Uşak'lı Berberler ve Kuaförler neden hedef tahtasında?

Bildiğiniz üzere bizzat AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yeni bir çağa girişe vesile olacağını söylediği bir salgın süreci yaşıyoruz. Süreç kendi içinde bir çok soru işareti barındırıyor ve insanlığın kafası hayli karışık. Kimisi CORONA diye bir hastalığın varlığına bile inanmıyor ve mevsimsel grip, koah yada zatürre gibi rahatsızlıkların CORONA teşhisi konulmak suretiyle hastalığın yokken var edildiğine inanıyor. Kimi virüsün Emperyal çetelerin ve aşı firmalarının ürettiği bir salgın olduğuna inanıyor. Kimi bu virüsün 5G Sistemine geçişin bir gereği olarak ortaya çıktığına ve dijital çağa geçmek için teknoloji devlerinin sübvanse edip yönettiği bir süreç yaşandığına inanıyor. Kimi virüsün kasıtlı olarak üretildiğine ve emperyalizmin kambur gördüğü yaşlılardan kurtulma ve Milyarlarca adet aşı satmak suretiyle elde edecekleri devasa gelir ve karlarla batan gemilerini kurtarma projesi için bu sürecin yaşanmasına sebep olduğuna inanıyor. Kimisi de virüsü fırsata çeviren irili ufaklı çetelerin bu vesile ile rant ve menfaatlerine baktığına inanıyor.

Sonuç itibarı ile bir şeylerin gizlendiği çok açık ve çok açık bu işin içinde bir çapanoğlu olduğu. İkiz kuleleri Bin Ladin gibi sakalının bitini kırmakla meşgul bir meczubun yıktığına bütün dünyanın inanmış gibi yaptığını yada Saddam'ın nükleer silah ürettiği palavrasını ABD kendi yalanlayana dek herkesin inandığını ve Ali Babacan'ın Irak'a ilk bomba düşünce 8 Milyar Dolar hesabımıza geçecek ve ülkemiz bütçesine para akmaya başlayacak dediğini düşününce, yani emperyal dünya bu yalanları uydurup Müslümanlara savaş açarken bizdeki siyasilerin de rant karşılığı hemen uyum sağladığını görünce, ya da İktisat biliminin kaynaklar sınırlı yalanı üzerine kurulduğu gerçeğini göz önüne getirince insanların sorgulamaktan kendini alamaması ve Coronanın kökten yalan ya da içinde çok yalan barındıran samimiyetsiz bir mücadele süreci yaşandığına inanması çok normal.

Yaşanan o kadar saçma sapan şey var ki insan yazmaya bile gerek görmüyor, herhalde görüyordur herkes ve farkındadır diye düşünüyor. Bu yüzdendir aylardır bir köşe yazısı yazmadım face paylaşımlarım dışında. Ama her ihtimale karşı gördüğüm bir paylaşım da yapılan saptamalara, değinmeden de geçemeyeceğim. Sahilde dolaşırken bulaşan ama AVM'de yada BİM A101 gibi yandaş marketlerde kesinlikle bulaşmayan, piknik yerlerinde bulaşan ama 23 Nisanda Sarayda, çocuklarla adeta kucak kucağa İstiklal Marşı okurken bulaşmayan, hafta sonu bulaşan ama hafta içi bulaşmayan, Millet Meclisinde bulaşan ama Kanal kanal gezenlere ve kanal ihalesi yapanlara bulaşmayan, çarşı merkezinde oturanlara bulaşan ama kenar mahallede oturana bulaşmayan enteresan bir virüsümüz var.

Sanırım bu kadarı yeterli CORONA ile mücadelenin genel durumunu anlatmaya şu ana dek testi pozitif çıkan sayısı 4 Milyon "ki testi pozitif çıkmak demek kesinlikle Corona ya yakalanmış olmak demek değil" ama her yıl 450 Milyon kişinin zatürreye yakalandığı ve milyonlarca insanın her yıl bu hastalıktan öldüğü halde Dünya Sağlık Örgütü ve Tıp Bilimi dünyasınca görmezden gelindiği hakikatini de hatırlattıktan sonra şehrimize dönmek istiyorum.

