Yurtta Sulh Cihanda Sulh için yapılması gereken kendi içimizde SULH ve BİR'liği temin etmek

Devlet Aklı BİR olmaya hükmetti ise tamam da nasıl? Sorusuna cevap aramak yerine bir olmaya bakmak lazım. Bir araya gelinsin en acilinden başlayarak Nasıl Olacak? Sorusunun cevapları aransın. Madem ki Bir olunacak o halde önce bir araya gelelim en acilinden sonra nasıl bir olacağımızı ve bu birliği nasıl devam ettirebileceğimizi konuşalım. Hangi çatı altında ne şekilde ve kimlerle bu birliğin kurulacağı sorularının yanıtları inanın aslında çok basit. Yapılması gereken bir araya gelip ölçüler belirlemek. Ölçüler belirlendikten sonra çatı kolay hangi çatı daha mantıklı ve yakışıklı ise o çatıda pekala bir olunabilir.

Herkes kendi olmazsa olmazını da kendi koyabileceği enerji yada imkanı da baştan ortaya koyarsa şayet samimice ve ölçüler belirlendikten sonra çatı, proje,strateji, aktör belirleme ekipman,ekip işlerinin kolayına bakılır. Yara saranın yarası sarılır savaştan sonra. Barış için önce savaş esnasında isteyerek yada istemeyerek oluşan yaralar sarılsın, tamir edilsin, varsa kırgınlıklar giderilsin. Kavgada yumruk aranmaz Soylu Erdoğan'a geçmişte neler dedi ama sonra bir akılda birlik etti ve AKP'ye üye bile oldu. İnce Kılıçdaroğlu'na neler söyledi neler sonra gel buraya Muharrem deyince esas duruyşa geçmedi mi? Ne yapalım şimdi siyasi kavga da bazen insanlar birbirine yüzyüze gelmek zorunda kalmayacağından eminmiş gibi ağır sözler sarfedebiliyor, keşke olmasa ama oluyor işte. Türk siyaseti bundan böyle daha düzeyli hale gelir inşaallah ama şu an kabul etsekte etmesekte çok olağandışı bir dönem yaşıyoruz hem de Milletçe ve de Devletçe. Bu yüzden ve Fetö'nün özellikle gergin dili kullanmayı tercih etmesi gibi başka sebeplerden dolayı siyasetin seviyesi düştü ve ortam hayli gerilince de ağza alınmaması gereken bazı sözler malesef sarfedildi. Devletin de Milletinde acilen ilk yardıma ihtiyacı var. İki tarafta da keyif yok, iki taraf da içinden çıkılması çok güç mücadeleler içinde çırpınıyor. İki taraf da aşırı derecede borçlu, yorulmuş ve yıpranmış durumda. İki tarafta sermaye ve nakit sıkıntısını aşamıyor ve iki tarafta çok zayıflamış ve küçülmüş durumda. İl Özel İdarelerinden Belediyelerine hatta Daire Müdürlüklerine varıncaya değin Emniyet teşkilatı ve Ordu dışında hiç bir yerde kurumsallık kalmadı. Çittliğe döndü tarımından Ormanına İl Milli Eğitiminden Kültür Sanat yada sporuna varıncaya değin İl Müdürlükleri. Bir çok kuruma Yönetici bulunamıyor kimsenin yönetici olmak istemediği kurumlar haline dönüştüler gitgide Devlet kurumları.

