Türklüğün Kurtarıcısı Atatürk, Bir Ehl-i Beyt Projesidir.

’’Ey insanlar, ben size iki değerli ağır emanet bırakıyorum. Biri Kur’an, diğeri Ehl-i Beyt’tir!’’

Hz. Muhammed Aleyhisselam

’’Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmeyi diler.’’ Ayeti ile Allah bu aileyi böylesine tertemiz ve kutsal kılmışken, Allah’ı razı etmek adına bu temiz ve pak aileyi sizlere doğru izah ederek nüksetmek yalnızca doğruları konuşmayı kendine misyon edinmiş bir gazeteci olarak benim görevim. Velev ki Ehl-i Beyt’in rehber niteliğinde adil duruşu, zulme başkaldırışı ve Allah resulü olarak paklığı, söz konusu olmasa idi ben de insanları maneviyata yönlendirmek için Ehl-i Beyt’i anlatmayı bir gaye haline getirmezdim. Allah Ehl-i Beyt’i tertemiz kılmak istiyor zira biliyor ki eşref-i mahlukat hatasız olmaz ama yaşadığı dönem boyunca Hz. Muhammed, imam Ali, Fatmatül Zehra, imam Hasan ve imam Hüseyin insanlara karşı doğru tutumları, hak yolunda vermiş olduğu savaşları, karıncayı incitmeyecek kadar sevgi dolu ve fedakar oluşları ile nam salmış ve günümüzde bile hala örnek alınası bir yaşam biçimi ortaya koymuşlardır. Yaşadıkları dönemde çektikleri eziyet sahnelerinde dahi tertemiz ve alnı pak, izzetli ve dik duruşlu bir tavır sergileyen Ehl-i Beyt ailesi, Ebu Sufyan Muaviye tarafından her daim düşmanlık görmesi, zulme uğraması sebebiyle araplardan koparak Türkleri benimsemiştir. Türkleri benimsemelerinin ardından Türkleri kavim kavim Müslüman edip, Müslümanlığı Türklerin eliyle yaşamışlardır. Müslümanlığı bize nakletmiş olan bu aileyi öyle bir bağlılıkla sevmeliyiz ki gönül borumuzu ödeyebilelim. Çünkü ölçüler kaybolduğunda, ilim en hakiki mürşit olmaktan çıktığında, insanlar semavi ikazlardan mahrum olduğunda; zulmün, haksızlığın, hırsızlığın, ahlaksızlığın ve cehaletin hüküm sürdüğü bu dünyada rehber niteliğindeki Kur’an-ı Kerim gibi kutsal bir kitabı bize nüzulünü sağlayarak emanet bıraktıkları için.

Adalete karşı göstermiş olduğu hassasiyet ve zulme boyun eğmemesi ile bir çok devrime imza atmış olan Ehl-i Beyt ailesinin dinini yaşatacak isek zalim olmayı değil mazlum olmayı ve zulme karşı haykırmayı seçmek zorundayız. Bize bırakılmış olan emanete Hz. Muhammed (sav) ve Hz. Ali’nin tasviri ile yakınlaşmayıp, sözde Müslümanlığı benimsersek, peygamber efendimizin büyük devrimi olan, kız çocukları diri diri toprağa gömülürken, kızını omuzlarına alıp meydan meydan gezdiği gibi değil de, kız çocuklarını değersizleştirirsek, ’’aslan olarak bir gün yaşamak, koyun olarak bin yıl yaşamaktan daha iyidir’’ diyen Hz. Ali gibi değil de koyun gibi bin yıl yaşamayı tercih edersek bu büyük ve kutsal olan rehber kitabımızın kadrini ve kıymetini bilmemiş olacağız. ’’De ki; sizden, tebliğime karşılık hiçbir ücret istemiyorum, Ehl-i Beyt’i sevmenizden başka.’’ Ayeti ile Allah bu yazıda anlatmak istediğimi çok net ve açık bir şekilde Peygamberi aracılığıyla emrederek (farz kılarak) izhar etmiştir. En büyük ibadet Ehl-i beyt’i sevmek, örnek almak ve yaşatmaktır çünkü ne kadar doğru yaşatırsak insanlık adına bırakılmış olan bu kutsal emanete vefamızı, Allah’a olan inancımızı ve ibadetimizi o kadar doğru yaşarız.

 Tarihte büyük başarılara imza atmış bir çok isim kutsal olana ihanet etmeyip, Ehl-i beyt yolunda ilerleyerek çoğu inkılabı gerçekleştirmiştir. Kişi Ehl-i beyt’i ne kadar iyi bilir ve tanırsa o kadar çok medeniyetten ve adaletten yana olur tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi. Sivas kongresinden ve Cumhuriyetin ilanından önce Hacı Bektaşi Veli beldesinde post atan Cemaleddin Çelebi Hazretlerine olağanüstü önem vermiş ve onun huzuruna çıkmış, istişare etmiştir. Esasen Atatürk, Hz. Ali ve Muaviye arasındaki olayda Muaviye’nin zulmünü ve haksızlığını da ilan etmiştir. Türklerin Anadolu’ya gelişi Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaşi Veli gibi Ehl-i Beyt aşığı Alimlerin telkini ile olmuştur zaten günümüzde de tüm Hacı Bektaşi Veli gibi Alimlerin yolunda ilerleyen Aleviler aynı zamanda Atatürkçü düşünce sistemi ile hareket etmek istemektedir. Keza Atatürk’ün Bektaşi hatta Melami olduğu yönünde iddialar da ortaya atılmıştır. Demem o ki verdiğim örneklerdeki gibi büyük inkılapların bir çoğu Ehl-i Beyt’e muhabbet ve hayranlık duyduğunu açıkça ilan eden faziletli kahramanlar ile tahakkuk etmiştir. Allah’a inanan ve onun huzurunda adaletin işleyeceğinin bilincinde olan bu insanlar Allah’ın farzı olan Ehl-i Beyt’e büyük hürmet göstermişlerdir. Bu büyük alimler gibi doğru yolda yani Ehl-i Beyt yolunda hırsızlığa, zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, hasetliğe, yalancılığa, ölçüsüzlüğe, ahlaksızlığa ve cahilliğe yer yok, ahlaka, medeniyete, adalete, hak yolunda ilerleyişe, sevgiye ve aşka yer var. Bir Türkolog olarak çok rahat söyleyebilirim ki Horasandan ve Orta Asya’dan gelmiş olan Türk soyuna verilmiş olan bu armağan başımın tacıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.