Uşak Adliye kayıtlarında da geçtiği üzere FETÖ'nün merkezi olarak bilinen bir şehir. En azından merkez edinmek istediği bir şehir. Neden 81 şehir içinde Uşak'ı seçmiş olabilirler bilemeyiz ama Fetullah'ın Uşak'a özel ilgisinin olduğunu ve İmamlarını bu şehirden seçtiğini hepimiz biliyoruz. Adliye kayıtlarına göre FETÖ'nün İsrail İmamı Uşak'lı, ABD imamı Uşak'lı, yine bürokrasi imamı da Uşak'lı, bilinen 3 ve 4 Numaralı İmamı da Uşak'lı, Emniyet İmamı ha keza öyle, ayrıca bir çok mahrem imam da Uşak'ta faaliyet yürüttüğü esna da yakalandı ve FETÖ planının nihayetinde Fetullah Gülen'in Uşak'a yerleşmeyi planladığı da Fetullah Mütevellilerinden duyduğumuz malum gerçekler. Peki Fetö demek ne demek? Fetö demek pek tabi ki Vatikan demek, Fetullah'ın Kardinal olduğunu ve dünyayı hristiyanlaştırmak maksadı güden, dinler arası diyalog gibi fetönün başını çektiği projelerin de Vatikan projesi olduğunu göz önüne getirirsek FETÖ demek Vatikan demektir derken ne kastettiğimi daha iyi anlayabiliriz.

O halde Uşak şehri FETÖ'nün merkezi ise Vatikan'ın da merkezidir diyebiliriz pekala öyle değil mi? Zaten açıkça yolsuzluklar ve eşkiyalıklar yapılmasına ve Devlet görevlilerinin adeta gözlerinin içine sokulmasına rağmen hiç bir şey yapılmamış olması ve halen bürokrasi ve siyasetin en üstündeki insanların fetö ile anılan insanlardan oluşturulduğu gerçeği de göz önüne alınırsa şehrin hala fetönün merkezi gibi yönetilmeye çalışıldığını da pekala söyleyebiliriz. Düşünsenize Şehrin Valisinin AKP Milletvekili eşinin ve belediye başkanının fetöyü öven geçmiş twitter paylaşımları ortada. Milletvekillerinin yada parti yöneticilerinin kimilerinin fetö ile ilintileri de ortada ki buna maalesef CHP'de dahil. Bürokrasi yada siyasetteki fetö ilinti yada iltisakı olma olasılığı olan isimleri tek tek ifşa etmeme sanırım gerek yok hepimiz zaten biliyoruz.

İyi de konumuz Uşak'ın FETÖ'nün merkezi olduğu değil ki konumuz CORONA dediğinizi duyar gibiyim ama Türkiye'de fabrikalarda çalışanların zorunlu teste tabi tutulduğu tek şehir berber ve kuaförlerin de zorunlu teste tabi tutulduğu tek şehir olmamızın ve ulusal basında sanki şehir de olağan üstü bir salgın hali varmış algısı yaratmaya yönelik haberler yapılmasının mantığının başka türlü izahını yapamayacağım. En azından gözlemlediğim olağan üstülükleri ben başka türlü izah edemiyorum kendime. Batık bir belediye var Başkanın makam arabası bile haczediliyor ve yolsuzlukların çarşaf çarşaf belgesi Savcılığa teslim edilip suç duyurusunda bulunuluyor ama ne belediye başkanından tık var ne de Savcılardan yalanlayan bile yok arkadaş nasıl bir iş.

Bildiğiniz üzere CORONA Süreci ile beraber esnafın başına gelmeyen kalmadı. Süreçten maddi ve manevi olarak en ağır zararı gören ve aylarca dükkanları kapalı kaldığı halde kira ve işçi giderleri devam eden esnaf, önce genel olarak fırsatçılıkla suçlandı, ardından kepenk kapatma kararına rağmen yapayalnız ve yetim bırakıldı. Bildiğiniz üzere, AVM'lere, bankalara, yandaş müteahhitlere, hatta CORONA'dan hiç bir maddi zarar görmeyen emeklilere ve uçak biletlerine bile vuran Corona piyangosu ne hikmetse esnafa amorti şeklinde bile vurmadı. Kira desteği bile alamadı maalesef esnafımız ve dükkanları kapatıldıktan sonra adeta kaderleri ile baş başa bırakıldı. Kimse zaten yıllardır süren mevcut kriz ve durgunluk ile baş edemeyen esnafımızın hali ne olacak? Demedi. Maalesef ne muhalefet partisi temsilcileri ne de bizim gibi kendi çapında yazan bir kaç yerel gazeteci dışında medya, esnafın derdini gündem etmedi.