Kabiliyetli insanlar müteşebbiste oluyor artık ve özel sektörde şansını deniyor. Gerçi özel sektörde bitik durumda ama insanlar memurluk istiyor ama müdürlük istemiyor. Yönetim kurulu üyeliği olabilir belki ama başkanlık istemiyor. Kimse sorumluluk almak istemiyor çünkü herkes korkuyor. Bakın şöyle etrafınıza o güçlü sanayiciler nereye gitti? Mantar gibi türediği için rahatsız olunan Derici esnafımız nereye gitti? Neden acaba artacağına eksildi iş adamlarımızın sayısı? Şehrimizde neden hala bir holding oluşumu yok halihazırda. Kent Konseyleri neden tamamen işlevini yitirdi. Bankalar neden dolandırıcılık faaliyeti istiyor müşterilerinden ve bankacılar esnaf esnaf dolaşıp neden saçma sapan yöntemler telkin ediyor? En çok para kazanan sektörde mi çöktü yani? Elcevap evet maalesef ülkede şehirler de artık yönetilemez hale gelmiş durumda. En azından Uşak için durum bu şehirler bazında ki hepsi değilse de az değildir yönetilebilirlik bazında Uşak kategorisinde şehir Türkiye'de.

O halde yapılması gereken gayet açık ortaya çıkmış durumda herkes ayrık otlarından kurtularak birliği önceleyecek. Barışı önceleyecek ve barış getirecek savaş kesecek aklıselim sözler etmeye çalışacak. Devlet Aklı da budur diye düşünüyorum. Devlet aklı Devletin yararına Milletin yararına bir olmayı bir olmak için taviz verilmesi gerekiyorsa karşılıklı taviz verilmesini emreder. Devlet aklı özür diletmekte dilemekte istemez ama mecbur kalırsa özür dilemeyi bilir. Devlet aklı kendisine gerektiğinde özür dilemeyi bilmeyi öğretmiş olmalı ilkin. Devlet aklı Vatan sevgisinde Devlet ve Millet sevgisinde Ehlibeyt Atatürk ve Cumhuriyet sevgisinde bir olmaya vesile olunması gerektiğini öğretmiş olmalı. Devlet aklı insanlığa yararlı olmak için imkan sunulduğu takdirde koşulların oluşması halinde koşulsuz Devlete hizmet etmenin büyük şeref olduğunu öğretir ilk iş. Devlet Adamı dediğin 24 saatini Devlete vakfetmiş insan değilse Devlet Adamlığını yürütemez ki? Devlet Adamı dediğin Devletini canı gibi aziz bilip Devletine hizmet etme yolunda fırsat ister imkan ister Devletinden. Sürekli yararlı olmaya çalışır ayrık otu olmaz birleştirici barıştırıcı olur Devlet Adamı ve Devlet akıl da bunu emreder. Böyle zamanlarda eksik bilgilendirilenler yanlışta yönlendirilirse ve yanlış açıdan bakarsa olup biteni anlamlandıramadığı için yanlış tespit yada analizler yapabilir dolayısıyla hakka girilmiş olabilir. Ama zaten herkes birbirinin hakkına epeyce girmiş durumda geçmişi sorgularsak değil mi? Bundan sonra tatlı yiyelim tatlı konuşalım denir, bundan sonra Devlet Adamına ve Adabına yaraşır şekilde hareket edilir ve bundan sonra Devlet aklında birleşilip birlik ve dirlik adına Virabismillah denilir gerekiyorsa ardından bismişahta deriz. Rahman olan Allah'a sığınıp bir olsak alt edebiliriz emperyalizmi zaten can çekişiyor.

Özellikle milli para formulü kafasına sıktı emperyalizmin dolar ilizyonundan kurtulsak zaten bir çok kaynağa otomatik erişeceğiz. Devletler bile faize çalışır olduk faizden kurtuluverdiğimizi düşünün. Emperyalizmi besleyen ekonomi çöktü diyorum size bankacılar sinek avlıyor ve kenar mahallelere gidebilir diyorum. Devlet bankalara muhtaç olmaktan kurtulduğu gibi Milletini de bankalara muhtaç olmaktan kurtarabilir diyorum. Devlet aklında hepsinin formülü var diyorum. Yeter ki uzlaşı istenilsin ve gerçekten Devlet aklı devreye konulsun. Zaten dünya yöneticileri ve dünyadaki gelişmelerle beraber acayip değişen dengeler buna mecbur ediyor. Çin'in Amerika'ya muhtaçlıktan kurtulacak kadar çok büyümesi bir mucize ile ve Rusya ve İran'ın da aynı noktaya taşınmasına ramak kalmış olması, Bop'un çökmüş olması ve terörün çirkin yüzüyle bir kez daha maalesef yüzleşen Ortadoğu halklarını emperyalizmin gütmesi zorlaşmış.

