ZULÜM KILICINI ÇEKEN AYNI KILIÇLA ÖLDÜRÜLÜR

’’Özü doğru olanın, sözü de doğru olur’’ demiş Hz. Ali, adeta bu sözünün tecellisi olarak özü de sözü de dürüstlük kılıcıyla kuşanmış beyefendi ve hanımefendilerin olduğu bir mekândan yani Uşak Haber Merkezi ofisi ve ekibinden bahsetmek istedim bu yazımda. Özü de sözü de doğru olan eşref-i mahlûkat hiçbir durumda doğrudan vazgeçmez zira doğrudan vazgeçmediğinden dert, çile ve cefanın alasını çeker fakat hiçbir hadise siteme ve şikayete davetiye çıkarmayacağı gibi keyfi ve yarenliği had safhada olur dürüstlüğü ile aydınlatmış olduğu insanların varlığından kaynaklı vicdan rahatlığı ile. Özü doğru olan özgürlüğü savunur kanının son damlasına kadar ’’hak, hukuk, adalet’’ der durur. Başkasının hakkını başkasından daha çok savunur ve ekmeğini başkası ile bölüşür, ekmeği yeterli değilse son kalanını da başkasına verir yoksulluğu göze ala ala. Yoksulluk ceza değildir dürüst insan için aksine kıymeti bilinmesi gereken bir lütuftur çünkü yoksulluk zenginlik gibi yalancı değildir. Yoksulluğu sever dürüst insan çünkü yoksulluk da dürüsttür kendisi gibi hayatın içinden ne varsa olduğu gibi yoksulluktadır. Gönül zenginliği ile bilinen bir ekibin içinde var olmanın ne büyük bir ihsan olduğunu bir makale ile anlatmam mümkün değil. Fakat ben yine de buradaki insanlarla tanıştıktan sonra edindiğim bilinçten, edindiğim derslerden ve ruhsal tekâmülüme destek olmalarından dolayı oluşan minnet borcumu, hayranlığımı belirterek göstermek istedim.

Ehl-i Beyt başta olmak üzere kutsal değerlerimizin ve Cumhuriyet başta olmak üzere milli değerlerimizin kavgasının yanı sıra dürüstlüğün de kavgasının verildiği bu yerde, nahak yere mal varlıklarına el konulması gazetelerinin kapatılması dahil pek çok haksızlığa maruz kalmış olmalarına rağmen yine de inandığı fikir uğruna savaşmaktan vazgeçmemiş, cefayı kendine Allah’ın verdiği bir lütuf olarak görüp gardını asla düşürmemiş, değerlerine sahip çıkma yolunda ilerlemiş, Türk milletine hiç değilse Uşak halkına daha hür bir ortam sunabilme gayesiyle hareket ederek aydınlatmış, hırsızın, hırsızlığını ortaya çıkardığı ve halka duyurduğu için çekeceği çileyi göze alarak, gerçekleri söylemekten vazgeçmemiş bir ekip. Bazılarından tek tekte bahsetmek istiyorum; yıllardır süre gelen türlü sözde siyasetçilere haddini bildirmiş ve adeta siyaset nasıl yapılır herkese göstermiş, disiplini, yaptığı işe verdiği önem, şaşkınlık uyandıracak derecede sezgilerinin ve öngörülerinin tecelli etmesi, ettiği yarenliklerle insanları kendine bağlayıcılığı ve insanlara olan nazik yaklaşımıyla beni kendine hayran bırakan cesur yürekli adam sevgili Nurullah Çavuşoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldan belki de en doğru ve hakkını vererek ilerleyen, çok daha büyük kurumsal yapıları en iyi şekilde yönetebilecek derecede politik zekası, engin bilgisi ile gerçekleştirdiği sohbetlerin akıcılığı, adaleti sağlamak adına verdiği savaş, haklının hakkını haklıdan daha çok savunan, tüm yorgunluklarına, kırgınlıklarına rağmen pes etmeden yalanı, zararlı olanı, yanlış olanı gösteren, babacanlığı, dostuna verdiği güven, düşmanına verdiği korku ile bilinen adam sevgili Erkan Çuhadar, gösterdiği sabır, güler yüz, hak yolunda ilerleyişi, hiç kimseyi ayırmaksızın insanı insan olduğu için sevmesi, tüm insanlara ve insanlığa değer vermesi, ailesine göstermiş olduğu kıymet, yardımseverliği, hoş latifeleri ve temiz kalbi ile meşhur sevgili Ramazan Yıldız, gösterdiği nezaket, ince düşünce, pozitif enerji ve çalışkanlığı ile tanıdığım sevgili Yağmur Pınar, olaylara karşı akıllıca yaklaşımı, her şekilde ve durumda gösterdiği uyumu, tam bir Türk genci olması ve delikanlılığı ile bildiğim sevgili Ali Rıza Tufan, fikirlerini, duruşunu, her alanda kullandığı becerisini ve dinlemeyi sevdiğim sevgili Mustafa Kaya, güler yüzü, samimiyeti ve başarılarıyla sevgili Gizem Çıkrıkçı, zekası, doğru üslubu ve içtenliğiyle sevgili Kübra Kevser Karataş, iş bitiriciliği, dakikliği ve kabiliyetleri ve içtenliğiyle, saygısıyla sevgili Yaşar Çavuşoğlu…

Bu insanları ortak noktada birleştiren şey yalnızca samimiyet değil, inanç. Her şeyden önce dava adamı olabilmek ve inancın uğruna savaşabilmek. Hak yolunda ilerlemek, Atatürk ilke ve inkılapları ışığı altında yaşayabilmek, Ehl-i Beyt’i yaşatmak, Uşak halkının ve Türk milletinin uğramış olduğu her türlü haksızlığa, siyasi zorbalığa ayna tutabilmek. Halkın içine nüfuz etmiş olan ve halen var olan her türlü amaç ve gayeden halkı koruyabilmek adına gerçekleştirilen bir kavganın artık umuyorum ki sonu gelmeli. Sonu gelmese bile umuyorum ki insanlığa aksedilmiş ve insanlığa reva görülmüş bunca haksızlığın her zaman burada bahsettiğim insanlar gibi tenvir edeni olmalı ve olacağına inancım da sonsuz. Uşak Haber Merkezi ve dürüstlük savaşı veren ekibi var olduğu sürece vatandaş yenilmeyecek. Çünkü burada tanıştığım insanlar son nefeslerine kadar hak arama, adaleti sağlama, aydınlatma savaşını vermeye hazır ve nazır. ’’Doğru olan sendeler yıkılmaz’’ diye bir sözü vardı bir büyüğümüzün. Tıpkı bu sözdeki sendeler gibi olsa da bazen, doğruyu söyleyen bu ekip de yıkılmaz. Bilim ile kuşatılmış hür beyinlerin olduğu, ahlakın ve kültürün her daim konuşulduğu, ille de medeniyet diyen düşüncelerin paylaşıldığı daha nice ortamların olması dileklerimle…

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü sebebiyle yazmış olduğum bu yazının devamında gazeteci nasıl olunur? Sorusuna yanıt aramaya devam edeceğim. 10 Ocakta görüşmek üzere…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.