Gelelim berberlerimize ve kuaförlerimize, hayatı zaten çile olan ve küçük yaştan yani çıraklık döneminden itibaren zor bir mesleği seçmiş olmaları sebebiyle çileli bir ömür yaşayan berber ve kuaförlerimize Uşak'a özel bir zulüm yaşatıldı. Meslek sabır mesleği nasıl olsa diye mi bu zulmü reva gördünüz berber ve kuaförlere? Türkiye'de hiç bir kentte uygulamaya konulmayan CORONA testinden geçme şartı maalesef Uşak'lı berber ve kuaförlere reva görüldü. Üstelik test sonuçlarının tek başına CORONA teşhisi konmak için yeter sebep olmadığını bile bile sonucu pozitif çıkanlar isim isim ifşa edildi ve vebalı muamelesine tabi tutuldu. Bizzat Uşak Devlet Hastanesi Başhekimi ile yaptıkları görüşmede Genel Yayın Yönetmenimiz Nurullah Çavuşoğlu ve editör Ferhat Karaturp kardeşim, test kitlerinin güvenilir olmadığı bilgisine eriştiler.

Keza testi negatif çıktığı halde Akciğer filmlerinden ve başka bazı belirtilerden dolayı CORONA teşhisi konulan hastalar olabildiği gibi testi pozitif çıktığı halde CORONA'ya dair başka hiç bir bulguya rastlanmadığı için CORONA teşhisi konmayan kişilerin de olduğunu biliyoruz. Yine test kitlerinin %50 oranında doğru sonuç verdiği de artık herkesin malumu olduğu bir gerçek. Bizzat Başhekimden edinilen bir bilgiyi de paylaşarak yazıma başka bir seyir katacağım uzadı ama uzasın bence değecek okuduğunuza. Başhekim diyor ki; aynı hastadan yarım saat ara ile alınan parçalardan ilki negatif çıkarken yarım saat sonra aynı hastadan alınan bulguya test kiti tam tersine pozitif sonuç verebiliyor. Hatta sağ iken testleri negatif sonuç veren hastaların öldükten sonra pozitif çıkabildiğini yada ölmüş bir kişiden yarım saat ara ile alınan örneklerin sonuçların da da farklılıklar olabildiğini bizzat Başhekim ifade etmiş. Yani berber ve kuaförler tekrar teste tabi tutulsa şimdi negatif sonuç çıktı diye sevinenlere pozitif sonuç, pozitif çıktı diye üzülenlere de negati sonuç verebilecek. O zaman neresinden bakarsak bakalım testinizin pozitif çıkması sizin CORONA hastası olduğunuz anlamına gelmiyor ve gelemez. Teşhis koymak için başka bulgu ve belirtilere de rastlanması şart. Ama görüştüğümüz berberler de ne kuru öksürük var ne mevsimsel grip belirtileri yada nefes darlığı ya da sırt ağrısı şikayeti. Kaldı ki ilaç dahi kullandırılmadı kimseye ve herkes evlerinde 14 Günlük karantina sürecine tabi tutuldu, hepsi bu.

Şimdi Türkiye'de başka hiç bir şehir de olmadığı biçimde Uşak'ta bu işin neden yapılmış olduğu sorusuna cevabı aramadan önce son bir ilave yapayım. Madem test yapacaksınız 15 gün evvel yapın bu testleri sessizce ve pozitif çıkanların isimlerini gizli tutarak 14 günlük karantina sürecini geçirdikten sonra hepsinin aynı anda dükkanını açmasını sağlayın arkadaş. Nedir derdiniz üzüm yemek mi bağcı dövmek mi? Berberler Odası Başkanının ifadesine göre İl Sağlık Müdürü ansızın arıyor ve bu kararı tebliğ ediyor, tabi 65 Yaş bandına takıldığı için olaylara müdahale edemeyen yada etmeyen Berberler Odası Başkanı da emre tabi bir memur edasıyla esnafları toplayıp istişare etmeden test yapmaya zorluyor oda üyelerini.

