Fethullah Gülen grubunun, hem siyasi kurumlarda hemde Devlet içinde kadrolaştığını ve bunun ileride ciddi bir risk olabileceğini, yıllar önce defaatle söylemiştik. Ancak hiç kimse bizim ikazlarımıza malesef kulak vermemişti. Hatta o dönem, şimdi FETÖ'ye galiz küfürler yağdıranlar hiç üşenmeyip, hakaret dolu mesajlar, yorumlar atarak bizleri FETÖ'ye iftira atmakla hasetlikle vs suçlayabiliyorlardı. Yine o dönem Fetöyü başka Nakşi gruplarda övüyor ve Nakşibendilik yolundaki her cemaat ya birinciliğe ya ikinciliğe Fetullah Gülen'i koyuveriyorlardı Allah'a yakınlıkta. Yani bizim şeyhimiz zamanın sahibi ama Fetullah Hocaefendi bizim şeyhten sonraki kutuptur deyiveren pek çok Nakşibendi müntesibi ile karşılaşmamız mümkündü. Şimdilerde ise FETÖ'ye karşı tepkileri doğru kullanan bazı cemaat yada gruplar, kendileri FETÖ'nün yerini alıp, siyasete ve Devlet kurumlarına sızma yapma derdinde ve aynı FETÖ'nün istikametinde.. Hatta Fetullahçılardan daha da gözü kara giden bu grupların iktidara yakın faaliyetler içinde olması, insanımızı bu konuda ciddi endişeye sevk etmekte. Doğuda PKK yerine İşit'i desteklediği iddia edilen, bazı Bakanlıkları adeta ele geçirmiş olması yetmezmiş gibi belediyeler üzerinde nüfuz edinip, kendi zenginlerini yaratmanın derdine düşen, bazı cemaatlere neden bu kadar taviz verildiği ve şımartıldığı herkesin merak konusu ve malum cemaat yada grupların bir kaç yıl içinde aynı noktaya gelebileceği noktasında halkımızın ciddi endişeleri var.
Cemaatler yada tarikatler adı her neyse, güya dini insanların daha iyi yaşayabilmesi ve dini anlatabilmek ve yayabilmek için kurulmuş illegal yapılar. İllegal diyorum çünkü tarikat diye bir olguyu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yapısının tanıma şansı olmadığı gibi resmi olarak Devlete bildirilmeyen bir örgüt oluşturmak, şayet oluşturulan örgüt yapısı, sahibi bulunduğu üye sayısı ve araç gereç bakımından suça elverişli ise bu örgütü kuranlar, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile yargılanır ki; bahsettiğimiz örgüt yapısına sahip olan makaleme konu tarikatler yada cemaatler, Devletin algısına göre kesinlikle illegaldir. Türkiye'yi geriye götürmek için dini cahiliye adetlerinden olup bu güne dek yaşattıkları bazı ritüeller ile bezeyip bidatlerle doldurduklarından, bu sözüm ona tarikatlerin tamamına yakınına Devlet irticai faaliyetleri olan örgütler olarak bakar ve yıllardır bu faaliyetler ile ve bu faaliyeti gösteren örgütler ile sözüm ona mücadele verir yada vermelidir.
Adeta kötü bir taklidi gibi durmuyor mu bu cemaat yada tarikatler Fetullahçıların? Elcevap evet. Aynen söylediğim gibi Fetullahçıların kötü birer taklidi gibi duran bu gruplarla, ilişkisi olan insanların, bu ilişkilerini hiç değilse makamlarında kullanmalarına asla izin verilmemeli. Asla bu grupların kendi çıkarları doğrultusunda mürit edindikleri insanların işgal ettiği makamlarından yada güçlerinden yararlanmasına izin verilmemeli. Sağlık camiası olduğu gibi Menzil'e adeta mecbur ediliyor şeklinde iddialar daha şimdiden almış başını gitmiş durumda. Bu gün Sağlık, yarın eğitim, öbürsü gün Orman derken bu seferde paralelcilerden boşalan yeri acaba Menzilciler yada benzeri cemaatler mi dolduracak? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi adama?