Batı Haçlı Dünyasının Bush gibi rüyasında İsa'dan emir aldığını sanan ve İsa'nın emriyle Irak'a Afganistan'a vs savaş açtığını söyleyen dangalakların ağzına bakarak aslında put edindikleri Hz. İsa (as)a da kötülük ediyorlar. Düşünsenize İsa'nın emriyle Amerika'nın Irak'a girdiğine inansa Ortadoğu'daki malumunuz olan zulme tanıklık edenler İsa'dan nefret etmez mi? İsa'yı Peygamber olduğunu bile bile haşa Rab edinenlerin İsa'nın adıyla yedikleri haltlara bakar mısınız? O İsa ki sağlığında arkadaşlarına Peygamberimizi müjdelerken, Muhammed'in iyiliğine ve doğruluğuna erişebilsem keşke diyebilecek kadar iyi bir insandı. Kalbi hep iyilikten ve güzellikten yanaydı. Hz Musa Harun'un çocuklarına Hasan ve Hüseyin vermişler iyilik ve güzellik yaşasın diye. Yani dünyaya gelmeden yüz yıllar önce dünyaya gelecekleri başka Peygamberlere müjdelenmiş ve kendileri dünyaya teşrif buyurmadan isimleri Peygamber ve Veli çocuklarına verilir hale gelmiş. Eminim Hz. İsa'nın da bir kardeşi olsaydı kendisine inanan ve yaran olan, Musa'nın kardeşi Harun gibi iki evladı olsaydı İsa'nın kardeşinin de isimlerini Hasan ve Hüseyin verelim derdi. Elbette Hz. İsa kendi Kaderi kadar iyilik edebildi aleme kendi imkanı ve gücü kadar iyilik bırakabildi bizlere. Ama iyi bir insandı ve ululazim bir peygamberdi bu kesin biz bunu biliyor ve inanıyoruz tüm kalbimizle. Hazreti İsa aramızda olsa hiç kuşkusuz Ehlibeyte yakın hürmet görürdü bizlerden ve kendisine muhabbet beslerdik Müslümanlar olarak ki aramızda olsa eminim Müslüman yani Muhammed Muystafa'ya Ümmet olurdu. Bush efendi böyle bir insanı üstelik ben O'nun Allah'ın oğlu olduğuna bile inandım O'nu Rab edinecek kadar sevdim diye yalan söyleyip dururken ne hallere düşürüyor. Bir kere Hz.İsa kendisine Tanrı ya da tanrının oğlu gibi tanrısal yakıştırmalar yapılmasından kesinlikle razı olamaz. İsa belki de Pyegamberimizden (sav) sonra belki de en büyük ve en önemli Peygamer midir? Evet. Ama asla böyle bir yakıştırma yapamayız ki Allah muhafaza Hz. Muhammed (sav)'e yada başka birine de yapılsa böyle bir yakıştırma hem o büyük insana küfürdür hem Allah'a. Asla İlahlık iddiasında bulunmamış hatta putları kırıp tek olan Allah'a kulluğa davet etmiş bir peygambere ilahlık atfetmenin mantığı nedir? Hz. İsa ve Masum Müslümanlara karşı savaş emri vermek? Siz hiç savaş emri ile Hz. İsa'yı bağdaştırabilir misiniz? Hz. İsa asla böyle kötü sonuçlar doğuran bir savaşın emrini vermiş olamaz elbette ve elbette Bush efendinin gördüğünü iddia ettiği rüya bile yalandır.

