya güncellenmeye vs. ihtiyacı yok. Tıpkı dinimizin Allah tarafından korunduğu gibi kuruluş felsefesi de kutlu devletimiz de zaten yüce Allah tarafından korunuyor. Keza Devlet kendi varken ve kurumları ile özellikle ordusu ve yargısı ile istihbaratı ve diplomatik kadrosu ile bu kadar güçlüyken kimsenin himaye ve korumasına da ihtiyacı yoktur Elhamdülillah Devlet hep 18 yaşındadır yakındır siz de anlarsınız. Yok öyle İsrail gibi bir küçücük devleti gözümüzde dev edip İsrail korkusu yaratarak bizi terörist ile aynı masaya oturmaya mecbur etmeye kalkışmak adına efelenmeler. Yemezler anam babam bu rollenmeleri ya da bu rol çalma telaşını İsrail de kimmiş neymiş ki bizim ülkemiz için tehdit olsun ve ondan korkumuza sistem değiştirelim terörü suç olmaktan çıkaralım? İsrail kim oluyor ki Devlet Bekası diye diye laikliği yeniden mesele imiş yada mesele yaratmış gibi tartışmaya açalım. Bu milletin meselesi değil Kürt meselesi Batı emperyalizminin ve Ermeni dönmelerinin meselesi biz biliyoruz Anayasa veya Laiklik de yine milletin meselesi değil. Milletin meselesi adaletsizlik milletin meselesi fırsat eşitliği ve daha çok fırsat daha çok kazanç daha çok iş ve daha çağdaş daha modern daha güzel eğitim verebilmektir çocuklarına. Elbette ki. Yobazlara teslim etmemek adına tedirgin olabilirler bende vallahi etmem evladımı nakşibendi yobazlara.