Bu kararı kim aldı yada apar topar neden uygulamaya koyuldu? Bilemiyoruz tabi çünkü yetkililerden bir açıklama maalesef gelmiyor. Görüştüğümüz berberler halkın tedirgin edildiğini ve müşterilerinin negatif sonucunun raporunu görmeden ve dükkanın dezenfekte edildiğinden emin olmadan tıraşa gelmek istemediklerini belirtiyor. Düşünün ki dükkanlarını açanların durumu bile bu iken sırf kesinlikle güven vermeyen kitlerin ölçümü neticesinde test sonuçlarının pozitif gelmesi sebebiyle dükkanlarını açamayan ve adeta fişlenerek vebalı muamelesi reva görülen berberlerin hali nice olmuştur sizce. Yetmiyormuş gibi bir de dedikodu salıyor bizzat yetkili merciler vay efendim pozitif çıkanların hepsi kaçak traşa gidenlerden oluşuyormuş. Bak sen şu işe. Olur da bu kadar da olur mu arkadaş?

Peki nedir amaçlanan ki birden bire zorunlu teste tabi tutulan insan sayısı artırılarak şehirde corona salgını Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden birisi olarak gösterilmeye çalışılıyor. Test sayısı arttıkça pozitif vaka sayısının da artacağı muhakkak mı? El cevap evet. Peki pozitif vaka sayısını artırmayı başarırsak CORONA hastası sayısı çokmuş gibi göstermemiz mümkün mü? El cevap evet. Peki şehirde olağan dışı corona vakası yaşanıyormuş algısı yaratırsak şehrin insanına istediğimiz kafayı yaşatmamız ve şehirde en baştan beri arzulanan panik ve endişe havasını yaşatmamız mümkün mü? Yine evet.

O zaman ne duruyoruz. Kafamıza uydurabildiğimiz yada sıkıştırabildiğimiz, çalışanı çok olan fabrika ya da tesisleri zorunlu test tabi tutalım 500 Berberi de bunlara ilave edersek test sayısına paralel doğal olarak pozitif sayısını da artırabiliriz ve böylece istediğimiz panik ve endişe havasını yaratabilir hatta bir adım sonra koca şehri tüm Türkiye'de tek başına karantinaya almayı bile başarabiliriz. Böylece evlerine tıkmayı başardığımız şehir insanına istediğimiz kafayı pekala yaşatabiliriz. Bana sorarsanız tüm bu mizansen ve planlama bu düşünceler ile sahneye kondu. Elbette bu süreci yönetenlerin niyetini bilme şansımız yok elimizde niyet okuyucumuz da yok ama benim aklıma başka bir olasılıkta gelmiyor şahsen ve neresinden bakarsak bakalım bu işin içinde ille de berberler ve Gedik Piliç olayında bir çapanoğlu olduğu kesin. İyi de bunca insanın hayatı ile oynadığınıza değer mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asaleten 4 ay önce

Yalım sağlık müdürü heralde ki günlerdir biri çıkıp ta uşak ta durum şu demedi bir haber sitesinde vaka sayısı vermiş. Covit 19 tüm dünyayı sarmış bir virüs dikkat edilmedi yayıldı .Fakat uşak ta fetö çıkmazı ayrı bir konu sapla saman karışmasın halkı bilinçlendirin lütfen beyinlerde hezeyan yapmayın şu an derdimiz corona

Avatar
Asaleten 4 ay önce

Yalım sağlık müdürü heralde ki günlerdir biri çıkıp ta uşak ta durum şu demedi bir haber sitesinde vaka sayısı vermiş. Covit 19 tüm dünyayı sarmış bir virüs dikkat edilmedi yayıldı .Fakat uşak ta fetö çıkmazı ayrı bir konu sapla saman karışmasın halkı bilinçlendirin lütfen beyinlerde hezeyan yapmayın şu an derdimiz corona