Nurculuk, Süleymancılık, Menzil, Mahmut Efendicilik, İsmail ağacılık, mealcilik vs. hepsinin de kökenine bakıyorsunuz hepsi de Nakşibendiliğin değişik türevleri. Hepsi de Arapçı, hepsi de sözde Osmanlıcı, hepsi de Arap hayranlığı körüklüyor. Hepsinde de cahiliye adetlerinden kalma; okunmuş ekmek, okunmuş şeker, cevşen, muska, tevbe vermek, evlenmemek, şifayı doktordan ziyade hocalardan aramak vs. gibi onlarca İslamla ve maneviyatla alakası olmayan bir takım adetleri var. İstisnasız hepsi de Atatürk düşmanı. Ayrıldıkları noktalar ise kimisi güya Kuranı Kerim okumayı önemsiyor ama Onların Kuran okuma biçimi bir acayip, bize hiç benzemiyor. Kimisi zikrullahı önemsiyor ama İslamda yeri olmayan bir biçimde, dillerini damaklarına dayayarak zikrediyorlar Allah'ı. Kimisi güya sadece Kuran mealine önem veriyor ama sünneti yani Ehli Beyt efendilerimizin hayatını tamamen devreden çıkartıyor. Birbirilerine asla laf söylemiyorlar ama Mevlana'ya ve yolunda gidenlere her türlü hakareti hepsi mübah görüyor mesela. Yine hiç bir tarikat ve cemaate girmeyeni müslüman kabul etmiyorlar. Şeyhlerine söz söylesen seni mürted, kafir, (din dışı) ilan ediyorlar hemen. Hepsi ama istisnasız hepsi Muaviye'yi pek seviyorlar, Yezid'e bile Hazret diyebiliyorlar söz söyletmiyorlar. Yavuz Selim'in alevi katliamını kutsuyorlar hepsi. Hepsi de Cumhuriyete ille de laikliğe düşmanlar güya şeriat istiyorlar. Şeriatten anladıkları ise hırsızın kolunu kesmek yada zina yapanı recm etmekten (taşlayarak öldürmek) ibaret. Şeriate dair başkaca bir bilgileri de yok. Ama zinanın suç olmaktan çıkartılmasına domuz etinin serbest bırakılmasına alkış tutuyorlar hiç itirazları olmuyor. Şeriat gelse önce kendilerinin kolunun kesilmesi gerekecek. Yani aslında şeriatın gelmeyeceğini çok iyi biliyorlar ve böyle bir dertleri de yok. Ama şeriat istiyoruz diyerek taraftar toplayabiliyorlar ve bizleri yani laikliği savunanları kafir ilan etmeleri son derece kolay hale geliyor.
Bizim Milletçe ve Devlet'çe, bu sözde tarikat Nakşibendilik ve türevleri ile mücadele vermemiz hem Allah'ın muradıdır hemde Devletimizin bekası için buna mecburuz. Yani müslümanlık adına kaygısı olanlar da, Devleti ve Milleti adına kaygısı olanlarda bu türden oluşumlarla, ne pahasına olursa olsun mücadeleye mecburdur. Hele hele bu cemaat yada tarikatlerin milletin malı olan Devlet kurumlarına çöreklenmelerine kadrolaşmalarına, asla izin vermemeliyiz. Sizce de bu sözde tarikatler; ileride FETÖ olmaya aday değil mi? PKK ile cilveleştiğini gördüğümüz FETÖden kurtulup, İŞİT'le cilveleşen başka bir tarikat gelip ileride başımıza bela olsun mu? Bunu istiyor muyuz? Elimizle yeni bir canavar yaratmayalım yada yaratılmasını seyretmeyelim lütfen....








arkadaş doğru söylüyor bu çağda tahrikatlarda neyin nesi akılcı olmak gerek tek doğru yol atatürkün akılcık yolu dur ..işAllah bütün tahrikatlar temizlenir.. aciz veya üç kağıtçılar ancak tahrikata girer..