Ama Batı dünyası bu açılardan bakamadığı için hala bunları kendine Baş ediniyor farkında olmadan Allah'a ve Ehlibyetine savaş açtığının. Avrupa Birliği hayalleri de BOP'tan sonra suya düştüğüne göre Batı dünyasının kendisine her açıdan çeki düzen vermesi şart ve Evrensel ölçülere yeniden dönüş yapması şart. Bu coğrafya artık Cinayetten, toplu kıyıma, tecavüzden cinsel istismara her türlü insanlık suçunun işlenemediği coğrafya olmaktan çıkarılmalı. Bu coğrafyanın insanına daha fazla zulüm edememeli Batının şımarık çocukları. Türk Türk'lüğünü hatırlasa ve yeter ettiğiniz zulüm kendinize gelin dese savaşa bile gerek kalmayacak Aslan kükreyince çakalların birden yatışıp kaçıştığı gibi bir tablo oluşacak. Söz daha önce Nurullah Çavuşoğlu kardeşimden dinlediğim bir hikaye ile bağlayayım. Bir zamanlar Ormanlar Kralı Aslan ölmüş yavrusu kalmış anasız babasız neyse bunları aslan kadar olmasa da hayvanların en asillerinden olan keçiler emzirmiş ve büyütmüş. Tabi oğlaklarla büyüyen Aslan yavrusu oğlaklar tırnak çıkartırken kendisinin pençe çıkardığını farketmiş oğlaklar boynuz büyütürken kendisinin yele büyüttüğünü farketmiş. Tuhaflığı sezinliyor ama önleyemiyormuş. Günlerden bir gün oğlaklarla güdüleşirken oğlağa bir pençe vurmuş oğlağın boğaz gitmiş tabi Aslan üzgün keçiler çaresiz biliyorlar Aslan yavrusunun suçu yok o bilmiyor pençesinin öldüreceğini bilse vurmazdı. Ne etsinler bunalmışlar bir gün demişler Aslan yavrusuna sen aslında bir keçi değil bir Aslansın ve Ormanların kralısın krallığını yapman gerekiyor. Aslan demiş olur mu anne ben keçiyim sizin yavrunuzum unuttunuz mu? Keçiler demiş hayır senin Aslın Aslan ama anne baban öldüğü için seni biz büyüttük artık ormanlara dönüp krallığını ilan etmen gerek. Aslan demiş anne olur mu öyle şey? Ben aslan falan değilim. Keçiler demiş ki çık madem falan kayanın üzerine kükre anlayacaksın ki Aslansın ve zaten hayvanat alemi başına toplanır böylece krallığını da alırsın. Demiş ki iyi de ben kükreme bilmem ben melerim. Çık mele o halde demişler. Aslan da ne yapsın çıkmış kayanın tepesine kendince melemiş. Tabi o aklınca melesede ses kükreme çıkmış ve hayvanlar aslanın etrafına toplanmış hikaye de böylece bitmiş. Sen yeter ki MELE Aslansan kükreme çıkar ki Türk Milleti dünya Milletlerinin hiç kuşkusuz Aslan'ıdır.

Asırlardır yazılagelen tarihe bakın Dünya tarihine okuyun şanlı Türk tarihini ve destanları anlarsınız. Zaten Dünya tarihini yazan Türk'ler bu yüzdendir Türk'ün tarihini okuyan dünya tarihi okumuş gibidir ve okuyunca sanki gerçek tarihi sadece Türk'ler yazmış ve Son Noktayı her zaman Türkler koymuş demektir. Korktukları şey olun Türk olun diyorlar bir söz var çok seviyorum. Korkunun ecele faydası yok sakın KORKMA'yın ve Emperyalistlerin, dinsiz imansızların korktuğu şey olun Türk olun. Atatürk'ün de Oğuz Kağan'ın da bu milletten çıktığını anımsayın ve haykırın doğaya ve evrene Ne Mutlu Türk'üm Diyene...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.